Ak Parti Konya İl Başkanlığı Tarafından Düzenlenen Programda Yaptıkları Konuşma

01.09.2019

Sevgili Konyalılar,

Çok Değerli Yol ve Dava Arkadaşlarım,

Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Saygıdeğer Temsilcileri,

Hanımefendiler, Beyefendiler;

Sizleri en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bugün burada teşkilatımızın siz kıymetli mensuplarıyla biraraya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Konya İl Başkanlığımıza, Başkan ve ekibine, programda emeği olan tüm dava arkadaşlarıma bu güzel buluşma için bu güzel yaz akşamında en kalbi duygularla şükranlarımı sunuyorum.

Partimizin 18. yaşını kutladığımız şu dönemde kuruluşundan beri AK Parti çatısı altında fedakârca hizmet veren, alın teri döken tüm kardeşlerime, tüm yol arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ediyorum. Dâr-ül-bekâya uğurladığımız kardeşlerimizi rahmetle, şükranla anıyorum. Hep birlikte ruhları için birer Fatiha okuyalım.

Son olarak mahalli seçimlere 8 gün kala 22 Mart tarihinde Konya’daydık. Kılıç Arslan Meydanı’nı hınca hınç dolduran muhteşem bir kalabalıkla hatırlayın mitingimizi yapmıştık. Konya’da 49. il mitingimizi gerçekleştirmiş, sizlerin duasını, Konyalı kardeşlerimizin desteğini talep etmiştik. 31 Mart seçimlerinde Konyalı kardeşlerim yine bizi mahcup etmedi. Büyükşehirde yüzde 70,5 gibi son derece yüksek bir oy oranıyla Konya bize sahip çıktı. Gönül belediyeciliğine evet dedi, devam dedi. Bu rekor oy oranıyla Konya, büyükşehir belediyeleri arasında ilk sıraya yerleşti. İlçelerimiz arasında da çok yüksek oy oranlarına sahip olanlar var. Konya, son 17 yıldır olduğu gibi 31 Mart seçimlerinde de aramıza kimseyi sokmayan tüm Konyalılara, bize gönül veren, bizden hayır dualarını eksik etmeyen tüm Konyalı kardeşlerime şahsım ve tüm Parti Teşkilatım adına teşekkür ediyorum.

Bu başarının sancaktarı olarak gördüğüm adaylarımıza, Konya Teşkilatımıza, ilçe başkanlıklarımıza, mahalle temsilciliklerimize, sandık müşahitlerimizin her birine buradan şükranlarımı sunuyorum. Seçim dönemi boyunca gece-gündüz demeden kapı-kapı dolaşan Kadın Kollarımızı, Gençlik Kollarımızı özellikle tebrik ediyorum.

Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim daha nice seneler el ele, omuz omuza Konya’ya hizmet etmeyi bizlere nasip eylesin.

Hiç şüphesiz Konya’da elde ettiğimiz başarıda Cumhur İttifakı olarak güç birliği yaptığımız Milliyetçi Hareket Partili kardeşlerimizin de payı var. Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Teşkilatı’na, Milliyetçi Hareket Partisi’ne gönül veren tüm vatandaşlarıma da buradan teşekkürü borç biliyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde de ülkemizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda yine beraber hareket etmeyi sürdüreceğiz.

Son 17 senedir Konya’ya, Konyalı kardeşlerimize mahcup olmadık. Allah’ın izniyle bundan sonra da sizlere mahcup olmayacağız. Sizin hizmetkârınız olmaya, sizin için eser üretmeye, hizmet üretmeye, Konya ile beraber tüm Türkiye’yi büyütmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz.

Kardeşlerim,

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya gerçekten sancılı günler yaşıyor. Terörden ekonomiye, dış politikadan iç siyasete, savunmadan enerjiye kadar tarihimizin en kritik meseleleriyle yüzleşiyoruz. Gündemimizde olan konular milletimizin sadece bugününe değil, gelecek her bir asrına damga vuracak mahiyettedir. Suriye ve Doğu Akdeniz’de yaşanan hadiseler bile ülkemiz için adeta bir beka meselesidir. Türkiye’nin bu meselelerin hiçbirini tribünden seyretme lüksü yoktur. Sahada varlık gösterilmeden masada olunmayacağını bilhassa Suriye konusunda yaşayarak gördük.

Komşumuz Suriye’de sekiz yılını geride bırakan iç savaşta bir milyon civarında masum insan hayatını kaybetti. Yarısından fazlası bizde olmak üzere yedi milyon kardeşimiz vatanlarını kaybederek, başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Konya gibi özellikle İslam medeniyetinin sembol şehirlerinden Halep, Esed rejiminin varil bombaları altında koca bir enkaza dönüştü. Şayet Türkiye’nin çabaları, gayretleri olmasaydı emin olun Suriye’de katledilen masumların sayısı 2-3 katına çıkardı. Türkiye, Suriyeli mazlumlara kapısını açarak insanlığın vicdanı olmuş, tüm dünyaya merhamet ve insanlık dersi vermiştir. Provokasyonların arttığı bugünlerde milletimizin çok daha dikkatli olması şarttır. Aynı şekilde Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarımızı yapmasaydık, güney sınırımız boyunca bir terör koridorunun oluşumunu engellemekte zorlanırdık. Biraz gecikmeyle de bu iki harekâtla karanlık emellere ağır darbeler indirdik. Böylece ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini temin noktasında çok önemli başarılara imza attık. Şimdi gündemimizde Fırat’ın doğusu var, Fırat’ın doğusundaki terör yuvalarını da temizlemekte kararlıyız.

Suriye’de bu adımları atarken diğer komşumuz Irak’ta da Pençe Harekâtıyla teröristlerin inlerini başlarına geçiriyoruz. Hem Suriye, hem de Irak sahasındaki askeri varlığımız arttıkça PKK’nın ülkemizdeki eylem kapasitesi de azalıyor. Örgütten kaçanların ve teslim olanların sayısında da çok büyük artış var. Sınırlarımız içinde güvenlik birimlerimiz 365 gün, 12 ay, 24 saat kesintisiz operasyon halindeler. Silahlı ve silahsız insansız hava araçlarımız teröristlere nefes aldırmıyor. Şüphesiz terörle mücadelede kalıcı başarı, ancak terörün beslenme kaynaklarını kesmekle mümkündür. Şayet terörün kökünü kurutacaksak, bölücü örgüte mali, ekonomik ve lojistik destek sağlayan siyasi uzantılarıyla da mücadele etmemiz şarttır.

Belediyelerin imkânları vatandaşa hizmet için vardır. Belediye başkanlığı terör örgütüne piyonluk değil şehre ve millete hizmet makamıdır. Hiç kimse sandıktan çıkan iradeyi terör baronlarına peşkeş çekemez. Demokrasi, hukuk çeşmesinden beslenir. Hukukun olmadığı, kanunların alenen çiğnendiği bir yerde demokrasiden de, millet iradesinden de bahsedilemez. Açık söylüyorum; hiçbir medeni devlet kamu kaynaklarının teröristlere kullandırılmasına müsamaha göstermez. Hiçbir devlet belediye kadrolarının militanlarla doldurulmasına sessiz kalmaz. Hiçbir devlet belediyenin teröristlerin arka bahçesi haline dönüşmesini eli-kolu bağlı bir şekilde izlemez. Van, Mardin, Diyarbakır büyükşehir belediye başkanlıklarına yapılan vekil görevlendirilmelerinin sebebi işte budur. Devlet, kanunlar çerçevesinde milletin hakkını hukukunu korumak, demokrasiye yönelik tehditleri bertaraf etmek için son derece meşru bir adım atmıştır.

Hal böyle iken atılan adım karşısında bölücü örgütün uzantılarından daha fazla CHP’nin rahatsız olduğunu görüyoruz. CHP teşkilatları koro halinde bize ve görevlendirilen belediye başkanvekillerimize saldırıyor. Lafa gelince mangalda kül bırakmaz, ‘biz Atatürk’ün kurduğu partiyiz’ derler, hem ‘Cumhuriyet’le yaşıtız’ diyeceksiniz, hem de şehit yakınlarımızı kapı dışarı edenlerin avukatlığını yapacaksınız. Hem demokrasi diyeceksiniz, hem de demokrasiye suikast düzenleyenlere destek çıkacaksınız. Hem vatanperverlik iddiasında bulunacaksınız, hem de çukur eylemlerinde askere, polise kurşun sıkanların, Kürt kardeşlerimin hayatını zindana çevirenlerin yanında saf tutacaksınız. Bunun adı, merhum Ahmet Kaya’nın ifadesiyle, nereden baksan tutarsızlıktır. Elbette milletimiz bu süreçte kimin nerede durduğunu gayet iyi biliyor. Milletimiz CHP’nin, CHP’li yetkililerin, CHP’li belediye başkanlarının tutarsızlıklarını derin hafızasına not ediyor. Vatandaşlarımız CHP’nin terörle mücadele diye, hukuk diye, demokrasi diye bir dertlerinin olmadığını çok yakından görüyor.

Kardeşlerim,

Biz CHP gibi esen rüzgâra göre şekil alan, ilkesiz, tutarsız, ruhsuz bir parti olamayız. Biz başka partiler gibi bana değmeyen yılan bin yaşasın da diyemeyiz. Biz milletin emanetini sırtında taşıyan bir partiyiz. Biz dertliyiz, derdi olan, davası olan, prensipleri olan bir partiyiz. Biz gece-gündüz demeden Türkiye’nin meseleleriyle, Türk milletinin dertleriyle dertlenen bir partiyiz. Biz Diyarbakırlı Hacire Ana’nın derdiyle hemhal olan, Aylan Bebek gibi Suriyeli masumların acısını yüreğinde hisseden bir kadroyuz. Bunun için PKK tarafından evlatları dağa kaçırılan Diyarbakırlı anaların feryadını duymazdan gelemeyiz. Suriyeli mazlumlara sırtımızı dönemeyiz. Biz ilk kıblemiz Kudüs’ü, üstüne türküler yaktığımız Yemen’i, yüzyıllarca himayemiz altında bulunan Libya’yı kaderine terk edemeyiz.

Biz milli meselelerde dahi Rumların ağzıyla siyaset yapanlardan olamayız. İşe bak, ne diyor CHP’nin başındaki zat? Doğu Akdeniz’de Amerika var, İngiliz var, Fransız var, Katar var, sadece Türkiye yok diyor. Hale bak ya, gözü var görmüyor, devasa bizim orada Yavuz’umuzu görmüyor, bizim orada Barbaros Hayrettin’i görmüyor. Dört tane gemi; ikisi sondaj, ikisi sismik araştırma gemisi, hepsi orada ve devasa üzerlerinde ay-yıldızlı bayrağımız var, bunu da görmüyor. Batı bizi tehdit ediyor, gemilerinizi oradan çekin. Onlar gemilerinizi çekin, dediler, biz ne yaptık, firkateynlerimizi oraya gönderdik. Biz ne yaptık? Uçaklarımızı, SİHA’larımızı, İHA’larımızı oraya gönderdik. Ne dedik? Biz şu anda bize ayrılan bütün bu alanlarda araştırmalarımızı yapmaya devam edeceğiz. Zira Doğu Akdeniz’de tüm Kıbrıs’ın hakları var, bizim de haklarımız var, Güneyin de var. Ama biz Türkiye olarak garantör bir ülkeyiz, orada bulunma hakkına sahibiz. Aynı şekilde Yunanistan garantör ülke, aynı şekilde İngilizler, aynı şekilde Avrupa Birliği. Ama kimse bize niye oradasınız deme hakkına sahip değildir, işte oradayız.

Kardeşlerim,

Şunu unutmayın: Her bir şehrimizin, her bir vatandaşımızın derdi bizim derdimizdir. Geçen hafta Artvin’deydim ve dünyanın üçüncü büyük barajını yapıyoruz. Türkiye’nin bir numaralı barajını yapıyoruz, Yusufeli Barajı. İnşallah önümüzdeki yıl su tutmaya başlayacak ve bir sene içinde de inşallah suyu tamamen dolmuş olacak. Ve Artvin’de yedi baraj yaptık, yedi ve şu anda Artvin adeta barajlar şehri. Türkiye’nin değişik yerlerinde aynı şekilde bunları yapmaya devam ediyoruz. Niye? Bu ülke hidroelektrik santrallerle, kullanma suyuyla, içme suyuyla sıkıntı yaşamasın diye. İnşallah Konya’da da KOP aynı kararlılıkla devam edip Konya’nın da su sıkıntısını bugün konuşmamda da söylediğim gibi yaşatmayacağız. Çünkü Konya Ovası su sıkıntısı yaşamayacak ki biz tarımda burada hedeflediğimiz başarıyı elde edelim.

Dünyanın en ücra köşesinde bile olsa her bir kardeşimizin sorunu bizim sorunumuz, sıkıntısı bizim sıkıntımızdır. Milletimizin her derdine deva bulana kadar durmayacak, çalışacak, gayret edeceğiz. Çünkü bizim nazarımızda siyaset, millete ve ülkeye hizmet yarışıdır, fitne yarışı değildir, fesat yarışı değildir. AK Parti’nin tasavvurunda siyaset, milletin değerlerini ayakta tutmak, bu değerleri daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımak için yapılır. Biz siyaseti ikbal kapısı olarak değil, milletin hassasiyetlerini, milletin hayallerini gerçeğe dönüştürme vasıtası olarak görüyoruz. Biz siyaseti kendi geleceğimiz için değil, ülkemizin istikbali, aydınlık yarınları için yapıyoruz. 14 Ağustos 2001 tarihinde işte bu hassasiyetlerle yola çıktık. 18 yıl önce milletimize daha özgür, daha huzurlu, daha müreffeh bir Türkiye’yi inşa etme sözü verdik. Hamdolsun 18 senede de vaatlerimizi tek tek gerçeğe dönüştürdük. Başörtü sorunu var mıydı? Vardı. Kızlarımız üniversitelere sokuluyor muydu? Sokulmuyordu. Ama sabrettik, men sabera zafera dedik ve sabreden derviş muradına ermiş, şu anda artık üniversitelerde başörtüsü sorunu var mı? Yok. Devlette var mı? Yok. Herkes, askeriyede, poliste artık başörtülü olarak kızlarımız görev yapıyor mu? Yapıyor. Nereden nereye. İşte bu özgürlük mücadelesini AK Parti kadroları akıllı yöntemlerle elhamdülillah çözdü. Daha iyi olacak. İnşallah bunu çok daha başarılı bir noktaya taşıyacağız.

18 yıl boyunca değerlerimizden, ilkelerimizden taviz vermedik. Millete ve memlekete hizmet aşkımızın zayıflamasına müsaade etmedik. Birçok kez sınandık, tehdit edildik, partimiz kapanmayla karşı karşıya kaldı, içeriden ve dışarıdan saldırılara maruz kaldık, ancak milletin emanetini hep söylüyorum ya; evet Dicle’nin doğusunda, Fırat’ın doğusunda kuzularımızı çakallara yedirtmedik.

Kardeşlerim,

Unutmayın, biz zaferden değil seferden sorumluyuz diyerek, davamızı bugünlere kadar getirdik. Elbette 18 yıllık bu uzun, ince ve meşakkatli yolculukta nefesi yetmeyenler, nefesi kesilenler çıktı. Bu yolculukta hırslarının ve kibirlerinin kurbanı olanlar çıktı. Bu yolculukta böbürlenenler, gururlananlar, başarıyı kendinden menkul görenler oldu. Dava adamı olmanın gerektirdiği sabrı ve adanmışlığı gösteremeyenler, sahada çalışmak varken bir kenara çekilip fildişi kulelerinde ahkâm kesenler oldu. Bu yolculukta makamlarını kaybedince nefislerine yenik düşenler çıktı. Biz zaferin ve kaderin tek sahibinin Allah olduğuna inanarak yolumuza sizlerle beraber devam ettik, devam ediyoruz.

Bugün havalimanından meydana kadar, yol boyunca binlerce Konyalı kardeşimizin, evet bizleri nasıl karşıladığını gördük. Allah’ın izniyle bundan sonra da bu birliğimiz, bu beraberliğimiz, bu dayanışmamız gurura mahkûm olmadan, hırsımızı başımızın üstüne çıkarmadan, onu ayaklarımızın altına alarak, nefsimizi ayaklarımızın altına alarak hep milletin huzurunda el-pençe divan durmaya devam edeceğiz. Zira biz hep söylediğimiz gibi, sadece rükûda ve secdede eğileceğiz, bunun dışında kimsenin huzurunda eğilmeyeceğiz.

Bu kutlu çatının altında Rabbimizin, öldürmekten beterdir, buyurduğu fitne ateşinin yakılmasına kesinlikle rıza göstermeyeceğiz. Okçular Tepesini boş bırakmayacak, sorumluluğumuzun ve taşıdığımız ağır yükün bilinciyle mücadelemizi sürdüreceğiz. Bizim için esas olan Allah’ın rızasıdır. Milletin rızası ve hayır duasıdır. Bizim için esas olan, milletimizin ne dediği, bizden neyi beklediğidir. Aziz milletimizin bize yaptığı her dua, şahsım ve dava arkadaşlarım için son nefesimize kadar gururla taşıyacağımız birer şeref beratıdır.

Kardeşlerim,

İnşallah 7 Ekim’de 7. Olağan Büyük Kongre sürecimizi başlatıyoruz. Önce delege seçmen listelerini oluşturacak, ardından da belde, ilçe ve il kongreleriyle yolumuza devam edeceğiz. 31 Mart seçimlerinde sandıktan çıkan tablo, bu süreçte bizim en önemli referans kaynağımız olacak. Milletimiz bize hem 24 Haziran 2018’de, hem de 31 Mart’ta gerçekten önemli mesajlar vermiştir. Şahsım başta olmak üzere hiçbirimizin bu mesajlara kulaklarını tıkama hakkı yoktur. Geçen yine kuruluş yıl dönümümüzde söyledim; bizler ilçelerimizde, beldelerimizde, illerimizde oraların Ömer’lerini bulacak ve onlarla beraber yola devam edeceğiz. Kanaat önderlerini bulacak, yola öyle devam edeceğiz. Vatandaşlarımızın AK Parti’nin önünde bir sonraki seçimlere kadar açtığı bir sonraki seçimlere kadar açtığı fırsat penceresini çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Kongre süreci partimiz için bir taraftan tazelenmeye, diğer taraftan da kenetlenmeye, kardeşlerimizi ve kardeşliğimizi perçinlemeye, inşallah kadrolarımızı yeni yol arkadaşlarıyla güçlendirmeye vesile olmalıdır.

Teşkilatlarımızın tüm kademelerinde üyelerimize yönelik yeni bir birleşme, bütünleşme, kucaklaşma iklimi oluşturmamız gerekiyor. Her bir üyemizi teker teker ziyaret ederek halini hatırını, sevincini, derdini sormalı, kendisiyle irtibatımızı yeniden güçlendirmeliyiz. Üyelerimizden eksilenler varsa sebebini araştırmalı, yeni üye kazanma çalışmalarını da kesintisiz sürdürmeliyiz. Kâğıt üzerinde üyemiz gözüküp de gönlünü ve yolunu bizden ayırmış olanlar varsa, onları ayıklamaktan da çekinmemeliyiz. Hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimsenin değirmenine su taşımadan herkesi kucaklayacak, ama aynı zamanda milletimizle olan muhabbet bağımızı kuvvetlendirecek bir süreci hep birlikte yönetmeliyiz. Milletimizle irtibatımızı ne kadar güçlü tutarsak, parti olarak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz.

Unutmayın, yolumuz uzun, yükümüz ağırdır. AK Parti’ye gönül vermiş her kardeşimin omuzlarında tarihi bir mesuliyet vardır. Bu alandaki dava arkadaşlarım başta olmak üzere her bir parti mensubumuzun meseleye bu bilinçle yaklaşacağına inanıyorum. Gerek il, ilçe, belde yönetimlerimizden, gerekse kadın ve gençlik kollarımızdan bu hassasiyetle gece-gündüz çalışmalarını bekliyorum.

Kardeşlerim,

Birbirimizi –unutmayın- sadece Allah için seveceğiz.  Makam, mevki, para-pul için değil. İşte bu düşüncelerle hep ne dedik? Rabia. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bunun için de bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bir kez daha açılışını yaptığımız eserlerin Konya’mıza hayırlı olmasını diliyorum.

Toplantımıza iştirak eden siz dava arkadaşlarıma, kardeşlerime şükranlarımı sunuyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Mevla’m yolumuzu bahtımızı açık etsin. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.