15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Milletimiz; Demokrasi, İnsan Hakları, İstikrar ve Refahtan Geri Gidişe İzin Vermeyecektir”

10.03.2015
“Milletimiz; Demokrasi, İnsan Hakları, İstikrar ve Refahtan Geri Gidişe İzin Vermeyecektir”

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda dördüncü kez muhtarlarla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan nasıl oksijenin olmadığı yerde nefes alamazsa biz de milletimizle muhabbetimizi kaybettiğimizde adeta nefessiz kalırız. Çünkü biz milletimizin bağrından doğduk, orada yetiştik, orada ilmi, irfanı ve hizmeti öğrendik. Başka bir dünyayı ne hayal edebiliriz, ne de orada yaşayabiliriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda dördüncü kez muhtarlarla bir araya geldi.

Dokuz ilden gelen 424 muhtara hitaben yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın milletin evi olduğunu vurgulayarak, “Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda muhtarlarımız yanında, esnaflarımızla, iş adamlarımızla, sanatçılarımızla, bilim adamlarımızla, sporcularımızla, velhasıl milletimizin her kesiminden kardeşimizle bir araya geliyoruz. Derdim şu; toplantılarımızı en büyük ölçekte bu salonda yapabiliyoruz. Yakında, aynı anda iki bin kişiyi alabilecek bir kongre merkezi inşa ediyoruz. Bu kongre merkezimiz bittiği anda o zaman iki bin muhtarımızı bir anda buraya davet edeceğiz” dedi.

“HER GÜN MİLLETİMİZLE İÇ İÇE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Bunun Türkiye’nin geniş kapsamlı bütün STK’larıyla, gruplarıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya gelmeyi sağlayacağını, devletin milletiyle çok daha farklı bir şekilde kaynaşmaya başlayacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, milletiyle arasına duvarlar örmüş, tel örgüler çekmiş, bariyerler kurmuş bir siyasetçi, bir Başbakan, bir Belediye Başkanı olmadığımız gibi, böyle bir Cumhurbaşkanı da asla olmadık, olmayacağız. Her gün milletimizle iç içe ve beraber olmaya devam edeceğiz” dedi.

“MİLLETİMİZLE MUHABBETİMİZİ KAYBETTİĞİMİZDE NEFESSİZ KALIRIZ; ÇÜNKÜ BİZ MİLLETİMİZİN BAĞRINDA YETİŞTİK”

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ve diğer yerlerde yapılan programlarla, il ziyaretleriyle milletle kesintisiz bir irtibat ve muhabbet içinde bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Rabbim muhabbetimizi, sevgimizi, saygımızı, gönül bağımızı artırarak devam ettirsin. Açık söylüyorum; bu bağ koptuğu gün, bizim de bittiğimiz gündür. İnsan nasıl oksijenin olmadığı yerde nefes alamaz, yaşayamazsa, biz de milletimizle muhabbetimizi kaybettiğimizde adeta nefessiz kalırız. Çünkü biz milletimizin bağrından doğduk, orada yetiştik, orada ilmi, irfanı, hizmeti öğrendik. Başka bir dünyayı ne hayal edebiliriz, ne de orada yaşayabiliriz. Beni en iyi siz muhtar kardeşlerimin anlayacağına inanıyorum. Çünkü sizler, demokrasi çınarının köklerine en yakın dallarısınız. Bakmayın siz, kendi aklınca muhtarları küçümseyenlere, görmezden gelenlere. Şundan eminim: Onların hiçbiri, oturdukları mahallelerinde muhtarlığa aday olsalar kazanamazlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi mahalle halkının gönlüne girip, orayı fethedip muhtar olamayacakların ülkenin, milletin, memleketin meseleleri hakkında iri iri laflar etmesinin, kendisini sadece acı acı gülümsettiğini söyledi.

Bugün ülkemizde siyasi parti genel başkanı, yöneticisi sıfatı taşıyanlardan pek çoğunun, parti amblemlerini bir kenara koyun mahalle muhtarlığına aday olduklarında hüsrana uğrayacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletle, vatandaşla irtibatları o kadar zayıf ki, seçimler onlar için adeta bir yük. Çünkü sahaya çıkmak, vatandaşımızla muhatap olmak zorundalar. Hâlbuki onların istedikleri, oturdukları yerden ‘Cumhurbaşkanı şöyle söyledi, Hükümet böyle yaptı’ diyerek, siyaset yapmak. Gerçi, geçtiğimiz günlerde, İzmir’de bir vatandaşımız, bir hanımefendi, bunlardan birine gayet güzel dersini vermiş. Sürekli iş değil, laf üreten bir siyasi parti genel başkanına, kendi partisinden olduğunu söyleyen bir hanımefendi, ‘Bırakın dalaşmayı, proje üretin’ diye seslenmiş. Biz de yıllardır aynı şeyi söylüyoruz. Diyoruz ki, ‘Bırakın yapılanları kötülemeyi, bırakın onu-bunu karalamayı, siz bu millet için, bu ülke için ne yapacaksınız, ne yaptınız onu söyleyin’”.

BİR PARTİNİN KAPATILACAĞINA İLİŞKİN İDDİALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir siyasi partinin kapatılacağına ilişkin iddiaları hatırlatarak, “Niye senin partini niye kapatsınlar?  Genel Başkanı olduğum parti 2007’de kapatılmak istendi. Bunların hiç birisinin sesi çıkmadı. Hatta o zaman bir partinin genel başkanı, ‘Ankara’da hâkimler varmış, savcılar varmış’ dedi. Yani kapatılsa zil takıp oynayacaklar. Bunu söyleyenler şimdi ne diyor; ‘Partimiz kapatılacak’. 2010’da Anayasa değişikliğinde o zaman Parlamento’dayım, biz dedik ki, ‘Parti kapatılmasını yasaklayalım, artık partiler kapatılmasın’. İnanır mısınız o maddenin görüşülmesinde hepsi de Meclis’i terk ettiler. Ne yazık ki partimin içinden de ihanet edenler çıktı. Onlar da o meddinin görüşülmesinde bulunmayınca biz 330’u yakalayamadık. Halbuki 330’u yakalasaydık, 2010’daki 26 maddelik anayasa paketinin çıkışında partilerin kapatılması ortadan kalkacaktı ve şu anda bunlar konuşulmayacaktı. Geçenlerde Sayın Başbakan’a da söyledim, Meclis’e getirin bu işi ve zaten biz daha önce bunu söyledik, bir hafta içerisinde hemen, birlikte yasa teklifi gelsin, fazla bir şey değil, 3-5 maddelik iş. Partilerin kaldırılmasını ortadan kaldıralım. Bunun adımı atılısın. Milleti aldatmaya gerek yok dürüst olmak gerek. Bakın şimdi iktidar partisi adım attı. Hadi gelin destekleyin, tekrar sağa sola kaçmayın. Şimdi neyin şikâyetini yapıyorsunuz. Üstelik iş işten geçmiş de değil. İşte iktidar partisi tarafından bununla ilgili bir anayasa değişikliği teklifi meclise sunuyor. Temenni ederim ki süratle bu iş hallolur Meclis’teki 4 parti bir araya gelsin, hatta dört partiye de gerek yok. Ana muhalefet ile iktidar partisi bir araya gelsin bu işi bitirir. Tamamen artık bu milletin gündeminden düşsün. Ondan sonra da hiç kimse ‘Kuşlardan haber aldım benim partimi kapatacaklar’ diye ortalıkta dolaşmasın” dedi.

“BU MİLLET BÜYÜK BİR MİLLETTİR; DOLAYISIYLA ONA YAKIŞAN YAPILACAKTIR”

Göreve geldiklerinde ülkemizde 6100 kilometre yol bulunduğunu, 12 senede bunun üzerine 17 500 kilometre bölünmüş yol ilave ettiklerini, ecdadımızın proje olarak mirası olan Marmaray’ı gerçekleştirdiklerini, Avrasya Tüneli’nin temelini attıklarını yapımının sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarın şimdi de iki köprünün arasında denizin altından bu defa üç katlı bir tünelin yapıldığını, ayrıca Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün de çalışmalarının sürdüğünü, bununda İstanbul’un üçüncü havalimanı ile birleşeceğini söyledi. Tüm bunların laf değil icraat olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’da gerçekleştirilen çalışmalardan örnekler vererek, “Şu anda içinde bulunduğumuz Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili ana muhalefetin başındaki zat, ‘yok kaçak saraydı, yok şuydu, yok buydu, durmadan atıyor tutuyor. Büyük devletlere buralar yakışır, bunu böyle bileceksin: Büyük hedefleri olmayanlar, büyük hedefler gözetmeyenler, görmeyenler işte buraları düşünemezler. Bu millet büyük bir millet, dolayısıyla ona yakışan neyse, onu yapacaktır. Şu anda onu yapıyor” dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI ÇEVRESİNDE YAPILAN ESERLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “İşte bakın burada bir taraftan o dediğim kongre merkezi, Ankara’da doğru dürüst büyük bir toplantı salonu yok, biliyor musunuz? Sadece ATO’nun bir salonu var, o. Onun dışında büyük otellerin de salonlarının azamisi bin kişilik. Hiç olmazsa burada böyle büyük bir merkez yapalım, kamunun büyük toplantılarını inşallah gelip burada yapma imkânları olur, STK’lar aynı şekilde buradan istifade ederler, içinde çünkü ayrı ayrı toplantı salonları da olacak. Hemen onun altında büyükçe bir dedik, cami yapalım, çünkü bölgede büyük bir cami yok, şimdi orada da inşallah 2500-3000 kişiyi alabilecek bir kendi mimarimizle, Osmanlı, Selçuklu mimarisi karışımı bir camiyi de hemen onun altında yapıyoruz. Yetmiyor, dedik ki; çok amaçlı bir toplantı ve sergi salonlarının olduğu bir bina daha inşa edelim, şu anda o proje safhasında, diğer ikisi inşaat safhasında, gördünüz. Diğeri de hemen projesi şurada 1 ayı bulmaz inşallah bitecek, ondan sonra hemen ihalesi yapılıp o inşaatlar da başlayacak. Ve orada da aynı anda 2 bin kişi yemek yiyebileceği gibi, aynı zamanda birçok sanat eserlerinin sürekli sergilenebileceği orada bir merkez olacak. Ankara’da bu tür yerler yok. Burası Başkent, Başkent’te bu tür yerler olmaz mı? Ama Ankara’da yok, bunun adımlarını atıyoruz. Bitmedi, Türkiye’de şu anda en büyük bizim kütüphanemizin kitap sayısı Ankara Millî Kütüphane 1,5 milyon, bu kadar. Dünyada 150 milyon cilt kitabı olan kütüphaneler var, işte Amerika’da Kongre Kütüphanesi’ndeki kitap sayısı bu kadar, İngiltere’de hakeza öyle. Bizde böyle bir şey yok. 1,5 milyon kitap var Millî Kütüphane’de. Biz şimdi Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi’ni de burada inşa edeceğiz, orada da asgari 5 milyon kitap olacak, aynı zamanda yazma eserler vesaire, bu tür şeyler de burada olacak. Ardından da inşallah diyoruz ki İstanbul’da çok daha büyüğüne başlayalım. Şimdi buraya bir başlayalım hayırlısıyla, çünkü biz öyle bir medeniyetten geldik, biz kitap medeniyetinden geliyoruz. Biz ilk emri ‘oku’ olan bir dinin mensuplarıyız ve oradan geliyoruz. Öyleyse bunun zeminini hazırlayacağız ve buradaki kütüphane göstermelik olmayacak, 24 saat halkına açık bir kütüphane, 24 saat.  Batıda, Amerika’da, orada gece yarısı bakıyorsunuz öğrenciler gidiyor imtihanlara hazırlığını yapıyor, gidiyor orada dersini çalışıyor, bu imkânlar var, bizde niye olmasın. Bütün dijital sistemler dâhil en modern şekilde biz bu kütüphanemizi de inşallah inşa edeceğiz. Hem ulusal, hem uluslararası tüm yayınların bulunabileceği inşallah bir kütüphane olacak.”

“SİYASET SAMİMİYET İŞİDİR; MİLLET SİZE ONA GÖRE DEĞER VERİR”

Konuşmasında, siyasetin samimiyet işi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz samimi değilseniz, millet de size ona göre değer verir, ona göre destek verir. Siz samimiyseniz, önünde sonunda verdiğiniz mücadelenin neticesini görürsünüz. Oy vermediği için millete kızarak, serzenişte bulunarak, hakaret ederek siyaset yapılır mı, iktidara talip olunur mu? Buradaki muhtarlarımızdan hangisi, mahalleli kendisini seçmedi diye onlara kızabilir? Ben inanıyorum siz köyünüzde mahallenizde ev ev dolaşıyorsunuz, adeta o evlerin aile dostu gibisiniz. Çayını içiyorsunuz, ihtiyacı olana gıdasını götürüyorsunuz. Çoğunun künyesini biliyorsunuz. Zaten bu olmadığı zaman 2.-3. dönem muhtar seçilemezsiniz” dedi.

Milletin kendisine sahip çıkana, sahip çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasinin en alt taşının muhtarlık olduğu, demokrasinin burada başladığını, muhtarı olmayan demokrasinin sakat olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarların vermiş olduğu mücadelenin Türkiye’yi güçlendirecek, yüceltecek mücadele olduğuna inandığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dönüp kendinize bakacaksınız.  Bu millet, bu mahalleli bana niye oy vermiyor, bana niye itibar etmiyor diye düşüneceksiniz, muhasebenizi yapacaksınız” dedi. Millete liderlik etmenin, önderlik etmenin, milletin değerlerine, milletin kültürüne, milletin taleplerine rağmen onu bir başka yöne doğru zorlamakla olamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür davranışları diktatörlük olarak nitelendirdi.

“ÜLKENİN SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI’NA VE HÜKÜMETİNE DİKTATÖR YAFTASI VURANLAR, KENDİ ÖZLEMLERİNİ İFADE EDİYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na, seçilmiş Hükümetine diktatör yaftası vuranların, aslında kendi gönüllerindeki özlemi ifade ettiklerini kaydederek, “Üstelik bu şekilde iftira ettikleri Cumhurbaşkanı, son 12 yılda bir değil, iki değil, üç değil tam 9 defa, hem de sürekli artırarak milletinin desteğine mazhar olduğunu göstermiş biri. Kendilerine güvenip, cumhurbaşkanı adayı olamadılar. 13-14 tane parti birleşmek suretiyle bir cumhurbaşkanı adayı çıkardılar, netice ortada. Zannediyorlar ki, millet bu noktalarda değerlendirmesini iyi yapmıyor. Bu millet çok uyanık, siz bu milleti ne zannediyorsunuz? Bizim milletimizin aklıselimiyle kimse dalga geçmesin, cevabını sandıkta en güzel şekilde alır. Muhalefetin başındakilerden herhangi biri böyle bir destek elde etse, inanın bana, hemen Millî Şefliğini ilan etmeye kalkar. Bunların geçmişinde iktidarı ele geçirmek ve orada kalmak için her şeyi meşru sayan bir kültür var. Olmayan hadiseleri olmuş gibi gösterip, kamuoyunu galeyana getirme konusunda pek mahirler dökülürler sokağa, ondan sonra üniversiteyi sokağa dökmek isterler. Ama bu yaptıkların hepsi de ülkemizi geriye götürdü. Bu ülkede çok partili siyasi dönemde 16 ayda bir hükümet değişti. Böyle istihkarın, güvenin olmadığı bir ülke kalkınır mı?  İşte son 10-12 senede tek parti iktidarda ve hamdolsun bire üç millî gelirimiz arttı. Daha iyi olacak inşallah. 27 Mayıs öncesinde yayılan ‘yüzlerce öğrencinin öldürüldüğü, Et ve Balık Kurumunun fabrikalarında kıyma yapılıp Konya asfaltının altına serildiği’ yalanlarını unutmadık. 12 Eylül öncesinde kardeşi kardeşe kırdırmak için kurulan tezgâhları, söndürülen ocakları, katledilen evlatlarımızı unutmadık” dedi.

GEZİ OLAYLARINDAKİ PROVOKASYONLAR

Gezi Olayları sırasında sergilenen, “Gözümün önünde şu kadar adam öldürüldü, panzer insanları ezip geçti, kurşunlar havada uçuşuyor, annelerin kucaklarından çocuklarını alıyorlar” ahlaksızlıklarını unutmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dönemimizde 3,5 milyar fidan ve ağaç diktik biz. Bize kalkıp Taksim’de 12 tane ağacın söküldüğünü ve şöyle, böyle yapıldı hepsi yalan. 12 ağaç sökülerek, modern imkânlarla Taksim’den alınıp, Hürriyet tepesine dikilecek olan bu ağaçlarla ilgili kıyameti kopardılar. Ama Yalova’da maalesef asırlık çınarı kestiler sesleri çıkmadı. Aynı şekilde hiç sesleri çıkmadı. Neredesiniz tencere tavacılar” diye konuştu. Hala, masum gençlerin canı pahasına üniversiteleri kavgaların merkezi haline getirme, hala Gezi Olaylarını yeniden alevlendirme rüyası görenlerin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin o karanlık günleri geride bıraktığını, artık, hiçbir vatandaşın bu oyunlara, bu kirli tezgâhlara, bu provokasyonlara rağbet etmediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, içinde şiddetin olduğu, baskının, zulmün, tehdidin, tedhişin olduğu hiçbir fikrin, hiçbir hareketin, hiçbir grubun milletimizden güç alması, destek bulmasının mümkün olmadığını, bunun, Çözüm Süreci için de, Gezi heveslileri için de böyle olduğunu vurguladı.

Milletimizin, demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hakkın, hukukun, istikrarın, güvenin, refahın, huzurun tadını aldığını, artık bu kazanımlarının hiçbirinden de en küçük bir geri gidişe izin vermeyeceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna tevessül eden herkese, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da dersini verir“ dedi.

“KADINA ŞİDDET, İNSANLIĞA İHANETTİR”

Geçtiğimiz Pazar gününün, ‘Dünya Kadınlar Günü’ olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Aslında tüm günler kadınlarımızın günü, 8 Mart’ı sadece kuvvetli bir hatırlatma, meseleyi gündeme getirme vesilesi olarak görüyorum. İstanbul’da, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız tarafından düzenlenen coşkulu bir buluşmaya katıldım. Bu toplantıda, kadına şiddete karşı kamuoyunda duyarlılık oluşturmayı hedefleyen bir spot film gösterildi. Bu film, internette, televizyonlarda yayınlanıyor. Şimdi burada da seyredelim. Ne diyoruz bu spot filmde, “Kadına Şiddet, İnsanlığa İhanettir” Kadın dediğiniz, erkek dediğiniz, çocuk, yaşlı, engelli dediğimiz herkes nihayetinde insandır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Neşet Ertaş’ın “Kadın insan, erkek insanoğlu” tanımlamasını hatırlatarak, karşımızdakine insan olarak baktığımızda, pek çok meselenin kendiliğinden çözüm yoluna girdiğini görüldüğünü belirtti ve şunları söyledi: “Allah hepimizi insan olarak, eşrefi mahlûkat olarak yaratmıştır, diğer tüm farklılıklar bunun gerisindedir, bunun altındadır. Siz, cinsiyet başta olmak üzere, alttaki farklılıklardan herhangi birini en üste çıkardığınızda sorun başlıyor. Buna bizim ne inancımız, ne kültürümüz, ne tarihimiz cevaz veriyor. Bir bütünün iki yarısını oluşturan kadın ve erkekten herhangi birini çıkardığınızda, diğer taraf yarım kalmaz, tümden yok olur. Allah biz insanları, işte böyle bir denge içinde yaratmıştır. Benim kadına şiddet başta olmak üzere, kadın hakları konusundaki hassasiyetimin gerisinde işte böyle bir anlayış vardır. Cumhurbaşkanı’nın mahallelerimizdeki temsilcileri olarak gördüğüm sizlerden de aynı hassasiyeti kesinlikle bekliyorum. Diyorum ki gören gözüm, uzanan elim, duyan kulağım sizler olun.”

“ALLAH’IN EMANETİNE SAHİP ÇIKMAYAN, MİLLETİN EMANETİNE DE SAHİP ÇIKAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’nda bir birim oluşturulduğunu ve Türkiye genelindeki kadına şiddetle ilgili gelecek bütün haberlerin takip edileceğini, böylece nerede ne oluyor anında bunlara müdahale etme imkânı olacağını söyledi.

2006’da yaptığı konuşmada devletin bireysel suçları affetme yetkisinin olmadığını, devletin ancak kendine karşı işlenen suçları affedebileceğini söylediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Diğerinin af yetkisi mağdurun, mazlumundur. Diyelim ki Özgecan’ın annesi babası affederse affedebilir. Devlet, Özgecan’ın failini, katilini affetme yetkisine sahip değildir. Bunun tavanı ağırlaştırılmış ağır hapis cezası. Ağırlaştırılmış müebbet hapisle bu süreç şu anda işliyor. Bu konuda artık sorumluluk yargınındır” dedi.

Konuşmasında, “Mahallesinde şiddete uğrayan mağdur, mazlum durumuna düşen kadınların bulunduğu muhtarımız eğer bu sıkıntı, kendi aile fertlerinden birinin başına gelmiş gibi hissedip, gerekli mücadeleyi inanıyorum ki verecektir, vermiyorsa işini iyi yapmıyor demektir. Allah’ın emanetine sahip çıkmayan, milletin emanetine de sahip çıkamaz. Kadınlar Allah’ın tüm insanlığa bir emanetidir. Bu, eşitliğin çok ötesinde bir değeri ifade ediyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlardan bu konuda çok daha fazla hassasiyet beklediğini söyledi.

İÇ GÜVENLİK YASA TASARISI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlara "Bakanlığımızla, valiliklerimizle, kaymakamlarımızla, belediyelerimizle iş birliği içinde hiçbir kadınımızın şiddete uğramasına, mağdur olmasına izin vermeyeceğinize inanıyorum" diye seslendi. TBMM'de görüşülen İç Güvenlik Yasa Tasarısı'na işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin bundan rahatsızlık duyduğunu söyledi.  "Durmadan, engelliye engelliye, daha şurada 50 küsur maddeye ancak gelebildiler" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çıkacak, o ayrı mesele. Ama niye bize zaman kaybettiriyorsunuz? Bir an önce parlamento görevini yapsın. Parlamentoda olanlar niye var? Bu kanunları çıkarmak için var. Bunu yasal yönden engelleyebiliyorsan engelle ama buna gücün yetmiyorsa, müsaade et de söylediklerini söyledin, ondan sonra bu işin oylaması yapılır, bir an önce bunlar çıkar, gelir. Zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramıyor. Ama bu İç Güvenlik Yasası’nda düşün, adam elinde molotofkokteyliyle dolaşıyor. Bunlar ne yaptılar? Bütün meydanları yaktılar, yıktılar. Esnaflarımızın dükkânlarını yaktılar yıktılar, araçları yaktılar yıktılar, kamunun araçlarını, otobüslerimizi yaktılar yıktılar. İstanbullumuzda bir Serap kızımızı molotofkokteyliyle yaktılar yıktılar. Bunları hep yaşadık. Eskiden eğlence için üretilen bu havai fişekleri şimdi neye dönüştü? Artık can almaya dönüştü. Biz sapanı eskiden biliyorsunuz, çocuklukta farklı kullanırdık ama şimdi bunlar sapanı, demir bilyeyle maalesef insan canı almada kullanıyor ve bunun suç olmasından rahatsız oluyorlar. Şimdi bunların hepsi suç aletine dönüştü. Silah neyse molotofkokteyli de o havai fişek de o sapan da o."

“TÜRKİYE ÇOK KRİTİK BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eylemlerin ceza miktarlarının arttığına işaret ederek, "Arttığından dolayı rahatsızlar” dedi. “Bakınız çok daha enteresan, maskeyle dolaşıyorlar. Niye maskeyle dolaşıyorsun? Eğer terörist değilsen zaten maske takmana gerek yok. Niye maske, niye etek? Erkeksen pantolonunla dolaş, niye etek?" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Orada da yine hanım kardeşlerimize saygısızlık var. Tanınmayalım diyor. Alttan etek, yüzüne maske. Bir kısmı da parlamentoda aynı şekilde maskeyle oturuma katılıyor, böyle bir şey olabilir mi ya? Nasıl bir milletvekilisiniz siz ya, parlamentoda maske. Neymiş? Poşu takmış. Poşu öyle takılmaz, poşunun takılma şekli farklıdır. Bütün bunlarla yasal olmayan şeyleri meşrulaştırma gayretleri var. Yazıktır. Bir taraftan 'Çözüm Süreci' diyeceğiz, bir taraftan 'özgürlükler' diyeceğiz ama bu özgürlükleri söylerken, konuşurken başkalarının özgürlük alanına ne yapacağız, müdahale edeceğiz" dedi.

Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğine de işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni vizyonlar, yeni hedefler doğrultusunda büyüyen, güçlenen Türkiye’nin, buna uygun bir yenilenmeye, yapılanmaya olan ihtiyacının her geçen gün daha iyi ortaya çıktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Türkiye’nin alışkanlıklarıyla,  kurallarıyla, kurumlarıyla bu dönüşümün tamamlanıp, hedefe ulaşamayacağını belirterek, bunun için köklü değişime olan ihtiyacı vurguladı. 7 Haziran seçimlerinin bunun için bir fırsat olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Ben, Yeni Türkiye için Yeni Anayasa’ya ve Başkanlık Sistemi’ne ihtiyacımız olduğunu düşünüyor, bunu her vesileyle ifade ediyorum” dedi.

“MUHALEFETİN DERDİ NETİCE ALMAK DEĞİL”

Daha önce Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "O zaman Başbakan ve Genel Başkanım. Bizim 320 milletvekilimiz var, bakıyorsunuz, bu komisyonda olan mesela bir partinin 30 milletvekili var, o komisyonda o da 3 kişiyle temsil ediliyor, biz 320, yani on katıyız, biz de 3 kişiyle temsil ediliyoruz. Niye bunu kabul ettim? Kabul etmemin sebebi şuydu: Biz üzümü yiyelim, bizim bağcıyla işimiz yok. Yeter ki şu kanunu çıkaralım. Yani diğer üç partinin toplam milletvekili sayısı 220, bizimki 320. İnanın kabul etmediler. 47 maddeyi görüştüler, 'Hadi gelin şunları çıkaralım', yanaşmadılar. Daha sonra kendileri 60 madde teklif getirdiler. Arkadaşları gönderdim, dediler yine 'Olmaz.' Çünkü hep ipe un serdiler. Netice almak değildi dertleri. Orada da başkanlık sistemiyle ilgili bizim hazırlanmış, çalışılmış bir teklifimiz vardı. Çünkü artık mevcut gömlek, bu vücuda dar geliyor" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen, Cumhuriyet kurulduğundan beri, bu tartışma yapılagelmiştir. Ancak, Gazi Mustafa Kemal’den beri, Özal, Demirel, Erbakan, Türkeş dâhil, hiç kimsenin bu değişimi gerçekleştirmeye ya zamanı ya gücü yetmemiştir. Biliyorsunuz, Türkiye’nin halkın oyuyla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanlığı için vazifeye talip olurken, Yeni Türkiye, Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi ihtiyacını meydanlarda açıkça ifade etmiştim. Milletim, yüzde 52’lik desteği bana, bu şartla vermişti. Bugün benim bu talebimi dile getirmem, asla günlük siyasete müdahale etmem, herhangi bir partiye entegre olmam anlamına gelmiyor. Ülkemiz şartlarında, böyle bir değişimi, ancak 400 civarında milletvekiliyle iktidara gelen bir parti yapabilir. Ben bunu söylüyorum. Başkanlık Sistemi, benim şahsi bir arzum asla değildir. Başkanlığa seçilen kişinin, ilanihaye orada kalması diye bir durum söz konusu olamaz. Nihayetinde bu sistemde seçilen kişinin görev süresi, kaç defa seçilebileceği, hepsi belli olacak” dedi.

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN ÖNEMİ

Kendisinin bu konudaki ısrarımın sebebinin, Türkiye’nin 2023 hedeflerine de, 2053 ve 2071 vizyonuna da ancak bu şekilde ulaşabileceğine olan inancı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Küresel sistem, çok ciddi bir değişim sürecinden geçerken, Türkiye’nin mevcut mekanizmaları ile bu değişimi kendisi için fırsata dönüştürebilmesi çok zor. Demokratik sistem içinde hızlı karar alma ve hızlı uygulama mekanizmalarına ancak Başkanlık Sistemiyle sahip olabiliriz. Bunu 12 yıllık barbakanlık tecrübemde yaşadım. Yani damdan düştüm, damdan düşerek te nerede bir sıkıntı var, onu bizzat yaşadım. Bu konu sıradan bir teori olayı değildir, teorinin uygulamayla bütünleşme olayıdır. Bu konuşmaz, yaşanır. Ben bunu aynı zamanda yaşadığım için anlatıyorum. Bugün G-7 ülkelerinin de, G-20 ülkelerinin de önemli bölümü başkanlık veya yarı başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Bunlar şimdi en ileri olan ülkeler. Bunlara caba niye Başkanlık Sistemi ile yönetiliyor. Geri kalmış ülkeler baktığın zaman oralarda da rastgele şeyler görürsünüz. Dünya çapında da Başkanlık Sistemi, diğer tüm yönetim sistemlerinden daha yaygın, daha işlerliği olan bir sistemdir. Başkanlık Sisteminden diktatörlük anlayanlar, padişahlık, imparatorluk anlayanlar, her şeyden önce kendi milletlerine güvenleri olmayanlardır. Amerika’da şu anda diktatörlük mü var. Konuşulduğu zaman ne deniliyor ‘Dünyanın en ileri demokrasi ülkesi Amerika’dır’ En ileri ekonomi orada. Peki, şu anda Fransa’da diktatörlük mü var, Yarı Başkanlık. Meksika’da, Arjantin’de, Brezilya’da diktatörlük mü var. Oralar şu anda bizim beraber yürüdüğümüz ülkeler. G- 20 deki on ülkeye baktığımız zaman hiçbirinde böyle bir şey göremezsiniz. O 10 ülke başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Böyle bir gidişe, ben inanıyorum ki, milletimiz asla izin vermez."

“MİLLETE RAĞMEN İKTİDAR OLUNMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe yönetimlerinin kısa süre iktidarla kalabildiğini ve ülkenin geriye gittiğini hatırlatarak, "Sanıyor musunuz ki onlar kendi iradeleriyle ülke yönetiminden ayrıldılar? Hayır, milletimizin bu ara dönemlerin daha fazla sürmesine izin vermeyeceğini gördükleri, bildikleri için orayı bıraktılar. Her ne kadar kurdukları vesayet sistemiyle kontrolü hiçbir zaman ellerinden bırakmadılarsa da, fiilen ülke yönetiminde uzun süre kalamadılar. Çünkü millete rağmen iktidar olunmaz. Dikkat ederseniz, böyle dönemlerin hemen arkasından da milletle bütünleşmiş liderler, kadrolar iş başına geldiler."

Milletin demokrasi kavrayışı ve bu yöndeki iradesinin gerçekten çok güçlü olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başkanlık sisteminden diktatörlük çıkarmak isteyen, herkesten önce bu milleti karşısında bulur. Dolayısıyla benim yeni Türkiye, yeni anayasa ve başkanlık sistemi teklifimin gerisinde yine milletimin arzu ve desteği vardır. Siz muhtarlarımızdan da bu konuda destek bekliyorum. Gittiğimiz il ve ilçelerimizde mahalle halkına bu gerçekleri anlatmanızı istiyorum. 7 Haziran genel seçimlerinin bu bakımdan Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu, bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiği mesajımızı vatandaşlarımıza iletmenizi rica ediyorum" dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI TARTIŞMALARI

Muhtar Bilgi Sistemi ile ilgili toplantının başında bilgi verildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ister dağıtılan formları isterlerse de internet üzerindeki formu doldurarak, ihtiyaç, beklenti ve şikâyetlerini aktarabileceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili eleştirilere de tekraren değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkesine bu binayı çok görenler oldu. Tabii biz Türkiye'ye büyüklüğüne, tarihine, kültürüne, şanına yakışır bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı kazandırmak için çalıştık, hamdolsun başarılı olduk. Sadece bu kadarla kalmıyoruz. Az önce anlattıklarımı sizlere tekrar etmeye gerek yok. İnşallah bittiğinde, sizler de buraya tekrar geldiğinizde, inşallah oralarda da bulunacaksınız ve ülkenizin büyüklüğünü yaşayacaksınız. Bir dostumuzun, büyüğümüzün güzel bir sözü var. O da bizi gerçekten baya duygulandırdı. O da, 'Bir milletin bu tür eserlerinde asla bu tür yatırımlardan asla tasarruf olmaz. Çünkü bunlar bir milletin şanıdır, bir milletin büyüklüğünün ifadesidir" dedi.

Tüm Haberler