15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Suriyeli Kardeşlerimize Vatandaşlık İmkânı Vereceğiz”

02.07.2016
“Suriyeli Kardeşlerimize Vatandaşlık İmkânı Vereceğiz”

Kilis’te vatandaşlar ve Suriyeli göçmenlerle iftarda bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, göçmenlerden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak isteyenlerin bulunduğuna dikkat çekerek, “Konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığımızın bu konuda attığı adımlar var. Ellerinden geleni Bakanlığımız oluşturduğu bir ofisle takip etmek suretiyle bu kardeşlerimize bu yardımı, desteği yaparak onlara vatandaşlık imkânını vereceğiz” dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kilis’te Kızılay tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Kilis 7 Aralık Üniversitesi bahçesinde gerçekleştirilen ve Kilisliler ile Suriyeli göçmenleri aynı iftar sofrasında bir araya getiren programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan davetlilere hitaben bir konuşma yaptı.


İftar programına katılanların Ramazan ayını ve Salı günü idrak edilecek Ramazan Bayramı’nı kutlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tutulan oruçların, yapılan ibadetlerin ve hayırların kabul olması temennisinde bulundu.

“SURİYELİ KARDEŞLERİNE SAHİP ÇIKAN KİLİSLİLERE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Kilis ve Kilislilerin, Suriye’deki savaşta zulümden, zor şartlardan kaçarak muhacir olarak kendisine sığınan kardeşlerine ensar anlayışıyla sahip çıktığı için her türlü takdiri ve teşekkürü hak ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada, Cumhurbaşkanı olarak, milletim ve tüm insanlık adına, yaptığı fedakârlık için, gösterdiği özveri için, ensar olmanın hakkını verdikleri için tüm Kilisli vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Suriyeli misafirlerimize de, kendi gönül dünyalarında vatanlarıyla eş tutup bu ülkeye, bu millete, bu şehre sığındıkları için teşekkür ediyorum” dedi.

Yıllardır sabırla, metanetle, tevekkülle vatanlarının kurtulacağı, yurtlarına, evlerine dönecekleri günü bekleyen Suriyeli misafirlerin gösterdikleri uyum ve dirayetin takdire şayan olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii, bazı soysuzlar vardır, onlar için vatan, millet, bayrak, devlet gibi kavramlar hiçbir şey ifade etmez. Sorsanız, kendilerine küresel yakıştırmalar yaparlar, ama aslında bunların tek vasfı köksüz oluşlarıdır” diye konuştu.

“TÜRKİYE, SİZİN DE VATANINIZ”

Yunus Emre’nin “İlim ilim bilmektir, / İlim kendin bilmektir / Sen kendin bilmezsen bu nice okumaktır” dörtlüğünü aktararak, “Kendini bilmeyenlerin, inancını, tarihini, kültürünü, ecdadını bilmeyenlerin vatan diye bir derdi elbette olmaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Burada bulunan muhacir ve ensar tüm kardeşlerim, vatanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorlar. Her zaman söylüyorum, burada bir kez daha tekrar edeyim: Bizim ülke olarak resmî sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız başkadır. Gönül sınırlarımızın hududu, bizim kardeş olarak gördüğümüz, bizi kardeş olarak gören herkesin yaşadığı yerleri içine alır. Dolayısıyla, Suriye’den gelen misafirlerimize diyorum ki; biz sizi kardeşimiz olarak görüyoruz, siz de bizi kardeşiniz olarak görüyorsanız, vatanınızdan uzak değilsiniz, sadece evinizden, toprağınızdan uzaksınız. Türkiye, sizin de vatanınızdır. Şunu unutmayın: Hiçbir zulüm ilelebet sürmez. Biliyorum, çok zorlukla karşılaştınız, çok acılar yaşadınız, çok kayıplarınız oldu. Allah biz kullarına her zorluğun arkasından bir kolaylık geleceğini vaat ediyor ve hiç şüphesiz ‘Allah sabredenlerle beraberdir’, Üzülmeyeceğiz, ümidimizi asla kaybetmeyeceğiz, mücadeleyi asla bırakmayacağız, duayı asla terk etmeyeceğiz. İnşallah çektiğiniz sıkıntıların, verdiğiniz emeklerin karşılığını alacaksınız. Evinize, yuvanıza kavuşacağınız o günlerin çok uzak olmadığına yürekten inanıyorum.”

“SURİYE’NİN BAŞINDAKİ ZALİMDİR İŞİ BU NOKTAYA GETİREN”

Suriyeli göçmenlerin içinden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak isteyenlerin bulunduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığımızın bu konuda attığı adımlar var. Ellerinden geleni Bakanlığımız oluşturduğu bir ofisle takip etmek suretiyle bu kardeşlerimize bu yardımı, bu desteği yaparak onlara vatandaşlık imkânını vereceğiz” açıklamasını yaptı.

“Suriye’nin başındaki zalimdir işi bu noktaya getiren” ifadelerini kullanarak, 600 bin Suriyelinin ölümüne neden olan Esed’in ülkesinde asla bir yönetici olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Varil bombalarıyla, konvansiyonel silahlarla, tankla, topla kendi vatandaşlarını öldüren böyle bir insan devlet terörü estirmez de kim estirir? PYD’li bir terörist, YPG’li bir teröristten bu çok daha ileri bir teröristtir, DAEŞ’liden çok daha ileri bir teröristtir ve bunun hesabını, bedelini çok ağır ödeyecektir. Ama bu dünyada, ama ebedi âlemde. Çünkü çok mazlumların ahı var üzerinde. Er veya geç… Güzel bir lafımız var; alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” değerlendirmelerinde bulundu.

“SURİYE HALKI, KENDİ İSTİKLALİNİ VE İSTİKBALİNİ KORUMA ADINA TARİHÎ BİR MÜCADELE YÜRÜTÜYOR”

Türkiye olarak, Suriye konusunda, 6 yıl önce savundukları ilkelerin aynısını bugün de savunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları söyledi: “Suriye halkının sesine kulak verilsin, bu işler zorla, baskıyla, güç kullanarak olmaz diyorduk, bugün de aynısını söylüyoruz. Biz kendisiyle ailece görüşüyorduk, hatta ‘Herhâlde baban gibi olmazsın’ diyorduk, gülüyordu. Demek ki iki dünyası vardı, gerçek dünyasını bizden gizliyordu. İşte şu 6 yıl içeresinde o gerçek dünyası ortaya çıktı. Bir medeniyet ülkesi, bir tarih ülkesi Suriye’ye bu adam yazık etti. Suriye halkı, kendi istiklalini ve istikbalini koruma adına tarihî bir mücadele yürütüyor. Esasen malum dış güçlerin müdahaleleri olmasaydı, işin içine terör örgütleri karıştırılmasıydı, rejime destek verilmeseydi bugün Suriye özgür ve huzurlu bir ülkeydi. Birileri Suriye’de demokrasiyi, Suriye halkının kendi iradesiyle ülkesini yönetmesini istemediler. DAEŞ denilen örgüt bu amaçla ortaya sürülmüş bir kukladır aslında, PYD, YPG denilen örgütler aynı amaçla güçlendirilmiş taşeronlardır. Suriye’de ne DAEŞ Müslümanları temsil ediyor, ne de PYD, YPG Kürt kardeşlerimizi temsil ediyor. İki örgüt de tasmalarını ellerinde tutanlar tarafından bölge üzerindeki kirli hesaplar uğruna kullanılan araçlardır.”

“EVLERİNDEN VE YURTLARINDAN OLAN SURİYELİ SAYISI 5 MİLYONU AŞTI”

Bu kanlı sürecin, 600 bine yakın Suriyelinin hayatına mal olduğunu, evlerinden ve yurtlarından olan Suriyelilerin sayısının 5 milyonu aştığını, bunun 3 milyona yakınının Türkiye’de, diğerlerinin ise Lübnan, Ürdün ve Irak gibi komşu ülkelerde hayatlarını sürdürmeye çalıştığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın, yani dünyanın yarısından fazlasının hemen yanı başında yaşanan bu insani kriz adeta Suriye’nin komşularının sırtına yüklenmiş durumda. Dünya, bu kriz karşısında görmeyen, duymayan, konuşmayan tavrını sürdürmekte ısrar ediyor, ta ki mülteci kafileleri sınırlarına dayanana kadar. Bu durumda da soruna çözüm bulmak yerine, kapıları kapatmayı tercih ettiler. Hâlbuki bir evde yangın başlamışsa o yangın, evet, önce komşulara sıçrar, ama tedbir alınmazsa tüm mahalleyi, tüm şehri yakar, kül eder. Bugün Türkiye, PKK, PYD ve DAEŞ kaynaklı terörün ateşini patlayan bombalarla, eylemlerle tüm sıcaklığıyla yaşıyor. Ülkemizde yaşanan eylemler, teşebbüs edilenlerin yüzde 1 veya 2 gibi çok küçük bir kısmıdır. Biz 35 yıldır terörle mücadele eden bir ülke olarak Allah’ın izniyle bunların üstesinden geliyoruz, geleceğiz. Fakat bizi geçtiğinde bu ateşle muhatap olacak ülkeler için aynı şeyi söyleyemiyorum. Avrupa ülkelerinde yaşanan birkaç terör eyleminin ardından bu ülkelerin nasıl bir telaş, nasıl bir panik yaşadıklarını hep birlikte gördük.”

“MEVCUT REJİMİN SURİYE HALKINI BİR ARADA TUTMA VE YAŞATMA KABİLİYETİ KALMAMIŞTIR”

Batıya ve tüm dünyaya ‘Bu ateşi kaynağında söndürme’ çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, meselenin doğrudan çözümüne yoğunlaşılması gerektiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Mevcut rejimin Suriye halkını bir arada tutma ve yaşatma kabiliyeti kalmamıştır, bu gerçeği herkesin görmesi ve kabul etmesi gerekiyor. Yapılması gereken, Suriye halkının tamamının hassasiyetlerini, beklentilerini, taleplerini karşılayacak yeni bir anayasanın ve yeni bir yönetimin süratle oluşturulmasıdır. DAEŞ, PYD ve YPG gibi terör örgütleri yerine, doğrudan Suriye halkını muhatap alan bir girişimin başarısız olma ihtimali yoktur. Biz en başından itibaren Batılı ülkelere ve hadiseye müzahir her devlete, her kuruma bunları söyledik, söylemeye devam edeceğiz.”

Önümüzdeki dönem Suriye için makul, mantıklı, uygulanabilir çözümlerin hayata geçirildiği bir dönem olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasında son dönemde başlattığı girişimlerin sebebinin, Suriye sorununun çözümü konusunda netice almaya yönelik adımlar atılabilmesini kolaylaştırmak olduğunu açıkladı.

“SURİYE’NİN YENİDEN ÖZGÜR BİR ÜLKE HÂLİNE GELEBİLMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Suriyeli göçmenlere hitaben, “Sizin üzüntünüz bizim üzüntümüzdür, sizin sevinciniz bizim sevincimizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin yeniden özgür, huzurlu ve müreffeh bir ülke hâline gelebilmesi için samimiyetle çalışıyoruz, mücadele ediyoruz. Bugüne kadar hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık, bundan sonra da kaçınmayacağız. Kilis’in kendi nüfusundan daha fazla sayıda misafire ev sahipliği yapıyor olması bile başlı başına bir samimiyet, bir ahde vefa, bir kardeşlik göstergesidir. Kilisli kardeşlerimin, Kilisli vatandaşlarımın her birine bunun için özellikle şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Suriyeli misafirlerimizden ve Kilisli kardeşlerimden bu dönem içerisinde doğan bu eksiklikler için de özellikle birbirimizi kardeşlik bağı içinde bağışlamalarını istiyorum” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını Kilislilerin ve Suriyeli göçmenlerin Salı günü idrak edilecek Ramazan Bayramı’nı tebriklerini yineleyerek tamamladı.

Tüm Haberler