TİGEM 69. Geleneksel Hasat Bayramı’nda Yaptıkları Konuşma

26.07.2019

Değerli Üreticiler,

Kıymetli Kardeşlerim;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bu anlamlı tören münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan, hasret gidermekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

Hasat bayramı vesilesiyle bizleri biraraya getiren Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Sayın Bakan ve ekibine, TİGEM’in değerli mensuplarına şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Bu sene 69. düzenlenen Hasat Bayramı’nın Polatlılı ve Ankaralı çiftçilerimizle beraber ülkemizdeki tüm üreticilerimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Hasat, çiftçimizin bir yıllık emeğinin, alın teri ve bekleyişinin semeresini topladığı bir bayramdır. Sizler bugün sadece tarlanızdaki ürünün hasadını yapmıyorsunuz, aynı zamanda her anı sabırla, tevekkülle geçirilen bir senelik çalışmanın neticesini de alıyorsunuz. Sizler bugün Rabbimizin insanın istifadesine sunduğu toprağın, güneşin, suyun bereketine bir kez daha şahitlik ediyorsunuz. İşte böyle bir günde buradaki çiftçilerimizin nezdinde Türkiye’nin dört bir yanındaki üreticilerimizin Hasat Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum.

Sizlerle beraber ülkemizdeki tüm çiftçi kardeşlerime emekleri, gayretleri, fedakârlıkları için şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Bugün açıkladığımız fındık alım fiyatlarıyla da hasat bayramında siz üreticilerimize güzel bir haber verdiğimize inanıyorum. Ben bu müjdemizi bir kez de burada sizlerle paylaşmak istiyorum; yüzde 50 randıman esasına göre Giresun kaliteli kabuklu fındık için taban fiyat kilogramda 17 lira, levant kaliteli kabuklu fındık için de taban fiyat kilogramda 16,5 liradır. Buna kilogram başına yaklaşık 2 lira olan mazot-gübre desteği ve alan bazlı desteği de eklediğimizde kilogram fiyatları fiilen 19 lira ile 18,5 lira arasına gelmiş oluyor. Hazırlıklarını tamamlayan Toprak Mahsulleri Ofisi hasat başlangıcına denk gelen Kurban Bayramı’nın hemen akabinde inşallah alıma geçiyor, hayırlı uğurlu olsun.

Bugün ayrıca Türk tarımı adına gurur verici bir adım daha atmanın bahtiyarlığını yaşadık. Az önce Türkiye’nin ilk yerli üretim elektrikli traktörünün tanıtımını ve deneme sürüşünü yaptık. 45 dakika şarj süresiyle 7 saat aralıksız çalışabilen ve 105 beygir gücüne sahip bu traktörümüz inşallah seri üretime hazır. Ses yok, gürültü yok. Yüzde 95’e varan yakıt tasarrufu sağlayan elektrikli traktörün bu özelliği ile çiftçilerimizin maliyetlerini çok ciddi düşüreceğine inanıyorum. Bu önemli projenin hayata geçmesinde emeği olan herkesi buradan bir kez daha tebrik ediyorum.

Tabii bu arada sizlere bir müjdeyi daha veriyorum, o da şu: Yağlı tohum ve hububatta bekleyen ödemeleri olan üreticilerimize bu müjdeyi veriyorum. Yağlı tohum ve hububatta bekleyen 1 milyar 200 milyon lira desteği Kurban Bayram’ından önce ödeyeceğiz.

Bu vesileyle geçtiğimiz hafta Düzce’de yaşanan sel felaketi sebebiyle hayatını kaybeden kardeşlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum. Felaketin ardından resmi kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla Düzceli vatandaşlarımızın yaralarını sarmak için süratle harekete geçtik. Valilik, Belediye Başkanımız, milletvekillerimiz, hepsi birlikte kurum-kuruluşlarımız hepsi birlikte orada çalışmalarını sürdürdüler. AFAD ve Düzce Valiliğimizin koordinasyonunda bir taraftan sel felaketinin geride bıraktığı enkazı kaldırırken, diğer taraftan da zarar tespit çalışmalarımıza başladık. Şu ana kadarki tespitlerimize göre 51 köy ve mahallede 1899 üreticimize ait 96 dekar açık alanda çok ciddi hasar oluştu. Bilhassa Düzce merkez, Akçakoca, Cumayeri, Kilimli, Gölyaka ve Gümüşova ilçelerindeki üreticilerimiz sel felaketinden olumsuz etkilendi. Heyelan ve sel su baskını sebebiyle yaşanan afetler Tarım Sigortaları Kanunu kapsamındadır. Tarım Sigortası bulunan üreticilerimizin zararları inşallah bu kapsamda karşılanacaktır. Ayrıca felaketin yaşandığı bölgeyle ilgili genel hayata etkililik kararı aldık. Böylece bürokratik engellere takılmadan hem zarar tespit çalışmalarının kısa sürede yapılmasını, hem de bölgeye yönelik yardımların etkili bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlıyoruz.

Cumhurbaşkanlığımız bünyesinde de ilgili birimlerimiz sahada yürütülen çalışmaları çok yakından takip ediyor. İnşallah devlet olarak Düzceli kardeşlerimizin ihtiyaçlarının giderilmesi için bugüne kadar olduğu gibi bunda sonra da gerekeni yapacağız.

Ben buradan bir kez daha Düzce halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı tekrar rahmetle anıyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Kıymetli çiftçilerimiz,

Bizler topraktan gelip yine toprağa döneceğine inanan bir medeniyetin varisleriyiz. Milletimizin de tarih boyunca ana uğraş alanları hep tarım ve askerlik olmuştur. Şayet bin yıldır bu toprakları vatanımız olarak koruyabiliyorsak, bunun gerisinde ecdadımızın cenk meydanlarında sergilediği kahramanlıklar ile çiftçilerimizin alın teri ve fedakarlıkları vardır.

Günümüzde tarımın önemi ve ülkemizin bekasında oynadığı rol daha da artmıştır. Bugün birçok ülke gıda güvenliğiyle milli güvenlikleri arasında doğrudan bir bağ kuruyor. Artık devletler tarımı tıpkı savunma, haberleşme, üretim, ileri teknoloji ve enerji gibi milli güvenliklerinin yapı taşlarından biri olarak görüyor. Türkiye olarak bizim için de durum farklı değildir. Gıda güvenliğini garanti altına almak, altını çizerek söylüyorum, ülkemiz için aynı zamanda bir milli güvenlik meselesidir. Bizim nazarımızda iç tüketimimiz için buğdayı dışarıdan satın almakla silahı satın almak arasında temelde bir farklılık yoktur. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlılık, en az savunma sanayinde dışa bağımlılık kadar tehlikeli ve riskli bir durumdur.

Tarımsal üretimi ekonomik boyutunun ötesinde stratejik bir sektör olarak değerlendiriyoruz. Bu anlayışla, son 17 yıldır özel önem ve öncelik verdiğimiz alanların başına tarım ve hayvancılığı koyduk. Çiftçilerimize bugüne kadar toplamda… Bay Kemal diyor ya, bak Bay Kemal, dikkat et, çiftçilerimizle, köylümüzle nasıl ilgilendiğimizi dinle, böyle yalanla dolanla bu iş yürümez. Burada resmi rakamları veriyorum, bizler değerli kardeşlerim, 120 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Türkiye’nin üretim kapasitesini artırmak, tarım alanındaki potansiyelini layıkıyla harekete geçirmek için çok büyük emek sarf ettik. Hamdolsun, emeklerimizin karşılığını da pek çok alanda almayı başardık. İşte artık traktörlerimiz var, artık biçerdöverlerimiz var, artık hamdolsun bakıyorsunuz balya bayla otumuzu da kalkıyoruz teknolojiyle hallediyoruz.

Tarım sektörümüzü yılların ihmalinden kurtararak dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle yarışır hale getirdik. Bugün tarım sektörümüz 82 milyonluk nüfusumuzun, 4,5 milyonluk sığınmacı kardeşimizin, her sene ülkemizi ziyaret eden 46 milyonluk turistin ihtiyaçlarını karşılarken, 5 milyondan fazla vatandaşımıza da istihdam imkanı sağlıyor.

Biliyorsunuz biz muhalefet gibi afaki konuşmak yerine, rakamlarla, oranlarla, karşılaştırmalarla konuşmayı severiz. Burada sizlerle, bilhassa da ihracatçılarımızın mevsim şartları dolayısıyla satın aldığı bir-iki tarım ürünü üzerinden Türk tarımını eleştirenlere bazı rakamlarla cevap vermek istiyorum.

2002 yılında yaklaşık 37 milyar lira olan tarımsal gayrisafi yurt içi hasılamız 2018 yılında 213,4 milyar liraya ulaştı. Tarımsal hasılada dünyada 7’nci, Avrupa ise birinci sıradayız Bay Kemal.

2018 yılında sebze ürünlerinde üretimin talebi karşılama oranı yüzde 106,6’ya çıktı; nereden nereye. Meyve ürünlerinin tamamına yakınında kendimize yeter durumdayız. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bay Kemal’in sürekli diline doladığı buğday meselesinde, bak şu rakama dikkat et, 2002 yılında üretimimiz iç talebi karşılamazken, şimdi yüzde 112 gibi bir oranı yakaladık.

2002 senesinde sadece 3,7 milyar dolar olan tarımsal ürün ihracatımızı yaklaşık 4 kat artırarak 2018 yılında yaklaşık 18 milyar dolara çıkardık. Ah Bay Kemal ah, bu iş öyle yalanla dolanla olmaz.

2018 yılında tarımda dış ticaret fazlası yaklaşık 5 milyar dolar gibi çok önemli bir rakama ulaştı. Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayımızı 1413’e taşıdık. Modern seralarımızda üretilen ürünlerimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz.

Kardeşlerim,

Dünyada yükselen trendleri takip etmeden kalıcı başarının yakalanması da zor durdur. Tarım alanında gelişmiş ülkelerle rekabet eden bir Türkiye, ancak yenilikçi ve bütüncül bir anlayışla geleceğe damgasını vurabilir.

Son dönemde ülkemizle beraber tüm dünyada organik tarıma yönelik ilginin arttığını görüyoruz. İnsanlar artık sadece tükettikleri ürünlerin fiyatlarına değil, aynı zamanda ne yediklerine, bunların nerede nasıl üretildiğine de çok dikkat ediyor. Tarım ürünleriyle ilgili bilinç dünya gelinde daha fazla artış kaydediyor. Küresel düzeyde gastronomi bilimi ve gıda turizminin popülaritesi de günden güne yükseliyor. Bizler de bu anlayışla göreve geldiğimiz andan itibaren organik tarım ve tohum üretimine öncelik verdik. 2002 yılında sadece 150 organik ürünümüz varken, 2018 yılı itibarıyla sayıyı 213’e ulaştırdık. Üretim miktarı açısından baktığımızda kardeşlerim, organik üretim 2002’en günümüze yüzde 665 artarak 2 milyon 372 bin tona yükseldi. Bu ürünleri aynı zamanda yurt dışına pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik.

Diğer önemli bir konu ise, sertifikalı tohum üretimidir. Buradaki çiftçilerimizin de yakından bildiği gibi, tarımda ana girdilerden birisi tohumdur. Tohum aynı zamanda gıda kalitesinin başlangıç noktasıdır. Ne kadar güvenilir ve kaliteli tohumunuz varsa, gıdanız da o derece sağlıklı olur. Hükümetlerimiz dönemlerinde bu konuya da çok ciddi destekler verdik ve hamdolsun olumlu sonuçlar elde ettik. 2002 yılında 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 2018 yılında 1 milyon tonu aştı; nereden nereye. Sertifikalı tohumda en fazla ekiliş alanına sahip türlerde yerli üretimle ülkemiz ihtiyacını karşılar duruma geldik Allah’a hamdolsun. Tohum ihracatımız 2002 yılına göre 2018 yılında 11 kat artarak 102 bin tona ulaştı. Hep tohumu ithal eden ülkeyken, şimdi ihraç ediyoruz. İşte ata tohumu projesiyle ülkemiz gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağlıyoruz. Şimdiye kadar milletimizden toplanan binin üzerinde cins ve çeşitlere ait tohumlar çoğaltılarak tescile hazır hale getirildi.

Öte yandan, diğer tüm alanlarda olduğu gibi tarımda da gençlerin sahiplendiği bir sürecin hedefine varması zordur. Günümüzde genç kuşakların tarımdan ziyade kendilerince daha garantili gördükleri mesleklere ilgi duyduğu bir gerçektir. Sabah 8 akşam 5 çalışılan masabaşı bir işe sahip olmak, gençlerimize ticaretten, tarımdan, müteşebbislikten maalesef daha cazip geliyor. Oysa kışın toprağa atılan tohumun baharla beraber serpilip büyümesini görmenin verdiği mutluluğu başka hiçbir şeyde bulamazsanız. Hayatta konfordan ziyade üretmenin, yetiştirmenin, toprakla, tabiatla hemhal olmanın sevincini aramak gerekir. Gençlerimizin tarıma olan ilgisini artırmak bu açıdan çok önemli.

Genç nüfusun köyde yatırım yapmasını ve tarımsal nüfusun gençleşmesini sağlamak için köye dönüş projelerini başlattık. Genç çiftçilerimize kişi başı 30 bin lira tutarında hibe desteğini 2016 yılında uygulamaya başladık. Hayvancılıktan bitkisel üretime, yerel ürünlerden tıbbi aromatik bitkilere kadar birçok alanda gençlere imkanlar sunduk. Sadece son üç yılda genç çiftçilerimize devletimiz tarafından sağlanan hibe tutarı ne biliyor musunuz? 1,5 milyar lira. Halep oradaysa, arşın Polatlı’da.

2019 senesinde IPARD kapsamında toplam 310 milyon avro, yani 2 milyar lira hibe bütçeli kırsal kalkınma proje başvuru çağrısına çıktık. 60 milyon avro, yani 400 milyon liralık çağrı şu anda devam ediyor. 2023 yılına kadar desteklediğimiz proje sayısını 20 bine, toplam hibe miktarını 8 milyar liranın üzerine ulaştırmayı hedefliyoruz.

Buğday ve arpada prim ve gübre desteğini yüzde 100 artırıyoruz. Cumhurbaşkanlığı kararıyla nişasta bazlı şeker kotasını 2018 yılında yüzde 10’dan yüzde 5’e, 2019 yılında ise yüzde 2,5’a düşürdük. Böylelikle çiftçimizin ilave 1,5 milyon ton pancarı kota kapsamında üretmesini sağladık. Şeker kotalarında yapılan bu düzenlemeyle 2019 yılında bir önceki yıla göre pancar üretiminde yüzde 11’lik bir artış bekliyoruz.

Kıymetli Kardeşlerim,

Kısa zaman önce gelecek beş yıllık dönemde kamuya ve özel sektöre rehberlik edecek 11. Kalkınma Planını açıkladık. Kalkınma Planımızda tarım sektörümüz için de çok önemli hedefler ve teşvikler yer alıyor. Tarım sektörünü, savunma sanayi ve turizmle aynı kategoriye aldık. Dijitalleşme, yapay zeka, veri madenciliği gibi etkin, veriye dayalı iş modelleriyle tarımsal bilgi sistemleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu sayede tarım ve hayvancılıktaki bütün faaliyetler anında izlenecek, stratejiler geliştirilecek, çiftçilerimizin mağduriyeti giderilecektir. Yani 780 bin kilometrekare şu vatan toprağımızda ne ekiliyor, nerede ekiliyor, ne kadar ekiliyor, ne kadar hayvan yetiştiriliyor; hepsini bileceğiz, hepsini planlayacağız. Tohumdan sofraya tüm süreç analizi yapılarak kayıt altına alınacak. Sulama alanlarının genişletilmesi amacıyla 2 milyon hektar alanı daha sulamaya açacağız. GAP Bölgesi başta olmak üzere ülkemiz genelindeki sulama barajlarının ve kanallarının bir an önce hizmete girmesi önceliklerimiz arasındadır. Böylece 1,7 milyon kişiye istihdam, ekonomiye de 15 milyar liralık yıllık gelir artışıyla çok ciddi katkı sağlayacağız. Küçük aile işletmelerinin büyükbaş hayvancılıkta 10, küçükbaş hayvancılıkta 300 başa kadar ulaştırılması hedefiyle alet ve ekipman alımını destekleyeceğiz. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde anaç hayvan sayısının artırılmasıyla kırmızı et üretimindeki küçükbaş payını yükselteceğiz. 2023 yılı için 30 milyon baş ilave anaç koyun artışı hedefliyoruz. Ayrıca, ülkemizdeki sığır miktarını artırmak için suni dölleme uygulamalarına ağırlık vereceğiz. İnşallah tüm bu çalışmalarla ülkemizi 2023 senesinde tarım ve hayvancılıkta dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline getireceğiz.

Bu noktada sizlerin gayretleri, emekleri çok büyük önem arz ediyor. Çiftçimiz, üreticimiz bize destek olmazsa Türkiye hedeflerine varamaz. Üniversiteler kamu kurumlarıyla el ele vermezse tarım ve hayvancılıkta arzu ettiğimiz hamle yaşanamaz. Hepimizin aynı gemide olduğunun bilinciyle hareket etmesi, eleştirirken aynı zamanda ortaya daha iyisi için öneri koyması gerekir. Muhalefetin yaptığı gibi yalanlara, çarpıtmalara sarılmak hiç kimseye bir fayda sağlamaz. Bakınız biz her zaman tekliflere, yeni tekliflere, yeni yöntemlere, yeni projelere açık bir kadro olduk. Ülkenin ve milletin menfaatine olduğu müddetçe teklifi getirenin kimliğiyle, siyasi görüşüyle de asla ilgilenmedik. Bugün de özellikle Tarım Şûramızın hazırlık çalışmalarında ülkemiz tarımını ilerletecek, üretimi artıracak, Türkiye’nin gıda güvenliğini tahkim edecek her türlü öneriye açığız. Açık söylüyorum; biz kavganın, gerilimin kesinlikle yanında değiliz. Türkiye’ye hizmet etmenin, milletimizi hayalleriyle buluşturmanın peşindeyiz. Biz çiftçilerimize en güzel imkanları sunmanın mücadelesini veriyoruz.

İşte bakın ne oldu? Faizde 425 baz puan Merkez Bankası indirdi. Yüzde 24’ten nereye düştü şimdi, evet değerli kardeşlerim, 19,75’e. Daha düşecek, yılsonuna kadar daha da düşecek. Yani benim çiftçim, benim yatırımcım, girişimcim inşallah bu faiz belası altında ezilmeyecek. Ve yatırım artacak, istihdam artacak, üretim artacak, rekabet gücü artacak ve böylece Türkiye büyümeye devam edecek.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha 69. Hasat Bayramının çiftçilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Lansmanını gerçekleştirdiğimiz elektrikli traktörümüzün projesinde emeği geçenlere tekraren teşekkür ediyorum. Artık mazot var mı-yok mu demeyeceksin, elektrikli traktör. Kullandım, bugün biçerdöveri de kullandım, bayağı da iyi oluyor. Bir zamanlar Polatlı’da acaba ya traktör var mıydı? Burada benim kuşak bilir, var mıydı-yok muydu? Parmak sayılarını geçmez. Biçerdöver zaten hak getire. Ama şimdi bakın biçerdöverler de var, traktörler de var ve daha güçlüyüz, daha inançlıyız ve bundan sonra inşallah topraklardan bu bereket daha fazlasıyla artarak yükselecek.

Ülkemizdeki tüm üreticilerimize Rabbimden bereketli, huzurlu ve bol kazançlar niyaz ediyorum.

Tarım ve Orman Bakanlığımıza bizleri biraraya getirdikleri için teşekkürlerimi sunuyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla.