ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross ve Beraberindeki Heyeti Kabulünde Yaptıkları Konuşma

10.09.2019

Sayın Bakan,

Bakanlarımız,

Amerikan ve Türk İş Dünyasının Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla selamlıyorum. Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hoş geldiniz.

Şubat ayında Amerikan Türk Konseyi’yle, Amerikan Ticaret Odası’nın temsilcilerini kabul etmiştim. Kısa bir sürenin ardından Amerikan iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle yeniden bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu ziyareti de iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğinin ilerletilmesi yönünde çok güçlü bir irade beyanı olarak görüyorum. Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri ortak değerlere ve müşterek çıkarlara dayalı köklü bir müttefiklik ilişkisine sahiptir. Bu ittifak zaman zaman zorluklarla sınanmış, pek çok badire de -bu arada- atlatılmıştır. Ancak üstesinden geldiğimiz her sıkıntıyla müttefiklik ilişkimiz daha da perçinlenmiştir. Bugün de benzer bir başarıya imza atacağımıza inanıyorum. Dostum Başkan Trump’la samimi ve güçlü bir diyaloğumuz var. Gerek bölgesel konularda, gerekse iki ülkeyi ilgilendiren meselelerde sürekli temas halindeyiz. Önümüzdeki dönemde bu yakın diyaloğu Sayın Trump’ın ülkemize yapacağı ziyaretle taçlandıracağımıza inanıyorum. Aynı şekilde siyasi, ekonomik ve askeri alanda her seviyede güçlü ilişkiler içindeyiz. Yaptığımız her görüşme ülkelerimiz arasındaki iş birliğinin ilerletilmesinin her iki tarafa katkılarını bir kez daha ortaya koymaktadır. Bugünkü görüşmemizden de aynı duygular içinde ayrılacağımız düşüncesindeyim.

Değerli Dostlar,

Türkiye bölgesinde yaşanan tüm kriz ve çalkantılara rağmen istikrarını korumakta, ekonomik ve siyasi gücünü de arttırmaktadır. Ülkemiz bugün satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 13’ncü, Avrupa’nın en büyük 5’nci ekonomisidir. Girişimcilerimiz neredeyse dünyanın her ülkesinde ve bölgesinde faaliyet gösteriyor. Ülkemizde yatırım yapan kişi ve kuruluşlar bakımından da benzer bir zenginlik söz konusudur, çünkü iş yapma kolaylığı ve yatırımlar açısından da oldukça cazip bir ülkeyiz. Türkiye ile Amerika arasında 20 milyar dolar seviyesinde seyreden ticaret hacmi gerçek potansiyelimizin oldukça altındadır. Başkan Trump’la son görüşmelerimizde ticaret hacminin önce 75 milyar dolar olarak konuşmuştuk, fakat daha sonra Osaka görüşmemizde bunun 100 milyar dolara çıkartılması konusunda kendileriyle mutabakata vardık. Bu hedefe ulaşılması yolunda somut adımlar atmaya da başladık. Sizlerle burada yaptığımız görüşmenin ekonomik iş birliğimizin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Nitekim geçenlerde Sayın Başkan ile yaptığımız telefon görüşmesinin ardından hemen Sayın Bakanı buraya göndermiş olması da bu konudaki ciddiyetimizin, bu konudaki hassasiyetimizin en güzel ifadesidir, işaretidir. Tecrübeli bir yatırımcı olan Sayın Ross’un bu işi ele alması ve gerçekten İstanbul’da ve burada yapmakta olduğu bu görüşmeler bu sürecin en iyi şekilde yürütüleceğinden benim de şüphe duymadığım bir adımdır. Dostum Trump’la serbest ticaret anlaşması müzakerelerine başlanması konusunu da gündeme aldık. Bu konuda ilgili bakanlarımız en yakın zamanda çalışmalara başlayacaklardır.

Türkiye’de yatırım yapan, katma değer oluşturan, istihdam sağlayan Amerikalı yatırımcılara büyük önem veriyoruz. Ülkemizde 1800’ün üzerinde Amerikan firması faaliyet gösteriyor. Türkiye’deki Amerika kaynaklı doğrudan yatırımlar 2002-2018 yılları arasında toplam 12 milyar dolara yaklaşmıştır. Elbette bu rakamları yeterli görmek mümkün değil. Biz daha fazla Amerikan firmasının ülkemizde yatırım yapmasını, sağladığımız kolaylıklardan daha çok faydalanmasını arzu ediyoruz. Bunun için ülkemize gelen her Amerikalı yatırımcıya gereken destekleri vermeye hazırız.

Değerli İş Adamları, Türkiye özellikle bölgesinde gerçekten önemli bir üretim ve lojistik üssüdür. Ülkemizde yatırım yapılması yönündeki çağrımız sadece bir retorikten, sadece bir iyi niyet temennisinden ibaret değildir. Bunun için güçlü, ama çok güçlü gerekçelerimiz ve sunduğumuz çok büyük avantajlarımız vardır. Her şeyden önce bu üretim ve lojistik üssü olarak Türkiye’nin değerlendirilmesi “win-win” esasına göre her iki tarafa da imkânlar kazandıracaktır. Ülkemizin konumu Akdeniz, Kafkaslar, Orta Asya, Avrupa ve Ortadoğu pazarlarına doğrudan erişim imkânı sağlıyor. Dünyada hem Afrika’ya hem Asya’ya hem de Avrupa’ya bu derece etkin erişim imkânı sunabilen başka bir ülke yoktur. İstanbul’dan sadece dört saatlik bir uçuşla 60’dan fazla ülkeye rahatça ulaşabiliyorsunuz. Sahip olduğumuz genç, eğitim düzeyi yüksek nüfusumuz, iş kültürümüz, altyapımız en önemli avantajlarımızdandır. Bunun için birçok küresel yatırımcı yeni pazarlara Türk ortaklarıyla birlikte girmeyi tercih ediyor. Küresel düzeyde yaşanan ekonomik değişim yeni üretim merkezlerinin gelişmesine de fırsat sunuyor. Türkiye Avrupa, Balkanlar, Akdeniz ve Karadeniz havzası, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Kafkaslar, Orta Asya gibi önemli merkezlerle olan yakın ilişkisi sebebiyle bu konuda öne çıkan ülkeler arasındadır. Ayrıca son 17 yılda ülkemizin stratejik konumunu güçlendirecek birçok yatırım hamlesine imza attık.

Eğitim kurumlarımızı sayı ve nitelik olarak oldukça iyi bir seviyeye getirdik. Sağlıkta kendi vatandaşlarımız yanında, tüm bölgeye hizmet veren bir konuma geldik. Dünyanın en kapsamlı ve etkin sosyal güvenlik ve sağlık güvencesi sistemine sahibiz. Ulaştırmada bölünmüş yolları 20 bin 663 kilometre ilave ile 26 bin 750 kilometre, otoyolları 1161 kilometre ilaveyle 2875 kilometreye çıkardık. Daha önce olmayan hızlı tren hatlarını 1213 kilometreye, hava limanı sayısını ise 30 ilaveyle 56’ya çıkardık, şehirlerimizi raylı sistemlerle donattık.

Enerji yatırımlarımızı her alanda devam ettiriyoruz. Müteahhitlerimiz dünyanın her yerinde çok büyük projelere imza atıyor. Ve 17 yıllık iktidarımız döneminde zaman oldu dünyada ikinci sıraya, zaman oldu üçüncü sıraya sürekli olarak yani ligin en üst sırasını zorlayan bir ülke olduk. İhracatımızı göreve geldiğimizde 36 milyar dolardan aldık, şu anda ise ihracatımız 170 milyar dolara ulaşmış vaziyette, 170’i de aşıyoruz. Bu yılın ilk 8 ayındaki ihracatımız 117 milyar doların üzerine çıkarak rekor kırarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 86’yı buldu. Yıllarca ekonomimizin yumuşak karnı olan cari açık bu defa önemli oranda aşıldı, çözüldü. Bu yıl ülkemizde 50 milyon turisti misafir etmeyi hedefliyoruz ve şu anda göstergeler 50 milyonun üzerine çıkacağımızı ortaya koyuyor. Etkisini giderek daha fazla hissettiren küresel ekonomik durgunluğa rağmen, Türk ekonomisi canlılığını koruyor. Uluslararası yatırımcılar için Türkiye en önemli çekim merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Dinamik piyasa yapımız ve küresel sisteme entegrasyon gücümüzle önümüzdeki dönemin en gözde yükselen ekonomilerinden biriyiz. Ekonomimizin sunduğu tüm bu imkânlardan Amerikalı yatırımcıların da istifade etmesini istiyoruz.

Değerli Misafirler,

Türkiye sadece ekonomisini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel sorunların dünyayı etkilemesinin de önüne geçiyor. Bugün ülkemiz 3,6 milyonu Suriyeli olmak üzere, dünyanın farklı ülkelerinden çeşitli statülerde 5 milyona yakın yabancıya ev sahipliği yapıyor. Suriye içerisinde güvenliğini sağlayarak, ihtiyaçlarını karşıladığımız insanlarla birlikte bu rakam 9 milyonu aşıyor. Bu şekilde NATO’daki müttefiklerimiz başta olmak üzere tüm Avrupa’nın güvenliğini de biz temin ediyoruz. Ülkemizin Suriye kaynaklı yeni bir göç dalgasını göğüslemesi artık mümkün değildir. Son dönemde İdlib’e yönelik artan saldırılar bizi böyle bir riskle karşı karşıya getiriyor. Sığınmacı krizine kalıcı çözüm ancak Suriye içerisinde terörden arındırılmış bölgelerin tesisiyle mümkündür. Dostum Trump’ın da dediği gibi, Suriye’de DEAŞ yenilgiye uğratılmıştır. Şu an hem ülkemizin hem bölgemizin hem de Suriyeli mültecilerin geri dönüşüne en büyük engel PKK ile onun uzantısı olan YPG gibi terör örgütleridir.

Etnik temizlik yapan, bölge halkını göçe zorlayan, Türk vatandaşlarının can ve mal güvenliğini tehdit eden bu yapı muhakkak tehdit unsuru olmaktan çıkarılmalıdır. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri’yle Suriye’deki iş birliğimize büyük önem veriyoruz. Fırat’ın doğusu ile Irak sınırı arasındaki Suriye topraklarını güvenli hale getirecek adımlar atmaya çalışıyoruz.

Sayın Obama döneminde kendilerine teklifim şuydu: Gelin süratle güvenli bölgeyi kuralım. Maalesef Sayın Obama döneminde bu güvenli bölge teklifimi karşılık alamadığım için gerçekleştiremedik. Kendisi de olumlu baktığı halde güvenli bölge olmadı. Sayın Trump’a da aynı teklifi yaptım ve Sayın Trump’ta buna çok olumlu baktı, nitekim son ana kadar da hâlâ bu güvenli bölge olayına olumlu yaklaştığını da ifade etti. Öyleyse vakit kaybetmeden bunu halletmemiz lazım. Bunu hallettiğimiz anda zaten terör örgütlerine karşı mücadelemizde kolaylaşacak ve mülteciler noktasında, düzensiz göç noktasındaki sıkıntıyı da aşmış olacağız. Bu amaçla güvenli bölge çalışmalarına biz de başladık. Amerika’dan beklediğimiz, müttefikliğimize yakışır şekilde terörle mücadelemizde ve sığınmacıların huzurla evlerine dönebilecekleri güvenli bölgeler oluşturma çabalarımızda yanımızda olmalarıdır. Ama şu anda 50 bine varan tırla buradaki bu terörist gruplara araç, gereç, mühimmat bu tür şeylerin gönderilmesi bizleri ciddi manada rahatsız etmektedir. Çünkü bu araç, gereç, mühimmat bunlar kime karşı kullanılıyor? Türkiye’ye karşı. Bunu kabullenmemiz de herhalde bir stratejik ortak olarak mümkün değildir. Türkiye’nin kendi güvenliği için attığı kimi adımlara orantısız tepkiler verilmesini de üzüntüyle takip ediyoruz. Aynı şekilde 15 Temmuz gecesi Türk demokrasisine saldıran FETÖ terör örgütüyle mücadelede de yakın iş birliği bekliyoruz. Bu terör örgütünün başı şu anda Pensilvanya’da 400 dönümlük bir arazi içindeki bütün ekibiyle beraber orada yaşıyor ve oradan da dünyanın 160 ülkesini idare ediyor, yönlendiriyor. Ve biz bunları defaatle anlattık, hâlâ anlatıyoruz. Tüm bu konularda sizlerin ülkemize desteği bizim için çok önemlidir. İkili ticaretimizde ve karşılıklı yatırımlarımızda kat edeceğimiz mesafenin diğer alanlardaki ilişkilerimizin olumlu yönde seyrine destek olacağına da inanıyorum.

Değerli Dostlar,

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bir kez daha misafirlerimize hoş geldiniz diyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.