15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Vatanımızı, Üzerinde Yaşadığımız Toprakları Çok Ağır Bedeller Karşılığında Kurtarabildik”

10.11.2015
“Vatanımızı, Üzerinde Yaşadığımız Toprakları Çok Ağır Bedeller Karşılığında Kurtarabildik”

Atatürk’ün ebediyete intikalinin 77. yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen anma töreninde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurtuluş Savaşı mücadelesine dikkat çekerek, “Avrupa’nın içlerinden Afrika’nın ortalarına kadar uzanan Osmanlı’yı yok etme çabasının son ve nihai hedefi Anadolu’ydu. Amaç, bizi Anadolu’ya sıkıştırmak değil bizi Anadolu’da boğmaktı. Bizi vatansız bırakmak isteyenleri Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde verdiğimiz o büyük mücadele sayesinde kanımızla, canımızla, yüreğimizle durdurduk” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 77. yıl dönümü nedeniyle Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen anma törenine katıldı.


Ankara Ticaret Odası Congresium’da gerçekleştirilen törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, “Vefatının 77. yıldönümünde Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, tazimle yâd ediyorum. Gazi Mustafa Kemal’le birlikte ahirete irtihal etmiş tüm gazilerimize ve tüm şehitlerimize de milletim adına bir kez daha minnettarlığımı ifade ediyorum” diyerek başladı.

“GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN MÜCADELESİ DE MİLLETİMİZİ VATANSIZ BIRAKMAMA MÜCADELESİYDİ”

Gazi Mustafa Kemal’in 1919’da başlayıp 1923’te Cumhuriyeti kurarak taçlandırdığı büyük mücadelesinin milletimizi vatansız bırakmama mücadelesi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa’nın içlerinden Afrika’nın ortalarına kadar uzanan Osmanlı’yı yok etme çabasının son ve nihai hedefi Anadolu’ydu. Amaç, bizi Anadolu’ya sıkıştırmak değil bizi Anadolu’da boğmaktı. Bizi vatansız bırakmak isteyenleri Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde verdiğimiz o büyük mücadele sayesinde kanımızla, canımızla, yüreğimizle durdurduk” dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus Harbinde, Balkan Savaşlarında, 1. Dünya Savaşı’nda, Kurtuluş Savaşı’mızda verdiğimiz asker-sivil kayıpların toplam sayısının milyonlarla ifade edildiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Dikkatinizi çekiyorum, Cumhuriyeti kurduğumuzda ülkemizin nüfusu yaklaşık 10 milyon civarındaydı. Sadece Balkanlardaki kaybımız 2 milyondu. Rus Harbi sonrasındaki kayıplar da yine milyon rakamıyla ifade edilir. 1. Dünya Savaşımızı, Kurtuluş Savaşımızı saymıyorum bile. Söylemek istediğim şudur değerli kardeşlerim: Vatanımızı, yani bugün üzerinde yaşadığımız toprakları çok ağır bedeller karşılığında kurtarabildik. Ama hamdolsun kurtarabildik, burası önemli.”

“VATANSIZLIĞIN NE ANLAMA GELDİĞİNİ, YAKIN ÇEVREMİZDEKİ HADİSELER ÇOK ÇARPICI BİR ŞEKİLDE GÖSTERİYOR”

Vatansızlığın ne anlama geldiğini, yakın çevremizde yaşanan hadiselerin bize çok çarpıcı bir şekilde gösterdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de vatanımızı korumak için bedel ödemeye devam ettiğimizi belirterek, “Sadece 3-4 ayda 165 şehit verdik, yüzlerce yaralımız, gazimiz var. Şair ne diyor: ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.’ İşte vatan olmanın bilinciyle bu evlatlarımız şu anda bu destanı bir daha yazıyorlar” dedi.

Gerektiğinde canımızı vermekten, kanımızı akıtmaktan, uğrunda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağımız bu toprakların bizim vatanımız olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Onun için ben her vesileyle bir şey söylüyorum; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyorum. Bu dört ilke, ülke ve millet olarak bizim geleceğimizi üzerinde kuracağımız aslında dört temel sütundur. Bunların hiçbirinden taviz veremeyiz, hiçbirini ihmal edemeyiz. Gazi Mustafa Kemal’in bize emaneti olan Cumhuriyetimizi ilelebet muhafaza etmek, ülkemizi dünyanın en gelişmiş ülkeleri seviyesine yükseltmek için bu dört ilkeye sıkı sıkıya sahip çıkacağız. 2023 hedeflerimiz işte bunu ifade ediyor.”

“GEÇMİŞİMİZE ÇOK İYİ SAHİP ÇIKMALIYIZ”

Millet olarak tarihin derinliklerine uzanan çok köklü bir geçmişimiz olduğunu; medeniyet ve kültür bağları bakımından çok farklı istikametlere uzanan bu tarihî en iyi şekilde araştırmanının önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla birlikte bizim bu topraklarda da bir geçmişimiz var. Diğer bağlara göre daha taze olmakla birlikte 1000 yılı bulan bu geçmişe de çok iyi sahip çıkmalıyız, buradan taviz veremeyiz. Üstelik bu sadece Anadolu’daki toplumlardan bir toplum olarak yaşadığımız sıradan bir geçmiş değildir. Bu bir devlet geçmişidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 29 Ekim’de Cumhuriyetimizin 92. yıldönümünü coşkuyla kutladığımızı hatırlatarak, “Hamdolsun farklı kutladık, bundan sonra daha farklı kutlayacağız. Ama bu yıl aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin 716. kuruluş yıldönümüydü. Yine bu yıl Anadolu topraklarındaki ilk devletimiz olan Selçuklu Devleti’nin kuruluşunun 940. yıldönümüydü. Bu devletin hepsi de birbirinin devamıdır, bu bir zincirdir. Cumhuriyeti savunurken ne Osmanlı’yı, ne Selçuklu’yu bir kenara koyamayız, reddedemeyiz, bizim gücümüz zaten buradan geliyor. Biz bir kabile devleti değiliz, biz asil bir ecdadın devamı olan bir devletiz” şeklinde konuştu.

“TARİHİMİZLE, MİLLETİMİZLE, MEDENİYETİMİZLE İLGİLİ BARİYERLERİMİZİ KALDIRMA ZAMANI GELMİŞTİR”

Son devletimiz olan Cumhuriyetimize tüm gücümüzle sahip çıkacağımızı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda Anadolu’daki devlet varlığımızın 940 yıllık geçmişini de unutmamamız gerektiğini belirterek, “Cumhuriyetimizin kuruluş yıldönümüyle birlikte bu topraklardaki devlet varlığımızın yıldönümlerini de coşkuyla kutlamalıyız. Maalesef bugün özel bir tarih okuması yapmamış herhangi birisi neredeyse Anadolu’ya Cumhuriyet’le birlikte geldiğimizi sanır, bu derece zayıf bir tarih bilincinin olduğunu da üzüntüyle müşahede ediyoruz. Artık tarihimizle ilgili, milletimizle ilgili, medeniyetimizle ilgili bariyerlerimizi kaldırma zamanı gelmiştir, bunu böyle biliniz” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 78 milyonun tamamının sahip çıktığı, benimsediği, kendini vatandaşı olarak gördüğü devletimizin adı olduğunu ve bundan geriye gidişin asla söz konusu olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam tersine Cumhuriyetimizi büyütmek, güçlendirmek, geliştirmek için hep birlikte tüm gücümüzle, tüm imkânlarımızla, tüm samimiyetimizle çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ilkeleri konusunda da en küçük bir şüphe, en küçük bir tehdit söz konusu değildir, yoktur. Bu konuda da geriye gidiş kesinlikle söz konusu olamaz” şeklinde sözlerini sürdürdü.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ 92 YILLIK TARİHİNİN EN BÜYÜK BAŞARILARINI SON 13 YILDA HAYATA GEÇİRMİŞTİR

Cumhuriyet’in ilk dönemindeki hassasiyetlerin ve endişelerin anlaşıldığını, bu endişelerin ürünü olan pek çok uygulamanın Cumhuriyet’in benimsenmesi ve güçlenmesi sürecini uzattığını da kabul etmek durumunda olduğumuzu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama artık bunları geride bırakmamız gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti 92 yıllık tarihinin en büyük başarılarını son 13 yılda hayata geçirmiştir. Peki, bu dönemde Cumhuriyetimiz en küçük bir kayıp yaşadı mı? Bunu birileri bize ispatlasın, görelim. Böyle bir tehdide maruz kaldı mı? Öyleyse artık rejim endişelerini gündemimizden çıkarmalıyız. Bunları konuşarak birbirimizi yormaya gerek yok. Artık geleceğe kilitlenme zamanıdır, bunu başarmamız lazım” dedi.

“KÖKÜ OLMAYANIN GELECEĞİ OLMAZ”

Uzun yıllar boyunca bu endişeyi kendisine siper ederek ülkenin ve milletin adeta kanını, iliğini sömüren, milleti tahkir ederek vesayet düzenlerini sürdürmek isteyenlerin foyasının ortaya çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz diyoruz ki; gelin tarihimizle, medeniyetimizle, kültürümüzle yeniden barışalım. Bu coğrafyadaki devlet varlığımızın öyle 100 yıl, 200 yıl değil 1000 yıllık bir geçmişe dayandığını göğsümüzü gere gere ifade edelim. Anadolu’daki tüm devletlerimizin kuruluş yıldönümlerini, önemli isimlerini, önemli olaylarını yeni nesillerimize en güzel şekilde anlatalım. Kökü olmayanın geleceği olmaz. Tarihçilerimizle, eğitimcilerimizle, kültür adamlarımızla bu konuları enine-boyuna konuşalım, tartışalım ve millete mal olmuş bir devlet politikası ortaya koyalım. Bunun Gazi Mustafa Kemal’in arzusu olduğundan da şüphe duymuyorum. Ne diyor Gazi, o da çok önemli: İdare-i maslahatçılar esaslı inkılap yapamaz. Öyleyse, artık idare-i maslahatçılığı bir kenara bırakalım” şeklinde konuştu.

YENİ ANAYASA VE REFORMLAR

1 Kasım seçimlerinin Türkiye’nin önünde 4 yıllık bir istikrar ve güven dönemi açtığını, bu dönemin yeni anayasa başta olmak üzere ülkemizin ve milletimizin ihtiyaçlarını en ileri düzeyde karşılayacak reformların hayata geçirildiği bir dönem haline getirilmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “ Değerli kardeşlerim; hiçbir şeyi konuşmaktan, tartışmaktan çekinmeyelim. Cumhuriyetin ve demokrasinin bir gereği olarak sonuçta kararı verecek olan milletimizdir, milletimiz olmalıdır ve millete güvenelim, önce bunu yaşamamız lazım. Bu ülkenin siyasetçileri, yöneticileri olarak bizler üzerimize düşeni yapalım. Nihai kararı milletimize bırakalım. Ben bu düşüncelerle vefatının 77. yıldönümünde bir kez daha Gazi Mustafa Kemal’i rahmet ve tazimle yad ediyorum. Kurtuluş Savaşı’mızı veren, Cumhuriyetimizi kuran asker-sivil tüm kadroyu hürmetle anıyorum. Şehitlerimize ve ebediyete irtihal etmiş olan gazilerimize Allah’tan rahmet ve sizlere de sevgi, saygılar sunuyorum.”

 

Tüm Haberler