Ankara Emniyet Müdürlüğü Yeni Binasının Açılış Töreninde Yapıkları Konuşma

15.07.2019

Sevgili Ankaralılar,

Saygıdeğer Yurt Dışından Şu Anda Aramızda Bulunan Misafirler, Emniyet Teşkilatımızın Kıymetli Mensupları,

Siyasi Partilerimizin Değerli Başkanları,

Türkiye Büyük Millet Meclisimizin Değerli Başkanı,

Tüm Yargı Mensuplarımız,

Siyasi Partilerin Temsilcisi Değerli Arkadaşlarımız,

 Milletvekillerimiz,

Aziz Kardeşlerim,

Sizleri en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Açılışını yaptığımız Ankara Emniyet Müdürlüğü yeni hizmet binamızın hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.

Polis Teşkilatımız 15 Temmuz gecesi vatandaşlarımızla sırt sırta vererek adeta tarih yazdılar. Kimi zaman 3-5 gözü pek polisimiz FETÖ’cü alçaklar tarafından işgal edilen bazı yerleri kısa sürede kurtararak darbenin bastırılmasında büyük başarı elde ettiler. Özel Harekâtçılarımız yetişebildikleri her yerde darbecilere kök söktürdüler. Ankara’nın dört bir yanında darbecilere karşı aslanlar gibi mücadele eden polislerimize az önce de kendisini dinledik, soyadı Aslan, Turgut Aslan kardeşimiz bu mücadelede önde gelenlerden bir tanesi oldu. Ve kendisini burada dinlerken hala yüreğinden gelen ifadeleri de duydunuz; işte bizim polisimiz bu. Ve kendilerine bir kez daha yürekten şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Aynı şekilde İstanbul’da da Boğaziçi Köprüsü’nde, yani 16 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde ki, bu akşam önce Atatürk Havalimanı, ardından orada da Hafıza 15 Temmuz Müzesinin açılışını yapacağız. Çemberlitaş’ta, Çengelköy’de, diğer yerlerde canlarını hiçe sayan Emniyet güçlerimizi de tebrik ediyorum. Özellikle o gece burada Ankara Emniyet Müdürlüğünde FETÖ’cülerin her türlü ihanetine, saldırısına direnen tüm yiğitlere ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Biliyorsunuz 15 Temmuz gecesi darbecilerin hedef tahtasına koyduğu kurumlardan ilki Emniyet Teşkilatımızdı. Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Başkanlığımızla beraber Ankara Emniyet Müdürlüğümüz de gece boyunca FETÖ’cü alçaklar tarafından ağır saldırıya maruz kaldı. Ortaya çıkan her görüntü, darbecilerin yok ettiklerini sandıkları her kayıt, o gece burada yaşanan vahşetin boyutlarını bizlere tekrar hatırlatıyor. Bu hainlerin gözlerini kendi insanına, kendi meslektaşlarına karşı vurun, öldürün, acımayın, üzerine sıkın diyecek kadar kin bürümüştü. Acımasızca şehit ettikleri şehitleri yerde sürükleyecek, bir de utanmadan onların fotoğraflarını çekecek kadar insanlıktan çıkmışlardı. FETÖ’cülerin bu kin ve nefretinden Ankara Emniyetimiz de maalesef nasibini aldı. Tanklarla kuşatılan, helikopterlerle taranan, uçakla bombalanan bu bina oluşan tahribat sebebiyle artık kullanılamaz hale gelmişti. Ne yaptılar? Sakalımızı kestiler, ama kesilen sakal çok daha gür bitti. Biz ise onların kollarını kestik, kolay kolay bir daha ayağa kalkamayacaklar. Yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, beraber olalım, kardeş olalım, bu işi bitiririz.

Şimdi bu modern binanın daha donanımlı, sizlere daha iyi hizmet verecek yeni bir binayı teşkilatımıza kazandırmak için hemen çalışmalara başladık. İşte Gölbaşı’ndaki hamdolsun binada muhteşem ve şu anda orada hizmetini verir durumda açılışını yapmıştık. Yaklaşık 1,5 yıllık yoğun bir çalışmanın ardından toplam kullanım alanı 32 bin metrekare olan yeni binamızı tamamladık. Ankara, biliyorsunuz aynı zamanda bir Selçuklu şehridir. Dedik ki; Selçuklu mimarisi Ankara Emniyet Müdürlüğü binamıza hakim olsun. Ve sadece o değil aynı zamanda burada tabii akıllı bir bina olsun, modern bir bina olsun, üç özelliği taşısın, dedik ve bu üç özellikle şu anda Ankara Emniyet Müdürlüğü binası yapılmış oldu. Bu güzel bina öncelikle sizlerin fedakârlığının bir timsalidir. Bu bina, aynı zamanda polisiyle, istihbaratçısıyla, askeriyle, siviliyle 15 Temmuz gecesi FETÖ’cülere karşı verdiğimiz destansı mücadelenin de sembolüdür. Ankara Emniyet Müdürlüğümüz inşallah bu eserin ruhuna ve temsil ettiği değerlere uygun şekilde insanımıza hizmet etmeyi sürdürecektir. Türk demokrasisinin kazanımlarına gerektiğinde canı pahasına sahip çıkan kurumlarımız olduğu müddetçe Allah’ın izniyle hiç kimse bu millete diz çöktüremeyecektir. Milletine ve devletine bağlı askerlerimiz, polislerimiz, istihbaratçılarımız olduğu sürece hiçbir güç bir daha asla 15 Temmuz benzeri işgal girişimlerine teşebbüs edemeyecektir.

Kardeşlerim,

15 Temmuz gecesi 63’ü polis, 5’i asker, 183’ü sivil olmak üzere toplam 251 vatandaşımızı şehit verdik. Sadece Ankara Emniyet Müdürlüğümüz çevresinde 10 kardeşimiz şehadete yürüdü. O gece ayrıca 2193 insanımız da gazilik payesiyle şereflendi. Milleti, bayrağı, vatanı, devleti için hayatlarını feda eden Aziz Şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Yüce Mevla şehitlerimizi Cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın. Onları Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam Efendimize Cennet’e komşu eylesin diyorum.

Rabbimiz, az önce de ifade edildi, Bakara Suresi’nde şehitlerle ilgili şu müjdeyi veriyor: “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, onlar diridirler, ancak siz bunu bilemezsiniz.” Evet, bizler şehitlerinin hay, yani canlı olduklarına inanan bir dinin mensuplarıyız. Biz şehitleriyle yaşayan, şehitleriyle var olan bir milletiz. Dünyanın 34 farklı ülkesinde 78 şehitliğe sahip bir milletin ferdi olmaktan daima gurur duyduk, gurur duyuyoruz. Şairin dediği gibi:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

Anadolu bize Aziz Şehitlerimizin mübarek kanlarıyla vatan kılınmıştır. Üzerinde özgürce nefes aldığımız, yaşadığımız, hayatımızı sürdürdüğümüz bu topraklar bize şehit ve gazilerimizin emanetidir. Her karışında bir aslanın yattığı bu topraklar, evet aynı zamanda dünyanın en büyük şehitliğidir.

Türkiye, dün olduğu gibi bugün de şehit ve gazilerinin fedakârlıkları sayesinde dimdik ayaktadır. Bunun için 82 milyonun tamamının şehit ve gazilerimize can borcu, minnet borcu, vefa borcu vardır. Bu borcu maddiyatla ödemenin mümkün olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Hiçbir maddi imkân şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının karşılığı olamaz. Bu borcu ancak bir nebze de olsa şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri mukaddes değerlere sahip çıkarak ödeyebiliriz. Onların çarpıştıkları, hatta ölümü göze aldıkları vatan, millet, bayrak, ezan gibi ortak hasletlerimizi yücelterek ruhlarını şad edebiliriz.

Biz de çalışmalarımızı işte bu hassasiyetle yürütüyoruz. Ülkemizi ekonomide, güvenlikte, savunma sanayinde, dış politikada çok daha ileriye taşıyacak adımları atıyoruz. İşte şu anda S-400’lerimizi almaya başladık. “Alamazlar” dediler, “onları bir yerlere yerleştiremez” dediler, “almanız doğru olmaz” dediler ve bugün itibariyle 8. uçak da geldi, o da evet içindekileri boşaltmaya başladı. İnşallah Nisan 2020’de son noktayı koyuyoruz. Ve bununla birlikte hava savunma sistemlerimizde dünyada sayılı ülkelerden biri haline geliyoruz. Şimdi hedef, ortak üretimi Rusya ile beraber yapmak; bunu yapacağız, daha ileri gideceğiz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi tarihi nitelikte reformlarla milli iradenin önündeki engelleri kaldırarak Türkiye’yi demokrasi liginde zirveye taşımanın mücadelesini veriyoruz. Bunun yanında bir daha milletimize 15 Temmuz benzeri ihanetler yaşatmamak için gereken her türlü tedbiri alıyoruz. Liyakat, ehliyet ve adalet ilkelerine göre millete ve memlekete sadakat çerçevesinde devletimizin kurumlarını yeniden yapılandırıyoruz. Devletimizi ve milletimizi bünyesine sızmış FETÖ’cü teröristlerden arındırma sürecini 15 Temmuz ihanetinden çok daha önce, 17-25 Aralık girişiminin hemen ardından zaten başlatmıştık. Birileri o günlerde FETÖ’nun paçavraları önünde nöbet tutarken, grup kürsülerini FETÖ’nün propaganda aracı haline getirirken biz meydan-meydan FETÖ’nün ipliğini pazara çıkarıyorduk. 15 Temmuz darbesinden önce bilhassa Emniyet ve yargı teşkilatımız içinde FETÖ ile mücadele noktasında önemli adımlar attık. Polis Akademisi gibi bir dönem adeta FETÖ’nün militan yuvası haline dönüşmüş kurumları aslına uygun şekilde yeniden yapılandırdık. Milletin emaneti silahları millete karşı kullanmaktan çekinmeyen, örgütün gizli haberleşme araçlarını kullanan şahısları titiz bir çalışmayla tespit ettik ve bunların Emniyet Teşkilatımızla ilişiğini kestik. Bu kapsamda 30714 FETÖ’cü teşkilattan ihraç edilirken 1801 kişi de görevden uzaklaştırılmıştır. FETÖ’cülerin temizlenmesiyle ortaya bir boşluk çıkmaması için gereken tedbirleri de süratle aldık. Bu çerçevede 2017 yılında 2854 komiser yardımcısı ve 21846 polis memuru, 2018 yılında 3026 komiser yardımcısı ve 25373 polis memuru, 2019 yılında ise 2500 polis memuru göreve başladı. Ayrıca, 19538 çarşı ve mahalle bekçisi vazife başı yapmıştır. Böylece Emniyet Teşkilatımız sadece iç disiplin ve görev bilinci bakımından değil personel sayısı itibariyle de 15 Temmuz öncesinden daha güçlü bir konuma gelmiştir.

Kardeşlerim,

Bir Müslüman bir kez ısırıldığı delikten ikinci defa ısırılmaz. Şunu samimiyetle söylüyorum, birileri bunu istismar edebilir: Bizim de geçmiş itibariyle bunlara karşı eksiklerimiz, hatalarımız olmuş olabilir, yine söylüyorum. Ama o delikten bir kez daha sokulmamayı 2010 itibariyle ortaya koyduk ve gereğini de yaptık, yapıyoruz. Basiret ve feraset sahibi olmak, aynı hataları tekrarlamamayı gerektirir. Kamu kurumlarını FETÖ’den ve diğer terör örgütü sempatizanlarından arındırmak kadar devletin içinde bir daha böyle yapılar oluşmasının önüne geçmek de önemlidir. Bizim asıl sorumluluğumuz; FETÖ’yü doğuran ve besleyen ekosistemi yok etmektir. Şüphesiz bunun yolu da; şeffaflıktan, ehliyet ve liyakate dayalı bir sistemi inşa etmekten geçiyor. Maalesef ülkemiz geçmişte ayrımcılığın hüküm sürdüğü, bazı kurumların kapılarının toplumumuzun ekseriyetine kapatıldığı dönemler yaşamıştır. Belli bir hayat tarzına, belli bir ideolojiye, dış görünüşe sahip olmayan vatandaşlarımız sırf bu farklılıklarından dolayı ötelenmiş, dışlanmıştır. Kimi yerlerde adeta kurumsal bir kimlik kazanan bu ayrımcılık, FETÖ’ye de istismar edeceği mümbit bir zemin sunmuştur.

FETÖ, 1970’lerden beri devletle millet arasında oluşan fay hatlarını kullanarak, buralardan sızarak toplumumuza sirayet etmiştir. Bu ihanet çetesiyle mücadele ederken FETÖ’yü besleyen ve büyüten hataların tamamen ortadan kaldırılması da şarttır. Bugün atılan adımların kalıcılığı işte bu alanlarda elde edilecek başarıya bağlıdır. Adalet, liyakat, hukuk ve demokrasi sütunları üzerinde yükselen bir yapıyı çökertebilecek hiçbir sinsi güç yoktur. Biz de bu anlayışla devletle millet arasındaki bağları yeniden tahkim ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’ni sadece belli kesimlerin değil 82 milyonun her bir ferdinin sahipleneceği bir devlet haline getirmeye çalışıyoruz. Hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış, ötekileşmiş hissetmeyeceği, kuşatıcı-kucaklayıcı bir sistemi ülkemize kazandırmanın gayretindeyiz. Milli iradeyi esas alan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bu bakımdan siyasi tarihimiz boyunca bu yönde atılmış en büyük adımdır.

Hizipçilik, ekipçilik, dar kadroculuk gibi bürokratik oligarşiye yol açan tüm hastalıkları inşallah bu milletin gündeminden kalıcı olarak çıkartacağız. Polis Teşkilatımızın en altından en tepesine kadar tüm kademelerindeki terfileri de yine böyle bir hassasiyetle şekillendiriyoruz. Hangi görünüm, hangi iddia, hangi kisve altında olursa olsun kendini devletin ve milletin menfaatlerinin üstünde gören hiçbir anlayışın bir daha buralarda hakim olmasına izin vermeyeceğiz. Sizler, Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polislerisiniz. Sizler, gerektiğinde canlarınız pahasına bu ülkenin birliğini, beraberliğini, bağımsızlığını, huzurunu korumakla mükellefsiniz. Sizler ve bizler hep birlikte tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyerek geleceğe yürüyeceğiz.

Görevinizi yaparken arkanızda devletin ve milletin, elbette bunların temsilcisi olan Cumhurbaşkanı’nın bulunduğunu lütfen unutmayınız. Rabbim sizleri her türlü ihanetten, her türlü şer niyetten korusun diyorum.

Bir kez daha 15 Temmuz gecesi şehadete yürüyenler başta olmak üzere Emniyet Teşkilatımızın şehitlerini ve tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Gazilerimize şükranlarımızı sunuyor, kendilerine Allah’tan hayırlı, sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.

Şu anda ülkemizin 81 vilayetinde ve yurt dışındaki temsilciliklerinde görev yapan, nöbet tutan, insanımızın emniyeti için fedakârca çalışan tüm polislerimize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Ankara Emniyet Müdürlüğümüzün yeni hizmet binasının hayırlı olmasını temenni ediyor, sizlere sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun, kalın sağlıcakla.