Teknopark-İstanbul 2.Etap Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

16.02.2020

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. 10. yaşını kutlayan Teknopark İstanbul’un 2. Etabı’nın resmi açılış töreni vesilesiyle biraradayız. Teknopark İstanbul’un 2. Etabı’nın ülkemize, milletimize, şehrimize, burada faaliyet yürüten firmalarımıza hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. Halen inşaatı süren 3. Etabın da bir an önce tamamlanarak hizmete girmesini temenni ediyorum.

Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin Teknoparkımızın hemen yanında kuruluyor olmasını da çok çok isabetli buluyorum. Yine havalimanımız bölgesinde kurulan fuar ve kongre merkeziyle millet bahçesinin de Teknoparkımıza önemli katkılar sunacağına inanıyorum.

Değerli Arkadaşlar,

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kendilerine bilim ve sanayi alanında doğru hedefler belirleyip planlı ve kararlı bir şekilde ilerleyen ülkeler, bugün dünyada söz sahibi bir yere geldiler. Türkiye, Menderes ve Özal dönemi dışında böyle bilinçli bir hedefe sahip olmadığı ve gerekenleri yapmadığı için yarıştan kopmuştur. Yeniden bu yarışa dahil olmamız, son 17 yılda demokraside ve ekonomide gerçekleştirdiğimiz adımlar ve atılımlar sonucu gerçekleşmiştir. Nitekim içinde bulunduğumuz bu Teknopark da rahmetli Turgut Özal’ın bir projesiydi. Bu bölge 1988 tarihinde, yani bundan tam 32 sene evvel Bakanlar Kurulu kararıyla İleri Teknoloji Endüstri Parkı ve havaalanı proje alanı olarak belirlendi. İçinde havalimanı da olan uluslararası ölçekte projelerin yürütüldüğü bir teknoloji merkezi oluşturulmak amacıyla bu adım atıldı. Ancak bu arazi yıllarca boş kaldı. Sabiha Gökçen Havalimanı 2001’de biterken işin teknoloji parkı boyutu tamamıyla görmezden gelindi. Ne mutlu ki projenin teknopark ayağını hayata geçirmek bize nasip oldu. Ülkemize 18 yılda yollar, köprüler, havalimanları gibi dev eserler yanında bilimi, teknolojiyi ve inovasyonu destekleyecek bu tür merkezler kazandırdık. Sadece bu iklimi ve altyapıyı oluşturmakla kalmadık, sürekli geliştirdik, olgunlaştırdık, hayatta kalması ve sürdürülebilirliği için her türlü desteği verdik.

Türkiye, bugün geldiğimiz noktada 207 üniversitesi, 1234 araştırma-geliştirme merkezi, 365 tasarım merkezi ve 85 teknoloji geliştirme bölgesinden oluşan güçlü araştırma altyapısına sahip bir ülke haline geldi. Bu merkezler birbirinden kıymetli firmalara, girişimcilere ve cevval gençlerimize şu anda ev sahipliği yapıyor. Akademik ve teknik bilginin ekonomik değere dönüştüğü bu sistemde üretilen her unsur ülkemizin hedeflerine yaklaşmasına katkı sağlıyor. Sadece teknopark, İstanbul’da bugüne kadar yapılan işler dahil tek başına bu gerçeğin en müşahhas ifadesidir. Teknopark İstanbul’da 312 şirket ve kuluçka merkezindeki girişimciler 5 binin üzerinde çalışanı istihdam ediliyor. Savunma sanayi başta olmak üzere pek çok alanda öncü projeler burada ortaya çıktı. Aselsan, TAİ, TEİ, Roketsan, TDM, BMC Power gibi büyük şirketler, Altınay Havacılık, Pavotek, Femsan, Armelsan, FİGES gibi yüksek teknoloji firmaları burada yerli ve milli projelere imza atıyor. Ülkemizin gururu MİLGEM Korvet, Altay Tankı, Anka İHA, AKYA Torpido ve LHD Amfibi Hücum Gemisi gibi projelerin ar-ge çalışmaları Teknopark İstanbul’da yürütülüyor. Yine odak teknoloji alanlarında 10’dan fazla üniversite burada akademi-sanayi işbirliğinin başarılı uygulamalarını hayata geçiriyor.

Teknopark İstanbul sunduğu nitelikli altyapı, atölye, laboratuvar ve sosyal imkânlarıyla yabancı şirketleri de cezbediyor. Bunlar arasında BASF Yenilik Merkezi, Boeing’in ülkemizdeki inovasyon merkezi, küresel otomotiv sektörüne hizmet veren dünyanın lider motor aktarma organları ve araç mühendisliği şirketi FEV Türkiye de yer alıyor.

Değerli Arkadaşlar,

Ar-ge çalışmaları ticari değere dönüştükçe ülkemizin rekabet gücü de artıyor. Teknopark İstanbul Teknoloji Transfer Ofisi bu amaçla dört ayrı kümelenmeyi özellikle destekliyor; savunma, havacılık ve uzay, sağlık endüstrisi, denizcilik ve siber güvenlik kümelenmeleri dışa bağımlılığımızı ortadan kaldırmak, milli teknolojileri üretmek, yerli sanayimizi bir üst lige çıkarmak hedefleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Tabii bu kritik şirketlerin yanında yeni filizlenen girişimler de Teknopark İstanbul’un imkânlarından faydalanıyor.

Halen 95’i aşkın girişimci inovatif ve derin teknoloji tabanlı iş fikirleri üzerinde ar-ge çalışmalarını burada yürütüyor. Bunların arasında laboratuvarda yapay elmas üreten, anne sütünü zehirli kimyasallardan arındıran, yapay zekâ ile risk tahmini yapan, sahte ilaçların tespitini sağlayan, akciğer kanserinin üç boyutlu navigasyon yöntemiyle teşhisini kolaylaştıran çalışmaları yürüten gruplar da burada bulunuyor.

Teknopark İstanbul’un bugünlere gelmesinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızca sunulan destekler yanında Savunma Sanayi Başkanlığı ile İstanbul Ticaret Odası’nın güç ortaklığı da önemli rol oynamıştır. Burada yürütülen çalışmalar diğer teknoparklarımıza da örnek olmuştur. Tüm etapları tamamlandığında İstanbul Teknopark 1,5 milyon metrekarelik kapalı alanda binden fazla ar-ge firmasına ev sahipliği yapan bir yere dönüşecek. Amacımız, burasını 43 bin araştırma-geliştirme mühendisinin çalıştığı, dünyanın sayılı ar-ge merkezlerinden biri konumuna getirmektir. Ülkemizdeki 85 teknoparkımızın hepsinde de firmalara son derece cazip teşvikler sunuyoruz. Ülkemizin en yetenekli gençleri, en başarılı girişimcileri bu kampüslerde hayallerini gerçeğe dönüştürüyor, ülke ekonomisine katkıda bulunuyor. Bu gibi merkezler tersine beyin göçünü de teşvik ediyor, yurdumuza dönecek araştırmacılara birinci sınıf iş ortamları sunuyor.

Çok müşahhas bir örnek vereyim; biliyorsunuz Türkiye’nin daha kısa bir süre önce Türkiye’nin Otomobili Projesi halkımız tarafından büyük bir teveccühle karşılandı. Türkiye ilk yerli otomobil için harekete geçtiğinde birileri Türkiye’de otomobil sanayi kurulamaz, diye resmi raporlar yazıp niyetlerini kayda geçiriyorlardı. Bu zihniyet ülkemize değerli arkadaşlar, 60 yıl kaybettirdi. Biz bu adımı attık ve gördük ki Türkiye’nin gücü de, potansiyeli de yeterli. İşte bu projenin beyin takımı Bilişim Vadisi’nde, yani Türkiye’nin medarı iftiharı olacak bir teknoloji ve inovasyon merkezinde şu anda çalışmalarını sürdürüyor. Birçok Türk mühendis ve profesyonel yurt dışındaki prestijli işlerini bırakıp sırf bu projede yer almak için büyük bir heyecanla vatanlarına döndüler. Şimdi Türkiye’nin teknoloji üssü Bilişim Vadisi’nde geleceği şekillendirecek çalışmalar yürütüyorlar. Geçen sene uygulamaya başladığımız Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı’na gelen talep de ümit verici seviyededir. Dünyanın en iyi üniversitelerinden, dünyanın en iyi araştırma merkezlerinden üst düzey araştırmacılar çalışmalarını yürütmek için artık ülkesini, Türkiye’yi seçiyor. Gelen araştırmacılar akademik birikimlerini ve saha tecrübelerini ülkemize aktarıyor, doktora öğrencileri yetiştiriyor ve gençlerimize rol model oluyorlar.

Türkiye, genç nüfusuyla, giderek yaşlanan Avrupa ve Japonya gibi bilim ve teknoloji devi bölgelerinin yerine geçmeye adaydır. Bunun için en önemli hazinemiz olan evlatlarımızın becerilerini geliştirecek ve meraklarının peşinden koşmalarını teşvik edecek bilim merkezleri, dene-yap teknoloji atölyeleri açıyoruz. Teknofest’in gördüğü ilgi, milletimizin teknoloji alanındaki potansiyelinin gücünü gösteriyor ve bununla birlikte de geleceğe yönelik ümitlerimizi daha da artırıyor.

Değerli arkadaşlar,

Türkiye’nin geleceği teknolojide ve inovasyondadır. Biz kendimizi savunma sanayinde ispatladık. Şimdi sırada üretimin diğer alanlarına geldi. Bilinçli bir stratejiyle bunu da başaracağımıza inanıyorum. Milli gelirde, ihracatta, iktisadi ve sosyal kalkınma göstergelerinde geldiğimiz yer bize bu cesareti veriyor. Bu başarıların üzerine yenilerini koyacak topyekûn bir üretim seferberliği ile Türkiye’yi küresel bir yatırım merkezi yapacağız.

2018’in son çeyreğinde ve geçen sene tamamen dış kaynaklı bir ekonomik saldırı sebebiyle hedeflerimizin biraz gerisinde kaldık. Hamdolsun bu ekonomik tuzağı bozduk ve ekonomimiz yeniden yükselişe geçti. Türkiye için en kötü senaryoları yazan uluslararası kuruluşların tahminlerini boşa çıkarttık. Şimdi hepsi de; biz hata etmişiz, aslında Türkiye daha hızlı toparlanacak demeye başladılar. 2019’u her şeye rağmen pozitif büyümeyle kapatacağımız anlaşılıyor. Bu yıl da öngörülenin çok üzerinde bir büyüme rakamına ulaşacağımıza canı gönülden inanıyorum. Finansman maliyetlerinin düşmesiyle yatırım iklimi yeniden canlanmaya başladı. Otomobilden konuta kadar her sektörde bunun işaretlerini görüyoruz. Ekonomiye güven artıyor. Üretim cephesinden rekorlar gelmeye başladı. Sanayi üretimimiz 21 ay sonra yüzde 8,6’lık bir artışla rekora imza attı. İmalat sanayinde siparişler artıyor, iç talep güçleniyor. Buradan tüm iş dünyamıza seslenerek diyorum ki; zaman yatırım zamanıdır, yatırım olacak ki üretim olsun ve istihdam artsın. Hükümet olarak yatırım desteği veriyoruz, üretim desteği veriyoruz, ar-ge desteği veriyoruz, istihdam destekleri veriyoruz ve faizler ciddi manada tek haneli rakama doğru düşmüş vaziyette, öyleyse şimdi girişimcinin artık yatırım zamanıdır. Yatırım istihdamı getirecektir, istihdam üretimi ve ardından da rekabeti getirecektir. Yani üzerimize düşen her şeyi biz yapıyoruz, girişimci de üzerine düşeni yapsın diyorum, sonra geç kalırsınız. Yatırım için gereken öngörülebilirliği sağlayacak tüm makro politikaları şeffaf bir biçimde uyguluyoruz. Eksik olan her ne varsa elbirliğiyle üzerine gideceğiz. İnşallah Türkiye’yi en kısa sürede 2023 hedefleriyle buluşturacağız. En büyük hayalimiz, evlatlarımıza 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri güçlü bir Türkiye bırakmaktır. Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, ülkemize ve milletimize olan inancımıza sıkı sıkıya sahip çıktığımız sürece bu hayalimizi gerçeğe dönüştürmemize kimse mani olamaz.

Bu düşüncelerle bir kez daha açılışını yaptığımız Teknopark İstanbul’un 2. Etabının hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin hayata geçmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Merhum Özal başta olmak üzere, bu yolda gayret sarf etmiş ve bugün aramızda olmayan ülke ve millet sevdalılarını rahmetle yad ediyorum.

Sizlere de sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.