15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Gömülmek İstendiğimiz Mezardan Çıktık”

09.04.2015
“Gömülmek İstendiğimiz Mezardan Çıktık”

4. Türk Patent Ödülleri Törenine katılarak bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin aldığı mesafelere vurgu yaparak, “Üzerimize dökülmeye çalışılan betonu parçaladık. Yeniden nefes almaya, çevremizle irtibat kurmaya başladık. Elbette hala pek çok sıkıntımız var. Ama artık eskisinden çok farklı imkânlara sahibiz. Kendimize güveniyoruz, başarabileceğimize inanıyoruz” dedi.

Ankara’da düzenlenen ödül töreninde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tören vesilesiyle katılımcılarla bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.


Törende ödül alan tüm firmaları, kurumları ve kişileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin fikrî ürün havuzunu genişleten ve zenginleştiren herkese, ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün ödül alacak firmalarımıza bu başarıyı kazandıran Ar-Ge çalışanlarımızı, mühendislerimizi ve tasarımcılarımızı huzurlarınızda kutluyorum. Türkiye’nin, kendi alanlarında yenilik üreten isimsiz kahramanlarını buradan selamlıyor; problem çözme, buluş yapma, tasarım yapma heyecanlarının ve şevklerinin daim olmasını diliyorum” dedi.

Üretilen her yeniliği, her buluşu, her özgün tasarımı, bu ülkenin 2023 hedefleri yolunda atılmış kıymetli bir adım olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Marifet iltifata tabidir” sözünü hatırlatarak, bu bakımdan ortaya konulan marifetlerin ödüllendirilmesini önemli gördüğünü belirtti.

“TÜRKİYE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu marifetlerin, yani buluşların ve tasarımların üretiminin sürdürülebilir olması için, iltifatların da süreklilik arz etmesi gerektiğine de işaret ederek, “Ülkemizde çeşitli kamu kurumları tarafından uygulanmakta olan Ar-Ge ve tasarım teşvik mekanizmaları, bu bakımdan çok hayırlı, çok önemli hizmetler ifa ediyor. Aynı duyarlılığı özel sektörümüzden de bekliyoruz. Ödüle layık görülen firma yöneticilerimizden, Ar-Ge çalışanlarını, tasarımcılarını taltif etmelerini rica ediyorum. Böylece, en tepeden en alt kademeye kadar her aşamada yeniliğin, buluşun, problem çözmenin teşvik edildiği bir sisteme sahip olacağımıza inanıyorum” dedi.

Her alanda olduğu gibi, sınai mülkiyet alanında da Türkiye’nin, büyümeye, gelişmeye, dünyada adından söz ettirmeye devam ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alanda kaydedilen gelişmenin temel göstergesi olan başvuru sayıları düzenli bir şekilde arttığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun, Türkiye’nin fikri sermayesinin genişlemeye devam ettiğini gösterdiğini kaydederek, “Türkiye’nin yıllık yerli patent başvuru sayısı, 12 yıl önceki seviyesinin 11 katına çıkarak, 5 binler seviyesine ulaştı. Faydalı model başvurularıyla birlikte değerlendirildiğinde yerli buluş sayısı 8 binin üzerine çıktı. 2014 yılında 40 bini aşan tasarım başvurusuyla Türkiye, en fazla tasarım başvurusu yapılan ülkeler sıralamasında Avrupa’da 2’nci, dünyada ise 4’üncü sırada yer alıyor. Türkiye, 2014 yılında, 110 binin üzerinde marka başvurusuyla, Avrupa’nın en fazla marka başvurusu yapılan ülkesi durumunda. Uluslararası patent başvurusu da, 2002’de yılda sadece 85 iken, bugün yılda 600’e yaklaştı. Ar-Ge harcamalarımızın yıllık tutarı, 13 milyar doların üzerine çıktı” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN 2023 HEDEFİ

Bu gelişmeleri destekleyen en önemli kurumlar olan üniversitelerin sayısının, 76’dan, 181’e yükseldiğini, bilimsel yayın sayısında da 3,5 kata varan bir artış olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun bile tek başına ülkemizdeki dinamizmi ve potansiyeli ortaya koyan çok önemli bir gösterge olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu rakamların Türkiye’nin kabına sığmadığını ifade etiğini, ancak bunların yeterli olmadığını, 2023 hedefleri için kat edilmesi gereken daha çok mesafe olduğunu dile getirdi.

Ülkemizin bulunduğu coğrafyanın bilgiye, bilime, yeniliğe, buluşa, tasarıma yabancı olmadığını örnekleriyle aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz 200 yılın, diğer alanlar gibi bu konuda da bir fetret dönemi yaşamımıza sebep olduğunu, ancak bunun geride kaldığını, son 12 yılda gerçekleştirilen atılımların, millet olarak yeniden özgüvenimizi kazanmamıza, şanlı dönemlerimizi hatırlamamıza vesile olduğunu söyledi.

“İNANMAK BAŞARMANIN YARISI İSE, BİZ BU YARIYI ÇOKTAN GEÇTİK”

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gömülmek istendiğimiz mezardan çıktık, artık böyle bir durum yok. Üzerimize dökülmeye çalışılan betonu parçaladık, yeniden nefes almaya, çevremizle irtibat kurmaya başladık. Elbette hala pek çok sıkıntımız var. Ama artık eskisinden farklı olarak bir imkâna sahibiz. Nedir o? Önce bunun cevabını bulmamız lazım; Kendimize güveniyoruz, başarabileceğimize inanıyoruz. Eğer inanmak başarmanın yarısı ise, biz bu yarıyı çoktan geçtik. Çünkü inançla birlikte artık somut neticelere de sahibiz. Ekonomide elde ettiğimiz neticeler var. Altyapıda elde ettiğimiz neticeler var. Sosyal devlet olma konusunda elde ettiğimiz neticeler var. Uluslararası alanda elde ettiğimiz neticeler var. En basit şekilde ifade edecek olursak, bugünün Türkiye’si 12 yıl öncesinin Türkiye’sinden, hamdolsun, 3 kat daha büyük. Ama yetmez. İnşallah 2023 hedeflerimize de ulaşacak ve Türkiye’yi 3 kat daha büyüteceğiz. Hiç şüpheniz olmasın bunu da başaracağız. Çünkü buna inanıyoruz. İnanmakla kalmıyor, her alanda bu doğrultuda çalışıyor, mücadele ediyoruz” diye konuştu.

Kendi ülkesine, kendi milletine ve tüm bu hedeflere inancı olmayanlar da bulunduğuna da işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar onları dikkate almadık, bundan sonra da almayacağız. Biz bugüne kadar onlar için de mücadele ettik, onlar için de çalıştık. Bundan sonra elde edilecek başarılardan onlar da, onların evlatları da, hiç şüphesiz faydalanacaklar. Ülkemizde yaşayan 78 milyon vatandaşımız ve coğrafyamızda yaşayan tüm kardeşlerimiz için çalışmaya, çabalamaya devam edeceğiz. Allah doğruların yardımcısıdır. Biz doğru yolda olduğumuza, doğru işler yaptığımıza inanıyoruz. Milletimiz de, bu mücadelede, sağ olsun bizi hiç yalnız bırakmadı, yolda koymadı.”

“TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ’NÜ GELİŞTİRMEYE DEVAM EDİYORUZ”

Konuşmasında Necip Fazıl’ın, “Tohum Saç, Bitmezse Toprak Utansın/ Hedefe Varmayan Mızrak Utansın/ Ustada Kalırsa Bu Öksüz Yapı/ Onu Sürdüremeyen Çırak Utansın” dizelerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu inançla, bu aşkla, bu sevdayla Yeni Türkiye yolunda çalışmayı sürdüreceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende çeşitli kategorilerde, 2014 yılında sınai mülkiyet alanında en başarılı kurum, firma ve şahısları ödüllendireceklerini belirtti. Ödül alan firmalar başta olmak üzere, bu alanda faaliyet gösteren herkese, 2015 yılında başvuru sayılarında ciddi artışlar görmeyi arzu ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Firma ölçeğinde 2023 yılı sınai mülkiyet hedeflerinizi ortaya koymanızı ve bunları kararlılıkla hayata geçirmenizi özelikle rica ediyorum. Bu süreçte bizlerden her türlü desteği görmeye devam edeceksiniz, bundan hiçbir endişeniz olmasın. Sizler sınai mülkiyet performansınızı arttırırken, bizler de sınai mülkiyet sistemini ve Türk Patent Enstitüsü’nü geliştirmeye devam ediyoruz. Türk Patent Enstitüsü’nü, Türkiye’nin yeni olana duyduğu güçlü isteğin ürünlerinin toplandığı ve işlendiği bir hasat yeri olarak görüyorum. Biz bu hasat yerini genişletmek ve büyütmek için her türlü adımı atıyoruz ve atmaya devam edeceğiz.”

MARKA TESCİL SÜREÇLERİNDEKİ ÇALIŞMALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, E-Devlet uygulaması kapsamında 2006 yılında online başvuru almaya başlayan Patent Enstitüsü’nün, bugün 100’ün üzerinde hizmeti bu şekilde sunduğunu, çok kısa bir süre içerisinde, buradaki tüm hizmetlerin, hiçbir fiziksel evrak olmaksızın online olarak sunulmaya başlanacağını bildirdi.

Hiçbir vatandaşın, akademisyenin, KOBİ’nin, firmanın patent, marka ve tasarım tescil süreçlerinden dolayı yormak istemediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlar sadece yenilik üretmeye odaklansın, bu noktada başarı göstersin, bizim için yeterlidir” dedi.

Bu konuda Türkiye’nin diğer ülkelere örnek olacak adımlar attığına da işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu adımların takipçisi olacaklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2005 yılına kadar kendi patent başvurularının tamamını yurt dışında inceletmek durumunda kalan bir ülke olduğunu, bugün ise kendi patent başvurularının araştırma ve incelemesini yapmanın yanı sıra, bu alanda yurt dışına hizmet verebilecek bir kapasiteye kavuştuğunu belirtti. Ülkemizin bu kapasitesinin, dost ve kardeş ülkelere yardımcı ve onlara yol gösterici olmak üzere kullanılmaya başlandığına da işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna-Hersek’in patentlerinin araştırma ve incelemelerinin bundan sonra Türk Patent Enstitüsü tarafından yapılacağını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler ’in uzman kuruluşu olan Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı nezdinde Patent Araştırma ve İnceleme Otoritesi olma yolunda ilerlediğini de sözlerine ekledi.

“FİKRİ MÜLKİYET AKADEMİSİ KURUYORUZ”

Türkiye’nin diğer tüm alanlarda olduğu gibi sınai mülkiyet alanında da insana yatırım yaptığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buluşçu ve tasarımcılarımızın yurt dışında düzenlenen fuarlardan ve yarışmalardan çok sayıda ödül alarak dönmeleri, ülkemizdeki insan kapasitesinin açık bir göstergesidir. Bu insan kapasitesini daha iyi değerlendirmek için Fikri Mülkiyet Akademisi kuruyoruz. Bu konuda ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğümüz çalışmalarda son aşamaya geldik. Ülkemizde ulusal ve uluslararası düzeyde Fikri Mülkiyet Yüksek Lisans Programlarının açılması hususunda da önemli çalışmalar yürütülüyor. Böylece, ülkemiz sınai mülkiyet sisteminin önemli ihtiyaçlarından biri olan eğitim konusunu da çok daha sağlam bir zemine oturtmayı hedefliyoruz. Başvuru sayılarında yakaladığımız başarı, sınai mülkiyet sisteminin önemi konusunda iyi bir yere geldiğimizi zaten gösteriyor. Ancak, başvuru sayılarında yakalanan başarı kadar, bu değerlerin ürüne dönüşmesi, ekonomiye kazandırılması da büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Bu doğrultuda, geçtiğimiz günlerde buluş ve tasarımların ticarileşmesine önemli katkı sağlayacak olan Teknoloji Transfer Platformu’nu da hayata geçirdiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu platform üzerinden buluş ve tasarımcıların, çalışmalarını daha etkin bir şekilde duyurma, kiralama ve satma imkânı bulacaklarını belirtti.

“TÜRKİYE GERÇEKTEN ÇOK ZENGİN VE BEREKETLİ BİR ÜLKE”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınai mülkiyet hakları içerisinde özel ve farklı bir konuma sahip olan coğrafi işaretler konusunda da ülke olarak önemli çalışmalara imza atıldığını sözlerine ekleyerek, “Ülkemizin yerel ve yöresel değerlerinin korunmasında ve dünyaya tanıtımında çok önemli rol oynayan coğrafi işaretler, çok daha farklı bir yaklaşım ve politika gerektiriyor. Türkiye, bu alanda, gerçekten çok zengin, çok bereketli bir ülke. Malatya’nın kayısısından Eskişehir’in lületaşına, Afyon’un mermerinden Terme’nin pidesine kadar geniş bir alanda coğrafi işaret çalışması yürütülüyor. Halen ülkemizde 183 adet coğrafi işaret tescil edilmiş durumda. Ülkemizin büyük potansiyelini göz önünde bulundurduğumuzda, hiç kuşkusuz, bu sayıyla yetinemeyiz. Aynı şekilde tarihten ve ülkemizin eşsiz coğrafyasından gelen bu değerlerimizi sadece ulusal düzeyde tescil ettirmek de yeterli değil. Ülke olarak uluslararası düzeyde tescil faaliyetlerine de büyük bir hız vermek durumundayız” dedi.

Törende, Gaziantep ve Kayseri’ye bu alanda ortaya koydukları başarılar nedeniyle ödüller verileceğine de dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu iki şehrin açtığı yoldan diğer şehirlerin de ilerlemesini arzusunu dile getirdi.

“EKONOMİK GÜÇ, BİLGİYİ ÜRETENİN VE BİLGİYE SAHİP OLANIN ELİNE GEÇTİ”

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm valilere, belediye başkanlarına ve oda başkanlarına kendi öz değerlerine sahip çıkma çağrısında bulunarak, “Coğrafi işaretlerinizi ulusal ve uluslararası düzeyde tescil ettirin ve markalaşması noktasında her türlü gayreti gösterin. Türk Patent Enstitümüz ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız bu süreçte sizlere her türlü teknik desteği sağlamaya devam edecektir” dedi.

Dünyada artık ekonomik gücün, bilgiyi üretenin ve bilgiye sahip olanın eline geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de hızla mal üreten ekonomiden, değer üreten ekonomiye geçmenin çabası içinde bulunduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemizin daha fazla üretme, daha fazla istihdam sağlama gayretini, bu doğrultuda şekillendirmesi gerektiğini bildirdi.

Konuşmasında ekonomide yaşanan gelişmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerinin ardından içine düşülen o darboğazı, sadece 1 milyar dolar kredi için günlerce IMF kapısında yatılan günleri görmezden gelenler, ısrarla bugün felaket tellallığı yapmaya çalışıyor. Hâlbuki o günden bugüne Türkiye çok değişti. Bugün, bırakın IMF’den borç almayı, göreve geldiğimizde 23,5 milyar dolar IMF’ye borcumuz vardı, şu anda böyle bir durum söz konusu değil. Şimdi biz IMF’ye borç verme durumuna gelmiş bir ülkeyiz. Eskiden Türkiye, herhangi bir dış etkiye bağlı olmaksızın, kendi iç dinamikleri sebebiyle sürekli krize girerdi. Bugün, dünyayı kasıp kavuran ve Avrupa Birliği’nin hala etkilerinden kurtulamadığı 2008 Küresel Finansal Krizini en az zararla atlatmış bir ülkeyiz. Gezi Parkı eylemleri, bir yönüyle de ekonomiyi hedef alıyordu” dedi.

17-25 ARALIK DARBE GİRİŞİMİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünün en önemli hedeflerinden birinin de ekonomi olduğunu bildirerek, bunların içeride tezgâhlanmış oyunlar değil, tamamıyla içeride ve dışarıyla bağlı olan bir darbe girişimi olduğunu söyledi.

Türkiye’nin, tüm bu badireleri atlatarak bugünlere geldiğini, bugünü değerlendirirken, tüm bu faktörlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette gönlümüz çok daha iyisini isterdi. Ama içinden geçtiğimiz şartları göz önüne aldığımızda, mevcut durumun da önemli bir başarıyı işaret ettiğini kabul etmeliyiz. Onun için ısrarla bir şey söylüyorum, diyorum ki; Artık bu gömlek bu vücuda dar geliyor. Bizim bir sistem değişikliğine gitmemiz şart, işte bu da artık Türkiye başkanlık sistemiyle süratle bir sıçramayı gerçekleştirmesi gerekiyor” dedi.

“BAŞKANLIK SİSTEMİNDE, TÜRKİYE PATİNAJA GİRMEYECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkanlık sisteminde, artık Türkiye’nin patinaja girmeyeceğini, hızla bir büyüme sürecine gireceğini anlatarak, “Kasım ayında G20 Toplantısı Türkiye’de yapılacak, bu toplantıya katılan ülkelerin ilk 10 sırasında olanlar başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Acaba kendilerine zarar vermenin gayretiyle mi bu sistemi kabullendiler. Veya ilk on nasıl yakalandı. Eğer bu incelerinse, demek ki idari sistemde yapılmış olan bu reform onları buraya taşıdı. Şimdi Türkiye’nin de son 10-12 yılda biz bir sıçrama yaptık. 2014 sonu itibariyle 230 milyar dolardan aldığımız Gayrı Safi Milli Hasılayı, 820 milyar dolara kadar çıkarttık. Ama burada bir tıkanma var. Onun için bir sıçramaya ihtiyacımız var. İdari yapıda bir başkanlık sistemi Türkiye’yi farklı yere taşıyacaktır. Hız kesenler var, ama başkanlık sisteminde bu hızımızı kesemeyecekler, çok daha seri karar alma imkânına ulaşacağız ve çok daha seri karar alarak bu yürüyüşü devam ettireceğiz. Milli gelirini kişi başına 3 bin 500 dolardan 10 bin 500 dolara çıkartan bir Türkiye, bütün bu gayretlerin neticesinde oluşan bir Türkiye’dir” dedi.

Dünyada ve bölgemizde ticareti engelleyecek pek çok olumsuz gelişme yaşanmasına rağmen, yıllık ihracatımızın 2002 sonunda, 36 milyar dolarken, şu anda 158 milyar dolara yükseldiğini, ancak bunun yeterli olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Bizim çok daha ileride olmamız lazım. Ama bakın bir patinaj söz konusu. İnşallah bu yılsonu itibariyle bu rakamı da aşacağız. 2005-2014 yılları arasında Avro Bölgesinde ihracat performansı yüzde 3,4 oranında artarken, bu rakam bizde yılda 5,8 olarak gerçekleşmiş oldu. Hatırlarsanız bu süreçte bize en çok cari açık rakamları üzerinden eleştiriler yapıldı, özellikle ülkemizde. Bundan hareketle kırılgan bir ülke olarak gösterilmeye çalışıldı. Bugün baktığımızda enerji fiyat etkisi çıkarıldığında cari açığımızın neredeyse kapandığını görüyoruz. Türkiye’yi cari açık üzerinden kırılganlıkla itham edenler bu gelişmeyi hiç dile getirmiyor, şu anda bunu konuşanlar var mı? Yok, buna hiç bakmıyorlar. Tabii biz bununla da yetinmiyoruz. “

YENİLENEBİLİR VE NÜKLEER ENERJİ PROJELERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerji alanında yenilenebilir ve nükleer enerji başta olmak üzere dışa bağımlılığı ortadan kaldırmaya yönelik projeleri süratle hayata geçirdiklerini söyledi.

İktidara geldiklerinde yenilenebilir enerjiyle ilgili sadece hidroelektrik santralleri, sadece doğalgaz çevrim santrallerinin görüldüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama şimdi yenilenebilir enerjide biz çok ciddi bir çeşitlendirmeye gittik. Şimdi güneş enerjisi de var, şimdi bununla beraber rüzgâr enerjisi de var ve hidroelektrik santrallerde çok ciddi bir gelişim söz konusu. Aynı şekilde doğalgazı aşağı çekme noktasında adımlar atıyoruz, çünkü bunun bir bedeli var. Öyleyse ne yapacağız? Termik santrallerde de şu anda emisyon hacimlerini gayet başarılı bir şekilde ölçümleme ve onu da adeta yenilenebilir enerji olarak kullanma sürecine girmiş bulunuyoruz, böyle bir durum var. Bu da yetmedi, şimdi yeni bir adım attık, nedir o? Nükleer enerjiye geçiyoruz. Nükleer enerjide de şu anda gerek Akkuyu, gerek Sinop’la ilgili süreç, o da ayrıca devam ediyor” diye konuştu.

“İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN OLMADIĞI ÜLKE BİTMİŞ DEMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ne zaman seçime gitse, ortaya inşaat sektörüyle ilgili bir krizin ortaya atıldığına da dikkati çekerek şunları söyledi: “İnşaat sektörünün olmadığı ülke bitmiş demektir. İnşaat sektörünü hiçbir zaman bir yere koyamazsınız. Herhalde çadırda yaşayacak halimiz yok değil mi, öyle bir durum söz konusu değil. İki; taahhütlerde altyapısı olmayan bir ülkeden bir şey olur mu? Biz modern bir Türkiye’yi konuşuyoruz. Modern Türkiye’nin altyapısı olmazsa, üstyapısı olmazsa sanayileşmeyi nasıl yapacak? Kuru kuruya konuşuyoruz. Sanayici, sanayileşme, sanayileşmenin olabilmesi için önce inşaat sektörüyle siz altyapınızı-üstyapınızı yapacaksınız ve sanayicinin ihtiyacı olan o altyapıyı-üstyapıyı yapmadığınız sürece siz sanayide de o patlamayı yapamazsınız. İstihdama gelince, şu anda artık sanayide istihdam emek yoğun değildir, teknoloji yoğundur. Ama inşaat sektöründe emek yoğun istihdam hala devam etmektedir. Dolayısıyla inşaat sektörü bizim şu anda adeta hizmet sektörü noktasında devam etmektedir. Dolayısıyla bizim istihdam açığımızı da kapama alanımız burasıdır. Ve inşaatta eğer biz bugün dünyada Çin’in arkasından ikinci sıraya yerleştiysek, bu başarıda emeği olanları ben kutluyorum. Ve diyorum ki; inşaat sektörüyle şu anda sanayii bizim at başı götürmemiz lazım. Bunu bu şekilde yürütmemiz gerekiyor. İşte şimdi İstanbul’daki yeni havalimanı, Boğaz’a üçüncü köprü ve Kanal İstanbul gibi projeler üzerinde birçok bakıyorsunuz yalan-yanlış dezenformasyon haberler, gazeteler de bunları yayınlıyor. Ya bunlar bu ülkenin kalkınmasını da istemiyorlar.”

“OTOBÜS FİYATINA UÇAKLA SEYAHAT EDİLEN BİR TÜRKİYE VAR”

Göreve geldiklerinde Türkiye’de 26 tane havaalanı bulunduğunu, bu sayının vardı, 53’e çıktığını da kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan rahatsız olanlar da var. İnanın bunlar ne istiyor biliyor musunuz? Siz hala kağnıya binin, otobüsle yürüyün gidin diyorlar, öyle uçmak senin neyine diyorlar. Fakat şimdi otobüs fiyatına uçakla seyahat edilen bir Türkiye var. Fakat bu yeterli mi? değil. Arabaya bindiğin zaman yarım saatte havalimanına ulaşabilmelisin ki zamanla yarışma imkânını yakalayasın. İşte şimdi bu 53 tane havalimanıyla bunu da yaptık ve bu sayı artarak devam ediyor. Şimdi İstanbul’daki üçüncü havalimanı bir ihtiyaçtan doğmuştur, herhalde bir lüks olarak değil, ihtiyaç. Niye? Çünkü Atatürk Havalimanı şu anda doğru dürüst slot veremiyor, ciddi bir sıkıntı var. Öyleyse bu alanı bizim yaygınlaştırabilmemiz için de 150 milyon yolcu/yıl kapasiteli bu yeni havalimanını yapmak durumundaydık, onun için temelini attık ve şu anda da süratle bu inşaatımız devam ediyor. İstanbul’da ulaşım sıkıntısı var, durmadan bağırırlar çağırırlar, şudur-budur vesaire. Peki, ne yapacağız? Denizin altından Marmaray’ı yaptık, şimdi Avrasya Tüneli devam ediyor, inşallah önümüzdeki yıl o da açılacak, hem raylı sistem, hem lastikli sistem. Şimdi üçüncüsünün de projeleri hazırlanıyor. Ama bir taraftan dedik ki; iki köprü yetmiyor, şimdi bir üçüncü köprüyle, Yavuz Sultan Selim Köprüsüyle üçüncü bir adım daha atalım, ama bunda hem lastikli sistem olsun, hem de hızlı trenlerin geçişi için böyle bir sistemi kuralım. Aynı zamanda da Asya ve Avrupa Yakasını üçüncü havalimanıyla da birleştirmiş olalım; hem Sabiha Gökçen, hem üçüncü havalimanı. Bütün bunlarla beraber modern bir Türkiye, modern bir İstanbul, bunun halledilmesi gerekir dedik, bu adımları attık. Ama hazmedemiyorlar, rahatsızlık var. Yani kendi ülkesinde atılan bu güzel adımları hazmedemeyen insanlardan doğrusu ben de rahatsız oluyorum. İsteseler de-istemeseler de biz inandığımız bu doğru yolda kararlı bir şekilde yolculuğumuzu devam ettireceğiz. Bakınız inşaat sektörümüzün geldiği nokta ortada, büyüyor, gelişiyor ve çok farklı projeler ortaya çıkıyor. Ve bir ara dolar kurunu dillerine dolamışlardı, Türk Lirasının aşırı değerlenmesinden, bu durumun ihracata darbe vuracağından söz ediyorlardı. Şimdi kur yeni bir dengeye oturdu, onu da eleştiriyorlar.”

“YENİ TÜRKİYE’Yİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

İhracatta yeni pazarlar, yeni fırsatlar bulma yönünde çok ciddi gayretlerinin bulunduğunu, gittikleri her ülkede, her görüşmede iş adamlarımızın önünü açmak, onlara yardımcı olmak için çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: ”Kriz tellalları istediği kadar bağırsın, bu kervan yürüyor, yürüyecek. Türkiye büyümeye, gelişmeye, kalkınmaya devam edecek. Yeni Türkiye’yi hep birlikte inşa ediyoruz, edeceğiz. Yeni anayasa ve başkanlık sistemiyle Türkiye’nin bir kez daha vites yükselteceğine, bir kez daha sınıf atlayacağına inanıyorum. Bu düşüncelerle bugün ödüle layık görülen firmalarımızı, kurumlarımızı, arkadaşlarımızı bir kez daha tebrik ediyorum. Ülkemiz adına hepsine şükranlarımı ifade ediyor, başarılarının artarak devamını diliyorum.”

Tüm Haberler