15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Türkiye Tüm Soydaşları ve Kardeşleri Gibi, Çin’deki Uygur Türklerinin de Yanındadır”

09.07.2015
“Türkiye Tüm Soydaşları ve Kardeşleri Gibi, Çin’deki Uygur Türklerinin de Yanındadır”

Ankara’da görev yapan büyükelçiler ve ülkelerin diplomatik misyon temsilcileri ile iftar sofrasında bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan kardeşlerimizle ilgili sıkıntıları en üst düzeyde dile getiriyoruz, getirmeye devam edeceğiz. Dışişleri Bakanlığımız konuyla ilgili hassasiyetimizi Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi’ne iletti. Biz de ay sonunda yapacağımız Çin ziyaretimizde meseleyi muhataplarımızın dikkatine sunacağız” dedi.

Misafirlere katılımları için teşekkür ederek ve kendileri ile iftar sofrasında bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan ayının altını çizdiği yardımlaşma ve dayanışma değerlerinin, Müslümanlarla birlikte 7 milyar insan için de el üstünde tutulması gereken hasletler olduğunu vurgulayarak, “Buradaki buluşmamızı, işte bu anlamda son derece önemli ve müstesna bulduğumu belirtmek istiyorum. İftar sofrası, Müslüman olsun ya da olmasın, oruç tutsun ya da tutmasın, herkesin sofrasıdır. Bizim burada kurduğumuz sofra, gönülleri bir araya getiren bir muhabbet sofrasıdır, hasbihal sofrasıdır” dedi.


Ramazan’ın bizlere hatırlattığı barış, huzur, uyum ve kardeşlik mesajlarına, dünyanın her yerinde, her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğu bir dönemden geçtiğimizi vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizler, işte böyle bir dönemde Türkiye'de diplomat olarak bulunuyor, tarihi kırılma anlarına, bölgede yaşanan acılara ilk elden şahitlik ediyorsunuz. Güney sınırlarımızda, kuzeyde Ukrayna’da, batı komşumuz Yunanistan’da yaşanan sıkıntılar, zorluklar ve buhranları izlemek yerine, elimizi taşın altına koyuyor, sorunların çözümüne katkı veriyoruz” dedi.

TÜRKİYE’DE YAPILAN REFORMLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu kararlı duruşu sergileyebilmesinde, son 12 yılda elde edilen siyasi ve ekonomik başarıların büyük rolü olduğunu belirtti ve bu başarılara; 2003-2014 döneminde ortalama yüzde 5 büyümenin sağlanmasını, ülkedeki uluslararası sermaye yatırımının 150 milyar doları aşmasını, geçtiğimiz yıl ülkeye 12,1 milyar dolar uluslararası yatırım geldiğini ülkede yaklaşık 40 bin uluslararası sermayeli şirketin faaliyet göstermesini, bu dönemde ihracatın 36 milyar dolardan 158 milyar dolara ulaşmasını örnek olarak gösterdi.

Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına paralel olarak az gelişmiş ve gelişme yolundaki ülkelere sağladığı kalkınma yardımlarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu çerçevede geçtiğimiz yıl Türkiye’nin yaptığı yardımların 4,5 milyar doları bulması bekleniyor. 2016 Mayıs ayında dünyada bir ilki teşkil edecek olan Dünya İnsani Zirvesine ev sahipliği yapacağız. Bu zirve, uluslararası insani hukuk, insani müdahale ve yardımlar gibi alanlarda geleceğin gündeminin belirlenmesine önemli katkıda bulunacaktır.”

“TÜRKİYE’DE SON 13 YILDA 100’DEN FAZLA YENİ DİPLOMATİK TEMSİLCİLİK AÇILDI”

Türkiye’de 13 yılda 100’den fazla yeni diplomatik temsilcilik açıldığına, ülkemizde faaliyet gösteren yabancı misyon sayısının 259’a, fahri konsolos sayısının ise 342'ye ulaştığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ülke dışında açtığı 228 temsilcilikle dünyada en yaygın şekilde temsil edilen altıncı ülke olduğunu ve 100’e yakın ülke ile vizeleri karşılıklı olarak kaldırdıklarını açıkladı ve sözlerine şunları ekledi: “Şüphesiz, bu rakamlar belirli bir siyasi ve diplomatik gücü resmediyor. Sadece Afrika ülkeleriyle son yıllarda gelişen ilişkilerimiz dahi Türk dış politikası için başlı başına bir başarı öyküsüdür. Afrika’da izlediğimiz insani diplomasi odaklı dış politikanın en güzel örneği Somali’de kendini gösteriyor. 2011’de uluslararası toplumun dikkatini Somali’ye çekmek ve Somali halkı ile dayanışmamızı göstermek amacıyla yaptığım ziyaretten beri bu ülkede yeni bir dönem başladı.”

Suriye’deki ihtilafın beşinci yılında hem Türkiye’nin hem de uluslararası toplumun güvenliğinin tehdit altında bulunduğunu, DEAŞ’ın; demokrasi, özgürlük ve onur mücadelesi veren Suriye halkına karşı kullanılmak amacıyla rejim tarafından desteklenen bir terör örgütü olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu örgütün insanlık dışı barbarca eylemlerini burada bir kez daha kınıyorum. Bu yapılanların bizim dinimizle, ahlakımızla, vicdanımızla, kültürümüzle hiçbir ilişkisi yoktur. İnşallah bu kanser hücresinden beraber mücadeleyle hep birlikte kurtulacağız” diye konuştu.

“ULUSLARARASI TOPLUM SURİYE’YE SADECE DEAŞ MERCEĞİNDEN BAKMAYI BIRAKMALIDIR”

Türkiye sınırlarının hemen yanı başında ne terörün kök salmasına, ne de tek yanlı ‘oldu-bitti’lere rıza göstermeyeceğini, Suriye’de demografik yapının değiştirilme girişimlerini asla kabul edemeyeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu noktada uluslararası toplum Suriye’ye sadece DEAŞ merceğinden bakmayı bırakmalıdır.” dedi ve şunları kaydetti: “Suriye’de gerçek bir siyasi çözüme varılmadığı ve bu zeminde ülkede istikrar yeniden tesis edilmediği müddetçe terör örgütlerinin etkinliği devam edecektir. 300 bin insanın ölümüne neden olan bir rejimi savunmak, insani değildir, vicdani değildir, İslami de değildir. Böyle bir noktada hala Suriye rejimini savunmanın uluslararası anlamda da takdir edersiniz ki asla yeri olamaz. Türkiye, başından bu yana Suriye’de gerçek bir siyasi çözümü savunmuştur. Bu çerçevede Cenevre Bildirisi’nden sapılmaması ve tam yetkili bir geçiş hükümeti marifetiyle Suriye’de istikrarın seçimler yoluyla demokraside aranması öncelikli hedeftir. Türkiye her zaman olduğu gibi bundan sonra da Suriye halkının haklı mücadelesine destek vermeye devam edecektir”  diye konuştu.

“TÜRKİYE 2 MİLYON İNSANA EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin, ülkelerindeki şiddetten kaçan Suriyelilere din ve etnik köken ayrımı gözetmeksizin açık kapı politikası izlemeye devam ettiğini, şu anda Irak’tan 300 bin kişi, Suriye’den 1 milyon 700 bin kişi olmak üzere 2 milyon insana ev sahipliği yaptığını hatırlatarak konuşmasında şu değerlendirmelere yer verdi: “Ülkelerini terk eden Suriyelilerin yarıdan fazlası şu anda ülkemizde barınıyor. Tüm Batıda acaba ne kadar Suriyeli var? Yaklaşık 250 bin civarında. Eğer işin ekonomik boyutunu düşündüğümüz zaman Türkiye’nin ekonomik gücü ortada, Batının ekonomik gücü ortada. Batı 250 bin kişiye ev sahipliği yaparken biz 2 milyon insana ev sahipliği yapıyoruz. Şu ana kadar yaptığımız harcama 6 milyar doları aşmıştır. Sadece Tel Abyad’daki gelişmelerden dolayı Haziran ayının ilk iki haftasında çoğu hasta, çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere 20 bini aşkın Suriyeli sığınmacıyı topraklarımıza kabul ettik. Ayn el-Arap’tan, diğer ismiyle Kobani’den gelenlere de etnik veya dini hiçbir ayrım yapmadan 1 hafta 10 gün içinde yaklaşık 190 bin kişiye kapılarımızı açtık. Fakat bu olaylar üzerinden bize ve ülkemize karşı bir kara propaganda başlatıldı. Oradaki kardeşlerimize Kürt oldukları için sahip çıkmadığımız gibi alçakça bir yalan ortaya atıldı, bize bu söylendi. Benim ‘Kobani düştü düşüyor’ şeklindeki ifademi bambaşka bir noktaya çekerek adeta bir Türkiye düşmanlığı pompalandı. Türkiye’nin ve bölgenin huzurunu, barışını ve kardeşliğini gölgelemek isteyen bu tür kampanyalara karşı hepimizin dikkatli olması gerekir. Ben özellikle değerli dostlarımıza, büyükelçilerimize şunu hatırlatmak istiyorum: Sizler Ankara’da yaşıyorsunuz, bu işi kaynağından, özellikle Dışişleri Bakanlığı’mızdan, yetkililerden öğrenmeniz inanıyorum ülkelerinize de sağlıklı bilgi akışını sağlayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyeliler için 6 milyar doları geçkin harcamaya karşılık bugüne kadar uluslararası kaynaklardan Türkiye’ye yaklaşık 400 milyon dolar geldiğini açıkladı ve bunun beklenenin çok altında olduğunu belirterek, “Ama buna rağmen biz yardım elimizi asla çekmeyeceğiz, insani yardıma devam edeceğiz” dedi. Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres ile birlikte Mardin’deki Midyat Kampı’na gidip iftar ettiklerini ve orada Guterres’in, “Dünyanın hiçbir yerinde, eğitimiyle, sağlığıyla, her şeyiyle bu kadar organize bir kamp göremediğim için üzgünüm’ dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu hassasiyetini sürdüreceğini kaydetti.

“TERÖRİSTLERİN HEPSİ VAHŞİDİR, HEPSİ KÖTÜDÜR”

Konuşmasında terörizmle mücadelede ayrım gözetilmemesi ve terörizmin herhangi bir kültürel aidiyetle; dini, etnik gruplarla ilişkilendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili şu açıklamaları yaptı: “Her ülke, adı ister DEAŞ, ister El Kaide, ister PKK, ister DHKP-C olsun, teröristlere karşı bilgi paylaşımı dahil etkin iş birliği yapmak mecburiyetindedir. ‘Benim teröristim iyi, seninki kötü’ şeklinde bir anlayış olamaz. Teröristlerin hepsi vahşidir, hepsi kötüdür. Türkiye, Suriye ve DEAŞ bağlamında terör şüphesiyle 1300’den fazla yabancıyı tutukladı ve sınır dışı etti. Terörle ilgili faaliyetlerinden şüphelenilen 14 binden fazla insanın ülkeye girişi yasaklandı. Türkiye bir yandan sınırları içindeki milyonlarca Suriye vatandaşının yükünü omuzlarken, bir yandan da uzun kara sınırı boyunca güvenliğini sağlamanın çabası içindedir. Bizim sadece Suriye sınırımız 910 kilometre. Buranın güvenliğini sağlamak durumundasınız. Bu yöndeki çalışmalarımız bütün kurum ve kuruluşlarımızın eşgüdümüyle devam edecektir. Bu mücadelesinin başarısı için teröristlerin geldikleri ülkelerin de üzerlerine düşeni yapması gerekiyor. Bize kimse ‘benim ülkemden böyle bir terörist geliyor dikkat edin’ demiyor, derse zaten biz anında tutukluyoruz. DEAŞ’a potansiyel terörist akışı ancak bu şekilde, bu dayanışmayla durdurulabilir.”

“MISIR HALKI BİZİM KARDEŞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Mısır’daki ‘kaygı verici’ olarak nitelendirdiği gelişmelere de değindi. Şu an hapisteki Cumhurbaşkanı Mursi başta olmak üzere ülkedeki muhalif sesleri susturmaya yönelik girişimlere son verilmesinin şart olduğuna, meşru siyasetin alanının daraltılıp her türlü muhalif sesin terör damgası ile baskı altına alınmasının, ülkede sadece istikrarsızlığın artmasına sebep olacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tablonun terör örgütlerinin zemin kazanmasından başka bir amaca hizmet etmeyeceğini söyledi. “9 tane alimi, ilim adamını beyinlerine kurşun sıkarak öldürenler, onları terörist olarak göstermenin senaryosunu da kendileri hazırlıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır’da son zamanlarda yaşanan hadiselerin endişelerini haklı çıkardığını ifade etti ve şunları ekledi: “Mısır halkı bizim kardeşimizdir, kadim dostlarımızdır. Bir dostun görevi, acı da olsa dostuna hakkı ve hakikati söylemek; samimiyetle, iyi niyetle doğru bildiklerini ifade etmektir. Biz Mısır halkının dostu ve kardeşi olarak konuşuyoruz.”

Aynı şekilde Yemen’deki gelişmeleri de yakından izlediklerini, ülkenin bugün içinde bulunduğu ve mezhepçi yaklaşımların ürünü olan durumdan üzüntü duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yemen’deki sorunların çözümünün siyasi diyalog yoluyla mümkün olacağını, gerek sorunun siyasi çözümü, gerekse Yemenli kardeşlerimizin ihtiyaçlarının giderilmesi hususunda Türkiye’nin tırlarla oraya da gıda ve giyecek yardımı gönderdiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam dünyasında bir mezhep savaşı çıkartmak isteyenlere karşı hep birlikte akıl ile ahlak ile vicdan ve idrak ile mücadele etmek zorundayız. Sünni-Şii, kim olursa olsun hiçbir kimse mezhebinden, etnik kökeninden yahut dininden dolayı ayrımcılığa ve haksızlığa maruz kalamaz” ifadelerine yer vererek, Libya’da da akan kanın durması için BM’nin öncülüğünde devam eden siyasi diyalog sürecinin tarafların mutabakatıyla bir an önce sonuçlandırılmasını dilediğini belirtti.

“FİLİSTİN DEVLETİNİN KURULMASI ARTIK ERTELENEMEZ BİR İHTİYAÇ HALİNİ ALMIŞTIR”

İsrail-Filistin ihtilafının, Ortadoğu’da barış ve istikrarın tesisini engelleyen sorunların başında geldiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili olarak, “Filistin halkının karşı karşıya olduğu tarihi adaletsizlik bir an önce giderilmeli ve Filistin topraklarındaki işgal sonlandırılmalıdır” dedi ve ekledi: “1967 yılı öncesi sınırlar içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması artık ertelenemez bir ihtiyaç halini almıştır. Uluslararası toplumdan ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’nden, Filistinli kardeşlerimizin onurlu özgürlük mücadelesine gerekli desteği vermelerini bekliyoruz.”

Türkiye olarak bütün Avrupa ülkeleriyle ilişkilerimizi daha ileriye götürmek, güçlendirmek ve zenginleştirmek arzu ve iradesinde olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa Birliği’yle tesis ettiğimiz çok yönlü ilişkilerin geliştirilmesi ve durgunluk içindeki müzakere sürecimizin canlandırılması tüm tarafların çıkarınadır. Bu bakımdan yeni fasılların açılmasına ve üyelik sürecinin hızlandırılmasına büyük önem atfediyoruz” diye konuştu. Avrupa ve Amerika’da ırkçı ve Müslüman karşıtı eğilimlerdeki artışın kendilerini derin bir endişeye sevk ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili değerlendirmelerini şöyle açıkladı: “Avrupa  ülkelerinin büyük bir bölümünde Müslüman toplulukların çoğunluğunu ya da önemli bir bölümünü Türkler oluşturuyor. Dolayısıyla Türkler İslamofobiden en çok etkilenenlerin başında geliyor. Birçok Avrupa demokrasisinde artık açık bir tehlike haline gelen popülist aşırıcı sağcı partiler hepimiz için kaygı verici bir unsurdur. Bu gelişmelerin önüne geçebilmek için okullarda Avrupalı ve Amerikalı genç nesillere Türkler, İslamiyet, Müslümanlar ve göçmen topluluklar hakkında objektif bilgiler verilmelidir. Bu sorunla birlikte mücadele etmemiz, ortak bir çaba sergilememiz gerekiyor.”

SİNCAN UYGUR ÖZERK BÖLGESİ’NDE YAŞANANLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı Ermenilerinin Birinci Dünya Savaşı’nın olağandışı koşullarında yaşadıkları acıları paylaştıklarını çeşitli vesilelerle dünyaya ilan ettiklerini kaydederek, Türkiye’nin 1915 olayları konusunda yapılacak akademik çalışmalara tüm arşiv belgelerini açarak her türlü desteği vermeye kararlı olduğunu söyledi. Ortak tarih komisyonu önerilerinin geçerliliğini halen koruduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna rağmen son dönemde yaşanan gelişmeler, konunun tarihi bir mesele olmaktan çıktığına, aşırı derecede siyasallaştığına işaret ediyor. Türkiye, kültürler, inançlar ve medeniyetler arasında uyum, huzur ve dostluk için büyük bir gayretle çalışmıştır, çalışmaya da devam edecektir” dedi.

Son günlerde Çin Halk Cumhuriyeti’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşananlara ve bunun neticesinde Türkiye’de ortaya çıkan gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuya ilişkin şu açıklamaları yaptı: “Bu ay sonu itibariyle bir Çin seyahatim söz konusu. Ve bu Çin seyahati öncesinde özellikle ülkemizdeki gelişmeler manidardır. Bunu burada siz değerli diplomatlarımızla paylaşmak istiyorum. Dünyanın her köşesinde bizim soydaşlarımız var. Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Kırım’dan Kuzey Afrika’ya kadar her bölgede bütün yaşanan hadiseler bizi doğrudan ilgilendiriyor. Bu çerçevede Çin Halk Cumhuriyeti’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan kardeşlerimize baskı yapıldığı iddiaları kamuoyumuzda hassasiyetlere yol açtı. Bilhassa medyada dolaşan, önemli bir bölümü de yalan veya yanlış olan görüntüler ve haberler bu duyarlılığı istismara açık hale getirdi. İstanbul’da küçük de olsa asla görmek istemediğimiz, asla tasvip etmediğimiz hadiseler yaşandı. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki; Türkiye, tüm soydaşları ve kardeşleri gibi Çin’deki Uygur Türklerinin de sonuna kadar yanındadır. Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan kardeşlerimizle ilgili sıkıntıları en üst düzeyde dile getiriyoruz, getirmeye devam edeceğiz. Dışişleri Bakanlığımız konuyla ilgili hassasiyetimizi Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi’ne iletti. Biz de inşallah ay sonunda yapacağımız Çin ziyaretimizde meseleyi muhataplarımızın dikkatine sunacağız.”

 

“İSTANBUL’DA YAŞANAN PROVOKATİF OLAYLAR TÜRKİYE’NİN MİSAFİRPERVERLİĞİNE YAKIŞMADI”

İstanbul’da yaşanan provokatif olayların Türkiye’nin misafirperverliğine yakışmadığına ve Uygur kardeşlerimizin dertlerine derman olmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Bu konuda ülkemiz kamuoyunu dikkatli olmaya çağırıyor, provokatörlerin oyununa gelinmemesini rica ediyorum. Ülkemize iş için, gezmek için, yaşamak için gelen Doğu Asyalı tüm misafirlerimizin can ve mal güvenliği bizim namusumuzdur. Bu insanlara zarar veren herkes, milletimizin en kadim töresi olan misafirperverliğine ihanet etmiş demektir. Güvenlik güçlerimizin de bu konuda çok daha dikkatli, çok daha hassas olacaklarına inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında; Türkiye’nin, ‘paralel devlet yapılanması’ diye adlandırılan ve 2 yıldır ulusal güvenliğini tehdit eden, legal görünüm altındaki illegal bir örgütle mücadele içinde olduğu açıklamalarına da yer verdi. Bu örgütün 40 yıldır kendisini gizleyerek devletin kritik noktalarına sızdığını, Türk milletinin iyi niyetini istismar eden karmaşık bir yapı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şeyle devam etti: “Devletin meşru hiyerarşisi dışında örgütlenen bu yapı son yıllarda milli kurumlarımıza çok ciddi zararlar vermiştir. Faaliyetlerini okul, dernek, vakıf gibi kuruluşlar arkasına gizleyerek yürüten paralel yapı, 2013 yılı sonunda Hükümeti hedef alan darbe girişimi sonrasında deşifre oldu. Büyük bir titizlikle devam eden idari ve hukuki süreçler, bu yapının gerçek yüzünün hem devletimiz, hem de milletimiz nezdinde görülmesini sağladı. Artık bu yapıyla ilgili ve ilişkili kuruluş ve şahısların milletimizin nazarında hiçbir itibarı ve meşruiyeti kalmadı. Bu yapının mensupları gayrimeşru yöntemlerle elde ettikleri bilgileri çarpıtarak dünyanın her yerinde ülkemiz aleyhinde bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Avrupa’da, Amerika’ya ve Afrika ülkelerinin her birinde bunu yapıyorlar. 40 yıllık bir hazırlıktır bu. Bu karanlık örgütle mücadelemizde siz dostlarımızı yanımızda görmek istiyoruz. Artık Millî Güvenlik Siyaset Belgesi içerisinde de bu örgüt yerini almıştır.”

“KÜRESEL SORUNLARLA MÜCADELE İÇİN KÜRESEL BAKIŞA İHTİYACIMIZ VAR”

“Dünyamız zor bir dönemden geçiyor” diyen ve bu ifadesini “Savaşlar, terörizm, aşırı hareketler, etnik ve mezhebi çatışmalar, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı, göç, ırkçılık, kadına yönelik şiddet, küresel ısınma, çevre kirlenmesi ve benzeri sorunlar küresel nitelik arz ediyor” cümlesi ile açan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle dedi: “Küresel sorunlarla baş edebilmek için küresel bir bakış açısına, stratejik vizyona ve siyasi kararlılığa ihtiyacımız var. Daha güzel, daha barışçıl, daha adil ve müreffeh bir dünya kurmak elbette mümkündür. Böyle bir dünya için mücadele etmek hepimizin ortak siyasi ve ahlaki görevidir.”

Konuşmasının sonunda, vefat eden Suudi Arabistan’ın eski Dışişleri Bakanı Suud El Faysal için Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuklara katılımlarından dolayı tekrar teşekkür ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki hafta idrak edeceğimiz Ramazan Bayramını şimdiden kutluyor, tüm insanlık için, İslam dünyası için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Programın bitiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte kapıda uğurladığı misafirlere, günün anısı olarak fular ve kravat hediye etti.

Tüm Haberler