AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Yeni Üye Çalışmaları Ödül Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

15.02.2020

İstanbul İl Teşkilatımızın Kıymetli Mensupları,

Sevgili Dava Arkadaşlarım,

Değerli Hanımlar ve Gençler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. İstanbul İl Teşkilatımızın partimize kazandırdığı 45 bin yeni üyemize –bir ay içerisinde- büyük AK Parti ailesine hoş geldiniz diyorum. Yeni üyelerimizin partimize kazandırılmasında emeği geçen, katkısı olan tüm teşkilat mensuplarımızı tebrik ediyorum.

“Üye sayımız artıyor, ailemiz büyüyor” sloganıyla yürütülen bu çalışmanın önümüzdeki aylarda da aynı kararlılıkla devam edeceğine inanıyorum. Siyasi partilerde üye çalışmaları gerçekten zor, çok büyük emek ve azim isteyen bir iştir. Gençlik Kolları’nda aktif siyasete başladığım 1976’dan beri bu çalışmaların önemine ve zahmetine yakinen şahit birisiyim. Aynı şekilde üye sayısının bir partinin gerçek gücünü yansıttığını da çok iyi biliyorum. Bunun için AK Parti’yi kurduğumuzdan beri teşkilatlarımızdan bu noktada asla taviz vermediğimiz en önemli faaliyet, üye sayısını artırma çalışmasıdır. Bugün AK Parti 10,5 milyona yakın üye sayısıyla Türkiye’nin en fazla üyeye sahip partisidir. Bu, dünyada da böyledir, örneği yok. Kime bunu söylersek hepsi şaşırıyor. Aynı şekilde 1 milyonu aşan genç ve 4 milyon 700 bini aşan kadın üye sayısıyla bu alanlarda da rakipsiz durumdayız. Üye sayımız, toplam seçmenin yüzde 19 gibi önemli bir oranına ulaşıyor. Bu elbette önemli, ama bize göre yeterli olmayan bir orandır. Türkiye’nin önceki yıl 82 milyon nüfusu ve 57 milyon seçmeni vardı. Geçtiğimiz yıl nüfusumuz 83 milyonu aştı. Hep söylediğimiz gibi, amacımız 83 milyon insanımızın her bir ferdini bu büyük ailenin bir parçası haline getirmektir. Bu ülkede herkesin gönlünü kazanmadan ve orada kalıcı hale gelmeden kendimizi görevimizi bihakkın yerine getirmiş sayamayız. AK Parti kurulduğu günden beri girdiği her seçimde istisnasız birinci çıkmasını işte bu anlayışla çalışıyor olmasına borçludur. Türkiye’nin en çok oy alan ve 17 yılı aşkın süredir iktidarda bulunan partisinin Genel Başkanı olarak hala tüm liderlerden daha çok il-ilçe ziyareti yapıyor, milletimizle buluşuyor, gönül seferberliğimizi kesintisiz sürdürüyorum. Partimizin her kademesindeki kardeşimden de aynı gayreti bekliyorum. Mahalle temsilcimiz mahallesine, ilçe teşkilatımız ilçesine, il teşkilatımız iline, Merkez Karar Yönetim Kurulu ve Merkez Yürütme Kurulu üyelerimiz sorumluluk alanlarındaki yerlere, Genel Merkezimiz tüm Türkiye’ye bu şekilde sahip çıktığı sürece Allah’ın izniyle AK Parti’nin sırtını yere getirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

İşte dün, evvelsi gün Pakistan’a gittik ve bu gece Pakistan’dan saat 01 gibi döndük ve orada da bu çalışmaları elhamdülillah yaptık. Çünkü AK Parti ulusal bir coğrafyaya değil, uluslararası bir coğrafyaya hitap eden partidir. Öyleyse bunun idraki içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz, bu bizim sorumluluğumuzu daha da artırıyor. Bu sorumluluğun bilinciyle biz aynı zamanda o kadim tarihimizden aldığımız mesuliyetin idraki içerisinde bu yola devam edeceğiz. Ne diyoruz? AK Parti milletin partisidir; bunu boşuna söylemiyoruz. 2001 yılının Ağustos ayında kuruluşunu açıkladığımız AK Parti’yi isminden ve programından başlayarak, her şeyiyle milletimize hizmetkâr olacak bir anlayışla inşa ettik. Hep ne dedik? Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik. Burada gurur yok, burada kibir yok. Birileri afra-tafra yapabilir, gurur satabilir, insanlara tebessümü bile kendi nezdinde haram görebilir. Ama biz bunu asla yapamayız. Bizim için tebessüm bir sadakadır, bunu böyle bileceğiz ve yolumuza böyle devam edeceğiz.

Türkiye’de kuruluşu tepeden tabana doğru değil, tabandan tepeye doğru gerçekleştirilmiş ilk ve tek parti AK Parti’dir. Bunun için diğer faaliyetlerimizle birlikte üye çalışmamızı da en küçük bir aksamaya, gevşemeye, göz boyamaya meydan vermeden samimi ve sıkı bir şekilde sürdürmek mecburiyetindeyiz. Üye çalışması yapmak, aynı zamanda kapı-kapı dolaşmak; sıkılmadık el, dokunmadık gönül bırakmamak anlamına gelir. Biz yılın 365 günü bu faaliyet vesilesiyle milletimizle birlikte olacağız ki, seçim günü oyunu istemeye hakkımız ve yüzümüz olsun. Seçimden seçime milleti hatırlayanların yıllardır oy oranlarını bir puan dahi artıramamış olmaları bizim için en büyük ibrettir. Bu bakımdan son yıllarda girdiğimiz seçimlerdeki oy oranımızı asla yeterli görmüyoruz. AK Parti’nin olması gereken yer, mutlaka yüzde 50’lerin çok çok üzeridir, bunu göreceğiz. İnşallah yeni üye çalışmaları ve kongre sürecinde yürüteceğimiz çalışmalarla bunu sağlayacağız. Kuru üye değil her üye bileceğiz ki adeta birer çarpan olarak artacaktır.

Şimdi burada klasörleri görüyorum, klasörler güzel, klasörlerin sırtı da güzel. Ama diyorum ki şimdi buradan bir deneme yapalım. Evet, Genel Başkan Yardımcımız, nereden başlayalım? Üsküdar. Fatma Hanım, Genel Başkan Yardımcımızı alalım. Tamam, merak etmeyin, kimseyi boşta bırakmayız.  Merak etmeyin, hepsi olur. Şimdi önce Üsküdarlı bir kardeşim. Şu anda ben de Üsküdarlıyım ya, oradan başlayalım. Şöyle rastgele açacağız.

 (Yeni Üyelerle Telefon Görüşmeleri Gerçekleştiriliyor)

Şöyle bir ara verelim, ben konuşmaya devam edeyim, ondan sonra kalanları da Numan Beyle devam edelim.

Değerli Arkadaşlar,

Şöyle bir metoda girelim, ben konuşmayı sürdüreyim, bitireyim, daha sonra kalanları da yine Numan Beyle inşallah devam ettirmek suretiyle bitiririz, yine burada olacağız zaten.

Değerli kardeşlerim,

Büyük kongre sürecimiz belirlediğimiz takvime uygun ilerliyor. Belde kongrelerimizi hamdolsun tamamladık. İnşallah 23 Şubat itibariyle ilçe kongrelerimize başlıyoruz. Kongrelerimizde hem yönetime talip olma, hem de katılım noktasında çok büyük teveccüh yaşıyoruz. Buradan bir kez daha ülkesine, milletine, şehrine hizmet etmek isteyen herkesi AK Parti teşkilatlarında görev üstlenmeye çağırıyorum.

Fakat biliyorsunuz benim ısrarla üzerinde durduğum bir konu var, o da şu: Evet, Ömer’leri bulacağız, bu çok önemli. Hatice’leri, Ayşe’leri bulacağız. Gençlerde de söyledik ya, inşallah Mus’ab bin Umeyr’leri bulacağız. Ve teşkilatımızı bu anlayış üzerine bina edeceğiz. Herhangi bir spekülasyona vesile olacak kişiler değil; yolsuzluğa, yalana dolana, talana vesaireye karışmış olanlar değil, bu konuda hassas olacağız ki güçlü bir teşkilat altyapısıyla inşallah 2023’e hazırlanacağız.

Kadın Kolları ve Gençlik Kolları kongrelerimiz sürüyor. Tüm kadınlarımızı Kadın Kolları teşkilatlarımızda, tüm gençlerimizi Gençlik Kolları teşkilatlarımızda görev almaya davet ediyorum. Bugüne kadar gayretleriyle, fedakârlıklarıyla, samimiyetleriyle, azimleriyle AK Parti’ye katkı veren her kardeşimiz mutlaka teşkilatımızda kendine yer bulacaktır. Milletvekilliğinden belediye başkanlığına, belediye meclis üyeliğinden il genel meclis üyeliğine kadar tüm kademelerimiz her kardeşimize açıktır.

Kardeşlerim,

Siyaset gönüllü bir uğraştır. AK Parti’de siyaset kapıları amacı ülkesine ve milletine hizmet etmek olan herkese her kademede, her alanda sonuna kadar açıktır. Üyelikten teşkilat yönetimine kadar AK Parti ailesi içinde yer alan tüm kardeşlerimizin bu bilinçle gece-gündüz çalıştıklarına, çalışacaklarına inanıyorum.

Unutmayınız, AK Parti güçlü olursa Türkiye de güçlü olur. Bunun için ülkemizi hedef alanlar, aynı zamanda AK Parti’ye de saldırıyor. Bize diz çöktürebilirlerse, milletimizin direncini kırıp Türkiye’yi istedikleri istikamete yönlendirebileceklerini biliyorlar. Bu bakımdan AK Parti’de görev üstlenmek demek, millete hizmet yanında vatan müdafaasında en ön safta yer almak demektir.

Bugün Türkiye, en az Cumhuriyetimizin kuruluş dönemindeki kadar kritik, sonuçları en az o dönemdeki kadar büyük olacak bir mücadelenin içindedir. Siyasi, ekonomik, askeri olarak öylesine büyük bir kuşatma ve saldırı altındayız ki tam manasıyla Çanakkale’deki gibi yedi düvele karşı duruyoruz desek yeridir. Mücadelenin büyüklüğü öncelikle bizlerin, yani milletimizin ülkeyi yönetme sorumluluğunu tevdi ettiği kadroların sağlam durmasını, safları sıkı tutmasını gerektiriyor. Bir siyasi parti olarak saflarımızın sıklığının somut işareti, kadrolarımızın ahengi ve milletimizden aldığımız desteğin oranıdır. Kurulduğumuz günden beri girdiğimiz her mücadelede yanımızda yer alan, desteğini bizden esirgemeyen milletimizin gönlünün yine bizimle olduğunu biliyoruz. AK Parti teşkilatlarında özellikle bize düşen görev; varsa gönül kırgınlıklarını telafi etmek, bununla beraber sürekli yeni gönüller kazanmaktır.

Şimdi bakınız burada bir ay içerisinde 40 bin üye değil mi? 45 bin. Çok heyecanlıyım dedim ya demin.

Değerli Kardeşlerim,

Özellikle bir şeyin üzerinde durmam lazım; şimdi bazıları istifa ediyor, diyorlar. Edebilir, ama bakın bir ayda 45 bin geldi. Bizim için bu noktada söylenmez, ama mecburen söyleyeceğim; ölenler öldü, kalan sağlar bizimdir, olay bu. Yani hani bir ölür, bin diriliriz var ya, bu da budur. Onun için hiç üzülmeye falan gerek yok. Yeter ki teşkilatımız diri olsun, çalışsın ve bu üye kayıtlarında yoğun bir şekilde çalışmaya devam edelim. Gitmişler; hayır olmuş, niye? Demek ki onlar kendileri için burada beklediklerini bulamadılar. Şu andan itibaren de biz aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz, ama yeter ki düsturumuz; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız; bu anlayışla da yolumuza devam edeceğiz.

Büyük kongremize her bakımdan Türkiye’nin geleceğini kucaklamaya hazır, milletimize daha büyük hizmetler getirmeye azimli bir şekilde gireceğiz.

Kardeşlerim,

Suriye’deki gelişmeler ülkemizin geleceğini biçimlendirmede hayati öneme sahiptir. Buradan bir kez daha ifade ediyorum; Türkiye’nin Suriye topraklarını işgal ve ilhak gibi bir niyeti asla söz konusu değildir. Tam tersine biz Suriye topraklarının işgalinin ve ilhakının önüne geçmenin gayreti içindeyiz. Suriye topraklarının neredeyse üçte birlik bölümü PKK terör örgütünün ve onu destekleyen ne yazık ki Amerika’nın işgali altındadır. Aynı şekilde Suriye topraklarında Rusya’sından İran’ına, kimi Avrupa ve Körfez ülkelerine kadar pek çok devlet faaliyet yürütüyor. Daha önemlisi, Suriye’de halkın en azından büyük bölümünün desteğine sahip muhatap alınacak meşru bir yönetim de bulunmuyor. Şu anda Suriye’de halk, Türkiye, Türkiye, Türkiye diyor. Ve Suriye’de halk ellerinde Türkiye bayrağıyla sokaklarda dolaşıyor. Suriye’de rejim diye karşımıza çıkartılan yapı; halkıyla kavgalı, birtakım devletlerin desteğiyle suni olarak hayata tutulan siyasi bir mevtadır. Türkiye’nin Suriye’deki varlığına itiraz edenlerin önce şu sorulara cevap vermesi lazımdır: PKK terör örgütü ve onu destekleyen Amerika dururken niçin 4 milyona yakın Suriyeliye kendi topraklarında bundan çok daha fazlasına da Suriye içinde insani destek veren Türkiye hedef alınıyor? Ülkemizin güneyindeki şehirleri terör örgütünün saldırısı altındayken sesleri çıkmayanlar, Türkiye tüm sınır hattı boyunca güvenli bölge oluşturmaya kalkınca niçin birdenbire Suriye sevdalısı kesildiler? Şu anda bizde 3,5 milyon Suriyeli var. Ama yeni İdlib’den sadece şu anda 4 milyona yakın insan yine ülkemize gelme arzusunda. Şimdi biz bunlar için de ne yapıyoruz? İdlib’de, bölgede bir güvenli bölge oluşturuyoruz. Onun için yoğun bir şekilde şu anda briket barınaklar oluşturmaya başladık ki bu barınaklarda o kardeşlerimizi daha konforlu bir yapıda barındıralım. Onun çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor. Biz kardeşiz, muhacir-ensar, bu anlayışımız var. Biz onları; bırakın vursunlar, bırakın varil bombalarını indirsinler, yağdırsınlar, bunu mu diyelim, buna mı eyvallah edelim? Edemeyiz. Biz bir Esed bu noktada olamayız, ama onda acıma duygusu diye bir şey kalmış değil. Onun için biz merhamet sahibi bir millet olarak bu gayretimizi gösteriyoruz.

Rejim kendi halkını kadın, çocuk demeden uçaklarla, helikopterlerle, tanklarla, toplarla bombalayarak, gözü dönmüş katil sürüleriyle katlederek ilerlerken, Türkiye’nin bu insanların hayatlarını kurtarma çabasına niçin bu derece karşı çıkılıyor? Türkiye’nin Suriye’de davetsiz misafir olduğunu öne sürenler, acaba kendilerinin dünyanın dört bir yanında davetsiz şekilde yürüttükleri faaliyetleri aynı şekilde tarif edebilecekler mi?

Değerli Kardeşlerim,

Onlara davet var mı? Yok. Davetli olanlar da acaba orada ne yapıyorlar? Bunları değerlendirmemiz lazım. Ve biz Adana Mutabakatıyla evet Suriye’ye biz davetliyiz. Davetsiz misafir olduğunu iddia ettikleri Türkiye’ye yönelik saldırılara hak verenler, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında kendileri için de benzer bir yolu açtıklarının farkında mı? Suriye halkının canını ve onurunu korumak için yürüttüğü mücadeleye destek vermek üzere davet ettiği Türkiye’nin buradaki varlığı, rejimin davetinden daha mı az meşrudur? İdlib’den ülkemize yönelen 1 milyon kişilik göç dalgasını umursamadan kimseye gücü yetmeyen, ama kendi halkına saldırmakta pek bir şahin kesilen zalim rejime kol-kanat gerenler Türkiye’nin bu çarpık denklemi bozmakta kararlı olduğunu hala görmüyorlar mı? Bugün İdlib’de yaşanan insani trajediye sırf Türkiye güç durumda kalacak, diye seyirci kalan uluslararası toplum da, yarın yıkılan bir bentten akan seller gibi üzerine çullanacak yükü karşılamaya hazır mı? Evet, bu soruları daha epeyce uzatmak mümkündür.

Buradan bir kez daha Suriye’deki zulmü durdurma, sınırlarımızın ve kardeşlerimizin güvenliğini sağlama kararlılığımızı tekrarlıyorum. Rejim güçleri Soçi Muhtırası’nın sınırlarına çekilene kadar İdlib’deki sorun çözülmeyecektir. İdlib’deki sorun çözülmedikçe de ne buradan sınırlarımıza yönelen yeni kitlelerin, ne de ülkemizdeki Suriyelilerin evlerine dönüşü mümkün olmayacaktır. Dikkat ediniz, rejimin saldırıya geçtiği her yerde insanlar diğer bölgelere değil Türkiye’ye yöneliyor, çünkü güven bölgesi burası. Çünkü bu insanlar rejimin hakim olduğu yerlerde ne canlarının, ne onurlarının, ne mallarının güvende olamayacağını biliyorlar. Rusya’nın kendi halkına düşman bir rejime toprak kazandırma çabası suni solunumla onun ömrünü uzatma gayretinden başka bir şey değildir. Bir süre sonra suni solunum da işe yaramayacak, rejim tümüyle bir celsede inşallah cesede dönüşecektir.

Bizim tüm çabamız, bu süreçte olabildiği kadar az can kaybı yaşanmasıdır. Suriye’yi kendi siyasi ve askeri hesaplarının bilek güreşi alanına çevirmeye çalışanların umurunda olmayabilir, ama bu topraklarda yiten her can bizim yüreğimizi yakıyor. Çünkü bu insanlar bizim hem tarihi, hem coğrafi, hem dini olarak kardeşimizdir. Kardeşlerimizi zalimlerin insafına ve zulmüne terk etmeyecek, sınırlarımızda terör örgütlerinin ve meşruiyetini yitirmiş rejimin tehdidi ile inşallah onların yaşamına terk etmeyeceğiz. Biz bu yolda gerekirse ölmeyi göze aldık. Varsa aynı fedakârlığı göze alan hodri meydan diyoruz.

Şu anda Suriye’de en aciliyet kesp eden yer olan İdlib’deki çözüm, rejimin saldırganlığının bir an önce durdurulması ve daha önce varılan anlaşmalardaki sınırlara çekilmesidir. Aksi takdirde Şubat ayı bitmeden biz bu işi yapacağız. Bunu dostlarımızın desteğiyle gerçekleştirebilirsek memnuniyet duyarız, yok bu işi zor yoldan yapmamız gerekiyorsa biz ona da varız. İşte bu kadar açık ve net ifade ediyorum; Suriye’yi terör örgütlerinden ve rejimin zulmünden temizlemeden bize huzurla uyumak haramdır. Mademki 81 vilayeti ve 83 milyon vatandaşıyla Türkiye’nin güvenliği buradan geçiyor, öyleyse ne yapıp edip bunu başaracağız.

Değerli kardeşlerim,

Sizlerden beklentim; ülkemizin bu büyük mücadelesinin başarısı için zemini güçlü tutmanızdır. Milletimizden aldığımız destek ne derece çoğalırsa, bu mücadeleyi zafere ulaştırma imkânımız da o derece artar. Ve kapı-kapı önce tüm akrabayı taallukatımızdan başlamak üzere bu üye kayıtlarında bütün yakınlarımızı inşallah bu kervana, bu aileye katacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.  

Sözlerimi Sevgililer Sevgilisinin Uhud’da yaptığı duadan ilhamla ifade ettiğim bir niyazı tekrarlayarak bitirmek istiyorum:

Allahım, hamd sana mahsustur. Allah’ım senin ihsanına kimse karşı çıkamaz. Senin tuttuğunu da kimse alamaz. Biz sadece sana tabiyiz. Allah’ım, lütfundan, rahmetinden, bereketinden ve rızkından bizlere bolca ihsan eyle. Ülkemizi ve milletimizi muhannete muhtaç etme. İstiklalimize ve istikbalimize göz dikenlere fırsat verme. Ey kalpleri çekip çeviren Rabbim; benim ve arkadaşlarımın kalbini yolun üzere sabit kıl. Bizleri sırati müstakimden ayırma. Fitneleri karşı kalplerimizi koru. Allah’ım, öne geçiren de, geride bırakan da sensin. Şahsımı ve dava arkadaşlarımı milletimize hizmet yolculuğundan geri bırakma. Tüm mazlumların umudu olan bu cennet vatanı ilelebet payidar eyle. Minarelerimizden ezanları susturma, camilerimizden Kur’an-ı Kerim nidalarını eksik etme. Semalarımızı bayrağımızdan mahrum bırakma.

Allah’ım, verdiğini kimse engelleyemez, engellediğini de kimse veremez. Uzaklaştırdığını kimse yaklaştıramaz. Vatanımızın bekası, milletimizin huzuru için mücadele eden kahramanları sen koru. Sen alemlerin Rabbisin, senin her şeye gücün yeter. Âmin.  

Rabbim dualarımızı dergâhı izzetinde kabul buyursun diyorum Üye kaydı yoluyla AK Parti ailesini büyütme çabanızda sizlere başarılar diliyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.