15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Gazilik Unvanını Ziyadesiyle Hak Eden Antep, Bugün de Zor Durumdaki Kardeşlerine Sahip Çıkarak Ensar Unvanını Alıyor”

07.03.2015
“Gazilik Unvanını Ziyadesiyle Hak Eden Antep, Bugün de Zor Durumdaki Kardeşlerine Sahip Çıkarak Ensar Unvanını Alıyor”

Gaziantep Demokrasi Meydanı’nda toplu açılış ve temel atma törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan; tarihi, kültürü, sanayisi, ticareti, sofrası ve insanıyla Gaziantep’in, Türkiye’nin ve bölgesinin “parlayan yıldızı” olduğunu kaydederek, “İnanın bugün kucak açtığınız misafirlerimiz, sizin bu alicenaplığınızı bir efsane gibi nesiller boyu anlatacaktır. Gaziantepliler bize sahip çıktı, Hataylılar bizi bağrına bastı, Şanlıurfalılar bize kucağını açtı diyecekler. Bu hissiyatı oluşturmak ancak gönül ile mümkündür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep Demokrasi Meydanı’nda toplu açılış ve temel atma törenine katıldı.

Törende yaptığı konuşmaya, “Antep dün düşmana karşı verdiği kahramanca mücadele ile Gazi unvanı almıştı. İlçelerine adını verdiği Şahinbey ve Şehit Kamil ile efsanesi hala kulaktan kulağa anlatılan Karayılan’ıyla Antep, gazilik unvanının hakkını ziyadesiyle vermiş bir şehrimiz. Bugün de Antep, dar zamanlarında, zor zamanlarında kardeşlerine sahip çıkarak, ensar unvanını alıyor” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün, ‘Vurun Antepliler namus günüdür’ diyerek gönüllerde taht kurmuştunuz, bugün de kardeşlerinize, muhacirlerinize sahip çıkarak yine gönüllerde taht kuruyorsunuz. O bakımdan bu şehir farklı bir şehir, ne mutlu size” dedi.

 

 

“GAZİANTEP, TÜRKİYE’NİN VE BÖLGESİNİN ‘PARLAYAN YILDIZI’”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep'i, tarihi, kültürü, sanayisi, ticareti, sofrası ve insanıyla Türkiye'nin ve bölgesinin “parlayan yıldızı” olarak her yerde örnek gösterdiğini belirterek şunları söyledi: “Çünkü siz şartlar ne olursa olsun, ne özgürlüğünüzden ne de emeğinizden, ekmeğinizden vazgeçmeyeceğinizi ispat ettiniz. 95 yıl önce kapınıza dayanan düşmana karşı mertçe duruşunuzla bunu ispat ettiniz. Ardından kapınıza dayanan yokluğa, yoksulluğa karşı alnınızın teriyle, becerinizle, çalışkanlığınızla durarak bu duruşunuzu ortaya koydunuz. Daha sonra çevreniz terör ateşiyle yanarken birliğinizi, beraberliğinizi muhafaza ederek bunu ortaya koydunuz.”

Gazianteplilerin, Suriye'deki çatışmalardan kaçarak Türkiye'ye sığınanların da yanında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'de bazı siyasiler sıkılmadan utanmadan 300 bine yakın insanı katleden bir katil Esed'i gidip ziyaret edebiliyorsa ülkemizde hala nelerin olduğunu iyi düşünmemiz lazım, kimlerin olduğunu iyi düşünmemiz lazım. Unutmayın zulme rıza zulümdür. Zulmün, zalimlerin yanında yer alanlar onlar da zalimdir" dedi.

“TÜRKİYE, MAZLUM VE MAĞDURLARIN YANINDA YER ALDI VE ALMAYA DEVAM EDECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin mazlumların ve mağdurların yanında yer aldığını ve bunu sürdüreceğini vurgulayarak, "Çünkü bizim ecdadımız tarih boyunca, hep zalimlerin karşısında durdu, mazlumların yanında yer aldı ve o ecdadın torunları olarak bizler de aynen mazlumların yanında durmaya devam edeceğiz. Bir gün şartlar değişecek, o kardeşleriniz size sığındığında, onları bağrınıza basarak nasıl Ensar görevini yerine getirdiyseniz inşallah şart değiştiğinde unutmayın, onlar Suriye'den size farklı seslenecekler. 'Bizim Türk kardeşlerimiz bizi yalnız koymadılar, onlar bizi yalnız bırakmadılar. Onlar bizimle beraber oldular, kapılarını açtılar, çorbasını paylaştılar' diyecekler. Seninle iftihar ediyorum Gaziantep. Rabbim sizlerden razı olsun. Ben Esmaları selamlıyorum, Esmaların yanında duranları selamlıyorum. Çünkü onlar da mazlumdu. Onlar da ne yazık ki zalimlerin attıkları bombalarla, toplardan çıkan mermilerle şehit oldular. Gönlünüzde ne muradınız varsa Rabbim hepsine kavuşmayı nasip etsin. Ama yetmez, ilgili bakanlıklarımızla, ilgili kurumlarımızla, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek daha sistemli, daha düzenli, daha bilinçli hizmetler ortaya koymalıyız. Bize yakışan budur. Ben sizlerin bunu da başaracağınıza, hayata geçireceğinize inanıyorum” diye konuştu.

“BU SEVGİ, İLGİ VE DESTEK OLDUĞU SÜRECE KİMSE BİZİ MİLLETE HİZMET YOLUNDAN ALIKOYAMAZ”

Gazianteplilerle geçen yılın Mart ve Ağustos aylarında unutulmaz mitinglerle bir araya geldiğini hatırlatan Erdoğan, Gaziantep halkına "10 Ağustos seçimlerinde yüzde 60'ın üzerinde bir oy oranıyla bu kardeşinize sahip çıktınız, cumhurbaşkanlığı makamına layık gördünüz. Sizlere teşekkür ediyorum, her birinize şükranlarımı sunuyorum" sözleriyle teşekkür etti. Bu sevgi, ilgi ve destek olduğu sürece kimsenin kendisini millete, memlekete hizmet yolundan alıkoyamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi muhalefet partileri çıkmış 'Cumhurbaşkanı'nın meydanlarda ne işi var' diyorlar. Bunlar herhalde, Çankaya'da oturup imza atan cumhurbaşkanlarına alışmışlar, onlar öyle devam etsin istiyorlar. Kusura bakmasınlar, Sayın Gül'ü tenzih ederim, ama ne dedik biz 'Biz, yan gelip yatan, oturup seyreden bir cumhurbaşkanı olmayacağız' dedik. 'Biz farklı bir cumhurbaşkanı olacağız' dedik. Çünkü bizi bu makama millet bizzat kendisi gönderdi" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, "Dünya kazan, biz kepçe olacağız" sözlerini hatırlatarak, bu yüzden bir gün Afrika, bir gün Latin Amerika, bir gün Suudi Arabistan ve bir gün Avrupa'ya gittiğini söyledi. Çalışmalarına devam edeceklerini, durmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Beyler konuşmamızdan rahatsız oluyorlar. Eğer bu muhalefet benim sözlerimden rahatsız oluyorsa doğru yoldayız demektir. Onlar alkışladığı gün o zaman ben kendimi check etmem lazım, bir sıkıntı var demektir" ifadesini kullandı.

“BİZ CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI’NI MİLLETİN EVİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir anlayışın olamayacağına dikkati çekerek, "Davet edersin davete gelmezler, milletin makamına, evine gelmezler. Milletin evini 'kaçak saray' olarak tanımlarlar. Onlar öyle tanımlaya dursun, biz şu anda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı 'milletin evi' olarak tanımladık. Bir-iki sene sonra orası 'Cumhurbaşkanlığı Sarayı' değil 'Cumhurbaşkanlığı Külliyesi' olarak hizmet verecek. Çünkü artık orada Cumhurbaşkanlığı makamı, bir kongre merkezi, bir büyük cami, çok amaçlı toplantı ve sergi salonlarıyla beraber yine onun yanında Türkiye'nin en büyük kütüphanesini kuruyoruz. 5 milyon cilt kitap alacak bir kütüphane, Cumhurbaşkanlığı kütüphanesi. Buralar 24 saat halkımıza açık. Çünkü buralar milletin evi ve Cumhurbaşkanlığı külliyesi" dedi.

GAZİANTEP’E YAPILAN YENİ YATIRIMLAR

Ne zaman önleri kesilmek istense, haksızlık yapılsa yanlarında her zaman milletin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunca badireye, tezgaha, oyuna rağmen bu yolculuğun devam ettiğini, bugün milletin sayesinde dimdik ayakta olduklarını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplamda 42 kalemde eser ve hizmeti Gaziantep'e kazandırdıklarını bildirdi. Millî Eğitim, Sağlık, Aile ve Sosyal Politikalar, Kültür ve Turizm, Gıda, Tarım ve Hayvancılık ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının hizmetleriyle ilgili açılışlar yapılacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilave olarak TOKİ, Vergi Dairesi Hizmet binası, Büyükşehir Belediyesince inşa edilecek toplam 76 trilyon lira yatırım bedeli olan projelerinin olduğunu da anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılacak hizmetlerin hayırlı olmasını diledi ve emeği geçenlere teşekkürlerini iletti. Türkiye'nin çok önemli bir dönemden geçtiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çevremiz adeta ateş çemberi. Suriye de kendi halkına zulmeden bir zalim, ülkenin yıkımı, yüzbinlerce insanın ölümü, milyonlarca insanın perişanlığı pahasına koltuğunda oturmaya devam ediyor. Türkiye'den de birileri gidiyor bunları tebrik ediyor. Irak'ta bir yandan DAİŞ tehdidi diğer yandan mezhep fanatizmi, öteki taraftan etnik hırsla ülkeyi adeta paramparça etmiş durumda" değerlendirmesinde bulundu.

“HİÇBİR KARDEŞİMİZİ ATEŞİN İÇİNDE KENDİ HALİNE TERK EDEMEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna ve Kırım'daki sorunlara da değinerek, kendi çevrelerinde böyle bir tabloyu asla istemediklerinin altını çizdi. Tarihi, kültürel ve sosyal olarak çok güçlü bağları olan ülkeler ve orada yaşayanlarla barış, huzur ve güven içinde bir gelecek arzu ettiklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle sürdürdü, "Komşularımız bu durumdayken bize rahat, konfor içinde yaşamak yakışmaz. Onların dertleriyle dertlenmek, sıkıntılarının çözümü için elimizi uzatmak zorundayız. Gerekiyorsa ekmeğimizi paylaşacağız, bölüşeceğiz ama mutlaka kardeşlerimizin, dostlarımızın, komşularımızın yanında olacağız. Ülkemizi bu ateşin içine çekmek isteyenlere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Ama hiçbir kardeşimizi de bu ateşin içinde kendi haline terk edemeyiz. Türkiye bu ikisini bir arada yapabildiği için büyük devlettir. Bizden çok daha zengin, çok daha fazla imkânları olan Batılı ülkeler, bölgedeki savaşlardan, huzursuzluklardan kaçıp, güvenli yer arayan mültecileri deniz ortasında ölüme terk ediyorlar. Biz bugüne kadar ölümden, sefaletten kaçan hiç kimseye kapımızı kapatmadık. Koskoca Avrupa'da ne kadar mülteci var biliyor musunuz? 200 bin. Türkiye'de ne kadar var? 2 milyon. Farkı görebiliyor musunuz? Avrupa'nın tamamında 200 bin, bizde ise 10 katı, 2 milyon. Hani bunlar çok zengindi? Bunların çok paraları vardı. Mesele insanlık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mültecilere hizmete devam ettiklerini belirterek, Suruç'ta yeni bir kamp açtıklarına da kaydederek, "Bunlar Kürt'tür demedik, bunlar Arap'tır demedik gönlümüzü açtık çünkü biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven bir medeniyetin mensuplarıyız. Kapımızı kapayamayız. Bunu çok daha paramız olduğu, imkânımız olduğu için değil vicdanımız, ahlakımız, tarihimiz, kültürümüz, inancımız böyle gerektirdiği için yaptık" dedi.

“BUGÜN KUCAK AÇTIĞINIZ MİSAFİRLER, ALİCENAPLIĞINIZI BİR EFSANE GİBİ NESİLLER BOYU ANLATACAK”

Bundan sonra da gelenlere kapıları asla kapatmayacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mesele sayı değildir, mesele bu irfana sahip olmaktır, bu idrake sahip olmaktır. İnanın bugün burada sizlerin şu kucak açtığı misafirlerimiz, sizin bu alicenaplığınızı bir efsane gibi nesiller boyunca anlatacaktır. Gaziantepliler bize sahip çıktı, Hataylılar bizi bağrına bastı, Şanlıurfalılar bize kucağını açtı, bunu söyleyecekler. Kadirşinaslıklarını gösterecekler, bu duygu parayla ölçülmez. Bu hissiyatı oluşturmak ancak gönülle kalple yürekle mümkündür" diye konuştu. Neşet Ertaş'ın "Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez, Gönülden gönüle gider yar oy yol gizli" şeklindeki şarkı sözlerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "O yol görünmez. Gerçekten de bu gönülden gönüle giden bir yoldur. Bunu parayla, pulla, maddi imkânla, küçük çıkarlarla, basit menfaatlerle ölçmeye, tartmaya kalkan, bu milletin gönlünden ebediyen silineceğini bilmelidir" dedi. Milletin 200 yıldır sürekli büyük acılar yaşadığını, savaşlar verdiğini, bir yerden bir yere gitmek zorunda kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kırım'da Kafkasya'da, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Orta Doğu'da dedelerimiz hep bu acıları yaşadı" dedi.

“ÇANAKKALE’DE O MUHTEŞEM DİRENİŞİ VERİRKEN BUGÜN KUCAK AÇTIĞIMIZ KARDEŞLERİMİZ BİZİMLE BİRLİKTEYDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çanakkale'de, o muhteşem direnişi, o muhteşem savaşı verirken bugün kucak açtığımız tüm kardeşlerimiz bizimle birlikteydi. Çanakkale'deki o kabristanı, şehitlikleri gezdiğiniz zaman hep onları görürsünüz. Balkanlardan gelenleri görürsünüz, ta Asya'dan gelenleri görürsünüz" diye konuştu. Bu mücadelelerin kolay olmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hemen yanımızdaki siperde onlar da dedelerimizle birlikte şehit olmuşlardı. Diğer yanda kolunu, bacağını, gözünü cephede bırakıp boynu bükük milletine dönen onlardı. Hemen önünde, hücuma kalkan birlikler saf saf şahadet şerbetini içerken tevekkülle Kur'an'ını okuyan, duasını eden, yapılan dualara âmin diyerek iştirak eden yine onlardı. Son bağımsız devletimizi kurmak için verdiğimiz Kurtuluş Savaşı'na, parmağındaki yüzüğünü, evindeki son kuzusunu, varını, yoğunu satarak katkıda bulunan yine onlardı. Suriye'deki kardeşlerimizdi, Afganistan'daki kardeşlerimizdi, Pakistan'daki kardeşlerimizdi, ta Hindistan'daki Müslüman kardeşlerimizdi. Bu insanlar asla el değil, bu insanlar asla öteki değil, bu insanlar asla yabancı değil, bu insanlar biziz, biz. Biz neysek, onlar da o" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aramızdaki sınırların şurada kaç yıllık geçmişi var. Düne kadar Halep neyse Antep oydu, Urfa neyse Rakka oydu, Hatay neyse Lazkiye oydu, öte tarafta Edirne neyse Varna oydu, Tekirdağ neyse Filibe oydu, Çanakkale neyse Selanik oydu, aynı şekilde Artvin neyse Batum oydu, Iğdır neyse Nahçıvan oydu" değerlendirmesinde bulundu. Meseleye bu açıdan bakmayanların, kendi tarihine, medeniyetine, kültürüne yabancılaşanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz asla kendimize yabancılaşmadık, yabancılaşmayacağız" dedi.

“ANALAR AĞLAMASIN DİYE BAŞLATTIĞIMIZ ÇÖZÜM SÜRECİ, NİHAİ AŞAMAYA GELMİŞTİR”

Gaziantep'in kendi tarihine, medeniyetine, kültürüne sahip çıkma konusunda daima örnek olduğunu ve bugün de örnek olacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevrede bu olaylar olurken, ülkede de çok ciddi bir meseleyi, sıkıntıyı çözme yolunda önemli mesafe kat ettiklerini anlattı. "Demokratik açılım" diye başladıklarını, ardından Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi olarak bunu güçlendirdiklerini, tahkim ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak Çözüm Süreci adıyla nihai aşamaya getirdiklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Analar ağlamasın diye çıktığımız bu yolda önemli bir dönüm noktasına ulaştık. Şunu bütün samimiyetimle ifade etmek isterim ki biz sadece ve sadece milletimiz için, milletimizin kardeşliği, geleceği için bu süreci başlattık. Sabırla bugüne kadar yürüttük. Söz verdiler, tutmadılar. Söz verdiler, tersini yaptılar. Söz verdiler, hiç öyle bir şey yokmuş gibi davrandılar. Provoke ettiler, 6-7 Ekim'de vatandaşı sokağa döktüler, vatandaşımızın dükkânlarını yaktılar, araçlarını yaktılar, kamunun araçlarını yaktılar, belediyenin araçlarıyla kanallar açtılar, sabote ettiler, tahrik ettiler, tahkir ettiler. İnanın bütün bunlara hep sabrettik. Niye sabrettik? Ülkemiz bu bunalımı yaşamasın. 'Bunu da atlatacağız' dedik. İnanın bunlara farklı muamele de yapılabilirdi ama yapmadık" dedi.

“SÜREÇ BUGÜNE KADAR SAĞ SALİM GELDİYSE BUNDA EN BÜYÜK PAY MİLLETİMİZE AİTTİR”

Ülkeye huzuru, refahı getirmek, bunu tahkim etmek, başarmayı dert edindiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeri geldi kan kustuk, baldıran zehri içtik, kızılcık şerbeti içtik, yola böyle devam ettik. Boğazımıza düğümlenenleri yuttuk. Neden? Çünkü bu işin sonunda ülkemizin ve milletimizin kadim bir meselesinin çözümü vardı. Bugüne kadar pek çok yöntemin denendiği bu süreç içerisinde, kanın, acının, gözyaşının sel olup aktığı bir meseleyi demokrasi içinde, insan hakları temelinde, hak ve özgürlükler ekseninde çözme imkânı yakalamıştık" değerlendirmesinde bulundu. Hem bölgedeki hem de kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına ülkenin her köşesindeki insanların kedilerine inandığını, güvendiğini ve desteklediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Süreç bugüne kadar sağ salim geldiyse bunda en büyük pay, tüm tahriklere rağmen sağduyusunu, vakarını, izanını, irfanını kaybetmeyen milletimize aittir" dedi. Sürecin şimdi yeni bir aşamasına geldiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep'in bu noktada dik durduğunu, oyunlara gelmediğini, tam aksine oyun bozduğunu söyledi.

“ÇÖZÜM SÜRECİ; HUZUR, GÜVEN, İSTİKRAR VE REFAHIN GÜVENCESİNİ SAĞLAYACAK BİR İMKÂNDIR”

Kendilerinin sabrettiğini, beklediğini, takip ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar onlara rağmen bu süreç ilerlediyse, şimdi de onlara rağmen bu sürecin nihai hedefine ulaşabileceğine inanıyoruz. Onlara kalsa Türkiye bugün yeniden kanın ve gözyaşının hâkim olduğu bir yere dönüşecekti. Milletimiz buna izin vermedi, en başta bölge halkı buna izin vermedi. İnanıyorum ki bu aşamada da yine milletimiz, bölge halkı meseleye sahip çıkacak ve gereğinin yapılmasını sağlayacaktır" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için annelere, babalara, kardeşlere, ağabeylere ve ablalara büyük görev düştüğünü bildirerek, "Çünkü bugüne kadar canı yanan onlar oldu. Öyle mi? İstiyoruz ki bundan sonra bu can artık yanmasın. Gençlerimize, çocuklarımıza büyük görevler düşüyor. Çünkü onların gelecek için hayalleri var, hedefleri var. Bunun için de huzura, güvene, istikrara, refaha ihtiyaç var. Çözüm Süreci, işte bunların hepsinin güvencesini sağlayacak bir kapıdır, imkândır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep'in Çözüm Süreci'nin bir modeli olduğunu ifade ederek, bölge insanının, tüm çeşitliliğiyle, tüm farklılığıyla Gaziantep'teki gibi yan yana, barış, huzur, sevgi, saygı içinde yaşamasını sağlamak istediklerini dile getirdi. Gaziantep'in, böyle bir iklimde "dünya çapında marka şehir olabileceğini" ifade ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu işin sonunda ne olacak diyenler varsa gelsinler Gaziantep'e baksınlar. Ne olacağını görsünler. Gaziantep'te huzur var mı? Gaziantep'te dayanışma var mı? Modern bir şehir bilinci var mı" değerlendirmesinde bulundu.

“78 MİLYON İNSANIMIZA HANGİ İMKÂNI VERİYORSAK BÖLGEDEKİ İNSANIMIZA DA AYNI ŞEYLERİ VERİYORUZ”

Ülkeyi, milleti çok sevdikleri için bu süreçte ısrarlı olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Yoksa öteki türlüsü çok kolay. Ama çözüm olmadığını, 40 bin can vererek, 100 milyarlarca doları dağlara gömerek gördük" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şundan emin olun kardeşlerim, kimsenin kimseye bir şey verdiği yok. Biz 78 milyon insanımızın her birine hangi hakkı, hangi imkânı veriyorsak bölgedeki insanımıza da yılların ihmalini, yanlışlarını telafi ederek aynı şeyleri veriyoruz. Ne bir eksik, ne bir fazla" ifadelerini kullandı. Gaziantep'in bu modellik özelliğine sahip çıkmalarını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep sağlam durursa bu meselenin çözümünün iki kat kolaylaşacağını, bir gevşeme, aksi yönde bir kıpırdanma olursa işlerinin iki kat zorlaşacağını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazianteplilere "Ben sizlerin bu kesrette vahdet anlayışını, farklılık içinde birlik olabilme vasfınızı güçlendirerek devam ettireceğinize inanıyorum" diye seslendi.

“KADİM BİR MEDENİYETİN MENSUPLARI OLARAK HER ALANDA BİNLERCE YILLIK BİRİKİME SAHİBİZ”

Kadim bir medeniyetin mensupları olarak her alanda yüzlerce, binlerce yıllık bir geçmişe, birikime sahip olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti, bizim ilk değil, son devletimiz. Bu devleti gerçekten çok zor şartlarda kurduk. Daha sonra da darbelerle, muhtıralarla, darbe teşebbüsleriyle örülü, zorlu bir yolculuğumuz oldu. Devletimizin yönetim biçimi de işte bu süreçte ihtiyaçlardan ziyade güç dengelerine göre biçimlendi" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin, dünyayla birlikte değiştiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kedilerine düşen görevin, ülkeyi hep daha ileriye götürmek, millete hep daha iyisini verebilmek olduğunu belirtti.

“TÜRKİYE’NİN İHTİYACINI KARŞILAYACAK OLAN SİSTEM, BAŞKANLIK SİSTEMİDİR”

"İşte bu noktada diyorum ki yeni Türkiye'yi arzuluyor muyuz? Güçlü yeni bir Türkiye'yi hedefliyor muyuz" sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi," İşte diyorum ki artık şu andaki mevcut yönetim şekli bize uymuyor. Artık bu gömlek bize dar geliyor. Bu beden, bu gömleğe sığmıyor. Türkiye'nin her alanda hızlanmaya ihtiyacı var. Hızlı karar alacaksınız, hızlı uygulayacaksınız, hızlı netice alacaksınız. Günümüz şartları bunu gerektiriyor. Mevcut sistem buna imkan vermiyor. Öyleyse ne yapmak lazım? İhtiyacımıza uygun, yeni bir yönetim sistemini tartışmamız lazım. Ben de diyorum ki Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak olan sistem, başkanlık sistemidir. Bunu anayasa hazırlıklarında biz o komisyona sunmuştuk ama ne yaptılar? Karşı durdular. Niye? Çünkü biliyorlar ki başkanlık sistemiyle bu ülkede ancak o zamanki iktidar, şu andaki mevcut iktidar yola devam eder."

Başkanlık sisteminin, hem yönetim geleneğine hem de günün şartlarına uygun olduğunu dile getiren Erdoğan, "Belediye Başkanlığı görevimden başlayarak, bilhassa da Başbakanlığım döneminde şunu yaşadım. Davul sizin boynunuzda, sorumluluk sizin üzerinizde ama tokmak başkasının elinde. Böyle bir şey olur mu?" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1960 Anayasası ile kurulan mevcut sistemin, 1980 Anayasası ile iyice yerleştiğini belirterek, "Ne kadar tadilat yaparsanız yapın, ne kadar değişiklik yaparsanız yapın, sistemin ruhundaki çarpıklığı düzeltemiyorsunuz. Bir yamalı bohça, bununla bir yere varamıyorsunuz. Birçok anayasa değişikliği yaptık. Pek çok yasayı değiştirdik. Pek çok kurumun yapısını değiştirdik. Ama nafile, olmuyor" görüşünü bildirdi. Başkanlık sisteminin yeni Anayasa anlamına geldiğini, yeni Anayasanın ise önceden beri verdikleri bir söz olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis'teki şartların bunun gerçekleşmesine izin vermediğini söyledi.

“BU SEÇİM, YENİ ANAYASA, BAŞKANLIK SİSTEMİ VE ÇÖZÜM SÜRECİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ”

Başbakan olduğu dönemde, 2011 seçimlerinden sonra Meclis'te komisyon kurduklarını, milletvekili oranları yüzde 60 olmasına karşın bu komisyonda yüzde 25 ile temsil edildiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Derdimiz üzümü yemekti, bağcıyla işimiz yoktu. Milletçe üzümü yiyelim istedik ama karşı durdular. Yani 320 milletvekili olan o zaman bizim partimiz 3 kişiyle temsil ediliyor, 30 milletvekili olan o da 3 kişiyle temsil ediliyor. Bu kadar fedakârlık yaptık. Bunları dert etmedik. Biz Türkiye'yi yeni anayasasına kavuşturmak için tüm gücümüzle çalıştık. Netice alamadık çünkü diğerlerinin öyle bir derdi, amacı yok. Onlar 'nasıl olur da suçu diğer tarafın üzerine atarak bu işin içinden sıyrılırız' bunun derdine düştüler. Komisyon samimi, dürüst çalışmayınca netice de çıkmadı. Şimdi ne diyoruz, 7 Haziran'da bir seçim var mı? Bu seçimde Türkiye'yi, yeni Türkiye hedeflerini, yeni anayasasına, başkanlık sistemine, çözüm sürecini güçlendirerek kavuşturmak için hazır mıyız? Kardeşlerim, 400 milletvekilini verin ve bu iş huzur içinde çözülsün." "Buna hazır mısınız" sorusuna kalabalıktan "evet" cevabını alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öyleyse ciddi manada çalışmanız lazım. Bu konuda yapılmış epeyce çalışma var zaten. Seçim sürecinde yapılan tartışmalarla mesele daha da somutlaşacak, daha da netleşecek. Ben buna inanıyorum. Yeni Meclis hemen kolları sıvayıp bu meseleyi gündemine alacak" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis'teki İç Güvenlik Paketi görüşmelerine değinerek, "Meclis'te nelerin olduğunu görüyorsunuz. Düşünün 312 milletvekiliyle iktidar partisi, karşıda 220 milletvekiliyle muhalefet elinden geleni yapıyor, kavga, gürültü, ön kesiyorlar ve Meclis Başkanvekili bir hanımefendiye nasıl saldırdıklarını görüyorsunuz. Muhalefet yasa çıkarmak için yok. Yasaların çıkmaması için var. Ben yeni Anayasa deyince, başkanlık sistemi deyince birileri sanıyor ki bunlar benim tapulu malım olacak. Ondan sonra da ben bunları alıp mezarıma götüreceğim. Yok, bunların hepsi bu ülkenin olacak, bu milletin olacak. Mesele bu, bunu yapmaya çalışıyoruz. Hepimiz fani insanlarız. Bu gök kubbede hoş bir seda bırakabilirsek ne mutlu bize. Eninde sonunda hak tecelli edecek, biz de rahmeti rahmana kavuşacağız. Kefenin cebi olmadığı için başkanlık sistemini alıp öteki tarafa götürecek halimiz de yok. Biz ülkemiz için, milletimiz için, istikbalimiz için bunu istiyoruz" dedi. “Yeni Türkiye, yeni Anayasa, başkanlık sistemi" derken 2023 hedeflerini, 2053'ü, 2071'i hayal ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz o günleri görmeyeceğiz ama torunlarımız hiç olmazsa o günleri yaşasınlar diye bunu düşünüyorum, hayal ediyorum. Aslında bu konuda geç bile kalındı. Bugüne kadar Türkeş'ten, Erbakan hocamıza, bakın altını çiziyorum: Türkeş, 'başkanlık sistemi' dedi. Şimdi onun izinden gittiğini söyleyenler bunun karşısına dikiliyor" diye konuştu.

“TÜM TÜRKİYE’YE SESLENİYORUM: GELİN TÜRKİYE’NİN BU BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜNE DESTEK VERİN”

Turgut Özal'dan, Süleyman Demirel'e pek çok liderin başkanlık sistemi arzusunu dile getirdiğini, bunların hep kayıt altında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Aslında 2002'den beri yapılan her seçim, her referandum, milletimizin bu yöndeki değişim arzusunun bir ifadesidir. Bu meseleyi bugüne kadar geciktirenler ülkemize ve milletimize karşı büyük vebal içindeler. Buradan Gaziantep'ten, Demokrasi Meydanı'ndan tüm Türkiye'ye, tüm vatandaşlarıma sesleniyorum, gelin Türkiye'nin bu büyük dönüşümüne destek verin. Türkiye'nin yeni anayasasına, başkanlık sistemine kavuşmasına vesile olun. Bunu sağlayacak Meclis'i oluşturun ve tarihi görevinizi yerine getirmiş olun. 12 yıldır Türkiye'nin vesayet zincirlerini birer birer kırmasını sağlayan bu millet, inanıyorum ki yeni Türkiye hedefiyle, yeni anayasa ve başkanlık sistemiyle tüm bunları taçlandıracaktır. Kendi oylarıyla Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanını seçen bu millet, inanıyorum ki bu ülkenin ilk başkanını da uzak olmayan bir gelecekte seçme iradesini gösterecektir." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gaziantep başkanını seçmek istiyor mu?" diye sordu, vatandaşların "evet" cevabı üzerine, "Maşallah, 81 vilayetimizin hepsinden de aynı coşkunun, aynı inancın, aynı sesin yükseleceğine inanıyorum" dedi.

“KADINA ŞİDDET, İNSANLIĞA İHANETTİR”

Pazar günün Dünya Kadınlar Günü olduğunu hatırlatan Erdoğan, yarın kadına şiddete karşı koymanın önemli bir sıçrama günü olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mücadeleyi de birlikte sürdüreceklerini dile getirerek, "Kadına şiddet, insanlığa ihanettir. Bu mücadeleyi hep birlikte tarih boyunca kadınlar verdi, şimdi birlikte veriyoruz, vereceğiz. Veda Hutbesi'nde Allah'ın bir emaneti olarak kadın, sevgili Peygamberimiz tarafından ifade ediliyor. Bu emanete ihanet yok. İki, kadın makamların en yükseğinde. Nedir o? Anne. Bak, erkek, baba makamların en yükseğinde değil. Cennet annenin ayakları altında, babanın değil. Anneciğimin ayaklarının altını öperdim, O ayağını çekerdi. Çektiğinde 'anacığım' derdim, 'cennetin kokusunu bana çok mu görüyorsun.' Ağlardı. Onun için kim ne derse desin. İnşallah el ele omuz omuza aydınlık yarınlara da beraber yürüyeceğiz. Günümüz hayırlı olsun, geleceğimiz aydınlık olsun inşallah" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, konuşmasının ardından eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç, Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve diğer protokol üyeleriyle kurdele keserek temsili toplu açılışları gerçekleştirdi.

Tüm Haberler