Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Covıd-19'la Mücadele Özel Oturumunda Yaptıkları Konuşma

03.12.2020

Sayın Genel Kurul Başkanı,

Sayın Genel Sekreter,

Ekonomik ve Sosyal Konsey ile Güvenlik Konseyinin Saygıdeğer Başkanları,

Kıymetli Delegeler,

Sizleri şahsım ve milletim adına saygıyla selamlıyorum. Toplantımızın başarılı geçmesini, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Uluslararası toplum 21. yüzyılın en büyük küresel imtihanıyla karşı karşıyadır. Bu zorlu dönemi aşabilmenin anahtarı uluslararası iş birliği ve küresel dayanışmadır. Bu oturum işte bu nedenle son derece zamanlı ve faydalı olmuştur. Bağlantısızlar Hareketi Dönem Başkanı olarak bu girişime öncülük eden değerli kardeşim Sayın Aliyev ve Genel Kurul Başkanı Sayın Bozkır başta olmak üzere özel oturumun düzenlenmesine destek veren herkese teşekkür ediyorum.

Değerli Delegeler,

Türkiye olarak salgının ilk günlerinden itibaren uluslararası toplumla işbirliği içinde hareket ettik. Birleşmiş Milletler’in yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü, G20, MIKTA, Türk Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer uluslararası platformlardaki faaliyetlerde hep ön saflarda yer aldık. Bugüne kadar 156 ülkeye ve 9 uluslararası kuruluşa yardım sağladık.

Salgın şartlarında gıda güvenliği sorunu yaşayan ülke ve bölgelere destek oluyor, yaşlılar, engelliler, kimsesiz çocuklar gibi dezavantajlı gruplara yönelik 16 ülkede özel programlar gerçekleştiriyoruz. Gelişmekte olan bazı ülkelerde yerel kaynaklar kullanılarak, kişisel koruyucu malzeme üretilmesine yönelik eğitim programları düzenliyoruz.

Salgın nedeniyle ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kalan bazı ülkelere bütçe desteği vermeye çalışıyoruz. Özel sektörümüz de kamusal alandaki çabalarımıza katkı sağlamaktadır. Bugüne kadar 50’yi aşkın Türk firması 20’nin üzerinde ülkenin salgınla mücadelesine çeşitli şekillerde destek olmuştur.

Dünya aşı üretimi kapsamında gelen haberlere ümit bağlamıştır. Bu vesileyle aşı çalışmalarında önemli bir başarıya imza atan, oturuma da çevrimiçi iştirak eden BioNTech Firması’nın kurucuları Profesör Uğur Şahin’i ve Doktor Özlem Türeci’yi huzurlarınızda şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.

Türkiye olarak yürüttüğümüz 12’si Dünya Sağlık Örgütü listesinde bulunan 16 aşı çalışmasından birinin insan denemelerine başlamasından da büyük memnuniyet duyuyoruz.

Ülkemizin öncülük ettiği çabalar neticesinde 2021 senesi Dünya Sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Sağlık Çalışanları Yılı ilan edilmiştir. Bu kapsamda dünyanın dört bir yanında fedakârca görev yapan tüm sağlık çalışanlarına şükranlarımı iletiyorum.

İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlılık Dünya Sağlık Örgütü Coğrafi Ayrık Ofisi Eylül ayında İstanbul’da açılmıştır. Türkiye’nin özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarına verdiği desteğin tezahürü olan bu ofis salgınla yürütülen çabaları güçlendirecektir.

Kıymetli Delegeler,

Türkiye olarak güçlü tarım, gıda ve imalat sektörümüz, şehir hastanelerimiz, tecrübeli ve özverili sağlık çalışanlarımız, kuşatıcı sosyal güvenlik sistemimiz bu süreçte ülkemizin en önemli avantajları olmuştur.

Tüm dünyada bu süreçten daha fazla etkilenen hassas gruplar vardır. Tedbirlerin kapsayıcı olması, hassas ve dezavantajlı grupların ihtiyaçlarına özen gösterilmesi elzemdir. Bunun bilinciyle kadınların, çocukların, yaşlıların ve engellilerin haklarının korunmasına özel önem atfediyoruz.

Korumamız altındaki 3,6 milyon Suriyeli ülkemizdeki sağlık hizmetlerinden aynı vatandaşlarımız gibi yararlanabiliyor.

Covid-19 hastalığının bir süre daha bizimle olacağının farkındayız. Nitekim son haftalarda dünya genelinde vaka, hasta ve vefat sayılarında yaşanan tırmanış, bu gerçeği hepimize hatırlatmaktadır. Bu süreçte sadece salgınla değil aynı zamanda artan İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı ve ırkçılıkla da mücadele edilmesi gerekiyor.

Malum üyesi olduğumuz G20 Platformu tarafından başlatılan borç erteleme girişimini başından beri destekledik. Sürdürülebilir tedarik zincirleri ve dağıtım ağları konusu dâhil, yeni normale geçişi teminen çalışmalarımızı hızlandırmak mecburiyetinde olduğumuzu hatırlatmak isterim.

Salgının bize hatırlattığı bir diğer husus da, Birleşmiş Milletler sisteminin günümüz tehdit ve ihtiyaçları ışığında reforma tabi tutulması gereğidir. Birleşmiş Milletler sisteminin daha etkin, demokratik, adil ve şeffaf hale getirilmesi için Genel Kurul’un güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Sözlerime son verirken özel oturumun uluslararası toplumun salgına karşı yürüttüğü mücadeleye ivme kazandırmasını diliyorum.

Programın icrasında görev alan herkese teşekkür ediyor, sizleri bir kez daha en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.