15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Artık Bu Yanlış Tarih ve Medeniyet Algısından Vazgeçilmeli”

22.10.2016
“Artık Bu Yanlış Tarih ve Medeniyet Algısından Vazgeçilmeli”

Bursa’da yapımı tamamlanan tesislerin toplu açılış töreninde halka hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyet bizim ilk değil, son devletimizdir. Bu devletin sınırlarını gönüllü olarak kabul etmiş de değiliz. Unutulmamalıdır ki Cumhuriyeti kuran kadronun çok önemli bir bölümünün dahi doğduğu, büyüdüğü topraklar yeni devletimizin sınırları dışında kalmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bursa’da yapımı tamamlanan hizmet ve tesislerin toplu açılış törenine katıldı. 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, milletvekilleri, Bursa Valisi İzzettin Küçük ve Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin de hazır bulunduğu törende Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.


Çeşitli bakanlıklar ile Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan ve toplam 1 milyar lira tutarındaki 23 kalem hizmet ve tesisin açılışının yapıldığına işaret ederek bu hizmetlerin Bursa’ya hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bursa’yı gönülden seviyoruz, candan seviyoruz. Biliyoruz ki Bursa’nın bize sevgisi aynı derece samimidir, kalptendir. Rabbim muhabbetimizi daim kılsın. Rabbim gönüllerimizden sevgiyi, aşkı eksik etmesin” temennisinde bulundu.

“İNSANLARIMIZIN GEÇMİŞİYLE VE KÜLTÜRÜYLE BAĞLARI ZAYIFLATILDI”

Konuşmasında tek parti döneminde millete yapılan en büyük yanlışın, milletin tarihi, geçmişi, kültürü ve medeniyetiyle bağlarının zayıflatılması olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün biz Suriye deyince, Irak deyince, Kırım deyince, Batı Trakya deyince, Bosna deyince birileri sanki uzaydan gelmiş gibi yüzümüze bakıyor. Hatta daha da ileri gidip tam bir cahil cesaretiyle ‘Türkiye’nin Irak’la ilişkisi ne olabilir, Bosna’yla ilişkisi ne olabilir.’ diyebiliyorlar. Hâlbuki bugün başka dünyalardan bahseder gibi sözünü ettiğimiz bu coğrafyalar bizim canımızın birer parçasıdır. Gaziantep’le Halep’i, Rize’yle Batum’u, Edirne’yle Gümilcine’yi, Kırcaali’yi, Bursa’yla Üsküp’ü birbirinden farklı düşünmek mümkün mü? Evet, bu şehirler fiziki olarak başka ülkelerin sınırları içindedir; ama bizim gönül sınırlarımız oraları kapsayacak şekilde geniştir” dedi.

“BU COĞRAFYANIN HER KÖŞESİNDE ATALARIMIZIN AYAK İZİ VAR”

Türkiye’nin her ülkenin fiziki sınırlarına saygı duyduğunu, hiçbir ülkenin egemenlik haklarıyla ilgili en küçük bir sorununun bulunmadığını vurgulayarak, “Bizim derdimiz, oralarda yaşayan kardeşlerimizin, oralarda bulunan ecdat yadigârı mirasın korunmasıdır. Çünkü bizim tüm bu coğrafyanın her köşesinde atalarımızın ayak izi var, alın teri var, döktüğü kan var, yattığı mezar var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Esasen biz geçtiğimiz, 100-150 yılda yaşadığımız acıları ve kayıpları yüreğimize gömmüş bir milletiz. Bu acılar burada, bunu unutamayız. Çünkü bizim kültürümüz, yaşadığımız sıkıntı ne kadar büyük olursa olsun böyle vakur bir duruş sergilememizi gerektiriyor. Kültür, sıradan bir olay değil. Nedir kültür? Kültür, ecdattan devralınan maddi ve manevi mirasın tümüdür. Biz o mirası yok farz edemeyiz. Onun için duygularımızı ağıtların, türkülerin, manilerin satırları arasında inceden inceye ifade etmişizdir. Birileri de çıkmış bize geçmişimizi toptan unutturmaya çalışıyor. Kardeşlerim, biz unutsak da tarih unutmuyor, karşımızdakiler hiç unutmuyor.”

“BİR DÖNEM MİLLETİ KENDİ TARİHİNDEN KOPARMAK İÇİN KASITLI BİR POLİTİKA İZLENDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de bir dönem milleti kendi tarihinden, kendi geçmişinden koparmak için kasıtlı bir politika izlendiğini, uzun yıllar boyunca çarpık bir eğitim sistemi uygulandığını, bunu sonucunda ilkokulda, ortaokulda, lisede okuduğu kadarıyla tarihinden haberdar olanların, bu ülkenin ve bu milletin geçmişinin 90 yıldan ibaret olduğunu sandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şöyle konuştu: “Bu anlayış çocuklarımızı, atalarımız bin yıl boyunca Malazgirt Zaferiyle Anadolu’ya girmişler, sonra da Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla yollarına devam etmişler; böyle çarpık bir durumla karşı karşıya bizi bıraktılar. Hâlbuki aradaki uzun dönemde bu topraklara Türkiye ismini veren Anadolu Selçukluları, ardından 3 kıta 7 iklimde hüküm sürmüş tarihin gördüğü en büyük devletlerden birini kuran Osmanlılar var. Gençler, bakınız biz nereden 780 bin kilometrekareye geldik biliyor musunuz? Yaklaşık 20 milyon kilometrekareden 780 bin kilometrekareye geldik; bakın nereden nereye. Daha şurada 8-9 yıl öncesi sıkıştığımız yer burası, ama Cumhuriyetin ilanıyla onun 8-9 yıl öncesine gittiğimizde yapı ortada, yine nereden nereye geldik. Aynı dönemlerde muhtelif yerlerde hüküm sürmüş devlet statüsündeki pek çok Türk beyliğini saymıyorum bile. Cumhuriyet bizim ilk değil son devletimizdir. Bu devletin sınırlarını gönüllü olarak kabul etmiş de değiliz, ha onu da söyleyeyim. Unutulmamalıdır ki Cumhuriyeti kuran kadronun çok önemli bir bölümünün dahi doğduğu, büyüdüğü topraklar yeni devletimizin sınırları dışında kalmıştır. Neyi kastettiğimizi anlıyorsunuz değil mi? Bunu Bursalılar çok iyi bilir. Uzun zamandır yaşadığımız kesintisiz savaşların, kayıpların etkisiyle biraz nefes alabilmek, kendimizi toparlayabilmek için o dönemde buna tamam denmiş olabilir. Asıl yanlış; dönemin tartışmalı şartları içinde yapılan bu fedakârlığa teslim olup devlet ve toplum hayatını buna göre inşa etmeye kalkışmaktır; işte biz bunu kabul etmiyoruz, böyle bir şey yok. Artık bu yanlış tarih ve medeniyet algısından vazgeçilmesi gerektiğini söylüyoruz.”

“COĞRAFYAMIZDAKİ VARLIĞIMIZIN MİHENGİ 1071 MALAZGİRT SAVAŞI”

Türkiye’nin devlet tarihinin, Cumhurbaşkanlığı forsunda temsil edilen 16 devletin tarihi olduğunu vurgulayan ve forstaki 16 yıldızın her birinin bir devlet temsil ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2 bin 200 yıllık bir geçmişe sahibiz. Coğrafyamızdaki varlığımızın mihengi 1071 Malazgirt Savaşı ve hemen ardından 1075 yılında kurulan Anadolu Selçuklu Devleti’dir. Dolayısıyla bu yıl Cumhuriyetimizin gençler, 93. yıl dönümüyle birlikte Anadolu Selçuklu Devleti’nin 941, Osmanlı’nın 717. yıl dönümlerini de kutluyoruz; bunu biliniz. Çünkü bunların hepsi de Türkiye başlığı altında kurulmuş, yaşamış devletlerdir” diye konuştu.

“BALKANLAR’DA, ORTA VE DOĞU AVRUPA’DA TÜRK İFADESİ MÜSLÜMAN VE HATTA İSLAM KAVRAMI YERİNE KULLANILIR”

Türk milletinin Anadolu coğrafyasıyla buluşarak tarihin en büyük devletlerini, en büyük medeniyetlerini bu topraklarda inşa ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu’dan yayılan ışık dört bir yanı aydınlattı. Öyle ki bugün Balkanlar’da, Orta ve Doğu Avrupa’da Türk ifadesi Müslüman ve hatta İslam kavramı yerine kullanılır. Bu bölgelerde eğer Türk sözü duyarsanız, bilin ki kökeni, meşrebi ne olursa olsun tüm Müslümanları kastediyordur. Coğrafyamıza verilen Türkiye ismi, bizim için gurur kaynağıdır. Öyleyse artık yeni nesillere tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi bu hakikatler ışığında öğretmeli, daha doğrusu eğitim vermeliyiz” ifadelerini kullandı.

“15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE EN KARARLI ŞEKİLDE DİRENEN ŞEHİRLERDEN BİR TANESİ BURSA OLDU”

Bursa’nın hem maddi, hem de manevi anlamda kurucu şehir olduğunu, Anadolu coğrafyasındaki devletlerimizin maddi varlığı ile milletin manevi inkişafının kaynaklarının Bursa’da olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bursa, geçmişin hatıralarına olduğu gibi geleceğine de sımsıkı sahip çıkan bir şehirdir. İşte gençler 15 Temmuz gecesi Fetullahçı terör örgütü mensupları darbe girişimine kalkıştığında buna en kararlı şekilde direnen şehirlerden bir tanesi de Bursa olmuştur. Darbecilere karşı en sert tepkiyi Bursa’daki askerî ve mülki yöneticiler gösterdi. Darbecilerin Bursa’daki temsilcisi konumundaki bir albayın cebinde ele geçirilen görev listesi, o gece savcıların ve hâkimlerin FETÖ’ye karşı başlattığı operasyonun temel belgesi olmuştur, bunu biliyor muydunuz? Bursa’nın manevi muhafızlarının da o gece şehrimizi ve ülkemizi yalnız bırakmadıklarına yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu.

Törenin yapıldığı meydanın adının, 15 Temmuz Demokrasi Meydanı olarak değiştirilmesini de bir kadirşinaslık örneği olarak gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “FETÖ denen ihanet çetesi kurumlarda örgütlenip arkasına dışarıdan da destek bulunca bu milleti ve bu vatanı esir alabileceğini sandı. Ne diyor Bursalılar, ‘alçak yerin tepeciği dağ görünür’ diyor. Bunlar da üç-beş kişi bir araya gelince kendilerini dev aynasında görmeye, bu kibirle de sağa-sola saldırmaya başladılar. İşte bir şeyi hesap edemediler. Zannettiler ki ‘biz 40 yıl Silahlı Kuvvetlerde örgütlendik, poliste örgütlendik, yargıda örgütlendik, devletin kurumlarında örgütlendik, öyleyse biz bundan sonra istediğimizi istediğimiz gibi yapıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ele geçireceğiz.’ 17-25 Aralık’ta denediler olmadı, ondan sonra 15 Temmuz’da işte 3-4 günlüğüne tatile gitmiştim, bir Bursalı kardeşimizin mekânındaydık. Ve orada bizi öldürmek için Marmaris’te adımı attılar. Fakat bir şeyi bilemiyorlardı, zannediyorlardı ki her şey teknolojidir, her şey silahtır, F16’dır. Helikopterler, tanklar, toplar, silahlar bunlardır zannediyorlardı. Şunu bilmiyorlardı: ‘Ve mekeru ve mekerallah, vallahü hayrul makirin’ bunu bilmiyorlardı. Çünkü hesapların üzerinde bir hesap vardır, o hesap da Allah’ın hesabıdır, bunu bilmiyorlardı.

“FETÖ’YE KARŞI MÜCADELEDE HER ŞEY ADALETLE GÖTÜRÜLÜYOR”

FETÖ’ye karşı yürütülen mücadelede devletin örgüt mensuplarına zulmettiği yönündeki eleştirilere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şey adaletle götürülüyor. Hatalar varsa, yanlışlar varsa bunları da zaten devletimiz her an düzeltmeye hazır. Ama adalete verdikleri hesap yetmeyecek. Bu ihanet çetesinin mensuplarının tüm ömürleri millete hesap vermekle geçecek bunu da biliniz. Açık konuşuyorum; ben şahsıma yönelik her türlü saldırıyı, her türlü ihaneti, her türlü hakareti affedebilirim, ama milletime yönelik, ülkeme yönelik hiçbir ihaneti benim şahsen affetme, görmezden gelme, üstünü örtme hakkım yoktur; bunu böyle biliniz. Çünkü FETÖ millete ihanet etmiştir, ülkeye ihanet etmiştir, kutsallarımıza ihanet etmiştir” açıklamasında bulundu.

Konuşmasında, “FETÖ’yü affedebilir miyiz? Bu örgütün mensuplarını affedebilir miyiz? Yaşadığımız bunca hadiseye rağmen hâlâ bu örgütün içinde kalanları affedebilir miyiz?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini dinleyen vatandaşlardan aldığı ‘hayır’ cevabı üzerine şu açıklamalara yer verdi: “İşte bunun için FETÖ’yle kökünü kurutana kadar mücadele etmek boynumuzun borcudur. Birileri 15 Temmuz gecesi eline silah almamış olabilir; ama eline silah alanların hepsi de gücünü nereden alıyordu? Onlardan. Yarın bunların da ellerine silah almayacağını kim bilebilir? İhanet virüsü vücuda girmiş zehir gibidir, bir yerde kalmaz, her organı, her hücreyi etkiler ve sonunda vücudu teslim alır, aynen kanser virüsü gibi. Ve şimdi bu vücudu bizim metastaz yapmış, bunlardan temizlememiz lazım. Şunu bir defa çok çok iyi bilmemiz lazım: 17-25 Aralık hadisesine kadar bu örgütün gerçek yüzünü görmeyenleri anlayışla karşılamak mümkündür. Ama 17-25 Aralık’tan sonra örgütün içinde kalmaya devam edenler ne yaptıklarını, niçin yaptıklarını bilerek, bedelini göze alarak bu tercihte bulunmuşlardır. Hele 15 Temmuz’a rağmen samimi bir pişmanlık ortaya koymayan, bildiklerini anlatmayan ne kadar örgüt mensubu varsa asla masum değildir.”

“BU MİLLETİN SIRTINDAKİ KAMBUR OLMAKTAN VAZGEÇİN”

FETÖ mensupların ve örgütle bağlantısı olanlara, “Eğer sizler gelip bildiklerinizi anlatmayacak olursanız, kusura bakmayın sizi nerede bulursak bulalım alır sizi de aynen o cezaevlerine tıkarız” sözleriyle seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zihnini ve gönlünü Pensilvanya’daki şarlatana tapulamış olanların bu ülkeyle de, bu milletle de bir irtibatı kalmamıştır, bunu böyle biliniz. Tespit edilenler zaten adalet önünde hesap veriyor. Henüz tespit edilememiş olanlara sözüm şudur: Artık bu milletin yakasını bırakın. Bu milletin iliğini sömürmekten, sırtındaki kambur olmaktan vazgeçin.” diye ekledi.

“BUGÜN TÜRKİYE, 15 TEMMUZ SABAHINDAN DAHA GÜÇLÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ musibetinden kurtuldukça Türkiye’nin önü açılıp ufkunun aydınlandığını belirtti ve konuşmasına şöyle devam etti: “İşte Suriye’de, işte Irak’ta olanları görüyorsunuz, her geçen gün daha iyi. PKK terör örgütüne karşı tarihimizin en etkili operasyonlarını gerçekleştiriyoruz. Suriye’de aynı şekilde ve şu anda Cerablus, Rai ve Dabık, El-Bab’a doğru yürüyoruz. Bütün mesele Irak’ta, Musul’da kurulmaya çalışılan mezhep savaşı senaryosunu bozmak için de aktif rol üstleniyoruz. Ekonomide her şeye rağmen umut verici gelişmeler peş peşe geliyor. Adaletten emniyete, ordudan dışişlerine, millî eğitimden sağlığa kadar tüm devlet kurumları asli görevlerine odaklandılar. Çünkü ortada fitne çıkartan, yol açtığı haksızlıklarla insanları birbirlerine düşüren, kendi amaçları için herkesi sömüren, ülkenin içinde beşinci kol faaliyeti yürüten bir örgüt kalmadı. Bugün Türkiye 15 Temmuz sabahından daha güçlüdür, bu böyle biline. Allah’ın izniyle 2023 hedeflerimize de ulaşacak ve milletimizin önünde yepyeni bir dönem açacağız.”

Sözlerini kazandırılan tesis ve hizmetlerin Bursa’ya hayırlı olması temennisiyle tamamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu, Millî Eğitim Bakanı Yılmaz, Bursa milletvekilleri, Bursa Valisi Küçük ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Altepe ile birlikte açılışı yapılan hizmetlerin kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplu açılış törenin ardından Bursa Valiliği’ni de ziyaret ederek, Bursa Valisi İzzettin Küçük ile bir süre görüştü.

Tüm Haberler