Milli Mücadele Sergisi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

29.10.2020

Sayın Meclis Başkanımız,

Sayın Genel Başkan,

Aziz Milletim,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin ve milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını tebrik ediyorum. Bir kısmı bugün aramızda olan İstiklal Savaşımızın ve Cumhuriyetimizin kuruluşunun kahramanlarının torunlarını özellikle saygıyla selamlıyorum.

Bundan 1 asır önce İstiklal Harbimizi veren ve zaferin ardından Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Meclisimizin ve ordumuzun tüm kahramanlarını şükranla yad ediyorum.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne ülkemizin gelişmesi, büyümesi, kalkınması için çalışmış, gayret göstermiş, ter dökmüş, katkıda bulunmuş herkesi şükranla anıyorum.

Sınırlarımız içinde ve dışında ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği, devletimizin bekası uğrunda kahramanca mücadele eden tüm askerlerimize, güvenlik güçlerimize şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Tarihten ve yaşadığı coğrafyadan tamamen silinmeye çalışılan bir milletin yeniden ayağa kalkışının sembolü olan İstiklal Harbimizdeki ruh ve heyecan bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Bölgemizde yazdığımız her yeni destanla maziden atiye kurduğumuz köprüyü tahkim ediyor ve güçlendiriyoruz. İstiklal Harbimizi zafere ulaştırıp, Cumhuriyetimizi kurarak pek çok mazlum milletin gönlüne bağımsızlık ateşini biz düşürdük. Anadolu’nun üzerine bir sırtlan gibi saldıran emperyalistlerin korkusu da zaten buydu. Daha sonraki yıllarda Balkanlar’dan Güney Asya’ya kadar yayılan özgürlük ateşinin közü Anadolu’dan çıkmıştır.

Bugün de yürüttüğümüz mücadeleyle kalbi ve gözü üzerimizde olan nice mazlumlara, mağdurlara umut veriyoruz. Yaşadıklarımız bize gösteriyor ki Türk milletinin istiklal mücadelesi vatanına, bayrağına, ezanına sahip çıkmaya devam ettiği sürece bitmeyecektir.

Değerli Misafirler,

Halide Edip Hanımefendi’nin İzmir’in işgalinden yaklaşık 10 gün sonra Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmadaki duyguları esasen bugün aynen yaşıyoruz. Şöyle diyordu Halide Edip:

“Kardeşlerim, evlatlarım! Ruhu göklerde olan ecdadımız minarelerimizden yüzyılın şanlı Osmanlı tarihinin bugünkü faciasını seyrediyor. Bu tarihi bu muazzam meydanda zafer alayları yapan kahraman ecdadımızın ruhları karşısında, dünyanın bir başından bir başına at süren o namağlup erlerin gazapları karşısında başımı kaldırıyor ve diyorum ki; ben, Türk ve Müslüman tarihinin bedbaht bir kızıyım. Eskileri kadar kahraman, fakat bedbaht yeni milletin de bedbaht bir anasıyım. Bu yeni millet namına ulu ecdadımızın ruhları önünde başımı eğip yemin ediyorum. Bugün, kolları kesilmiş olan Türk milletinin geçmiş günlerdeki kadar cesur bir ruhu var. Yemin ediyorum ki göğsünü adalet ve insaniyetten alan ecdadımın ilahi namusuna hıyanet etmeyeceğiz. Asırlardan beri sinsi sinsi devam eden Avrupa’nın istila siyaseti her vakit Türk toprakları üzerinde en vicdansız bir şekilde tecelli etmiştir. Ayda ve yıldızlarda zapt edilecek Müslüman ve Türk toprakları ve milletleri olduğunu haber alsa oraya istila ordusu göndermek için mutlaka yol bulacak olan Avrupa’nın eline nihayet bir fırsat geçmiştir. Türk’e zalim ve günahkâr diyen, milletlerin günahı için mahkeme kuranların bu günahı o kadar çirkin ve sefil bir günah ki, lekesini engin denizlerin nihayetsiz suları yıkayamayacaktır. Avrupa’nın bu günahı karşısında sizin için bugün yegâne yükselen ses Müslüman dünyasının sesi! Esaret boyunduruğunun zincirleri ta canına geçmiş olan Müslüman kardeşleriniz sizin için bugün gür sesleri ile haykırıyorlar. Ben kardeş Müslüman dünyalarına da sizin namınıza yemin ediyorum. Davamız, Türkiye’nin mevcut olan hak ve istiklalinin elinden alınmamasıdır. Türkler ve Türkiye ecdatlarına ve bayraklarına ve milletimizin ebedi ve ilahi hakkına hıyanet etmeyeceklerdir.

Ya Rabbi, hakkın ve milletlerin bir mahşeri, bir mahkeme-i kübrası hazırlanıyor. Bu mahkemeye millet hakkı çiğneyen zalimler gelecektir. Ve bu zalimleri en evvel kendi milletleri mahkûm edecektir. Milletlerin ruhunda her vakit ilahi bir hak ve büyüklük vardır.

Şimdi yemin ediniz ve benimle tekrar ediniz; milletlerin ilahi hakkı ilan olunacağı güne kadar kalbimizde heyecanımız kalacak, eksilmeyecektir. 700 senenin en asil ve büyük mirası olan vakarımızı adalet ve terbiyemizi unutmayacağız. 700 senenin tarihini ağlayan minareler altında yemin ediniz; bayrağımıza, ecdadımızın namusuna hıyanet etmeyeceğiz.”

Evet, buradaki ifadeler ve gerisindeki ruh İstiklal Harbimizin manasını en güzel şekilde anlatıyor. İnşallah biz de aynı ruh ve heyecanla ülkemizi 2023’e, 2053’e, 2071’e taşıyacağız.

Değerli Misafirler,

Medeniyetimizin ve tarihimizin bize yüklediği sorumluluk elbette ağırdır, ama bir o kadar da şereflidir. Dünyada bizim gibi binlerce yıllık kesintisiz devlet geleneğine, bizim kadar kadim bir medeniyet birikimine sahip millet yoktur. Geniş bir coğrafyaya yayılan bu mirası bize unutturmak için çok çalıştılar. Kadim geçmişimizi tüm haşmeti ve zenginlikleriyle tamamen silerek takvimi bugünden başlatmaya kalkıştılar. İnancımızı, değerlerimizi, kültürümüzü yok etmek, bizi kendi ecdadımıza düşman etmek için her türlü yolu denediler. Hamdolsun bu gayretler başarılı olmadı. İnşallah ülkemizde en eski dönemlerden bugüne kadar tarihimizi yeniden hatırlayan, yeniden keşfeden, yeniden kucaklayan bir nesil yetişiyor. Başkalarına hayran olmak yerine kendine güvenen, azimle çalışan, araştıran, üreten, geliştiren, başarıya kilitlenen bir gençliğin ayak seslerini duyuyorum. Hele okul çağına henüz gelen çocuklarımızın gözlerindeki pırıltı ve konuşmalarındaki heyecan ümitlerimizi katlayarak artırıyor.

Bu çerçevede özellikle Malazgirt Zaferi’nden İstiklal Harbimize kadar uzanan ve günümüzde de süren coğrafyamızda verdiğimiz mücadeleyi çok iyi öğretmemiz gerekiyor. En büyük gücümüz, bu tarihi mirasımızdır. Bu miras hakkıyla hıfzedilmeden ne 15 Temmuz anlaşılabilir, ne Cumhuriyetimizin kıymeti bilinebilir, ne Osmanlı, ne Selçuklu mirasının farkında oluna bilinir. Bir başka ifadeyle; tarihimizi bilmeden maziden atiye kurduğumuz köprü eksik kalır, işlevsiz kalır.

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 97. yıldönümü vesilesiyle Millet Kütüphanemizde açtığımız Milli Mücadele Sergisi işte bu sürecin küçük bir kesitine ışık tutmaktadır. Sergimizde yer alan eşyalar ve belgeler İstiklal Harbimizin ve Cumhuriyetimizin ilk döneminin hatıralarını gözlerimizin önünde yeniden canlandıracaktır.

Hemen kürsümüzün önünde yer alan Çanakkale Savaşımızın sembollerinden 57. Alayımızın sancağı bunlardan biridir. Gazi Mustafa Kemal bu sancağın sahibi olan 19. Tümene bağlı 57. Alayımızın askerlerine: “Sizlere taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyerek Çanakkale geçilmez destanının omurgasını inşa etmiştir.

Gençlerimiz her yıl Gelibolu’da yaptıkları Vefa Yürüyüşü ile 57. Alayımızın adını ve hatırasını yaşatıyorlar.

Bugün İstiklal Harbi kahramanlarının hayattaki yakınlarından bir kısmının bizimle birlikte olması sergimizi daha da anlamlı hale getirmiştir. İştirakleri için kendilerine şahsım, eşim, milletim adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

Sergimizin düzenlenmesinde emeği geçen herkesi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.