Sivas Kongresi’nin 100. Yıl Dönümü Programında Yaptıkları Konuşma

04.09.2019

Aziz Milletim,

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Değerli Başkanı,

Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı,

Siyasi Partilerimizin Başkan ve Katılımcıları,

Kıymetli Misafirler,

Değerli Sivaslılar,

Sevgili Gençler,

Hanımefendiler, Beyefendiler;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. İstiklal Harbimizin en kritik dönemeçlerinden olan Sivas Kongresi’nin 100. Yıldönümü’nün ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını tazimle yâd ediyorum.

Anadolu’ya ayak bastığımız günden bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin bekası için canını esirgemeyen bütün şehitlerimize, gazilerimize, kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Ülkemizin kalkınması, milletimizin güçlenmesi için emek veren, çalışan, üreten herkesi şükranla anıyorum.

Sevgili Sivaslılar, Yiğidolar,

Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi’nin yıl dönümlerini her sene büyük bir coşkuyla kutlayan siz değerli hemşehrilerimi canı gönülden tebrik ediyorum.

Bugün burada sizlerle birlikte Sivas Kongresi’nin 100. Yıl Dönümü’nü kutluyor olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.  Bizler vatanını, bayrağını ve istiklalini koruyabilmek için nice kereler çetin imtihanlardan geçmiş ve çok zor şartlar altında bile inandığı değerlerden taviz vermemiş bir milletin mensuplarıyız. Tarihimizin en derin izlerini hafızalarımıza kazıyan dönemlerden biri de, şüphesiz milli mücadele yıllarıdır. İstiklal Harbimizin dönüm noktalarından biri olan Sivas Kongresi ve 4 Eylül 1919 tarihi aziz milletimizin hafızasında çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü milli mücadelenin işaret fişeği burada atılmış, dönemi şartlarında daha emniyetli bir yer tespit edilemediğinden Kurtuluş Savaşı’nın hazırlıkları burada yapılmıştır. Dolayısıyla Sivas milli mücadelenin ve Cumhuriyetin ilk merkezidir.

Tam bir asır önce bugün yurdun dört bir tarafından gelerek Sivas Kongresi’ne iştirak eden delegeler burada milli bir duruş sergilemişlerdir. Milletimizin işgalci güçlere asla boyun eğmeyeceğini, birbirine sımsıkı kenetlenerek mücadeleye hazır olduğunu bütün dünyaya yine buradan ilan etmişlerdir.

Hatırlayınız, Sivas Kongresi deyince hemen gözümüzün önüne gelen tarihi bir fotoğraf vardır. O fotoğrafta Gazi Mustafa Kemal’le birlikte kimler var? Sivas Kongresi’ne kimler iştirak etmişti? O gün İstanbul temsilcisiyle burada mıydı? Evet, buradaydı. Bursa, temsilcisiyle burada mıydı? Evet, buradaydı. Aydın, Manisa, Denizli, Afyonkarahisar burada mıydı? Evet, buradaydı. Çorum’dan, Yozgat’tan, Kastamonu’dan, Eskişehir’den, Erzincan’dan, Niğde’den, Nevşehir’den, Kayseri’den Diyarbakır’dan, Antep’ten, Hakkâri’den, Samsun’dan, Erzurum’dan gelen delegelerin hepsi burada mıydı? Evet, buradaydı. Sivas’taki tarihi toplantıda doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün vatan temsil ediliyordu. Bir asır sonra aynı mekânda milli mücadelemizin bu ilk temsilcilerini saygıyla yad ederken Sivas’taki heyecanı ve kararlılığı asla kaybetmediğimizi de tekrarlamak istiyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Tarihe “Sultan Şehir” olarak geçen Sivas, her zaman önemli bir yönetim merkezi olmuştur. Hititler zamanından itibaren daima devrinin en önde gelen merkezleri arasında yer alan Sivas, Danişment, Eretna ve Selçuklu Devletlerine başkentlik yapmıştır. İşte bu Sivas, 4 Eylül 1919 tarihinden itibaren 108 gün boyunca da milli mücadelemizin başkentliğini yürüttü.

Gazi Mustafa Kemal ve Amasya Genelgesi’nde imzası bulunan paşalar Anadolu’nun bilvücuh, en emin mahalle olan Sivas’ta milli bir kongrenin toplanması kararını vermişlerdi. Sivas, o gününün şartlarında sadece jeopolitik konumu itibariyle değil, aynı zamanda Sivaslıların sağlam duruşuyla da en emin belde olarak tercih edilmişti. Çünkü Sivas, her zaman vatan sathında milli refleksi kuvvetli insanların yaşadığı şehir olarak öne çıkmıştır. Sivas’ın vilayeti Anadolu olarak anılmasına sebep olan özelliği; milletimizin bekasını tehdit altında gördüğü an şahlanmasıdır. Sivas, Anadolu’nun birlik ve dirlik yurdudur. Bu topraklar kadim tarihi boyunca kimleri bir ana gibi bağrına basmamış ki. Gün olmuş Akkoyunlular üzerine sefere çıkan Fatih Sultan Mehmet misafiri olmuş Sivas’ın. Gün olmuş İran üzerine sefere çıkan Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Dördüncü Murat burada nefeslenmiş. Gün olmuş İlahi Kelimetullah uğruna yurdundan ayrı düşen Abdülvehhab Hazretleri gibi bir gaziyi bağrına basmış. Gün olmuş İzzeddin Keykavus gibi bir sultanı kucaklamış. Gün olmuş Anadolu’yu düşman işgalinden kurtarmak niyetiyle Sivas Kongresi’ni tertipleyenler için en emin belde olmuş. Gün olmuş Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan göçüp gelen muhacirlere gönlünün kapılarını açmış, gün olmuş Aşık Veysel gibi bir halk ozanını, gün olmuş Muhsin Yazıcı gibi yiğit bir dava adamını doğurmuş. Sivas işte tüm bu özelliklerini her daim korumuştur ve halen de korumaktadır.

Sivas’ın gönlünde nifak değil, birlik, beraberlik duyguları yer bulur. Sivas’ın Yiğidoları her şartta sadece ve sadece hakkı tutup kaldırır. Bu şehirde karşılık bulamayan bir siyasi hareketin ülkenin tamamında başarıya ulaşması mümkün değildir. Biz de işte bunun için Sivas’a hep ayrı bir önem verdik, hep gönlümüzün en mutena yerinde misafir ettik.

Sivas’ı bir de şairin diliyle ifade etmek istiyorum:

“Ne güzel seni sevmek böyle uzaktan,

Ve seni düşünmek bir çocuk hevesiyle.

Her sabah yeniden ezan sesiyle,

Müslüman Müslüman uyanan şehir.

Bir Selçuklu nakışında seni bulmak ne güzel,

Ne güzel seni duymak bir ney sesinde.

Şemsî Sivasî'nin mübarek türbesinde,

Kandil kandil yanan şehir.

Halayların, türkülerin çağırır beni uzaktan

Yüreğim hep Mısmıl Irmak gibi tertemiz,

Nerde Çifte Minare'miz, Gök Medrese'miz?

Sımsıcak dualarla maziyi anan şehir.

Tozunla, toprağınla, yoksul kağnılarınla,

Sekiz ay erimeden yerde kalan karınla,

Ve soğuk sularınla, serin rüzgârlarınla,

Gözümde tütüyorsun can şehir.

Bir gün bir derviş gibi çıkıp gelirsem eğer,

Görürsem bir daha gönül gözüyle seni,

Anla bir rüzgâr gibi yüreğimden geçeni.

Ve sonra anam gibi sar beni sultan şehir.”

Değerli Kardeşlerim,

Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Erzurum’dan yola çıktığını haber alan Sivaslılar büyük bir heyecanla karşılama hazırlıklarına başladılar. Vatan için, bayrak için, istiklal için yollara çıkan Sivaslılar, Refahiye, Suşehri üzerinden Sivas’a gelen Gazi Paşa ve arkadaşlarını 2 Eylül 1919 sabahı Kılavuz Tepesi’nde büyük bir coşkuyla karşıladılar. Kongre binasının ve delegelerin emniyeti için her türlü tedbiri alarak ev sahipliğinin gereklerini bihakkın ifa ettiler. Kongrenin başlamadan sona ermesi için yürütülen tüm sinsi teşebbüsler hem delegelerin, hem de Sivaslıların sağlam duruşuyla boşa çıkartıldı.

Mustafa Kemal ve Temsil Heyetinin 18 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya hareket ettiği güne kadar tam 108 gün boyunca ülke Sivas’tan idare edildi, Türkiye’nin Başkenti ve milli iradenin tecelligahı bu şehir oldu. Sivas’ta toplanan heyetin çalışmalarıyla başlayan bu süreç sonunda hem yurdumuzu işgalden kurtardık, hem de yeni devletimizi kurduk. Nitekim Gazi Mustafa Kemal de hatıralarında Cumhuriyetin temellerini burada attık diyor. Milletimizin esarete karşı direnişinin sembolü olana Sivas’ta Cumhuriyetimize ve demokrasimize giden yolun taşları, evet, burada taşındı. Burada manda ve himaye asla kabul olunamaz kararının alınmasıyla milli mücadelemizin gayesi bütün dünyaya ilan edildi.

Sivas Kongresi kararları milletimizin en zor zamanlarında bütün dünyaya haykırdığı bir bağımsızlık manifestosudur. Bir asır sonra bir kez daha tekrarlıyoruz ki, evet, manda ve himaye asla kabul edilemez. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.

Kurtuluş Savaşı’nı büyük bir zaferle neticelendiren milletimiz, 15 Temmuz 2016 tarihinde benzer bir imtihandan anlının akıyla çıkmasını bilmiştir. Milli iradeye darbe vurmak ve ülkemizi işgal etmek niyetiyle girişilen hain darbe teşebbüsü 97 yıl aradan sonra bir kez daha milletimizin azmi ve kararıyla boşa çıkartıldı. 15 Temmuz gecesi darbeciler karşısında kenetlenen Türk milleti bir kez daha Kuvayı Milliyeyi amil ve irade-i milliyeyi hakim kılarak hainleri bozguna uğrattı. Sizler de o gece bu meydana akın ederek milli iradeye, istiklalinize ve istikbalinize sahip çıktınız. Darbecilerin karşısında dimdik durarak Meclisinize, Cumhurbaşkanınıza ve hükümetimize sahip çıktınız. Gösterdiğiniz şanlı direnişle hainlere diz çöktürdünüz, Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlere fırsat vermediniz. Bu birlik ve beraberliğimiz devam ettiği sürece, hürriyetimize, değerlerimize ve kardeşliğimize yönelebilecek her türlü tehdit bertaraf olacaktır.

Sivas Kongresi’nin 100. Yıl Dönümü’nde Sivas Mekteb-i Sultani binasından bir kez daha haykırıyoruz; milli sınırlar içinde vatan bir bütündür. Vatanımız, bayrağımız, devletimiz, milletimiz, istiklalimiz bizim namusumuzdur, şerefimizdir. Vatanımıza, bayrağımıza, istiklalimize uzanan her eli kırdık, yine kıracağız.

İşte kongre salonlarına bayrağımızı asmayan teröristlere ödettiğimiz bedeller ortadadır. Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te bunları inlerine nasıl soktuğumuz ortadadır. İçeriden ya da dışarıdan Türkiye üzerinde operasyon yapmak isteyenlere göğsümüzü siper etme pahasına gereken cevabı vermeye devam edeceğiz. Türkiye’nin kazanımlarına ve hedeflerine karşı kurulan her tuzağı bozacağız. Evet, ya olacağız ya öleceğiz diyerek girdiğimiz bu kutlu yoldan asla dönmeyeceğiz.

Değerli Kardeşlerim,

Sivas Kongresi’nden bahsedip de milli mücadele yıllarında bu şehirde kurulan bir dernekten bahsetmezsek kadınlarımıza haksızlık yapmış oluruz. Bu derneğin adı ne biliyor musunuz? Evet, Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nden söz ediyorum. Bu derneği Vali Reşit Paşa’nın Hanımı Melek Hanımın Başkanlığında Sivaslı kadınlar kurmuştur. Kadınlarımız kara günler için bir kenarda sakladıkları ne varsa bu cemiyete vererek, milli mücadelede biz de varız demişlerdi. Bu cemiyet milli mücadele boyunca Temsil Heyeti ve Ankara Hükümetiyle irtibatını kurdurmuş, Gazi Paşa’nın da büyük takdirlerini kazanmıştır.

Yine Sivas Kongresi vesilesiyle üzerinde tekrar tekrar durmamız gereken bir mesele de manda tartışmalarıdır. Kongrede delegelerin bir kısmı eldeki mevcut imkânlarla, silah ve cephaneyle kurtuluş savaşı vermenin güç olacağını düşünüyordu, bu sebeple az da olsa Amerikan mandasına girmenin en mantıklı yol olacağını dile getirenler vardı. Sivas Kongresi sürerken Ermeni meselesi üzerinde incelemeler yapmak üzere Anadolu’da bulunan bir Amerikan General de beraberindekilerle Sivas’a gelmiştir. Bu Amerikalı Subay manda fikrine destek olmak için Sivas’ta kulis yapar. Yapılan uzun tartışmaların sonunda ya istiklal ya ölüm kararı alınarak manda fikri bir daha açılmamak üzere tarihe gömülür.

Buna rağmen Amerikalı General Türker’in işgaller karşısında paramparça olduğunda biraraya gelmelerinin ve bir kurtuluş savaşı yapmalarının mümkün olmadığında ısrar eder. Bu görüşme esnasında Harbord’un ısrarlı tutumu Mustafa Kemal’i öyle sinirlendirmiştir ki, elindeki tespihin ipi kopar ve taneleri dağılır. Yerden tespih tanelerini alan ve bunları ipe dizen Gazi Paşa, görüyorsunuz değil mi General, tespih dağıldı, fakat onu biraraya getirecek olan sizler değilsiniz, bu millettir diyerek konuyu kapatır.

Onun için tespihin imamesi çok önemli. O imame koptuğu zaman tespih dağılır. Onun için imameleri kopartmayacağız. Tespihi dağıtmayacağız ki bu millet bir olsun, iri olsun, diri olsun, kardeş olsun ve hep birlikte Türkiye olsun. Evet, Türkiye manda tartışmalarını Sivas’ta kapattı. Ama bazı zihinlerde ve gönüllerde bu özlem hep devam etti. Hatta bugün de ülkemizde bir kesimin kendi milletinin istiklali ve istikbali davası yerine başka davaların sözcülüğüne soyunduğunu da üzüntüyle görüyoruz.

Kardeşlerim,

Siyaset başkadır, politik çıkar başkadır. Ülkenin ve milletin âli menfaatleri başkadır. Bunları birbirine karıştırdığınızda kendinizi rengini şehitlerimizin kanlarından alan bayrağımız yerine başka paçavralar altında bulabilirsiniz. Kendi medeniyetinize ve tarihine yabancılaştığınızda, İstiklal Marşımızda şehadetleri dinin temeli olarak ifade edilen ezanımızdan rahatsız olabilirsiniz. Hatta kendinizi doğrudan milletimizin iradesine kasteden darbecilerle aynı çizgiye gelmiş olarak dahi görebilirsiniz.

Kardeşlerim,

Misak-ı Milli’nin ne olduğunu bilmeyen, şimdi bizim güneyimizde 910 kilometre Suriye sınırımız var değil mi? Orası neydi? İşte orası bir zamanlar Misak-ı Milli hudutlarıydı. İşte bunu bilmeyen, biliyor olsa da kendisine biçilen misyon gereği bu gerçeğin üzerine örtmek için çalışanları da aynı kervana dahil etmemiz gerekiyor. İşte bunun için biz her fırsatta Rabia’mızı dile getiriyoruz.

Tek millet diyoruz, tek bayrak diyoruz, tek vatan diyoruz, tek devlet diyoruz. Tıpkı 100 yıl önce Sivas Kongresi’nde bir araya gelen büyüklerimiz gibi ya istiklal, ya ölüm diyoruz. Bu yolda bizimle yürüyen herkesle birlikte olmaktan şeref duyarız. Bu yolu tıkamaya, kapatmaya, çökertmeye çalışanları da tıpkı bir asır önce olduğu gibi milletimizle birlikte tarihe havale etmek boynumuzun borcudur.

Kardeşlerim,

İnşallah Ramazan Bayramı’na kadar yüksek hızlı trenimizi inşallah Sivas’ımıza vardıracağız. Gerçi bazıları Sivas’a ne gerek var trene deyip geçmişlerdir, ama biz ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkması için nereye ne gerektiğinin planlarını iyi yaptık ve George hızlı trene biniyorsa, benim Ahmet’im, Mehmet’im, Ayşe’m, Fatma’m da bu hızlı trene binecektir.

Bir kez daha Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümünün ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bir asır önce bugün Sivas’ta toplanarak, istiklal mücadelesini yeni bir safhaya geçiren büyüklerimiz başta olmak üzere bin yıldır bu toprakların vatanımız olması için çalışan, ter döken, gerektiğinde canını veren ecdadın her birini şükranla yâd ediyorum. İnşallah Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yıl Dönümü olan 2023’te hedeflerimize ulaşarak ecdada layık bir millet olduğumuzu göstereceğiz. Bizden sonraki nesillere miras olarak bıraktığımız 2053 ve 2071 vizyonlarıyla tarihteki binlerce yıllık yürüyüşümüzü daha da ileriye taşıyacağız.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Hepinizi sevgilerimle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.