15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Olağanüstü Hâl Kararı, Demokratik Kurumlarımızın Sağlıklı Çalışması İçin Alındı”

21.07.2016
“Olağanüstü Hâl Kararı, Demokratik Kurumlarımızın Sağlıklı Çalışması İçin Alındı”

Reuters Haber Ajansı’na mülakat veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Olağanüstü Hâl Yasası’nın parlamentodan geçtiğini belirterek, “Gazi Meclis’imiz bu kararı almak suretiyle adeta yeni bir istiklal ve istikbal mücadelesinin adımını attı. Felaketin yaşandığı ülkemizde böyle bir darbe girişimi var, olağanüstü hâlle ilgili yapılan oylamada 346 evet çıkıyor. Meclis 346 oyla bana göre güzel bir duruş sergiledi” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası haber ajansı Reuters’a bir mülakat verdi. Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarınca 15 Temmuz günü gerçekleştirilen darbe girişimi sürecinde yaşananlara ilişkin açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geri püskürtülen darbe girişimi sonrasında yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


“HALKIMI SOKAĞA DAVET ETTİM”

Darbe girişiminin gerçekleştiği gece neler yaşadığını, bu süreçte hayatından endişe edip etmediğini ve ne tür tedbirler aldığını soran Reuters muhabirinin sorusunu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o geceye ilişkin şunları aktardı: “Malum bir 4-5 günlük tatil için Marmaris’teydik ailem ve damadımla beraber. Saat 4- 4,5 civarında eniştemden bir telefon aldım ve bu telefonda ‘İstanbul’da bazı sıkıntılar var, Beylerbeyi Sarayı’nın orada askerler tarafından yollar kesiliyor ve araçlara köprüye geçit vermiyorlar’ dedi. Tabii bu haberi alınca ben doğrusu inanmadım da. Hemen MİT Müsteşarımızı aradım ulaşamadım, Genelkurmay Başkanımızı aradım ulaşamadım, çünkü telefonlara cevap veremiyorlardı. Doğrusu bir yerde de beklemeye girdik. Başbakanımızla irtibat kurma gayreti içinde olduk ve sıkıntılı da olsa başbakanımızla irtibatlaştık. Saat 20.00’ye kadar bu süreç devam etti. 20.00’de bulunduğumuz yerde bir değerlendirme yaptık. Sonra televizyonlarda da görmeye başlayınca, hemen ilk işim oradaki televizyon, medya gruplarını bulunduğumuz yere davet ettim ve oraya davet etmek suretiyle ilk açıklamayı onlara yaptım. Fakat yaptığım açıklama televizyonlarda o anda yayınlanmadı. Ve bu defa cep telefonundan bir yayına girmenin isabetli olacağını düşündük; 4 televizyon, önce CNN Türk, ardından A Haber, ardından NTV ve ardından TGRT televizyon kanallarıyla irtibatlaşarak cep telefonuyla görüşlerimi ifade ettim ve halkın gücünün çok çok önemli olduğunu vurguladım. Ve millî iradenin iş başına getirmiş olduğu ne hükûmete, ne cumhurbaşkanına böyle bir darbenin yapılmasının başarıya ulaşamayacağını ifade ettim. Ardından da vatandaşlarımı, halkımı sokağa davet ettim, meydanlara davet ettim.”

“İSTANBUL HAVALİMANI’NDA PİSTİN KARARTILDIĞINI ÖĞRENDİK”

Bir taraftan Türkiye genelinde halkın tepkisini merak edip bunu takip ettiğini, aldığı haberlerin ‘şu anda halk meydanlara doğru yürüyor, havalimanlarına doğru yürüyor’ şeklinde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşananları aktarmaya şu cümlelerle devam etti: “Bu haberi alınca benim de orada durmamın gereksizliğini anladım. Süratle oradan ayrılmanın planlarını orada yaptık ve helikopterle Dalaman’a geçmemizin uygun olacağını düşündük. Hemen çocuklarımız, ailem, hep beraber helikopterimizle Dalaman’a geçtik. Orada önce bir belirsizlik ortaya koyduk, uçağımızla nereye gideceğimizi açıklamadık; bu İstanbul olabilir, Ankara olabilir, bu şekilde bir belirsizlik. Tabii bu arada Ankara, İstanbul’un, buradaki kulelerin durumlarını da soruyoruz. İstanbul’da kulenin işgal altında olduğunu öğrendim. İstanbul Havalimanı’nda pistin karartıldığını öğrendik. Pistin karartıldığını öğrenince kendisine ‘ne kadar yakıtın var?’ diye sorduğumda, ‘3-4 saatlik yakıtım var’ dedi. ‘Peki, bu hâliyle inebilir misin piste dediğimde, ‘inerim, ama sizi riske edemem’ dedi pilot. ‘Fakat bizim uçağımız çok kısa mesafede havalanabilen, çok kısa mesafede de inebilen bir özelliğe sahip. Öyleyse sen şu pistin üzerinde şöyle birkaç tur at bakalım, piste herhangi bir unsur var mı?’ dedim. Bunları tabii söyledikten sonra da, İstanbul Emniyet Müdürümüzle de irtibat hâlindeydim; ‘Biz çok kısa sürede burayı boşaltacağız.’ dedi. Gerçekten fazla sürmedi ve kule boşaltıldı. Ardından Devlet Hava Meydanları ilgilileri de pisti aydınlattılar ve pisti aydınlattıktan sonra indik.”

“GENELKURMAY BAŞKANLIĞI GÖREVİ VEKÂLETEN 1. ORDU KOMUTANI’NA VERİLDİ”

İstanbul Havalimanı’na indikten sonra, millete ait olan ancak darbeciler tarafından ele geçirilen F16 savaş uçaklarının üzerlerinde çok alçaktan ve ses hızının üstündü uçuşlar yaptığını bundan dolayı da Devlet Konukevi’nin camlarının kırılıp yaralananların olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Valisi ve 1. Ordu Komutanı ile beraber o gece sabaha kadar orada değerlendirmeler yaparak süreci yönettiklerini söyledi.

Ertesi gün öğleye kadar orada kaldıklarını, inişlerin yasak olduğu Atatürk Havalimanı’nda yasağın önünü açarak uçuşların normalleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar darbecilerin elinde rehin tutulduğu için Genelkurmay Başkanlığı görevini vekâleten 1. Ordu Komutanı’na verdiklerini, dile getirdi.

“12 SAATTE KONTROL ELE GEÇTİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbecilerin harekât merkezi olan Akıncılar Askerî Havaalanı ile ilgili aldıkları karar ve operasyonları da şöyle anlattı: “Orası tabii önemli bir hareket merkezi hâline gelmişti. Çünkü rehin alınanların hepsini oraya götürüyorlardı; kuvvet komutanları oradaydı, benim genel sekreterim oradaydı. Bu uçuşları engellemek için yapılması gereken bir şey vardı. ‘O da, komutanım, yapılacak olan bir şey var, burayı bombalayacağız, bombalamak suretiyle de bu uçuşları durduracağız’ dedim. Ve pist bombalandı, pistin bombalanmasından sonra zaten oradan uçaklarla uçuş yapamadılar, sadece helikopterlerle bir hareket vardı. İşin bu ilk etabı bitti ve 12 saatte zaten kontrol hemen hemen ele geçti diyebilirim ve bir rahatlama ondan sonra gelmiş oldu.”

“TÜRK MİLLETİ TANKLARIN ÖNÜNDE DURDU”

O süreçte yüksek yargı organlarının yapmış olduğu ‘herkes demokrasiye saygılı olsun, hukuk devletinin ilkelerine saygılı olsun’ şeklindeki açıklamalarının önemine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hepsinden önemlisinin, milletin meydanlara akın etmesinin, tankların önüne durmasının olduğunu kaydetti ve şöyle dedi: “Bu duruş herhalde dünyada çok çok müstesna bir milletin yapacağı işti ve Türk milleti bunu başardı, tankların önünde durdu. Şu an itibariyle 246 şehidimiz var, bunun yanında 2185 yaralımız var. Ancak eğer bugün bu noktaya geldiysek, bu noktaya ulaşabildiysek burada bu şehitlerimizin, bu yaralılarımızın inanıyorum ki o yüreği, o imanı, yani halkın gücünün tankın gücü karşısında, uçakların gücü karşısında ne anlam ifade ettiğini, millî iradenin ne anlam ifade ettiğini böylece ortaya koymuş oldu.”

Muhabirin, “Bu anlarda havadaydınız, uçaktaydınız, çok tabi belirsizlikler vardı, ne olacağı net değildi, belki de hayatınızı kaybetmeye çok yaklaştınız. Nasıl hissettiniz, neler düşündünüz o anlarda?” şeklindeki sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu çok açık ve net söylemem lazım; biliyorsunuz bizim bir Müslüman olarak kadere imanımız var. Kader, bizim imanın şartları içerisinden bir tanesi. Dolayısıyla biz şuna inanıyoruz: Kader planımızın içerisinde ne varsa bu olacak. Ben pilotumuza şunu söyledim: ‘Biz her türlü riske hazırız; eşim, kızım, torunlarım, damadım beraberiz, korumalarım beraberiz. Sen dedim, yeter ki inebilir misin-inemez misin, bunu söyle?’ O da az önce söylediğim cevabı verdi” dedi.

“ŞANLI ŞEREFLİ ÖLÜM ÇOK DAHA FARKLI OLUR”

“Tabii bütün hesapların üzerinde bir hesap var, o da Allah’ın hesabıdır ve Allah’ın hesabının üzerinde bir hesap yoktur. Ve bu hesap bizim kader planımızın bu şekilde devamı olayını ortaya koymuştur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Şimdi tankın önündeki paletlerin altında şehit olan bayanların, oradaki silahlarla, askerin silahlarıyla ne yazık ki askerin elbisesine bürünmüş olan hainlerin, teröristlerin silahlarıyla açtıkları ateş neticesinde şehit olan bu kardeşlerimiz ölüme seve seve gittiler. Onlar ölümü korkuttular, ölüm onları değil. Bir gün ölmeyecek miyiz? Öleceğiz. Bir trafik kazasında da ölebilirsin, ayağın bir taşa takılır düşer ölürsün, kalp krizinden gider ölürsün, hiç olmazsa böyle bir şanlı şerefli ölüm çok daha farklı olur. Eşimin bir ifadesi vardı; bu ölümler arasında yanımdaki mesai arkadaşlarımdan bir tanesinin oğluyla beraber ölümüydü. Dedi ki, ‘onun ölümünü kıskandım’. Hayat bu...”

“İSTİHBARAT ZAAFI OLDUĞU ORTADA”

El Cezire televizyon kanalına verdiği mülakatında darbe girişimini bir yakınından öğrendiği yönündeki açıklaması ve Millî İstihbarat Teşkilatı’nın darbe girişimi ile ilgili öncesinde bilgi aktardığı yönündeki haberleri hatırlatan muhabirin, “Cumhurbaşkanı ve Başkomutan olarak acaba size daha önce uyarıların ulaşması gerekmez miydi? Bir istihbarat zafiyeti mi oldu, istihbari anlamda değişikliğe gidecek misiniz?” şeklindeki sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı verdi: “İstihbarat teşkilatları dünyada her şeye dört dörtlük sahip değildir. Ne yazık ki bu olayda da bir istihbarat zaafının olduğu açıkça ortadadır. Yani bunu gizlemenin, saklamanın bir anlamı yok. Ben bunu Müsteşarıma da söyledim, burada ciddi bir istihbarat zaafı var. Ben eniştemden bu haberi duyduğum ana kadar ne yazık ki bunu duymadım. Tabii bu bir sıkıntı değil mi? Sıkıntı. Kaldı ki ben buna artık yani kalkışma demiyorum, bu bir darbe girişimidir, silahlı darbe girişimidir. Böyle bir silahlı darbe teşebbüsü 24 saat içinde olacak bir iş değildir, bunun muhakkak gerisi vardır. Şimdi tabii bütün bunlardan ders alarak atılacak adımların şu anda planlamasını, hesabını çok daha farklı bir şekilde yaptık, değerlendirmesini de tabii ki yapacağız.”

“BU DARBE GİRİŞİMİ MİLLETE KARŞIDIR”

Ajans muhabirinin, “Bazı insanlar tüm bu olanlara rağmen sizin daha öncesinden bu olaylar hakkında bilgi sahibi olmuş olabileceğinizi, ama yine de bu girişimin gerçekleşmesine belki de müsaade etmiş olabileceğini söylüyorlar. Gülen hareketinin bu çirkin yüzünün daha da ortaya çıkması bakımından, bizim gördüğümüz deliller ışığında hâlâ bunları söyleyenlere ne dersiniz?” şeklindeki sorusuna, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu, kusura bakmayın biraz belki amiyane olacak, ama çok ciddi bir terbiyesizliktir, böyle bir şeyin olması mümkün mü?” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Kimse ‘11 Eylül’ü Amerika Birleşik Devletleri yaptı’ diyor mu? Veyahut da ‘Fransa’daki son olayı kalkıp da Hollande yönetimi yaptı’ diyor mu? Kimse böyle bir şey demiyor. Peki, bu olay için niçin böyle bir yönteme giriliyor? Bir defa bu olay, bu darbe girişimi bu millete karşıdır. Niye? Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanıyor. Dikkat edin, kulelere değil millete karşı yapılmıştır. Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamakla kalmıyorlar, işte burada Külliyemizi bombalıyorlar ve 5 tane orada şehidimiz var. Aynı şekilde Başbakanlığa saldırıyorlar, aynı şekilde Emniyet Teşkilatımızın Özel Harekât binasına saldırıyorlar, 47 kişi orada şehit oluyor. Demek ki milletin dinamik unsurları neresiyse bütün buralara saldırdılar. Hepsinden öte İstanbul’da Boğaz köprülerini kapıyorlar. Bu kime karşı? Bu da millete karşı. Şimdi bütün bunlar olurken, tabii burada millet işi ele alıyor ve sağ olsun çağrıma milletin verdiği cevap, benim için de bir iftihar vesilesidir. Hamdolsun demek ki milletim kendi seçtiği reisine anında cevap veriyor, ‘meydanlara dökülün’ dediği anda meydanlara dökülüyor ve ülkesine, vatanına, kurumlarına dört dörtlük sahip çıkıyor ve Fetullahçı terör örgütüne de; ‘bu ülke sizin değil, bu ülke bizimdir’ diyor.”

“10 BİN 410 KİŞİ TUTUKLANDI”

Gelinen noktada; 246 şehit, 2 bin 185 yaralımızın olduğu, 10 bin 410 kişinin tutuklandığını, bunların 4 bin 60’nın tutuklandığını, tutuklananlar arasında 103 general ve 80 rütbeli Emniyet mensubunun olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı mensuplarına teşekkür ederek, “Çünkü yargı da bu süreç içerisinde gece-gündüz demeden işlemlerini hukuk içerisinde yürütüyor. Niye? Yapılanların hepsinin demokratik hukuk devletine yakışır şekilde devamını böylece onlar da sağlamış oluyorlar” diye konuştu.

OLAĞANÜSTÜ HÂL UYGULAMASI

Resmî Gazete’de yayınlanan Olağanüstü hâl (OHAL) uygulaması kararının, TBMM’de oylanarak kabul edilmesini, “Gazi Meclis’imiz bu kararı almak suretiyle adeta yeni bir istiklal mücadelesinin, bir istikbal mücadelesinin de adımını attı” şeklinde değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Halkım, milletim kesinlikle en ufak bir endişeye kapılmasın. Her şey yolundadır ve bu olağanüstü hâl tamamıyla demokratik kurumlarımızın çok daha sağlıklı çalışmasını sağlamak içindir. Aynı zamanda kamu kurumlarımız çok daha sağlıklı çalışabilsin ve bu bölücü terör örgütleri, Fetullahçı terör örgütleri üzerinde de ilgili kurumlarımız çok daha rahat çalışabilsin diye atılmış bir adımdır. Bakın eskiden olağanüstü hâl yasası çıkarılmış olduğu zaman biliyorsunuz herkes evlerine kaçardı, herkes marketleri boşaltırdı, bakkalları boşaltırdı ve bir telaş herkesi kaplardı. Ama şimdi tam aksi millet evlerinde değil gece sabahlara kadar meydanlarda adeta bu sürecin takipçisi konumunda. Ben bu milletle, bu milletimle iftihar ediyorum.”

“VATANI İÇİN ÇALIŞMAYAN HAİNLER BUNUN BEDELİNİ ÖDEMELİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, OHAL durumuna geçildiğinde, yargı, güvenlik ve ekonomi alanlarında ne tür adımların atılacağının sorulması üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu: “119, 120, 121’nci gibi bütün bu maddeler zaten olağanüstü hâlin aslında çerçevesini çiziyor, bu bir çerçevedir. Ama bununla ilgili mesela kanun hükmünde kararname süreci var ki kanun hükmündeki kararnamelerle de hükûmete ne lazım olursa onları hazırlayacaktır, onun adımlarını atacaktır ve devletin yeniden yapılanmasına yönelik bazı adımlar yine bu çerçeve içerisinde onlar da yapılacaktır. Çünkü bunların biliyorsunuz bütün gerek Silahlı Kuvvetlerimizi, gerek Emniyet Teşkilatımızı, gerek bütün bakanlıklarımızı işgal gibi bir durumları söz konusuydu. Artık bunlara ben oralarda görevliydi demiyorum, bunlar işgalciydi, işgal kuvvetleriydi. Çünkü milleti için çalışmayan, vatanı için çalışmayan bu hainler bunun bedelini ödemelidir diyorum. Çünkü biz devlet olarak neyle görevliyiz? Can güvenliğini sağlamakla, mal güvenliğini sağlamakla, nesil güvenliğini sağlamakla, özgürlükleri temin etmekle görevliyiz. Dolayısıyla demokratik bir parlamenter sistem içerisinde demokrasiye, hukuka saygısı olmayanlar bunun bedelini ödemelidir. Aksi takdirde yani benim şimdi bu 246 şehidimin ne günahı var. 2185 yaralının ne günahı var? Bunların hesabın kim verecek? Bunun bedelini kim ödeyecek? Bu günahsız insanları bu şekle sokanlar bir bedel ödemeyecek mi? Eğer bizler hâlâ elimizi kolumuzu sallaya sallaya gidersek biz bunun hesabını veremeyiz.”

“OHAL GEREKTİĞİNDE UZATILABİLİR”

Bütün bunların yapılabilmesi için 3 aylık sürenin yeterli olup olmayacağının sorulması üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa’da alınan 3 aylık OHAL kararının 3’üncü kez uzatıldığını hatırlatarak, “Şu anda bu üç ay, ama üç ay sonra bir ikinci üç ayı da talep eder, tekrar böyle bir uzatma yapılabilir” dedi.

“Bilindiği gibi çok gizli ve pek çok kuruma sızmış bir örgütten bahsediyoruz. Bu grubun kesinlikle tasfiye edildiğini nasıl belirleyeceksiniz?” şeklindeki soruya cevaben, FETÖ örgütünün devlet kurumlarına sızmasını, bir kanser virüsünün vücutta metastaz yapmasına benzeten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz burada en üst başarıyı sağlamak için çalışacağız ve bütün bunları sağlamaya çalışırken de yapmamız gereken bir şey; hukuk nereye kadar müsaade ediyor, hangi çerçevede müsaade ediyor, bütün bunları bu çerçeve içerisinde yürüteceğiz. Ama hedefimiz belli. Nasıl bölücü terör örgütüyle operasyon Temmuz’dan bu yana devam ediyorsa ve bunları yaptıysak, aynı şekilde bir başka bölücü terör örgütü, Fetullahçı terör örgütüyle de, bu mücadeleyi aynı şekilde sürdüreceğiz.”

“YAŞ TOPLANTISI ÖNE ALINABİLİR”

FETÖ mensuplarının, ülkenin uçaklarını, tankını, topunu, helikopterlerini ele geçirerek kendi insanının üzerine boma atmasını, ‘vicdansızlık, alçaklık ve namussuzluk’ olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni bir darbe girişiminin olabileceğine yönelik kaygılar mevcut, bunu zaten biliyoruz. Bu konuda ne kadar güven duyuyorsunuz? TSK’da ve İstihbarat hiyerarşisinde önemli değişiklikler önümüzdeki günlerde olabilir mi?” sorusuna verdiği cevapta şu ifadeleri kullandı: “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin zaten Yüksek Askerî Şura (YAŞ) toplantısı da var. Büyük ihtimalle YAŞ Toplantısı belki de Genelkurmay’ımızın talebiyle de bir hafta öne alınma durumu var. Bir an önce bunun adımını atacağız. Şimdi ön hazırlıklarını, tabii Hükûmetimiz biliyorsunuz YAŞ’ın başkanı Sayın Başbakandır. Millî Savunma Bakanı ve bunun yanında yine aynı şekilde Genelkurmay Başkanımız ve ilgili birimlerle çalışmalarını yürütüyorlar. Ve kısa zaman içerisinde de şu ana kadar yaptıkları hazırlıkları hemen YAŞ’a sunacaklar ve çok kısa bir zaman içerisinde yeni yapılanma ortaya çıkmış olacak. Ve yeni yapılanmayla birlikte de Silahlı Kuvvetlerimiz inanıyorum ki yeni bir kan bulmuş olacaktır. Burada herhalde tüm bu olanlardan sonra çok ciddi bir ders almış olmaları lazım. Tabii süreç devam ediyor; ama biz asla rehavete düşemeyiz, rehavet içerisinde olmayacağız. Bizim nasıl planlarımız varsa, belki bu düşman güçlerin de kendilerine göre planları olabilir. Ama biz bu planları artık yakın takibe alarak bu işi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz.”

“YENİ BİR DARBE GİRİŞİMİ KOLAY OLMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorulan soru üzerine yeni bir darbe girişiminin çok kolay olamayacağını, artık çok daha müteyakkız olan bir imkân ve gücün olduğunu kaydederek, “Bazı şeyleri geçmişte anlatamadık, ama şimdi olay çok daha farklı” sözlerine yer verdi.

“MECLİS GÜZEL BİR DURUŞ SERGİLEDİ”

Başkanlık sistemi ve yeni Anayasa konularının yakın zamanda gündeme gelip gelmeyeceği yönündeki soruya, “Bir Anayasa paketi içerisindeki böyle çok geniş maddeler çerçevesinde değil de, belki az sayıda bir hazırlık şu anda Parlamentodaki partilerle görüşülerek üzerinde durulabilir” diye cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bakın bugün bu kadar büyük bir felaketin yaşandığı ülkemizde böyle bir darbe girişimi var, olağanüstü hâlle ilgili yapılan oylamada 346 evet çıkıyor. Şimdi bu tabii düşündürücü. Böyle bir ortamda bile olağanüstü hâle ki bu olağanüstü hâl sokaklara çıkışı engellemiyor, herkes normal hayatında olacak. Ama nedir? Bu normal hayatı çok daha işler hâle getirebilmek için böyle bir olağanüstü hâl kararı alınıyor ve Meclis 346 oyla bana göre güzel bir duruş sergiliyor. Ben bu duruşu sergileyen tüm arkadaşlarımıza çok çok teşekkür ediyorum.”

Üç aylık OHAL süresi içinde yoğun bir çalışmanın içerisinde olacaklarını, gece gündüz demeden çalışacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bizim birliğe, beraberliğe, kardeşliğe her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Bunun için hangi siyasi düşüncede olursa olsun bütün milletime sesleniyorum: bugünler bizim için tecelli etmemesi gereken günlerdir, biz bugünleri tekrar yaşamak istemiyoruz. Onun için milletimin bütününe sesleniyorum; farklı partilerde olabilirsiniz, ama şu darbe girişiminin arkasında olduğunu ima edecek herhangi bir hareketin içerisinde olmamak gerekir, burası önemli. Atılan her adıma bu konuda çok dikkat etmek lazım” şeklinde konuştu.

“STANDARD&POOR'S AÇIKLAMASI TAMAMEN SİYASİ”

S&P ve Moody’s’in Türkiye ile ilgili açıklamalarına atıfta bulunularak, “Türkiye’yi, ekonomik yavaşlama döneminde mi değerlendiriyorsunuz? Eğer böyleyse bunun üstesinden gelmek için neler yapılmasını uygun görürsünüz?” şeklinde sorulan soruya karşılık Türkiye’nin ekonomide çok zor şartlardan bugünlere geldiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye şu anda S&P’nin açıklamış olduğu şartlarda olan bir ülke değildir. Bir defa biz S&P’nin şu anda üyesi değiliz, üyesi olmadığımız bir kurum bizim hakkımızda nasıl olur da böyle bir açıklama yapabilir. Bu açıklama tamamen siyasidir. Bu açıklama tamamıyla kendilerinin bir yere kiralandığının ifadesidir” diye konuştu.

“YAKINDA DİĞER YATIRIMLARIMIZI GÖRECEKSİNİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cevabının devamında şunları da ekledi: “Moody’s, eğer bu da böyle bir açıklama yapıyorsa, bu da bir defa kesinlikle şu anda dürüst olarak, objektif olarak bir açıklama yapmamaktadır. Türkiye’de bir darbe girişimi olduğu anda Türkiye’nin sen nasıl olur da yani yatırım yapılabilir-yapılamaz, bunu neye göre söylüyorsun? Buyur, Osman Gazi Köprüsünü daha yeni açtık, 26 Ağustos’ta Yavuz Sultan Selim Köprüsünü açacağız. Ardından 20 Aralık’ta Boğazın altında ikinci Avrasya Tüneli’nin açılışını yapacağız. Böyle bir ülkeyi siz bu şekilde değerlendirebilir misiniz? Bakın şimdi bir de yapılacak olan yatırımlar var. Bunlar darbenin yanında yer aldılar, hiçbir zaman demokrasinin yanında yer almadılar. Türkiye gibi demokrasiyi baş tacı etmiş olan bir ülkeye, halkının yüzde 52’sinin oyunu almış bir Cumhurbaşkanına karşı bu tür uluslararası bazı kuruluşların almış olduğu tavrı anlamak mümkün değil. Biz bunları asla kabul etmiyoruz ve biz işimize bakacağız. Biz bize yeteriz, çok daha fazlasıyla çalışacağız. Şimdi yakında diğer yatırımlarımızı göreceksiniz, Kanal İstanbul’u göreceksiniz, yakında Çanakkale Köprüsü’nü göreceksiniz. Şu anda yine açılacak yeni havalimanlarını göreceksiniz. Türkiye yolunda hızla devam ediyor. Mali disiplinden hiçbir taviz vermeden, aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Piyasalarda bizim likidite sıkıntısı diye bir şeyimiz yok. Finans sektörümüz gayet güçlü bir noktada yoluna devam ediyor. Ama tabii düşman da düşmanlığını yapıyor ve yapacak, buna karşı da tedbirlerimizi alacağız.”

“BÖYLE BİR İHANETİN İÇİNDE OLACAKLARI İHTİMALİNİ HİÇ DÜŞÜNMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, röportajda kendisine yöneltilen bir soru üzerine FETÖ lideri Gülen ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu ülkede yaşadığı zaman benim vatandaşım olarak tabii ki kendisinin, ben de Belediye Başkanıydım. Talepleri sebebiyle, o da bizim vatandaşımız, o zamanlar birkaç görüşmemiz olmuştur. Bunlar yani öyle çok çok yoğun görüşmelerin olduğu dönem değil. Fakat tabii 99’dan sonraki süreçte bazı gelişmeler oldu, bizde soru işaretleri oluştu. Ama son 3 senede artık biz dedik ki; ha burada bir ihanet var. Ve benim öyle çok ciddi olarak, yani telefon görüşmeleriydi, bire-bir görüşmeleriydi, bunlar parmak sayılarını geçmez, bu kadardır. Biz bunları böyle bir ihanetin içinde olacakları ihtimalini hiç düşünmedik. Ülkemizin vatandaşları olarak da bunlara elimizden gelen desteği verdik, ama bunlar ihanet ettiler, bunlar hainlik yaptılar. Ve tabii eğitim maskesi altında, dindarlık maskesi altında, ticarette vesaire her türlü maalesef iki maske taşıdılar. Şimdi gerçek yüzleri ortaya çıktı.”

Tüm Haberler