15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

"Üzerimizde Soykırım Diye Bir Leke, Bir Gölge Söz Konusu Değildir"

15.04.2015
"Üzerimizde Soykırım Diye Bir Leke, Bir Gölge Söz Konusu Değildir"

Kazakistan’a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda soruları cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Parlamentosu'nda oylanacak sözde Ermeni soykırımı karar tasarısıyla ilgili bir soru üzerine, "Türkiye’nin böyle bir vebali ve suçu asla kabul etmesi mümkün değildir, bunu herkesin bilmesi lazım" dedi.

SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI KARAR TASARISI

Bir basın mensubunun, “Papa’nın 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendirmesinin ardından bugün Avrupa Parlamentosunda Ermeni soykırımı 100. yıl dönümü adlı bir karar tasarısı oylanacak. Eğer bu karar tasarısı geçerse, Türkiye Avrupa Birliği’ne yönelik herhangi bir adım atacak mı? Bir de, Ermeni lobisinin Amerika’da çok etkin çalıştığını görüyoruz, özellikle kongrede ABD Başkanı Obama’nın 24 Nisan günü bu olayı soykırım olarak nitelendirmesi için yoğun bir çalışma var. Bir temas olacak mı Amerika’yla, ya da Türkiye’nin 24 Nisan’a yönelik mesajı bu anlamda ne olacak?” sorusuna cevaben Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Önce bir şeyi belirlememiz lazım, tabii burada ne tür bir karar veriler veya verecekler şu anda onu bilemem. Fakat benim bildiğim, inandığım bir şey var, biz niye millet olarak veyahut da medyamız yazılı, görsel niçin savunmada duruyoruz, bunu anlamakta zorlanıyorum. Benim şahsen Cumhurbaşkanı olarak bir savunma derdim yok, çünkü bizim bir defa soykırım diye üzerimizde bir leke, bir gölge söz konusu değil. Biz her zaman, şu anda da dahil olmak üzere, Ermenistan başta olmak üzere parlamentolarının kapısını onlara açan milletlere sesleniyorum, şu anda benim ülkemde vatandaş ve vatandaş olmayanlar olmak üzere yüz bine yakın Ermeni var, acaba kendi ülkelerinde kaç Ermeni var? Ve biz ülkemizdeki Ermeni vatandaşlarımıza karşı bugüne kadar herhangi bir tersliğimiz, onlara karşı diğer vatandaşlarımızdan farklı olumsuz bir muamelemiz oldu mu? Ve şu anda bizim dininde, yaşamında, her türlü ülkemizin imkânlarından istifadede gerek vatandaş olan Ermeni vatandaşlarımız, gerekse olamayan, ama kendi ülkelerinden kaçıp gelerek ülkemizde bulunan Ermeniler noktasında biz bunları deport edebiliriz, etmedik, ama biz bunları ülkemizde hala misafir ediyoruz. Bunu gösteren bir ülkeye karşı bu tavrı anlamak mümkün değil. Her zaman söylüyorum, bakın Van’da, Van Gölü içerisinde Akdamar Adası’nda oradaki biliyorsunuz Ermeni Ortodoks kilisesinin restorasyonunu, renovasyonunu, her şeyini biz devletin kesesinden, kasasından yaptık ve şimdi orada ayinlerini gelip yapıyorlar. Başka yerlerde bu tür talepleri oldu, biz o taleplerin hepsini karşıladık. Bütün bunları yapan bir ülkeye karşı böyle bir tavrın içerisine girmek kabullenilebilecek bir şey değildir. Avrupa Birliği Parlamentosu bugün ne tür bir karar alır bilemem, hangi tür kararı alırsa alsın, bir kulağımızdan girer öbür kulağımızdan çıkar, çünkü Türkiye’nin böyle bir vebali, böyle bir suçu asla kabul etmesi mümkün değildir, bunu bir defa herkesin bilmesi lazım. Ve şu anda Amerika ne der? Amerika’yla ilişkiler noktasında zaten bunları her zaman konuşuyoruz. İşte geçenlerde Avrupa Birliği’nden Parlamento Başkanı buradaydı, kendisiyle de konuştuk, o da kendisi bize düşüncelerini söyledi, hiç bugün sizlerin sorduğu soru istikametinde de bize bir cevap vermedi, tam aksine ben de dedi aynen sizin gibi düşünüyorum, Türkiye için böyle bir şey söz konusu olamaz, bunu bize söyledi. Şimdi arkadan çok farklı bir şey çıkarsa, çıkacaksa ne olur? Çıktığı zaman gereken cevabı yine veririz, o ayrı mesele. Ama dediğim gibi, bizim böyle bir sorunumuz, böyle bir derdimiz yok, bunu açık ve net söyleyeyim” dedi.

HDP'NİN AĞRI RAPORU

Bir başka basın mensubunun, “HDP Ağrı için bir heyet görevlendirmişti, bu sabah itibarıyla heyet raporunu tamamladı, dikkat çekici ifadeler var, devlet ateşkesi ihlal etti, Vali provokasyona zemin hazırladığı yönünde. O raporu okuma imkânınız oldu mu? Nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna cevaben de Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Şimdi ben o raporlarla pek ilgilenmiyorum. Ben devletin kurumlarının bana vermiş olduğu raporlarla ilgileniyorum ve o raporlara baktığım zaman da bütün kayıtlarıyla, görüntüleriyle, fotoğraflarıyla her şey önümüzde. Bir defa, onların anlattığı gibi televizyonlarda dinlediğimiz kadarıyla böyle bir şey asla söz konusu değil. Devletin tüm kurumlarının gerek polis, gerek asker, gerek jandarma, tüm güvenlik güçlerinin ülkemizin dört bir yanında her an istim üstünde olması onun görevidir. Ve bu Ağrı Diyadin’de de olsa böyledir, Edirne’nin en ücra köşesinde de olsa böyledir, bunları yerine getirmek durumundadır. Her an istim üzere olması lazım. Burada da alınan istihbaratlarla orada asker görevini yapmıştır ve tedbirlerini almıştır, ama tedbirini alan askerlerimize ilk silahlı müdahale bölücü terör örgütü tarafından gelmiş ve ilk etapta biri ağır olmak üzere biliyorsunuz, 4 askerimiz yaralanmıştır. Şimdi 4 askerimiz orada yaralanırken ne yapacaklar, sessiz mi kalacaklar, ona gereken cevabı vermeyecekler mi? Onlar da gereken cevabı verdiler ve 5 tane bölücü terör örgütünün elemanı orada öldü, onlardan ayrıca bir tane yaralı var. Biz yaralılarımızı orada bırakmışız, yaralılarımızı da partilerinin mensupları alıp gelmiş. Böyle bir şey söz konusu değil, fotoğraflarda, bütün çekimlerde hepsi. Helikopterler defaatle orada almak için gittiler, nitekim bu helikopterlerimizden bir tanesini de taradılar ve çekilmek zorunda kaldı. Bunların çözüm süreci diye bir derdi yok, bunların bu ülkede refah, huzur diye bir derdi yok. Biz bunları 6-7-8 Ekim olaylarından çok daha yakından tanıdık, en son olay olarak söylüyorum, bugün kadar olan süreçleri konuşmamıza gerek yok. Ve şu anda 7 Haziran seçimleri yaklaşıyor, acaba biz seçimi, barajı nasıl garantiye alırız, diye yine terör estirmeye başladılar ve baskı oluşturmaya başladılar ve bu baskılarla birlikte de kendileri için bir zemin oluşturmanın gayreti içerisindeler, olay budur. Nitekim Eşbaşkan olarak şu anda meydanda dolaşan zat, kalkıp şahsıma da görüyorsunuz meydan okumalar yapıyor, öbür tarafta işte iktidara aynı şeklide meydan okumalar yapıyor. Sen işine bak, önce bir siyasi partinin başı olarak yapman gerekeni yap. Ama bir de bakıyoruz ki işin arkasından ne yazık ki kendileri çıkıyor. Bu açıklamaları bu şekilde yapan, ‘HDP’liler geldi orada yaralıları kurtardı’ dediğin zaman kendini ele verirsin, bunun hemen alternatifi de orada söylenir. Nedir bunun alternatifi? İşte orada sivil köy korucularının olduğu vatandaşlarımız, onlar da devreye girmiştir, ama orada askerlerimiz, jandarmalarımız birlikte yaralılarımızı oradan kurtarmışlardır, olayın aslı budur."

Tüm Haberler