Türk Konseyi Zirvesi’nde Yaptıkları Konuşma

15.10.2019

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum.

Odlar yurdu can Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de Türk Konseyinin 7. Zirvesi vesilesiyle bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

Zirve Toplantısı’na ev sahipliği yapan İlham Aliyev kardeşime misafirperverliği için şükranlarımı sunuyorum. Bu vesileyle ayrıca Türk Konseyi Dönem Başkanlığını geçtiğimiz yıl başarıyla deruhte eden Muhterem Kardeşim Cumhurbaşkanı Ceenbekov’u tebrik ediyorum.

Nahçıvan Anlaşması’nın 10. Yıldönümü’ne denk gelen ve Aziz Kardeşim Şevket Mirziyoyev’in de aramızda tam üye olarak katıldığı bu zirve gerçekten tarihi bir nitelik taşıyor. Özbekistan’a yürekten aramıza hoş geldiniz diyorum.

Bu zirveyi tarihi kılan bir diğer husus da, Türk dünyasının Aksakalı, Kazakistan Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Değerli Kardeşim Elbaşı Nazarbayev’e minnettarlığımızın bir nişanesi olarak teklifim üzerine Türk Konseyi’nin Onursal Başkanı unvanının takdim edilmesidir. Kıymetli Aksakalım, zatıâlilerine takdir ve tebriklerimi sunuyorum.

Macaristan Başbakanı Değerli Dostum Viktor Orban’ı bu sene aramızda görmekten tekrar büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Bu vesileyle Genel Sekreterimiz Sayın Baghdad Amreyev’e ve ekibine özverili çabaları için de teşekkür ediyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Türk Konseyi gibi yapıların dünya siyasetinde rolünün daha da arttığını görüyoruz. Türk Konseyi’nin diğer çok taraflı platformlarla işbirliği ve eşgüdüm içinde faaliyet göstermesine önem veriyoruz. Konseyin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde gözlemci statüye sahip olmasını arzu ediyoruz. Bu minvalde Türk dünyası nezdinde ortak bir fon kurulması önerisini destekliyoruz. Ancak öncelikle bu fonun mali, hukuki ve idari temellerinin sağlam atılması gerekiyor. Bu konuda sekretaryanın eşgüdümünde ilgili ulusal ve uluslararası kurumların da tecrübesine başvurularak, kapsamlı bir çalışma yapılmasında fayda görüyoruz.

Uluslararası ticaretin dolara endeksli konumu belirsizlik ortamında riskleri de beraberinde getiriyor. Bunun için ekonomilerimiz üzerindeki döviz baskısını azaltacak mekanizmaları devreye almalıyız. Yerel paralarla ticarete verdiğimiz önemin altını tekrar çizmek istiyorum.

Kıymetli Kardeşlerim,

Doğu-batı ekseninde orta koridor üzerinden Hazar geçişli ve Türkiye bağlantılı ulaştırma güzergâhları yüksek bir potansiyel barındırıyor. Bu güzergâhtan tam manasıyla istifade etmemiz, gümrüklerimiz arasındaki iş birliğini geliştirmesine bağlıdır.

Kotalar, maalesef ticaretimizin önündeki en büyük engellerden biridir. Türk Konseyi olarak aramızdaki kotaları kaldırmamız gerekiyor. Ayrıca diasporalarımızın ortak hareket etmesine yönelik projelere de ağırlık vermeliyiz.

Hâlihazırda Türk Konseyi üyesi ülkelerden yaklaşık bin 300 öğrenciye Türkiye burslarıyla üniversite imkânı sunuyoruz. Türk üniversitelerinden mezun olan 10 binlerce öğrencimiz de hamdolsun. Bugün doktor, mühendis, bürokrat, siyasetçi olarak, Türk dünyasına gururla hizmet ediyor. Başta kültür ve eğitim olmak üzere bilim, tarih, gençlik, spor, arşiv, kütüphanecilik gibi alanlardaki çalışmalarımızı arttırarak sürdürmeliyiz. Bu minvalde Bakü merkezli TÜRKPA’yı, yine Bakü’de kaim Türk Kültür ve Miras Vakfı’nı, Astana’daki Türk Akademisi’ni ve Ankara’da faaliyet gösteren TÜRKSOY’u hep birlikte desteklemeliyiz. Bu teşkilatlarımız arasında irtibatı pekiştirecek eşgüdüm komitesinin kurulmasına dair kararı da zirvemizde almayı öngörüyoruz.

Günümüzde bölgemizin barış, huzur ve istikrarına en büyük tehdit kaynağı terör örgütleridir. PKK YPG, DEAŞ, FETÖ gibi şer şebekelerinin varlığı güvenlik alanındaki iş birliğimizin emniyeti artmıştır.

Suriye’de son 8 yılda yaşadıklarımız ise bir terör örgütü eliyle diğerinin tasfiye edilemeyeceğini göstermiştir. Ülke olarak, PKK, YPG terör örgütünü tasfiye etmeye yönelik 9 Ekim tarihinde çok önemli bir adım attık. Barış Pınarı Harekatı’mızın iki önemli amacı vardır. Bunlardan ilki; Suriye’nin kuzeyindeki PKK, YPG kaynaklı terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Harekâtın ikinci gayesi ise, 8 yıldır misafir ettiğimiz 3 milyon 650 bin Suriyeli Arap’ın kendi ülkelerine, kendi vatanlarına huzuru kalple dönebilmelerini sağlamaktır. Ve bunun dışında da 350 bin civarında yine Suriyeli Kürt’ü ülkemizde misafir etmekteyiz.

Bugün harekâtın 7. günündeyiz. Birleşmiş Milletler 74. Genel Kurulu’nda tüm dünya ile paylaştığımız güvenli bölge haritasına uygun şekilde operasyonumuz başarıyla devam ediyor. Bu sabah itibariyle yaklaşık bin kilometrekarelik alanı bölücü terör örgütünün işgalinden kurtardık. İnşallah kısa zamanda Münbiç’ten Irak sınırımıza kadar olan bölgeyi güvenli hale getirip ilk etapta 1 milyon, daha sonra 2 milyon Suriyeli sığınmacının evlerine kendi tercihleriyle dönmelerini temin edeceğiz. Afrin, Cerablus, Azez’de olduğu gibi burada da uluslararası destekle altyapı, okul, hastane ve konut projeleriyle istikrarı sağlayacağız. Suriye’nin kuzeyi barış pınarlarıyla yeniden yeşerene, hedeflerimize ulaşana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Atamız Dede Korkut’un dediği gibi; “iyi dost, iyi günde çağırıldığında, kötü günde ise çağrılmadan gelendir.” Evet, Türkiye’nin teröre karşı verdiği beka mücadelesinde siz kardeşlerimden çok güçlü dayanışma bekliyoruz. Operasyonun başladığı andan itibaren Türkiye’ye destek veren tüm liderlere buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. 300 milyonluk Türk dünyasındaki her bir kardeşimin kalbinin bizimle çarptığını, ülkemiz ve kahraman ordumuz için dua ettiğini çok iyi biliyorum.

Aynı şeklide 15 Temmuz gecesi 251 insanımızı şehit eden, 2193 insanımızı yaralayan FETÖ örgütüyle mücadelede ülkemize verdiğiniz desteği sürdürmenizi istirham ediyoruz. Türkiye Maarif Vakfımız aracılığıyla elimizden gelen her türlü katkıyı sunmaya hazırız.

Kıymetli Kardeşlerim,

Milli davalarımızda birbirimizin yanında durmak bizim kardeşliğimizin bir gereğidir. Azerbaycan’ın öz toprağı Yukarı Karabağ ve çevresinin Ermenistan’ın işgali altında olması, bir milyon kardeşimizi evlerinden, yurtlarından uzakta kaçkın olarak yaşamak zorunda bırakmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmamda da ifade ettiğim üzere, bu kabul edilemez bir durumdur. Yukarı Karabağ sorununun en kısa sürede barışçıl yollarla ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü esasında çözülmesi için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.

Türk dünyasının asli parçası olan Kıbrıs Türkleri çözümsüzlüğün mağruru olmayı sürdürüyor. Beklentimiz, Kıbrıslı Türklerin maruz bırakıldıkları haksız izolasyon ve ambargonun kırılmasına yardımcı olmanızdır.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, Türk Keneşi’nin bugünlere gelmesinde emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

İnşallah gelecek sene Türkiye’de düzenlenecek 8. Zirvemizde Türkmenistan’ı da tam üye olarak aramızda göreceğimize inanıyorum.

Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, sizin aracılığınızda Türk dünyasındaki tüm kardeşlerime buradan selam ve muhabbetlerimi gönderiyor, Türkmenistan’ın iştirakiyle de, evet, 6 devlet tek millet olmayı arzu ediyoruz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Teşekkür ediyorum.