Menemen – Aliağa – Çandarlı Otoyolu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

22.02.2020

Sevgili İzmirliler,

Değerli Kardeşlerim,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Açılışını yapmakta olduğumuz Menemen–Aliağa– Çandarlı Otoyolu’nun ülkemize, şehrimize ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir aynı zamanda en önemli sanayi ve ticaret bölgelerimizden birinin merkezi durumundadır.

Kardeşlerim,

İzmir’i PETKİM ve TÜPRAŞ başta olmak üzere büyük sanayi tesislerinin bulunduğu Aliağa ile ülkemizin en önemli limanlarından birini inşa edeceğimiz Çandarlı’ya bağlıyor. Bu bölgede kuzey güney istikametinde ortaya çıkan yoğunluk ister istemez şehir içi trafiğin de sıkışmasına yol açıyordu. Böylece otoyolumuzun geçtiği tüm güzergahlardaki şehir içi trafiğini de rahatlatıyoruz. Bu otoyolun Çiğli-Harmandalı-Koyundere bölümlerini peyderpey hizmete açmıştık. Bugün Koyundere-Aliağa-Çandarlı kısmını da hizmete vererek, bağlantı yollarıyla birlikte 96 kilometrelik projenin tamamını bitirmiş oluyoruz. Toplam yatırım bedeli 455 milyon Euro olan projemiz yol kısmı yanında 14 köprülü kavşağı, 5 hemzemin kavşağı, 1 tüneli, 38 köprüsü ve 8 viyadüğü ile gerçekten İzmir’e yakışır bir eser oldu. İzmir’den yola çıkan bir araç bu otoyol sayesinde en fazla 40 dakika içinde Çandarlı’ya ulaşabilecek. Esasen bu proje İzmir-Aydın, İzmir-Çeşme ve İzmir-Çevre Yolu projelerinin devamı niteliğindedir. Ayrıca bu proje sayesinde İzmir’e kadar uzanan Bursa-İstanbul Otoyolu da daha etkin şekilde kullanılabilecek. Yine bu otoyol inşası süren İzmir-Ankara ve İzmir-İstanbul hızlı tren projeleriyle, diğer raylı sistemleri de destekleyecek. Sadece ülkemizin değil, dünyanın en güzel sahil kasabalarına sahip İzmir’in turizm potansiyeli bu proje ile çok daha üst bir seviyeye çıkacak. Otoyol projesi özellikle güzergahında bulunan tarihi ve kültürel eserlere zarar vermeyecek şekilde planlandı ve uygulandı. Mesela, Larissa Antik Kenti bölümü bu tarihi mirasa zarar verilmemesi için tünelle geçildi. Yine yapılan bir arkeolojik köprüyle bir başka antik kente giden yolun ve eserlerin korunması sağlandı.

Kardeşlerim,

Zamandan, vakitten ve yakıttan sağladığı tasarrufla çevreye ve tarihe duyarlı tasarımıyla her ulaşım projesi gibi bu otoyolun da ülkemize çok büyük katkısı olacaktır. 2020 yılı trafik değerlerine göre bu otoyolun sadece iş gücü ve akaryakıt olarak ülkemize katkısı lütfen dikkat, 255 milyon lira olarak hesaplanıyor. Bu otoyolun İzmir’imize ve ülkemize kazandırılmasında emeği geçen kurumlarımızı, firmalarımızı, bakanlarımızı, özellikle mühendisinden işçisine herkesi şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.

İzmir’e bu güzel hizmeti kazandırdığımız günde bu şehrin milletvekillerinin tamamının aramızda olmasını isterdik. Aynı zamanda İzmir Milletvekili olan Sayın Kılıçdaroğlu’na da Meclis’teki Grup kürsümüzden bu çağrıyı yaptım. Aranızda mı yoksa? Ben göremiyorum. Maalesef aramızda yok. Halbuki biz İzmir’in ve İzmirlilerin hayrına olan her durumda her mutlu günlerinde yanlarında olmaya özel ehemmiyet veriyoruz. Bu ülkenin 83 milyon vatandaşının Cumhurbaşkanı olarak herkes gibi İzmirlilerin de hizmetindeyiz. İnşallah önümüzdeki dönemde bu anlayışla İzmir’i çok daha büyük projelerle donatmayı sürdüreceğiz.

Değerli kardeşlerim,

Türkiye’nin diğer 80 vilayeti gibi son 17 yılda yaptığımız 17 katrilyon lira tutarında yatırımla İzmir’in de çehresini değiştirdik. Eğitimde şehrimize 10 bin 91 adet yeni derslik yaptık, 3 yeni devlet üniversitesi kazandırdık. Yükseköğrenim öğrencilerimiz için 7 bin 117 kişi kapasiteli yurtlar yaptık. Bununla kalmıyor toplamda 14 bin 500 kişi kapasiteli 8 adet yükseköğrenim yurdunu da yakında açıyoruz. İzmir’in dört bir yanına çeşitli branşlarda spor tesisleri inşa ettik.

Kardeşlerim,

Sevgili Gençler,

Göztepespor’u stadyumuna kavuşturduk mu? Alsancak Stadyumu’nun inşasında da sonlara yaklaşıyoruz. Bizim dışımızda yaşanan birçok aksaklığa rağmen Karşıyaka’yı da stadyumuna kavuşturmak için gayretlerimiz sürüyor. İzmir’e iki millet bahçesi kazandırıyoruz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza bugüne kadar yaklaşık 6 katrilyon lira tutarında sosyal yardım yaptık. Şehrimizde 35’i hastaneden oluşan toplam 110 sağlık tesisini tamamlayıp, hizmete sunduk. Halen 2 bin 60 yataklı Bayraklı Şehir Hastanemizle birlikte 5 hastanemizin daha yapımı devam ediyor. Son 17 yılda İzmir’de 19 bin 500 adet konut projesini TOKİ vasıtasıyla hayata geçirdik. Doğal afetlere karşı şehirlerimizi güçlendirme çalışmalarımız kapsamında İzmir genelinde 44 bin 279 bağımsız birimde riskli yapı tespiti yaptık. Bunlardan 37 bin 260 bağımsız birimin yıkımını gerçekleştirdik. Kentsel dönüşüm çalışmalarında evlerini boşaltan İzmirli vatandaşlarımıza bugüne kadar 228 milyon lira kira yardımı sağladık. İzmir’in bölünmüş yol uzunluğunu 523 kilometre ilave ile 926 kilometreye çıkardık. İstanbul-İzmir Otoyolu ile ortalama 8-9 saat süren İstanbul yolculuğunu 3,5 saate, Bursa’yı 1 saate, Eskişehir’i 2-2,5 saate düşürdük.

Kardeşlerim,

Manisa yolu üzerindeki Sabuncubeli Tüneli ve bağlantı yollarını, Konak Tünelini hizmetinize sunduk mu? Demir yollarında 27 kilometrelik Kemalpaşa Demiryolu bağlantısını 136 kilometrelik Aliağa-Selçuk arasındaki İZBAN’ı şehrimize kazandırdık mı? Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesine demir yolu bağlantı hattını kurduk mu? İzmir-Ankara arasını 3,5 saate düşürecek İzmir-Ankara Yüksek Hızlı Tren Hattı’nın da şu anda yapımı devam ediyor.

Halkapınar-Otogar Metro Hattı’nın etüdünü tamamladık, yakında ihalesine çıkıyoruz. İçinde otoyol ve raylı sistemlerin olduğu İzmir Körfez geçişi projemizin etüt projesini tamamladık imar planı çalışmaları sürüyor. Selçuk-Ortaklar arasında yeni bir demir yolu hattı ve ikinci hat yapımının proje çalışmaları tamamlandı. Adnan Menderes Havalimanı’nı baştan aşağı yeniledik.

Tarımda İzmir’e son 17 yılda yaklaşık 4,5 milyar lira hibe desteği verdik ve 6,6 milyar lira da orman, su yatırımı yaptık. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında 38 projeye toplam 23 milyon liralık hibe ödemesi gerçekleştirdik. Tarıma dayalı ihtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi’ni İzmir Dikili’de kuruyoruz. Organize Sera Bölgesi’yle toplamda 1 milyar liralık yatırım yapıyoruz. 2020 yılında İzmir ve ilçelerinde toplam 46 adet Tarım Kredi Kooperatif Marketi’ni hizmete açacağız. Bu sene 70 bin 500 dekar alanda çalışma yaparak 26 milyon fidanı toprakla buluşturacağız. Yine bu yıl, 4 milyon adet fidan üreteceğiz. Kemalpaşa Nazarköy’de ormanlık alanda 20 kilometre yürüyüş parkuru olan ve 3 bin yıllık Hitit Anıtını ön plana çıkaran eko turizm alanı açacağız.

Kardeşlerim,

Coşkunuza çok teşekkür ediyorum. İzmir’imizde bir şehir ormanı, 8 mesire yeri ve 3 bal ormanı tesis edeceğiz. Bugüne kadar 28 baraj ve 3 gölet inşa ettik, 14 baraj daha inşa ediyoruz. Son 17 yılda yaptığımız sulama tesisleriyle 547 bin dekar araziyi sulamaya açtık. İzmir kısa bir süreye kadar susuz muydu? Susuzdu. Biz Gördes Barajı’nı yaptık onunla İzmir’i suya kavuşturduk. Halbuki bu görev İzmir Büyükşehir’indi ama yapmadılar, yapamadılar, onu da biz gerçekleştirdik.

Kardeşlerim,

Sanayide 3 yeni organize sanayi bölgesi, 2 endüstri bölgesi, 4 teknopark, 91 araştırma, geliştirme merkezi, 29 tasarım merkeziyle şehrimizi cazibe merkezi haline dönüştürdük. Verdiğimiz teşvikler ve kurduğumuz organize sanayi bölgeleri sayesinde son 17 yılda İzmir’de ilave 174 bin 400 istihdam sağladık. Endüstri bölgeleri tam kapasiteyle üretime geçtiğinde cari açığımızı yılda 2 milyar dolara yakın azaltacak İzmir ve 25 ilçesine doğalgazı getirdik. İnşallah önümüzdeki dönem de bu yatırımları daha fazlasını İzmir’in hizmetine sunmayı sürdüreceğiz. Ben de sizlerin yanınızdayım. Unutmayın beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor.

Kardeşlerim,

Türkiye’nin terörden ekonomiye kadar geniş bir alanda verdiği mücadele kelimenin tam anlamıyla yeni bir istiklal harbidir. İzmir düşman mezalimine uğramış, özgürlüğü için savaşmış, bedeller ödemiş, sonuçta da zafere ulaşmış bir şehir olarak bu mücadelenin anlamını gayet iyi biliyor. Dönem değiştiği için mücadelenin biçimi de değişmiştir. Gençler, artık kimse öyle karşınıza dikilip sizinle alenen savaşmıyor. Nice sinsi yol ve yöntemle sürdürülen kuralsız bir mücadeleyle karşı karşıyayız. Milletimiz hamdolsun bu durumun farkındadır ve tüm gücüyle yanımızdadır. Ülkemizde iç siyaset ile dış politika arasında bir ilişki her zaman olmuştur. Bizim vesayete, terör örgütlerine, sınırlarımızın kuşatılması girişimlerine, ekonomimize yönelik saldırılara karşı verdiğimiz mücadelelerin hepsinde de karşımızda bir ittifak vardır, bu ittifakın bir ayağı içerideydi, bir ayağı dışarıdaydı. Ülkemizde Gezi olaylarından beri yaşanan hiçbir hadise kendi tabii mecrasında gelişerek ortaya çıkmamıştır, hepsinin de gerisinde bir senaryo, bir tuzak, bir taktik vardır, bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye Suriye’de, Libya’da, Akdeniz’de gerçekten kritik bir mücadele verirken bir anda içeride hiçbir dayanağı olmayan tartışmaların başlatıldığını görüyoruz. Bu tartışmaların amacı asla ülkemizin demokratik, ekonomik ve güvenlik mücadelesine katkıda bulunmak değildir. Tam tersine bu tartışmalarla Türkiye’nin enerjisi heba edilmek isteniyor. Bu oyunlara gelmeyeceğiz, kendi işimize bakacağız. Ülkemizin sorunlarını çözme, devletimizi güçlendirme, milletimizin refahını arttırma tartışmalarına kesintisiz devam edeceğiz, boş tartışmalarla geçirecek tek bir anımız bile yoktur. Ortaya atılan her iddiaya, ithama, iftiraya gereken cevapları verirken, asıl işlerimize de dört elle sarılacağız.

İzmir’deki şu güzel manzaranın bize verdiği mutluluğu hiçbir polemiğe, hiçbir art niyetli tartışmaya değişmeyiz. Ne diyor o güzel kelam-ı kibarda? Kamil odur ki, koya dünyada eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser.

Evet, biz bugüne kadar hep eserlerimizle konuştuk, inşallah bundan sonra da yine eserlerimizle konuşmaya, yaşamaya devam edeceğiz. Varsa bizimle eser konusunda, proje konusunda, icraat konusunda yarışacak birileri buyursun çıksın karşımıza hodri meydan diyoruz. Ama ömrü boyunca ortaya tek bir eser bile koyamadıkları halde sadece ve sadece dedikoduyla, iftirayla, yalanla, hakaretle varlık gösterenlere de meydanı boş bırakmayacağız, zaten meydanda siz varsınız. Hem onların ağızlarının payını vereceğiz hem de yatırımlarımıza son sürat devam edeceğiz.

Değerli kardeşlerim,

Türkiye’nin Suriye ve Libya politikaları ne bir maceradır, ne de keyfe keder bir tercihtir. Şayet bölgemizde yaşanan güç değişimlerinde ülkemize hakkı olan konuma oturtmazsak Allah göstermesin önümüzdeki dönemde bize bu topraklarda hayatı zindan ederler. Bunun için ülke ve millet olarak yeni bir istiklal mücadelesi verdiğimizi söylüyoruz. Bu mücadelede ülkemizin çıkarları ile diğer güçlerin çıkarları zaman zaman çatışıyor. Gerekirse tek başımıza adımlar atarak ülkemizi doğru hedeflerine götürmeye çalışıyoruz. Hamdolsun artık Türkiye’nin gücü ve kapasitesi bağımsız siyaset izlemeye ve bunu sahada hayata geçirmeye yeterlidir. Yürüttüğümüz mücadelelerde hem siyasi ve diplomatik hem de gerektiğinde askeri gücümüzü en üst düzeyde kullanıyoruz. Masada ve sahada olayların gidişatını değiştirebilmek için ne gerekiyorsa onu yapıyor, tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Kararlı duruş sergilediğimiz her meselede Allah’a şükür netice almayı başardık. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda bugün sıkıntı yaşadığımız noktaların sebebinin geçmişte yeteri kadar güçlü duruş sergilenmemesinden kaynaklandığını görüyoruz. Şu gerçeği aklımızdan çıkarmayacağız: Hatırlayın, Bay Kemal ne dedi? Dedi ki, Doğu Akdeniz’de tüm ülkeler var; Amerika var, Fransa var, İngiltere var, saydı şu var bu var vesaire hepsi var, sadece Türkiye yok dedi. Dedi mi? Bay Kemal’i tanıyorsunuz değil mi? Zaten her zaman böyle konuşmuyor mu? Sadece Türkiye yok, dedi. Biz orada sondaj gemilerimizle vardık, sismik araştırma gemilerimizle vardık, Bay Kemal sen bunları söylediğin zaman iki sondaj gemimiz vardı, şimdi üçüncüyü de aldık haberin olsun. İki de sismik araştırma gemimiz var. Bay Kemal şunu da bil: Biz Doğu Akdeniz’de sadece bu sondaj gemilerimizle, sadece sismik araştırma gemilerimizle değil, onların yanında firkateynlerimizle beraber varız, uçaklarımızla varız, hepsiyle beraber oralardayız. Biz 500 yıl önce oradaydık, bugün de oradayız. Ne yaptık biz Libya’nın meşru Başbakanıyla, yönetimiyle masaya oturduk imzaları attık. Deniz hukukundan anlamayan, uluslararası hukuktan anlamayan, bu noktada akıl hocaları ne yazık ki olmayan, akıl hocası karga olanın akıbeti ne olur? Bunların durumu bu. Ve şu anda biz neredeyiz? Gayrimeşru Hafter’e karşı ücretli lejyoner Hafter’e karşı biz orada yönetici kahraman askerlerimiz ve Suriye milli ordusundan ekiplerimizle beraber oradayız ve mücadeleyi orada sürdürüyorlar. Tabii birkaç tane şehidimiz var, ama şunu da söyleyeyim ki: O birkaç tane şehidimizin karşılığında da 100’e yakın orada o lejyonerlerden etkisiz hale getirdik.

Kardeşlerim,

Şunu hiçbir zaman unutmayacağız, şehitler tepesi boş kalmayacak. Ve bugün Suriye’de, Libya’da, Akdeniz’de ve genel olarak bölgemizde vermekten kaçındığımız her mücadele yarın bize daha ağır bir faturayla geri döner. Milli birliğimizi ve bekamızı hedef alan tehditlerin kendi vatanımızda bize terör, siyasi ve ekonomik sıkıntı, istikrarsızlık olarak dönmemesi için bu mücadeleyi vermek zorundayız. Onun için Gabar’da varız, onun için Cudi dağlarında varız, onun için Bestler Deresi’nde varız ve onun için işte o dağlarda Mehmetçiğimiz bu işin hesabını soruyor ve terörden de elhamdülillah büyük oranda içeride temizliği yaptık.

FETÖ terörü aynı şekilde, FETÖ terörüyle de mücadeleyi büyük oranda hamdolsun sürdürüyoruz. Türkiye’nin içinden geçtiği bu tarihi süreçte kat ettiğimiz her mesafe geleceğimize daha güvenle bakabilmemizi sağlayan bir kazanım demektir. Bunun için önümüzdeki sorun alanlarının hiçbirinde geri adım atmadan başlattığımız çalışmaları mutlaka sürdürecek ve inşallah hedefe ulaşacağız. Durmak yok, Durmak yok. Sadece burada değil tabii her yerde.

İşte geçenlerde neredeydik? Pakistan’da. Geldik şimdi, Salı günü inşallah Azerbaycan’dayız. Ve değerli kardeşlerim bütün buraları dolaşmak suretiyle tüm coğrafyalarda Türk’ün ve Türkiye’nin varlığını ortaya koyacağız. Tabii bu mücadele kolay bir mücadele değil, şehitler veriyoruz, bedeller ödüyoruz, her gün yeni tuzaklarla karşılaşıyoruz. Sırf ülkemizi müşkül duruma düşürmek için uluslararası teamüllerin, ilkelerin, hukukun çiğnenebildiği bir dönemden geçiyoruz, ama bunların hiçbiri bizi yolumuzdan alıkoyamaz. İşte dün bir taraftan akşam Sayın Putin’le görüştük, gündüz Macron ve Merkel’le görüşmeler yaptık, bütün bu değerlendirmelerden sonra da yol haritamızı belirledik. Hem bunlarla uğraşacağız, konuşacağız, görüşeceğiz ve masada olduğumuzu da her tarafa duyuracağız. Tıpkı Çanakkale zaferi ve İstiklal Harbi’nde olduğu gibi küresel güçlerin senaryolarına teslim olmayıp kendi yolumuzu çizmekle tüm mazlumların yüreğinde bir umut çekirdeği filizlendiriyoruz. Bizim başarımızın küresel düzeyde denklemi değiştirecek sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Bu büyük sorumluluğun bilinciyle daha çok çalışacak, daha sağlam ve kararlı adımlar atacağız. İnşallah bu millet kazanacağı başarılar ve zaferlerle bir kez daha tarihin gidişatına yön verecektir hiç endişeniz olmasın, ama sıkı duralım ha dik duralım. Onun için ne diyoruz? Tek Bayrak… Tek Millet… Tek Vatan… Tek Devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Allah yar, yardımcımız olsun.

Sizleri bir kez daha en kalbi duygularla selamlıyorum. Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu’nun ülkemize ve şehrimize hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. Bu eserin şehrimize kazandırılmasında emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum. Tekrar sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Yolunuz açık olsun, bahtımız açık olsun inşallah.

Sağ olun, var olun. Ama daha çok çalışacağız ha, daha çok koşturacağız tamam.

Hazır mıyız? İstedim ki şu anda bu soğukta hakikaten hanımlar bayağı gayretli, bugün hanımlardan kurdeleyi kesmeye alalım. Gençler, kızmadınız değil mi? Eyvallah. Sizi de temsil ediyorlar. Ve şimdi kurdeleyi kesiyoruz ve bu kurdeleyle hamdolsun 100 kilometreye yakın bu güzel otoyol inşallah tüm İzmirlilerin değil, insanlığın bahtını evet açacak bir yol olacak. Ve buradan gidenler de ne diyecekler? Yol medeniyettir. Ve inanıyorum ki, arkadan çok dualar alacağız. Birileri etmese de kadir bilen, bu dualarını yapacak. Ve biz de onlara şimdiden diyoruz ki, Allah razı olsun. Aşkınan koşan yorulmaz, yorulmadık, yorulmayacağız.

Ya Allah, bismillah.