Kabine Toplantısının Ardından Yaptıkları Konuşma

20.10.2020

Aziz Milletim,

Değerli Basın Mensupları,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugünkü Kabine Toplantımızda sağlıktan güvenliğe ve yatırımlara kadar ülkemiz içinde ve dışında yaşanan pek çok gelişmeyi kapsamlı bir şekilde ele aldık.

Öncelikle Pazar günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan seçimlerde Kıbrıs Türk halkının teveccühü ile Cumhurbaşkanlığı görevine seçilen Sayın Ersin Tatar’ı şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.

Bu seçim, bölgemizde Kıbrıs Adası’nı doğrudan ilgilendiren gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Kıbrıs Türklerinin sandıkta ortaya koydukları tercihi Türkiye ile birlikte ortak bir gelecek kurma kararlılığının nişanesi olarak görüyoruz. Rum Kesimi’nin Avrupa Birliği’ni de istismar ederek sergiledi adanın diğer hak sahibini yok sayan bencil ve şımarık politikaları bir kez daha Kıbrıs Türk’ünün iradesine çarparak yerle yeksan olmuştur.

Doğu Akdeniz’in tamamını kapsayan siyasi ve ekonomik etki alanı mücadelesinde Türkiye’nin gösterdiği adil ve güçlü duruşa Kıbrıs Türkleri de sahip çıkmıştır. Bu vesileyle demokrasiye, haklarına ve özgürlüklerine olan bağlılıklarını sandıkta ortaya koyan tüm Kıbrıslı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Sayın Tatar’a Cumhurbaşkanlığı görevinde başarılar diliyorum. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücü ve imkânlarıyla Kıbrıs Türkü’nün yanında yer almayı sürdürecektir.

Geçtiğimiz günlerde milletimizin tüm fertleriyle birlikte sevincini yaşadığımız bir diğer önemli haberi Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahasında aldık. Fatih Gemimizin Tuna-1 kuyusundaki sondajlarında keşfedilen rezerv miktarı 405 milyar metreküpe ulaştı. Bu kuyudaki çalışmalarını tamamlayan Fatih Gemimiz, önümüzdeki ay yine Sakarya Gaz Sahasındaki Türkali-1 kuyusunda sondaja başlayacak. Elimizdeki veriler Türkali-1 kuyusundan da en az Tuna-1 kuyusu kadar önemli ve verimli keşif haberleri alabileceğimize işaret ediyor. Bir asrı aşkın süredir hidrokarbon kaynaklarına sahip olma arayışı içinde bulunan Türkiye, nihayet kayda değer bir netice elde edebilmiştir.

Dünyanın son bir asrında bu uğurda nice savaşlar çıkartılmış, nice çatışmalar körüklenmiş, nice ülkeler bölünmüş, nice masumların kanı oluk-oluk akıtılmıştır. Pek çok toplumun böylesine ağır maliyetle elde ettiği bir zenginliğe bizim sadece çalışarak, emek vererek, alın teri dökerek sahip oluşumuz en az kaynağın kendisi kadar önemlidir. Karadeniz’de keşfedilen doğal gazın her metreküpü bu ülkenin ve milletin refahı, huzuru, güvenliği ve geleceği için kullanılacaktır. Gazın sisteme verilmesiyle milletimiz bu hizmete daha hesaplı şekilde ulaşma imkânı elde edecektir. Aynı şekilde buradan elde edilecek kazancın her kuruşu yine milletimiz için harcanacaktır.

Bir kez daha bu keşfin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Aziz Milletim,

Dün İbn Haldun Üniversitesi’ne ait külliyenin açılış töreni vesilesiyle sosyoloji ilminin kurucusu bu büyük tarihçi, siyaset bilimci ve devlet adamını hayırla yâd etme imkânı bulduk. İbn Haldun’un daha sonra pek çok düşünür ve devlet adamı tarafından tekrarlanan tespitlerinden biri de, “Coğrafya kaderdir” ifadesidir. Yaklaşık 600 yıl önce ortaya konan bu analiz asırlara sari tartışmaların özetini oluşturur. Tabii buradaki kader sözü dini anlamının ötesinde tarihi ve toplumsal tespitler üzerinden yapılan bir değerlendirmeyi anlatır. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşananlara baktığımızda bu tespitin lafzi ifadesinin ötesindeki derin manasını daha iyi görebiliyoruz. Türkiye, bir yanı Avrupa’ya, bir yanı Asya’ya, bir yanı Afrika’ya uzanan, kıtaları birbirinden ayıran Akdeniz ve Karadeniz gibi iki kadim iç denizi birbirine bağlayan coğrafyanın tam merkezinde yer alıyor.

Bu topraklar insanlığın bilinen en eski tarihine, bilinen en eski medeniyetlerine, bilinen en eski mücadelelerine ev sahipliği yapıyor. Bilindiği gibi tarih kitaplarının yeniden yazılmasını gerektirecek öneme sahip en eski yapı topluluğu Şanlıurfa’mızda Göbeklitepe’de bulunuyor. Yine tarihin en eski anlaşmaları, paraları, şehir planları, kütüphaneleri, su kanalları, ticaret yolları, farklı inançların ibadethaneleri hep bizim ülkemizin sınırları içindedir. Bugün de dünyadaki siyasi, ekonomik, ideolojik ve askeri çatışmaların çok önemli bir kısmı çevremizde cereyan ediyor. Türkiye tüm bu fotoğraf içinde istikrarı ve gücüyle adeta bir barış, huzur, güven, refah adası olarak kararlılıkla hedeflerine yürümeyi sürdürüyor.

Elbette bölgemizdeki tüm krizleri sınırlarımız içine taşıma senaryoları, planları, gayretleri oldu. Terör örgütlerinin saldırılarından darbe girişimlerine, ekonomik tuzaklardan siyasi dışlama gayretlerine kadar her yöntem devreye sokuldu. Hamdolsun tüm saldırıları boşa çıkarmayı, tüm oyunları bozmayı başardık. Bu süreçte uluslararası kuruluşların ve güya demokrasi bayraktarı devletlerin çoğu ülkemize karşı sergiledikleri çifte standartla gerçek yüzlerini ortaya koydular. Biz bir yandan karşımızda kim varsa onun yanında yer almayı temel politikaları haline getiren bu yapıların ikiyüzlülüğünü ifşa ederken, diğer yandan kendi çizdiğimiz yolda ilerlemeyi sürdürdük.

Türkiye büyüdükçe ve güçlendikçe ilgili alanları doğrudan veya dolaylı şekilde müdahil olduğu hususlar tabi olarak genişlemektedir. Bu ilginin bir kısmı tarihi, vicdani ve ahlaki duruşumuzdan, bir kısmı da üzerimize binen yüklerin getirdiği mecburiyetlerden kaynaklanıyordu. Mazlumun, mağdurun, hakkın, adaletin yanında dimdik yer almaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Balkanlardan Kafkaslara, Asya’dan Afrika’ya kadar her coğrafyada gözünü ve kalbini bize yöneltmiş her kardeşimizin yanında olduk, olmayı sürdüreceğiz.

Irak’ın terör örgütlerinin cirit attığı bir yer haline gelmesine göz yummadık, yummayacağız. Suriye’deki milyonlarca kardeşimizi zalim rejimin ve terör örgütlerinin pençesine terk etmedik, etmeyeceğiz. Libya’da bir darbecinin ülkeyi göz göre göre parçalamasına rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarının pervasızca gaspına boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını kurtarma mücadelesine tüm kalbimizle ve imkânlarımızla destek verdik, vereceğiz.

Merkezinde yer aldığımız coğrafyanın bize yüklediği hiçbir sorumluluktan kaçmadık, kaçmayacağız. Bin yıldır vatanımız olarak gerektiğinde canımız pahasına sahip çıktığımız bu coğrafyadan bizi tasfiye etme hayallerinden vazgeçmeyenlere daha çok kabuslar yaşatacağız. Milletimizin istiklaline ve istikbaline, bayrağımıza, ezanımıza, devletimize, vatanımıza uzatılan her eli kıracağız. Malazgirt’ten Çanakkale’ye uzanan ve günümüzde sürekli yeni cepheleri açılan büyük mücadelenin her safhasının mesajlarını nesilden nesile aktararak, maziden atiye kurduğumuz köprüyü sürekli güçlendireceğiz.

Bu süreçte en büyük güç ve en büyük güç kaynağımız milletimizin birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkarak bize verdiği destektir. Ne tarihte, ne kendi siyasi hayatımda beşeri düzeyde milletin gücünün üstünde bir güç, milletin iradesinin üstünde bir irade tanımadım, görmedim, bilmiyorum.

İnşallah ülkemize 2023 hedeflerine bu güzel tablo sayesinde ulaştıracak, evlatlarımıza güçlü ve müreffeh bir Türkiye bırakacağız. Rabbim bu kutlu yolda emeği, katkısı, desteği, duası olan herkesten razı olsun.

Aziz Milletim,

Terör örgütlerinin küresel düzeyde etkinliği artan saldırıları ve tüm hızıyla süren koronavirüs salgını tüm dünyada bir panik haline yol açtı. Zahirde çok güçlü gözüken nice devletin terör ve salgın tehdidi karşısında kökünden sarsıldığını gördük. Daha düne kadar kimi parasına, kimi silahına, kimi sırtını dayadığı küresel yapılara güvenerek efelik taslayan devletler bugün artık giderek derinleşen sosyoekonomik sıkıntılarla boğuşuyor.

Demokrasi, özgürlükler, hak ve adalet adına diğer ülkeleri yerden yere vuranlar her geçen gün kendi içlerine kapanarak hızla ırkçılık ve ayrımcılık bataklığına saplanıyor.

Küresel ve bölgesel tüm dengeler yerlerini yenilerine bırakmak üzere hızla yıkılıyor.

Türkiye yeni küresel ve bölgesel arayışlarının güçlü siyasi ve ekonomik yapısıyla yükselen yıldızı konumundadır. Ülkemizin yaşadığı kimi sıkıntılara rağmen krizlerden olumlu yönde ayrıştığını izan ve vicdan sahibi herkes kabul ediyor. Siyasi ve askeri olarak sahada etkinlik gösterdiğimiz alanı genişlettikçe önümüze çıkan fırsatların tehditlerden çok daha büyük olduğunu görüyoruz. Girdiğimiz mücadelelerden başarıyla çıktıkça bölgemizle birlikte tüm dünyaya umut aşılıyor, umut veriyoruz. Bu tablo elbette birilerini rahatsız ediyor. Karşılarında geçmişte iki çift lafla veya birkaç küçük hamleyle sindirdikleri Türkiye’nin olmadığını gördükçe de öfkeleri artıyor. Kimileri bu öfkeyi içlerinde tutup siyasi manevralarla üzerimize gelirken, kimileri de kendilerini, kinlerini ve nefretlerini açıkça sergilemekten alıkoyamıyor. Dışarıdan yapabildikleri her şeyi zaten yapıyorlar, bunun yanında da içeride de kendilerine destek olacak kişiler devşirmeye, yapılar kurmaya çalışıyorlar, üstelik bunu açıkça söylüyorlar. Yıllarca Türkiye’deki yönetimleri, demokrasiyi yeterince uygulamamakla itham edenler, şimdi demokrasi dışı yollarla ülkemizde yönetim değiştirme hesabı içine girmiştir.

Biz ülkemizde darbeler ve vesayet döneminin kapandığını söyledikçe, birileri buna eski Türkiye’nin hastalıklarını hatırlatan imalı hezeyanlarla cevap veriyor. Biz milli iradenin üstünlüğüne, demokrasiye, hukuka vurgu yaptıkça, darbe ve vesayet heveslilerinin çirkin yüzleriyle ve aşağılık üsluplarıyla karşılaşıyoruz. Bunların hepsini de eski devri alışkanlıklarıyla yapılan son çırpınışlar olarak değerlendiriyoruz. Allah’ın izni ve milletimizin ferasetiyle artık bu ülkede hiç kimsenin vesayeti milli iradenin üzerine çıkartmaya da, demokrasiyi tankların altında çiğnetmeye de gücü yetmeyecektir.

Millete söyleyecek sözü, anlatacak projesi, kuracak ortak hayali, paylaşacak sevinci olmayanların son ümidi, dışarıdan gelen destek vaadidir. İşte bunlara kötü bir haberimiz var, eskilerin kendisi muhtaca himmet dede, nerede kaldı gayrıya himmet ede dedikleri şekilde destek bekledikleri yerler artık kendi canlarının derdine düşmüş durumdadır, bunu böyle bilsinler. Oralardan belki umdukları sözleri duymaya devam edebilirler, ama bekledikleri somut desteği asla bulamazlar.

Kendilerine tavsiyemiz, eski devir alışkanlıklarını bir kenara bırakıp bizim yaptığımız gibi gözlerini ve gönüllerini sadece milletimize çevirmeleridir. Halkımızın 2023 seçimlerinde bu değerlendirmeyi en güzel şekilde yapacağına ve herkesi hak ettiği yere yerleştireceğine inanıyorum.

Aziz Milletim,

Hükûmet olarak bir yandan sağlıktan eğitime, güvenlikten dış politikaya kadar her alanda hizmet ederken, diğer yandan da 10 yıl, 20 yıl, 50 yıl sonrasının vizyonunu oluşturuyoruz. Bundan yaklaşık 10 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilk açıkladığımızda birilerinin nasıl bizi müstehzi bir ifadeyle süzdüğünü hazırlıyoruz. Bizim sadece seçim kampanyasında kullanılıp sonra bir kenara bırakılacak bir slogan icat ettiğimizi sanıyorlardı. Halbuki biz Cumhuriyet tarihindeki en iddialı demokrasi ve kalkınma programıyla kamuoyunun karşına çıkıyorduk. Milletimiz de bizi anladı ve durmak yok yola devam diyerek önümüzü açtık. İşte şimdi 2023’e şurada 3 yıl kaldı. Türkiye bunca zamandır nice badireleri 2023 hedeflerinin rehberliğinde ve aydınlığında aştı. Gezi olaylarından 17-25 Aralık kumpaslarına, terör saldırılarından sınırlarımızın tacizine, siyasi ve ekonomik nice sinsi tuzaklara kadar pek çok sınamayı bu çıpa sayesinde savrulmadan başarıyla verdik. Attığımız her adımın bir sonrasını hep bildiğimiz ve gördüğümüz için hiçbir zaman yönümüzü şaşırmadık. Sağlıktan savunma sanayine kadar pek çok alanda son dönemde hızlandırdığımız projeler, verdiğimiz emekler, elde ettiğimiz neticeler sayesinde bugün güvenle ve huzurla yolumuza devam ediyoruz.

Karşımıza çıkanlar adeta rüzgargülü gibi her gün başka şeyler söyleyip başka istikametlere yelken açarken, biz menzilimizden sapmadık. Rotamızı bozmaya çalışanların önüne başka meşgaleler koyarak asıl yolumuzu hep açık tuttuk. Günlük meselelerle uğraşırken evlatlarımıza emanet edeceğimiz gelecek vizyonunu şekillendirmeyi de ihmal etmedik.

İnşallah bir sonraki safhada 2053 vizyonumuzla milletimizin karşısına çıkacağız. Bu vizyonu kısa, orta ve uzan vadeli hedeflere dönüştürecek çalışmalara başladık. Her alanda yürüyen bu hazırlıklar tamamlandığında, inşallah önümüzdeki 30 yılın yol haritası elimizde olacak. Bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeler ülkeler ve milletler için böyle bir vizyonunun ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Küresel düzeyde yaşanan yeniden yapılanma sürecinde ülkemizin hangi alanda tam olarak nereye yöneleceğinin kararını işte bu çalışmayla belirleyeceğiz.

Şimdi birilerinin çıkacağını, birkaç rakam sıralayarak siz daha 2023 hedeflerine ulaşamadınız, hangi 2053’ten bahsediyorsunuz, diyeceğini biliyoruz, çünkü biz bu zihniyeti ciğerlerine kadar tanıyoruz. Bunlardan istikamet doğru olduktan sonra diğer hususların er veya geç gerçekleşeceği gerçeğini görmelerini kabullenmelerini ve ikrar etmelerini beklemiyoruz, ama hakikat budur, bunu bilmeleri lazım.

Türkiye’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği yapısal reformlar sadece çok daha büyük hamlelerin temeliydi. Bu temel üzerinde 2053 vizyonumuzun esasını oluşturacak olan büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına yeni başlıyoruz. Eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, ulaşım, enerji, tarım, sanayi, ticaret, spor gibi tüm alanlarda mevcut altyapı üzerinde geleceğin Türkiye’sini kurmak üzere harekete geçiyoruz. Her hal ve şart altında olduğu gibi, bu hususta da tek baktığımız yer milletimizdir. Vizyonumuzu 83 milyonun ortak hayallerini, hedeflerini, beklentilerini, taleplerini kuşatacak şekilde şekillendiriyoruz. İnşallah 2023 yılında hem hedeflerimize ulaşmanın sevincini, hem yeni vizyonumuzu milletimizle paylaşmanın heyecanını birlikte yaşayacağız.

Aziz Milletim,

Konuşmamı bitirmeden önce bugünkü Kabine Toplantımızda değerlendirdiğimiz bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. Ulaşım araçları başta olmak üzere çok sayıda insanın bir arada bulunduğu mekanlar ve etkinliklerle ilgili denetimler etkin şekilde sürdürülecek. Özellikle temaslı kişilerin takibi çok daha sıkı şekilde yapılacak.

Yerli aşı çalışmalarında iki hafta içinde insan üzerinde deneme safhasına ulaşılacağı görülüyor. Dünyadaki aşı çalışmalarının ülkemize uygulanabilirliği hususunda da önemli gelişmeler kaydettik. Bu husustaki somut adımları yılsonuna atmış olmayı ümit ediyoruz. Hedefimiz önümüzdeki bahar aylarına kadar aşı meselesini tamamen çözmektir.

Eğitimde yeni bir adım atarak; ortaokullarda beşinci sınıflarda, liselerde dokuzuncu sınıflarda yüz yüze eğitim öğretim faaliyetlerini 2 Kasım tarihi itibariyle başlatıyoruz. Halen uzaktan eğitimin sürdüğü diğer sınıflarla ilgili tarihi de gelişmelere bakarak en yakın zamanda kamuoyuna ilan edeceğiz.

Salgın döneminde sosyal destek, kısa çalışma ödeneği, işsizlik ödeneği, normalleşme desteği gibi başlıklar altında milletimizin hizmetine sunduğumuz kaynak tutarı 39 milyar lirayı buldu. Bilindiği gibi 17 Ekim Birleşmiş Milletler tarafından yoksullukla mücadele günü olarak kabul edilmiştir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, düsturuyla ülkemizde yoksullukla mücadele konusunda en kapsamlı programları biz hayata geçirdik. Hükümete geldiğimizde yılda 2 milyar lirayı bulmayan sosyal yardımları geçtiğimiz yıl 55 milyar liraya çıkardık. Böylece sosyal yardımların milli gelirimizin içindeki payını yüzde 0,38’den, yüzde 1,27 seviyesine ulaştırdık. Türkiye Birleşmiş Milletler verilerinde artık yüksek insani gelişmişlik seviyesine sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Dul, öksüz, yetim, yaşlı, hasta, asker ailesi, öğrenci gibi kesimleri özellikle destekliyoruz. Milletimiz de bu çabalarımıza her türlü katkıyı sağlıyor. Mesela, “Biz Bize Yeteriz” kampanyasında toplanan Ana Muhalefete ve diğerlerine özellikle sesleniyorum, toplanan 2 milyar 80 milyon liralık kaynağı hane başı bin lira olarak ihtiyaç sahiplerine dağıttık. Normalleşme desteği kapsamında 202 bine yakın iş yerinde çalışan 1 milyon 400 bin sigortalımıza 1,1 milyar lira prim desteği verdik. İstihdamla ilgili kalıcı düzenlemeler içeren bir pakette geçtiğimiz hafta Meclis’e sunuldu. Şehit çocukları ile harp ve vazife malullerinin kendilerine ve çocuklarına verilen eğitim öğretim yardımı rakamını 2020-2021 yılı için ilkokul ve ortaokul da 2317 lira, lisede 3475 lira, yüksekokulda 4634 lira olarak belirledik. Toplamda 19440 öğrenciyi kapsayan ödemeler mevcut kayıtlara göre herhangi bir müracaata gerek kalmaksızın bu hafta içinde yapılacak.

Diğer yandan üniversite gençliğine de bir müjde vermek istiyorum. Lisans seviyesindeki öğrencilerimiz için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK vasıtasıyla kısa adı STAR olan Stajyer Araştırmacı Burs Programını başlatıyoruz. Lisans eğitiminin her seviyesindeki bin gencimizi TÜBİTAK enstitülerinde ya da TÜBİTAK tarafından desteklenen araştırma projelerinde görev almak suretiyle bu programdan faydalanabilecek. Ülkemizde ilk defa hayata geçen bu denli büyük proje tabanlı lisans burs programının gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.