15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Terör Örgütlerinin Sınırlarımızın Dibinde Bayrak Sallamasına İzin Vermeyiz”

11.04.2017
“Terör Örgütlerinin Sınırlarımızın Dibinde Bayrak Sallamasına İzin Vermeyiz”

“Şanlıurfa Buluşması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu ülkeyi öyle masa başında, pazarlıkla kendimize vatan kılmış bir millet değiliz. Bu ülkenin her karış toprağında kanımız var, alın terimiz var. Sınırımızın ötesindeki kardeşlerimizin can güvenliği, huzuru, geleceği bizim için en az kendimizinki kadar önemlidir. Çünkü bizim oralarda da dökülmüş kanımız, akıtılmış alın terimiz vardır” dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa’da düzenlenen ‘Şanlıurfa Buluşması’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. 11 Nisan Meydanı’nda gerçekleşen programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan vatandaşlara hitaben bir konuşma yaptı.


“ATEŞE ATILMA PAHASINA EZANIMIZDAN, BAYRAĞIMIZDAN VAZGEÇMEYİZ”

Bugün Şanlıurfa’nın kurtuluşunun 97. yıl dönümü olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce İngilizler, ardından Fransızlar bu toprakları işgal ettiğinde Urfalıların, birilerinin gelip kendilerini kurtarmasını beklemeden kendi aralarında örgütlenip mücadeleyi başlattığını belirtti. Şehrin 11 Nisan 1920’de işgalden kurtulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Urfalı kardeşlerimiz başta olmak üzere, ülkemizin istiklal ve istikbali için bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyoruz” diye konuştu.

Şanlıurfa’nın son iki yıldır terörle mücadelede 15 asker ve polis, 15 Temmuz darbe girişiminde ise İstanbul’da dört hemşehrisini şehit verdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehrin; ülkesi ve milleti için, namusu bildiği bağımsızlığı ve onuru için mücadele etmeye, şehit ve gazi vermeye devam ettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu mübarek toprakları İngiliz’e, Fransız’a bırakmayan Urfalı, terör örgütlerine de terk etmez değil mi? 15 Temmuz’da bu ülkeyi FETÖ’ye bırakmayan Urfalı, yanı başında DEAŞ’ıyla, PKK, YPG’siyle terör örgütlerinin cirit atmasına izin vermez değil mi? Urfa, meydanı terör örgütlerine bırakmıyor değil mi? Urfa, terör örgütlerini kullanarak yeniden topraklarına, namusuna göz dikenlere dersini veriyor değil mi?” dedi.

Şanlıurfa’nın 97 yıl önce Onikililer’in başlattığı mücadeleyle kazandığı zafere, Türkiye’nin de 15 Temmuz’da tüm milletle birlikte ulaştığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Urfa, sadece sabır timsali olan Eyüp Peygamberin değil aynı zamanda inancı uğruna ateşe atılmayı göze İbrahim Peygamberin de şehridir. Bu ülkenin ve milletin bekası için gerektiği kadar sabrederiz, ama nihayetinde, Rabbimize sığınarak ateşe atılma pahasına ezanımızdan, bayrağımızdan, ecdadın emanetlerinden vazgeçmeyiz” vurgusunda bulundu.

“BURALARI ASLA TERÖR ÖRGÜTLERİNE TERK ETMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Urfa, hemen yanı başındaki kardeşlerini sahipsiz bırakmaz, onlara arkasını dönmez. Birecikli, Suruçlu kardeşlerimiz için Cerablus kendi canlarından bir parça değil midir? Harranlı, Akçakaleli kardeşlerimiz için Tel Abyad, Rakka kendi canlarından bir parça değil midir? Ceylanpınar’la Resulayn’ın, Haseke’nin ayrı düşünülebilmesi mümkün müdür? Öyleyse, buraları asla terör örgütlerine terk edemeyiz. Adı ister DEAŞ, ister PKK-PYD olsun, hiçbir terör örgütünün sınırlarımızın dibinde bayrak sallamasına izin veremeyiz. Biz bu ülkeyi öyle masa başında, pazarlıkla kendimize vatan kılmış bir millet değiliz. Bu ülkenin her karış toprağında kanımız var, alın terimiz var. Sınırımızın ötesindeki kardeşlerimizin can güvenliği, huzuru, geleceği bizim için en az kendimizinki kadar önemlidir. Çünkü bizim oralarda da dökülmüş kanımız, akıtılmış alın terimiz vardır.”

Cerablus, Rai, Dabık ve El Bab’ın terör örgütlerinden kurtarılması harekâtında Türkiye’nin 67 şehit verdiğine, vatanlarını kurtarmak için mücadele eden Özgür Suriye Ordusunun da 500’ün üzerinde şehidi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu, bin yıldır omuz omuza verdiğimiz bir mücadelede ödediğimiz son bedeldir. Şayet terör örgütleri Urfa’nın, Mardin’in, diğer şehirlerimizin sınır bölgelerinden tamamen çekilip, her şehri kendi halkına bırakmazsa, bu operasyonlar devam edecektir” dedi.

“GAP’I 2019 YILINA KADAR TÜM UNSURLARIYLA TAMAMLAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan Türkiye’nin bağımsızlığına ve geleceğine sahip çıkarken, bir yandan da kalkınmanın, gelişmenin, büyümenin mücadelesini verdiklerini ifade ederek geçen 14 yılda Şanlıurfa’ya yaptıkları kamu yatırımlarının toplamı 34 milyar lirayı bulduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırımlar arasında; eğitimde 11 bine yakın derslik, sağlıkta 71 sağlık tesisi, toplu konutta 13 bin 500’ü bulan konut yatırımı, ulaşımda 532 kilometre yeni bölünmüş yol yaptıkları söyledi.

Şehir hastanesinin 2019 yılının sonuna kadar tamamlanacağını, Birecik ve Viranşehir ilçelerine önümüzdeki yıl doğal gaz verilmeye başlanacağını, Şanlıurfa’yı; İstanbul, Ankara, Adana, Gaziantep ve Mardin’e bağlayacak hızlı tren projesinin bu yıl içinde ihalesine çıkılıp inşasına başlanacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 38 sulama tesisiyle 1 milyon 800 bin dekar araziyi sulamaya açtıkları GAP’ı 2019 yılına kadar tüm unsurlarıyla tamamlamayı hedeflediklerini kaydetti.

“HER ÜLKENİN KENDİ YÖNETİM BİÇİMİNİ BELİRLEME HAKKI VARDIR”

16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğinin amacının her alanda daha güçlü bir Türkiye hedefine ulaşmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin büyümesinden, zenginleşmesinden, huzurunun ve güvenliğinin artmasından rahatsız olanlar yok mu? Elbette var” dedi ve bunların başında Batı’nın, PKK, FETÖ, DEAŞ ve DHKP-C terör örgütlerinin olduğunu söyledi.

“Hadi bunları anladık; çünkü bunların hepsi gıdası istikrarsızlık olan, kaos olan, kan ve gözyaşı olan katil sürüleri” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Peki, Avrupa ülkeleri niye rahatsız? Öyle ya, Türkiye’nin yönetim sisteminin şu veya bu olması, onları niye bu kadar ilgilendiriyor. Bu ülkelerin çoğu monarşiyle idare ediliyor. Biz onlara, ‘Bu devirde krallık-kraliçelik olur mu’ diyor muyuz? İster kral, ister kraliçe olsun, ne olursa olsun, kendi tercihleridir, biz böyle bir şey demiyoruz. Her ülkenin kendi yönetim biçimini belirleme hakkı vardır. Biz de ülke olarak böyle bir karar aldık ve milletimize gidiyoruz; size ne oluyor? Hadi Avrupa’yı da anladık. Diyelim ki bunların da tarihin derinliklerine uzanan sıkıntıları, hazımsızlıkları var. Peki, bizim ülkemizdeki bir partiye, ana muhalefet partisine ne oluyor?”

“ANA MUHALEFET, MİLLETTEN UMUDUNU KESTİ”

Marjinal örgütlerin, marjinal partilerin olur olmaz her şeye karşı çıkmasının bir öneminin olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bir ülkede ana muhalefet partisi demek, mevcut iktidardan sonra ülkeyi yönetmeye en yakın parti demektir. Fakat Bu partinin genel başkanının, milletvekillerinin ağızlarından çıkanlara bakıyoruz; aman Allah’ım, yalan, iftira, hakaret, küfür gırla gidiyor. Urfalı, böyle lafını sözünü bilmeden konuşanlara ne der? ‘Densiz deve, girmez eve.’ Bunların yaptıkları da densizliktir. Anlaşıldığı kadarıyla milletten umutlarını kestiler. ‘Evet’ diyenleri İzmir’de denize dökmekten bahsediyor. ‘Hayır’ çıkarsa düşmanı İzmir’den denize dökmüş kadar sevineceğini söylüyor. Kim? Baykal gibi biri… Yazıklar olsun. Bir milletvekilleri de otobüsün üzerinden millete öyle hakaretler ediyor ki, burada tekrarlamaktan hicap duyarım” değerlendirmelerinde bulundu.

“Geçmişteki tecrübelerinden bunların, ‘bir harbıl samanı iki eşeğe bölemeyecek’ kadar beceriksiz olduklarını çok iyi biliyoruz” ifadelerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu siyasi parti liderinin 15 Temmuz gecesi, tankları gördüğünde önüne geçip durdurmak yerine, fırsatını bulup kaçmayı tercih ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, oylanacak Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle bundan sonra belli vasıflara sahip olmayan hiç kimsenin ülkenin başına geçemeyeceğini vurguladı.

“TÜRKİYE BU DEĞİŞİMİ KEŞKE ÇOK DAHA ÖNCE YAPABİLSEYDİ”

Her değişim gibi 16 Nisan’da oylanacak anayasa değişikliğinin de direnişle karşılaştığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu direnişçilerin hâli ortada. Birileri ikide bir çıkıp ‘anayasa değişikliğine, yönetim sistemi değişikliğine ne gerek vardı, böyle gelmiş böyle gider’ diyordu. Ben de diyorum ki, Türkiye bu değişimi keşke çok daha önce yapabilseydi. Mesela 1960 darbesini yaşamadan yapabilseydi, mesela 1970 darbesini yaşamadan yapsaydı, o kavgaları görmeden yapsaydı. Mesela 1990’lı yıllardaki krizleri, kaosları yaşamadan yapabilseydi. Mesela 2007 yılındaki cumhurbaşkanı seçimi rezaletini yaşamadan yapabilseydi. Hatta bu değişimi 2014 Cumhurbaşkanı seçiminden önce yapabilseydi. Bu gecikmelerin bedelini hep birlikte ve çok ağır şeklide ödedik” diye konuştu.

Bu ülkenin ve bu milletin derdini gönülden çekmeyenlerin bunları bilemeyeceğini belirten ve 1960 darbesinde bu ülkeye hizmet etmekten başka suçu olmayan bir başbakan ile iki arkadaşının idam edildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1970’li yıllarda ülkemizin nasıl dönemin siyasetçilerinin ifadesiyle 70 cent’e muhtaç hale getirildiğini gördük. 1990’lı yıllardaki koalisyonların ülkemize maliyetlerini hep birlikte yaşadık” diye ekledi.

“KENDİLERİNE RANT İMPARATORLUĞU KURANLAR ELBETTE DEĞİŞİM İSTEMEZ”

2002 yılında ülkenin yönetimini devraldıklarında 3 bin 500 dolar olan kişi başına düşen millî gelirin şu anda 11 bin dolar olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1990’dan itibaren Türkiye istikrarlı şekilde yönetilmiş olması durumunda şu anda kişi başına millî gelirin 22 bin dolar olacağını ifade etti ve “Yazık değil mi bu ülkeye? Bu halkın cebinden çalınan paralarla kendilerine rant imparatorluğu kuranlar elbette değişim istemez. Bu ülke bir gecede yüzde 7500 faiz ödedi. Kime ödedi? İşte bu faiz lobilerine ödedi” ifadelerini kullandı.

Yine yönetimi devraldıklarında devletin borçlanma faizinin yüzde 63 olduğunu, daha sonra bunu tek haneli rakama çektiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin IMF’e 23,5 milyar dolar borcu olduğunu ve bu borcu 2013’te sıfırladıklarını, 27,5 milyar dolar olan Merkez Bankası’nın rezervinin şimdi 110 milyar dolar olduğunu kaydetti.

PARTİLİ CUMHURBAŞKANI

Şubat ayı başından itibaren illeri dolaştığına işaret ederek, “Gittiğim her yerde milletimizin yeni yönetim sisteminin kendisine çok daha iyi bir gelecek hazırlayacağına yürekten inandığını gördüm” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisi liderinin “Cumhurbaşkanı diyor hem partili, hem cumhurbaşkanı olmaz, tarafsız olması lazım” şeklindeki sözleriyle ilgili olarak da “Peki Kılıçdaroğlu, şu anda Başbakan hem partili, hem Başbakan değil mi? Niye ondan rahatsız olmuyorsun? Geçelim onu, Kurucu Genel Başkanı kim Cumhuriyet Halk Partisi’nin? Gazi Mustafa Kemal. Gazi Mustafa Kemal hem Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında, hem de Cumhurbaşkanı değil miydi? O oluyor. İnönü hem partinin başında, hem de Cumhurbaşkanı değil miydi? Oluyor. Şimdi niye olmuyor?” şeklinde konuştu.

“16 NİSAN BU KÖTÜ SİYASET DİLİNİN TARİHE GÖMÜLDÜĞÜ AN OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan halk oylaması için yurt dışındaki sandıklarda 1 milyon 420 bin oy kullanıldığına dikkat çekerek katılım rekoru kırıldığını belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Herkes bu meselenin ülke için ne kadar önemli olduğunu gördü, bir tek bizim ana muhalefet partisinin başkanı görmemekte direniyor. ‘Muhtarlıkları kapatacak’ diyor. Yahu Cumhurbaşkanının muhtarlığı kapatma yetkisi yok, kararnameyle muhtarlık kapatılmaz, anayasal güvence altındadır, kanunlarla kurulur; yalan söyleme millete. En çok üzüldüğüm husus, terör örgütlerini dilini kullanıyor. Kim ‘hayır’ diyor bu ülkede? Kandil ‘hayır’ diyor. Kim ‘hayır’ diyor? İmralı ‘hayır’ diyor. Kim ‘hayır’ diyor? FETÖ ‘hayır’ diyor. Öyleyse, ha söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu; öyle mi? Sevgili Peygamberimiz ne buyuruyor; ‘kişi sevdikleriyle beraberdir’; öyle mi? Bitti. Bunlar da sevdikleriyle beraber haşrolunacaklar. Biz şu anda milletimizle beraberiz, beraber yürüyeceğiz. Ve milletin gözünde bunların zaten üç kuruşluk itibarı kalmadı. İnşallah 16 Nisan bu kötü siyaset dilinin ve anlayışının tarihe gömüldüğü an olacak.”

“16 NİSAN, ÜLKEMİZ İÇİN BİR MİLAT OLSUN”

“Şimdi buradan işgalden kurtuluş gününde Şanlıurfa’dan öyle bir ses verelim ki, eskiden yenisine tüm hasımlarımız duysun” diyerek, ‘tek millet tek bayrak, tek vatan ve tek devlet’ için 16 Nisan halkoylamasında ‘evet’ demeye çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların hep birlikte ‘evet’ şeklinde cevap vermesi üzerine, “Böyle bir birliğin, beraberliğin, kardeşliğin önünde kim durabilir?” karşılığını verdi.

Sözlerini “16 Nisan milletimiz için, ülkemiz için bir milat olsun” temennisiyle tamamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasından sonra Gıda, programda hazır bulunan Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bölge milletvekilleri Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi ile birlikte buluşmaya katılan vatandaşları selamladı.

 

 

Tüm Haberler