AK Parti 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı Kapanışında Yaptıkları Konuşma

06.10.2019

Değerli Arkadaşlar,

Aziz Kardeşlerim,

Sizleri bir kez daha en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. AK Parti İstişare ve Değerlendirme Toplantılarımızın 29’uncusunun kapanış oturumunda sizlerle beraberiz. Toplantımızın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Dün sabahki açış konuşmasının ardından, Genel Merkez yöneticilerimiz 7. Olağan Kongre hazırlıkları konusunda bütünüyle siz değerli arkadaşlarımı bilgilendirdi. Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Başkanımız yeni yasama döneminin gündemiyle ilgili izahat verdi. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birinci yılı değerlendirilmesiyle ilgili arkadaşlarımıza gayet kapsamlı bir sunum yaptı. Daha sonra Adalet Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve Dışişleri Bakanımız kendi alanlarıyla ilgili değerlendirmelerini heyetimizle paylaştılar. Her sunumun ardından müzakere bölümünde ilgili arkadaşlarımız kendilerine yöneltilen soruları cevaplandırıldılar. Böylece ilk gün çalışmalarını hitama erdirmiş olduk.

Bu sabah Hazine ve Maliye Bakanımızın ekonomiyle ilgili bir sunumu ve ardından müzakere bölümü vardı. Toplantımızın genel istişare ve değerlendirme bölümünde talep eden tüm arkadaşlarımız görüşlerini dile getirdiler. Tabii sorular uzun olunca maalesef tüm arkadaşlarımıza imkân veremedik, onun için de yazılı olarak bu konuda Genel Başkan Yardımcımız ve Genel Sekreterimiz bu soruları alacak, ondan sonra da bakan arkadaşlarımız cevaplamalarını yapacaklar.

Parti yöneticilerimize veya bakanlarımıza yönelik sorular da muhatapları tarafından cevaplandırıldı. Biz de gerektiği durumlarda tartışılan konularla ilgili düşüncelerimizi ifade ettik.

Kapanış konuşmamızla birlikte 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızı tamamlamış oluyoruz.

Milletvekillerimizden ve teşkilatımızdan toplantımızın açık ve kapalı bölümlerinde konuşulan hususlardaki tüm mesajları her platformda anlatmalarını bekliyorum. Bu arada, tabii sürekli sizlerle birarada olamadım, ama ben de kendi çalışma odamda 31 ark0adaşımla birebir görüşmeler yaptım, onların şehirleriyle ilgili bazı sorularını orada cevaplama imkânı buldum. Ve notlarımı da özellikle, Özel Kalemimle birlikte kaydetmek suretiyle inşallah onlara yönelik çalışmalarımızı da sürdüreceğiz.

Tecrübeyle sabit ki, biz milletimize sürekli olarak hakikatleri anlatmaz, doğruları göstermez, hizmetlerimizi kayıtlara geçirmezsek, yalan ve iftira dalgaları her tarafı işgal ediyor. Buradaki çalışmalarımızda da şunu gördüm: Fitne bayağı egemen ve fitnenin egemen olduğu yerden de ne hayır çıkar, ne bereket çıkar. Bu bakımdan yapmamız gereken bir şey var, işimize bakacağız, yolumuza devam edeceğiz, çünkü bizim yapacağımız çok şey var. Bunun için de fitneyle, fesatla uğraşmaktansa, biz kalkıp hayra tevessül ederek işlerimizi yapalım ve ülkemizde bizden beklenenlerin de cevabını vermiş olalım. Yani bunu üzüntüyle belirtmek durumundayım ki, ülkemizde AK Parti ve şahsım söz konusu olduğunda her türlü yalanı, iftirayı üreten bir mekanizma ile bunun alıcısı bir kesim mevcuttur. Şüphesiz ki yalanın müşterisi var, ama doğrunun da müşterisi var. Biz burada doğruya müşteri bulmaya çalışacağız.

Bu düşmanlığın asıl sebebinin, dünkü konuşmamda ifade ettiğim medeniyet davamız, asıl hedefinin de milletimizin tarihi, kültürü, değerleri olduğunu biliyoruz. AK Parti’ye saldırıların gayesi, yerine bir başka partiyi ikame etmek değil, temsil ettiği değerleri tümden yıkmaktır. Bu bakımdan verdiğimiz mücadele kendimiz için değil, milletimiz adınadır. İçinden geçtiğimiz dönemin gerçeği şudur: AK Parti ne kadar güçlü olursa, ülkemiz de o kadar güçlüdür. Buna karşılık AK Parti’nin zayıflaması demek, Allah göstermesin, Türkiye’nin savunmasının zayıflaması demektir. Açıkçası, kaderi ülkesiyle bu derece bütünleşmiş bir başka siyasi kadro var mıydı bilmiyorum. Bizim ülkemiz ve milletimiz için daha yapacak çok işimiz var.

Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması, 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilmesi bu dönemde verdiğimiz mücadelenin başarısına bağlıdır. Sizlerden attığınız her adımı, söylediğiniz her sözü, gösterdiğiniz her tutumumu işte bu bilinçle ölçüp tartmanızı, ona göre hareket etmenizi istiyorum. Milletimiz de bizden böylesi bir duruş bekliyor. Kurulduğu günden beri milletin hizmetkârı olan AK Partiye yakışan da budur. Hep bu kürsülerden söylediğim, biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Her bir kardeşimin bu konudaki ferasetine, dirayetine, samimiyetine, gayretine tüm kalbimle inanıyorum, güveniyorum.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Biz sıradan bir parti değiliz. Bu hareket bir davadır ve bizler dava arkadaşları olarak biraradayız. Türkiye’de çok partili siyasi hayat döneminde bizim kadar kesintisiz ve uzun süre iktidarda kalan bir başka parti yoktur. Yıllar geçtikçe yorulmak, yılmak, gerilemek, dağılmak yerine mücadele azmimiz daha da arttı, partimiz daha da büyüdü, daha da güçlendi. Son yıllardaki seçim sonuçlarına şöyle bir baktığımızda bu gerçeği görebiliriz. Bu kısımları özellikle dikkatinize sunuyorum, çünkü tespitlerimizde bir yanlışımız var ve bu yanlışla beraber de kamuoyunu maalesef bilgilendirmede eksikliğimiz var.

3 Kasım 2002 milletvekili seçimlerinde değerli arkadaşlar, yüzde 34,5 ile iktidara gelmiştik. 2004 mahalli idare seçimlerinde yüzde 40 oy aldık, 2007 milletvekili genel seçimlerinde yüzde 46,6 oy oranına ulaştık. 2009 mahalli idareler seçimini yüzde 39 oy oranıyla tamamladık. 2011 milletvekili genel seçimlerinde yüzde 49,8 ile rekor bir netice elde ettik. 2014 mahalli idareler seçiminde yüzde 45,5 gibi oldukça iyi bir oran yakaladık. Yine 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 51,8 oy oranıyla doğrudan milletimizin teveccühüyle göreve gelen ilk kişi olduk. 2015 Haziran seçimlerinde yüzde 41, Kasım seçimlerinde yüzde 49,5 oy oranına ulaştık.

2017 Nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi halk oylamasında yüzde 51,5 oy oranıyla milletimizin takdirini kazandık. Şimdi birileri ne diyor hâlâ? Bunu değiştirelim. Ya neyi değiştiriyorsun. Bu millet yüzde 51,5’la bu yeni sistemi ne yapmış, onaylamış, kabul etmiş. Neyi kime soruyorsun? Biz millete sorduk. Arkada egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, bu yazacak, sen egemenliğin bir defa kayıtsız şartsız millete ait olduğunu kabul etmiyorsun ki. Senin dünyanda, senin kitabında egemenlik kayıtsız şartsız malum çevrelere, dağdakilere aittir, onlarla omuz omuza gezersin ve ondan sonra da aldığın oyla bak seçim kazandık dersin. Yok, bunu kimse yutmaz.

2018 seçimlerinde cumhurbaşkanlığında yüzde 52,6 oy oranı elde ederken, Cumhur İttifakı olarak yüzde 53,7 ve AK Parti olarak da yüzde 42,6 oy oranı elde ettik.

2019 mahalli idareler seçimlerinde Cumhur İttifakı olarak yüzde 51,6 oy oranına, AK Parti olarak da yüzde 44,3 oy oranına ulaştık. Bu seçimlerin en çok tartışılan yerleri, hiç şüphesiz Ankara ve İstanbul seçimleriydi. İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde 31 Mart’ta biz yüzde 48,6 oy alırken, CHP yüzde 48,8 oy oranına ulaşmıştı. Tekrarlama seçiminde ise biz yüzde 45’te kaldık, CHP yüzde 54,2 oy oranıyla seçimi kazanan parti oldu. Bu tabii başkanlıkta, şimdi burayı birbirinden ayıracağız, yani başkanlıkta aldıkları oy bu. Şimdi bir yere geleceğim, nedir o? Büyükşehir Belediye Meclisi seçiminde AK Parti yüzde 45,6 ile açık ara birinci parti çıktı. Belediye Meclisi’nde CHP ne aldı biliyor musunuz? Yüzde 38,5 oy oranına ulaşabildi, HPD yüzde 4, İyi Parti yüzde 3.5, Saadet Partisi yüzde 2,1 oy oranı elde etti. Şu anda Belediye Meclisi’nde AK Parti’nin 176, MHP’nin 4, CHP’nin 127 ve İyi Parti’nin 4 üyesi bulunuyor. Peki, bunların konuştuğu ne? Hep bakıyorsun işlerine geleni konuşuyorlar, tamam da, meclisi niye konuşmuyorsun? Bir de meclisi konuşalım, bak mecliste tablo açık ara önde, bunu bir defa konuşmamız gerekiyor. Yani Belediye Meclisi’ni Cumhur İttifakı yönetiyor, İstanbul’da da yönetiyor, Ankara’da da açık ara yönetiyor. İstanbul’un 39 ilçesinin 24’ünde AK Parti, birinde MHP, 14’ünde CHP seçimi kazandı; bunları niye konuşmuyorsun? Arkadaşlar, bunu gündemde tutmamız gerekiyor, bunu gündeme getirmemiz gerekiyor ve milletimiz bunları görmesi gerekiyor.

Ankara’da aynen benzer bir fotoğrafla karşı karşıyayız. Büyükşehir Belediye Başkanlığında CHP adayı yüzde 50,9 oy alırken, AK Parti olarak biz yüzde 43,8’de kaldık. Peki, Belediye Meclisinde ne oldu? AK Parti olarak biz yüzde 41, MHP yüzde 7.1, Büyük Birlik Partisi yüzde 2,1 oy alırken, CHP yüzde 37.9, İyi Parti yüzde 7,2 oy oranıyla seçimi tamamladı. Böylece Belediye Meclisinde AK Parti 88 üyeyle, MHP 19 üyeyle temsil edilirken, CHP sadece 29 ve İyi Parti de 11 üye ile yer almış oldu, fark devasa ortada. Peki, bunu konuşuyorlar mı? Konuşmuyorlar.

AK Partinin girdiği tüm milletvekili ve mahalli idareler seçimlerindeki genel seviyesinin gerisine biz düşmedik. Elbette milletvekilliği ve belediye başkanlığı olarak kaybettiğimiz her yerin muhasebesini yapacak, gereken tedbirleri alacağız. Fakat evvela ortada asla bir başarısızlık, telafi edilemeyecek bir yıkım olmadığını önce kendimiz kabul edeceğiz, sonra da bunu milletimize anlatacağız.

Rakamlar ve tablo aşikârken, sürekli aksi yönde şikayetlerle ortada dolaşmanın iyi niyetle ilgisi yoktur. Biz her zaman geleceğe bakan bir parti olduk. Bugün de yapmamız gereken, geçmişten aldığımız dersler ışığında hep geleceğe bakmak, hep geleceğe doğru yürümektir. Geçmişe ders almak niyetiyle değil de hesaplaşma gayesiyle bakmak, bize de, ülkemize de hiçbir şey kazandırmaz. Böyle bir tavır sadece enerjimizin ve zamanımızın boşa harcanmasına yol açar. Sizlerden ve tüm arkadaşlarımdan ricam, artık bu tartışmaları bir kenara bırakıp 7. Olağan Kongre sürecimizle partimizi daha da güçlendirmeye, 2023’e hazırlanmaya odaklanmamızdır. Milletimiz AK Partiden kendi iç meseleleriyle uğraşmasını değil, ülkemize daha büyük hizmetler kazandırmasını bekliyor. İnşallah milletimizin bu beklentisine en ileri düzeyde cevap vereceğimiz bir döneme giriyoruz.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye gelecek çeyrek asrının, yarım asrının inşallah belirleyicisi olacak bir dönemden geçiyor. Yaklaşık 6 yıldır ülkemize yönelen gizli-açık saldırılar milletimizi belki yıkamadı, ama yordu. Buna karşılık üstesinden geldiğimiz her sorun, göğüsleyip boşa çıkardığımız her saldırı, ülkemizi daha da güçlü hale getirmiştir. Bugün Türkiye’ye herhangi bir alanda zarar vermeye çalışmanın maliyeti düne göre katbekat fazladır.

Eski Türkiye’yi diledikleri gibi yönlendirmeyi, diledikleri gibi hırpalamayı alışkanlık haline getirenler hâlâ aynı heveslere kapılmıyor değiller. Hamdolsun, her defasında milletimizden cevaplarını alıyor, kös kös geri dönüp gidiyorlar. Bu sürecin elbette hem ülkemize, hem bizlere ciddi bir maliyeti olmuştur. Yaşadığımız sıkıntıları, acıları, ödediğimiz bedelleri unutmadık, ama bunlar bizim moralimizi bozmak yerine azmimizi kamçıladı. Ne vesayetçilere, ne darbecilere, ne terör örgütlerin, ne de iç-dış siyasi ve ekonomik tetikçilere eyvallah etmedik. Her defasında önce Allah’a sığınarak, sonra milletimize güvenerek, mücadele bayrağını yeniden yükselttik. Şimdi bir kez daha hemen arkamızdaki zeminde de ifade edildiği gibi, birlik, dirlik ve kardeşlik için yeniden yollara düşme vaktidir.

Türkiye’nin içinden geçtiği bu kritik dönemde mümkün olduğu kadar yapıcı, kucaklayıcı, pozitif gündemli bir siyaset izlemeye çalışıyoruz. Her ne kadar birileri sürekli yalanlarıyla, iftiralarıyla, hezeyanlarıyla bu iklimi zehirlemeye çalışsa da, mecbur kalmadıkça kendilerini muhatap almadık, almıyoruz ve almayacağız. Tabii bu duruşumuz hakkımıza, hukukumuza, haysiyetimize, bütün bunlara yönelik saldırıları cevapsız bırakacağımız anlamına gelmez, gelmiyor. En büyük cevabın da icraatımız olduğunu biliyoruz. Bugüne kadar laf üstüne laf koymak yerine, eser üstüne eser koyduk, biz. Bunların en övündükleri işleri dahi AK Partinin her birinin ardında çok büyük emek, alın teri, gayret, mücadele olan başarı hikayelerinin sadakası olamayacak düzeydedir. Yalandan ve iftiradan Rabbimize sığınarak milletimize karşı daima açık yürekli, açık sözlü olmaya gayret ettik. Kin ve nefret kokan söylemlerle değil, yaptıklarımızla, başardıklarımızla, eserlerimizle bu kifayetsiz muhterislerin çaplarını, gerçek yüzlerini milletimize gösterme yoluna gittik. Kerameti kendinden menkul bu zihniyet eninde, sonunda duvara toslamaya mahkumdur. Biz 17 yıldır her başarımızın gerisinde milletimizin feraseti ve desteği olduğunu bilerek bugünlere böyle geldik. Daha Bismillah bile demeden kendini dev aynasında görerek, milleti aşağılamaya, milletin iradesini küçük görmeye, milleti hiçe saymaya çalışanların günleri sayılıdır. Şayet önümüzdeki dönemi en iyi şekilde değerlendirir, millete hizmetkârlık olan siyaset amacımıza sıkı sıkıya sahip çıkarsak, inşallah gelecekte bizi çok daha büyük başarılar bekliyor. AK Parti milletimizin tek umudu olma vasfını koruyor, bundan hiçbir endişeniz olmasın. Dün de ifade ettiğim gibi, bu ülkeye en büyük hizmetleri AK Parti getirmiştir, bundan sonra yapılacakları da yine AK Parti yapacaktır. Milletimiz AK Parti’nin demokraside ve ekonomide gerçekleştireceği yeni hizmetlerin sabırsızlığı içindedir.

İşte dün baktım bir televizyonda çıkmış bir ukala bir şeyler söylüyor, neymiş, güvenli bölgeyi Amerika kendisi planlamış, güvenli bölge olayının Erdoğan’la bir alakası yokmuş. Ya bunlar geçmişi, şurada yani kısa 5-10 seneyi bile okumaktan aciz zavallılar, bu Ana Muhalefetin artıkları böyle, bunlara da televizyonlarda bu imkânları veriyorlar. Bir defa Sayın Obama döneminde bunları masalarda nasıl konuştuk, onlara güvenli bölgeyi nasıl teklif ettik, nerelerinin güvenli bölge olabileceğini söyleyen şahsım. Ve Sayın Trump döneminde aynı şekilde ve daha sonra Trump bizim dediğimiz noktaya geldi ve ardından da Fırat’ın doğusundan çekilmeyi gündeme getirdi, ama gündeme getirmeye rağmen Sayın Trump’ın yanındakiler bu talimata hâlâ uymuş değiller.

Ve ne yazık ki, PKK-PYD-YPG gibi terör örgütleri burada cirit atıyorlar. Irak üzerinden buralara gelen 30 bin tır silah yüklü, mühimmat, araç gereç yüklü bütün bu araçlar kime geliyor, niçin geliyor? Bunun hesabını herhalde sormak bizim hakkımızdır. Zira burada 911 kilometre bu sınır boyu bize ait, biz burada sınırız, ona göre de bütün hesabımızı yapmak durumundayız, tedbirimizi buna göre almak durumundayız. Ve güvenli bölge olarak söylediğimiz ve haritada da çizip gösterdiğimiz yerler ve Sayın Trump’ın 20 mil diyerek ifade ettiği o 30-32 kilometrelik o derinlik, onun üzerinde yaptığımız çalışmalar, hizmetler, hepsi bizim bu bölgede durumumuzun ne olduğunu göstermesi bakımından çok önemli. Bunu bilmeyecek kadar bunlar aciz ve zavallı.

Şimdi bize düşen, her alanda en iyi hazırlıkları yapıp, bir yandan devam eden çalışmaları sonuçlandırmak, diğer yandan yeni projeleri ve eserleri hayata geçirmektir.

Kalpleri kararmış, dilleri çatallaşmış, yüzleri kalınlaşmış olanları önce Allah’a, sonra milletimize havale ediyoruz.

Biz işimize bakacağız, Türkiye için ne yapabiliriz, ona bakacağız. Milletimizin gönlündeki yerimizi nasıl güçlendiririz, ona bakacağız. Gözlerini ve kalplerini bize yöneltmiş kardeşlerimize, dostlarımıza, mazlumlara, mahzunlara nasıl yardımcı oluruz, ona bakacağız. Ülkemizi, bölgemizi ve dünyayı daha güvenli, daha huzurlu, daha müreffeh hale nasıl getirebiliriz, ona bakacağız. Yolumuzun hak yolu olduğundan, yolumuzun milletimizin yolu olduğundan, istikametimizin doğru olduğundan en küçük bir şüphemiz yoktur.

Değerli Kardeşlerim,

Zaferle değil, seferle mükellefiz, eyvallah, ama inşallah zaferlerimizden de şüphe duymuyoruz. Bugün burada bulunan kardeşlerim sizler başta olmak üzere AK Parti’nin tüm kadrolarından, davamıza gönül vermiş tüm kardeşlerimden bu anlayışla çalışmalarını istiyorum.

Gönül sultanları ne güzel söylemiş:

Hak Şerleri Hayr Eyler        

Zan Etme Ki Ğayr Eyler

Ârıf Ânı Seyr Eyler

Mevlâ Görelim Neyler

Neylerse Güzel Eyler…

Sen Adli Zulüm Sanma

Teslim Ol Od’a Yanma

Sabr Et Sakın Usanma

Mevlâ Görelim Neyler

Neylerse Güzel Eyler…

Hiç Kimseye Hor Bakma

İncitme Gönül Yıkma

Sen Nefsine Yan Çıkma

Mevlâ Görelim Neyler

Neylerse Güzel Eyler…

Geçmişle Geri Kalma

Müstakbele Hem Dalma

Hâl İle Dahî Olma

Mevlâ Görelim Neyler

Neylerse Güzel Eyler…

Evet... Rabbimizin tüm işlerimizde neylerse güzel eyleceğine tüm kalbimizle inanıyor, iman ediyoruz. Bu duygularla, bir kere daha toplantımızın partimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sunumlarıyla, görüşleriyle, tartışmalarıyla toplantımıza katkı veren tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.