Hafıza 15 Temmuz Müzesi Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

15.07.2019

Sevgili İstanbullular,

Değerli Kardeşlerim,

Hemşehrilerim,

Sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla selamlıyorum. Bu akşam Hafıza 15 Temmuz’u açıyoruz, gerçi altına bir “müze” de ilave edilmiş ama müellifine sormam lazım, izin almam lazım. İstanbulumuz ve tüm ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum Hafıza 15 Temmuz.

Evet, bu mekanın şehrimize kazandırılmasında emeği geçenleri gönülden tebrik ediyorum.

Bu vesileyle, bir kez daha bu köprüde şehit olanlar başta olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Gazilerimizin her birine Rabbimden sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

Kardeşlerim,

Tarih yazmak kadar, yazılan tarihi yeni nesillere doğru bir şekilde aktarmak da önemlidir. Bizler, mazisi çağ açıp çağ kapatan fetihlerle, zaferlerle, Çanakkale, Kut’ül-Amare gibi destansı mücadelelerle dolu bir milletiz. Tarih yazan bir millet olarak, tarihimizi kayda geçirme, yaşatma ve gelecek kuşaklara aktarma konusunda maalesef aynı başarıyı gösteremiyoruz. Bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın sembollerini dahi olması gerektiği şekilde koruyamıyoruz. Dünyanın en büyük şehitliği olan Çanakkale, daha 10-15 yıl öncesine kadar bakımsızlığa terk edilmişti. İktidar olduk, ilk işim önce Çanakkale Şehitliği’ni mamur hale getirmek, şehitlerimize yakışır bir şekilde orayı ele almak oldu ve orası onyıllarca ihmallerin kurbanı olmuştu.

Bu millet Osmanlı arşivlerindeki milyonlarca belgeyi kilosu 3-5 kuruştan hurda kağıt diye satan şuursuz idareciler de gördü. Bunların hangi zihniyet olduğunu biliyorsunuz. Açıklamama gerek var mı? Milletimize şanlı tarihini hatırlatacak pek çok eser, belge ve olay maalesef bilinçli bir şekilde geri plana itildi. Oysa kökleri kuruyan bir ağaç nasıl ayakta duramazsa, mazisiyle bağları zayıflayan milletler de yaşayamaz. Çünkü tarih bir milletin sadece mazisi değil, istikbalinin de pusulasıdır. Biz geçmişimize bakınca sadece ibret almayız, aynı zamanda kuvvet alırız, cesaret ve ilham alırız. Bunun için devlet olarak her fırsatta tarihimizle bağlarımızı güçlendirecek, insanımıza tarih bilinci aşılayacak projeleri hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bilhassa da birilerinin unutturmaya çalıştığı zaferlere, kahramanlıklara, hatta dramlara özel önem veriyoruz. Üç sene önce Kut’ül-Amare Zaferimizin 100. Yıldönümü’nü bu anlayışla ilk kez kutladık. Malazgirt Zaferimizi, Çanakkale Destanımızı yine bu bilinçle her sene büyük bir coşkuyla kutluyoruz.

Son dönem siyasi tarihimize damga vurmuş 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat gibi utanç sahnelerini de ibret vesikası olarak yine bu anlayışla yeniden hatırlıyor, hatırlatıyoruz. 27 Mayıs’tan beri adeta Merhum Menderes’in, Polatkan’ın, Fatin Rüştü Zorlu’nun yasını tutan Yassıada’yı Demokrasi ve Özgürlük Adası olarak geleceğe taşıyacak bir proje başlattık, inşallah yılsonuna bitireceğiz. Milletimiz bir daha benzer acılar yaşamasın, Türk siyasetinin üstüne bir daha darbe gölgesi düşmesin diye Yassıada’yı 27 Mayıs’ın canlı bir şahidine dönüştürüyoruz. Bu önemli projeyi de nasipse yılsonuna kadar tamamlayacağız.

Kardeşlerim,

Bugün burada beraberce açılışını yaptığımız Hafıza 15 Temmuz da yine bu hassasiyetimizin bir ürünüdür. 15 Temmuz demokrasi mücadelemizin en önemli kırılma anlarından biridir. O gece milletimiz kadını-erkeği, genci-yaşlısıyla nesiller boyu hatırlanacak büyük bir zafere imza atmıştır. 15 Temmuz tıpkı İstiklal Harbimiz gibi Türk milletinin topyekun kıyamıdır, dirilişidir, şahlanışıdır. Açık ve net söylüyorum, Anadolu toprakları o gece bir kez daha bize vatan kılınmıştır. Allah’ın inayeti, milletin dirilişi, yüzmilyonlarca kardeşimizin duasıyla Türkiye yeniden felaha kavuşmuştur. Milletimiz kanı pahasına bu devletin de, bu ülkenin de yegane sahibinin kendisi olduğunu, hür iradesine asla zincir vurdurmayacağını o gece tüm dünyaya ilan etti. Siyasi tarihimizin en büyük ihanetlerinden biri, milletimizin fedakarlığı, cesareti ve mücadelesi sayesinde demokrasi zaferine dönüştü. Karanlığın ülkemizin üzerine bir kabus gibi çöktüğü o meşum geceden minarelerden yükselen salalar aydınlığın ve zaferin müjdecisi oldu.

O tarihi gece boyunca gözlerimizi yaşartan, göğsümüzü kabartan birçok kahramanlık hikayesine de şahitlik ettik. Füze rampalarının gidişini engellemek için tırın lastiklerini kesen Polatlılı vatandaşlarımı, yıl boyunca hasadını bekledikleri ürünleri yakarak jetlerin uçuşlarına engel olan Kahramankazan halkını nasıl unutabiliriz? Elinde bayrağı ile tek başına darbecilere kök söktüren hanım kardeşlerimizi, gün vatan müdafaası günüdür, diyerek tankların üzerine yürüyen gençlerimizi nasıl unutabiliriz? Alnı secdede sabaha kadar gözyaşı döken, dua eden pirifanilerimizi, 81 vilayetimizin tamamındaki istiklal kahramanlarını nasıl unutabiliriz? Gecenin koyu karanlığını delen salaları, tekbir seslerini nasıl unutabiliriz? Şehit edileceğini bile bile darbecileri engelleyen şeref timsali askerlerimizi, polislerimizi nasıl unutabiliriz? Henüz 17 yaşında körpe bir fidanken babasıyla beraber şahadete yürüyen Abdullah Tayyip Olçok’u nasıl unutabiliriz? O gece FETÖ’cü alçakların şehit ettiği 251 vatandaşımızın her birinin ayrı bir hikayesi var. Sadece bu köprü üzerinde şehit düşen 35 kardeşimizin mücadeleleri, o gece tüm Türkiye sathında yaşanan kahramanlıkların bir özeti gibidir.

15 Temmuz ihaneti ve milletimizin bu ihanete verdiği cevap bizim için nesilden nesle aktarılması gereken kutlu bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmak ise hepimizin boynunun borcudur.

Merhum Aliya İzzetbegoviç’in vefatından önce Srebrenitsa katliamı için söylediği şu acı sözler 15 Temmuz konusunda bize de örnek olmalıdır: “Savaşta büyük zulme uğradınız, zalimleri affedip, affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”

Evet, 15 Temmuz’u unutursak daha büyük acıların, daha büyük kalleşliklerin yaşanmasına engel olamayız. Bugün sabah Ankara’da başladığımız 15 Temmuz anma programlarını şu anda da Hafıza 15 Temmuz açılışıyla nihayete erdiriyoruz.

Bu güzel mekanı, bize, milletimize ve tüm insanlığa diğer darbelerle beraber 15 Temmuz’u hatırlatan sembol eserlerden biri olarak görüyorum.

Buranın ayrıca FETÖ gibi yapıların gençlerimizi mankurtlaştırma siyasetine karşı panzehir görevi göreceğine inanıyorum.

Benzer bir eseri Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin hemen yanı başında inşa ediyoruz.

Öte yandan, yazarlarımızın, sanatçılarımızın, kalem ve kelam erbabımızın da 15 Temmuz’u yaşatma konusunda gerekeni yapacağını düşünüyorum. Sinemadan romana, belgesellerden marşlara kadar 15 Temmuz Destanını gelecek kuşaklara taşıyacak nitelikli eserlere imza atmalıyız. 15 Temmuz’u unutmamak ve unutturmamak, sanatçısıyla, sinemasıyla, öğretmeni, öğrencisi, akademisyeniyle hepimizin ortak görevidir. Bu noktada milletimizin tüm kesimlerden özel gayret beklediğini ifade etmek isterim.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha Hafıza 15 Temmuz şehrimize kazandıranlara teşekkür ediyorum.

Başta Hilmi Beye, tüm ekibine teşekkür ediyorum. Hepinize, mühendisine, işçisine varıncaya kadar sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.

Evet, öncelikle tekrar şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sağlık, sıhhat, afiyetler diliyorum. Bu dua ve temenniyle, Hafıza 15 Temmuz’un İstanbul’umuza, ülkemize ilham kaynağı olmasını, hayırlar getirmesini diliyorum.

Bismillahirrahmanirrahim.