15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Türkiye’yi, Bilgi ve Teknolojiyi İthal Eden Ülke Yerine İhraç Eden Bir Ülke Konumuna Getireceğiz”

07.01.2015
“Türkiye’yi, Bilgi ve Teknolojiyi İthal Eden Ülke Yerine İhraç Eden Bir Ülke Konumuna Getireceğiz”

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nin Sağlık Temel Bilimleri ve Laboratuvarları binasının açılışı ile Esenboğa Külliyesi’nin temel atma törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda bilim, eğitim ve sağlık alanında birçok yapısal adım attığını kaydederek, “Üniversitelerin her türlü bilgi, araştırma ve muhakemenin yapıldığı mekânlar haline dönüşmesini arzu ediyoruz. Akademisyenlerin, öğrencilerin ve üniversitelerin uluslararası başarılarıyla gurur duymak istiyoruz” dedi.

 

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nin Sağlık Temel Bilimleri ve Laboratuvarları binasının açılışı ile Esenboğa Külliyesi’nin temel atma törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda bilim, eğitim ve sağlık alanında birçok yapısal adım attığını kaydederek, “Üniversitelerin her türlü bilgi, araştırma ve muhakemenin yapıldığı mekânlar haline dönüşmesini arzu ediyoruz. Akademisyenlerin, öğrencilerin ve üniversitelerin uluslararası başarılarıyla gurur duymak istiyoruz” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nin Sağlık Temel Bilimleri ve Laboratuvarları binasının açılışı ile Esenboğa Külliyesi’nin temel atma törenine katıldı. 

Bilkent’te gerçekleştirilen törende Rektör Prof. Dr. Metin Doğan tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, milletlerarası hukuka katkıları nedeniyle fahri doktora unvanı verildi. 

Adını taşıyan konferans salonundaki törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan binanın hayırlı olmasını dileyerek, “Az önce Millî Eğitim Bakanımızla ‘kampüs’ kelimesi ile ilgili bir müzakere oldu. ‘Acaba bu isim böyle mi olsa?’ Herhalde buna ‘külliye’ daha güzel olur diye düşündük. Bu yeni dönemde ilk olur, dolayısıyla Esenboğa Kampüsü yerine Esenboğa Külliyesi temel atma töreni çok daha isabetli olur diye düşündük. Bu vesileyle Esenboğa Külliyesi’nin de hayırlı olmasını, inşallah bir an önce tamamlanarak hizmete girmesini temenni ediyorum” dedi. 

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nin proje çalışmalarında Üniversite Rektörü Prof. Dr. Sayın Metin Doğan ve mimarlarla beraber olduklarını ve kendisinin de emeğinin bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Böyle bir tarihî bugüne, bugünü yarına taşıyacak bir külliyenin mimari çalışmalarını da hamdolsun, görme, ona emek verme noktasında bir katkımız oldu” dedi. 

“YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE MESAFE KAT ETTİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tamamlandığında Türkiye’de çok önemli ve kendinden bahsettiren bir proje olacağını anlatarak, bir milyon metrekare kapalı alana sahip olacak külliyenin geleceğin güçlü nesillerini yetiştireceğini söyledi.  Bu hizmetlerin üniversiteye kazandırılmasında emeği geçen herkesi kutladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2010 yılında kurulan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nin çok hızlı bir şekilde mesafe kat ettiğini, seçkin bir kurum olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini bildirdi. 

“ÜNİVERSİTELER; ARAŞTIRMANIN, GELİŞTİRMENİN VE YENİLİKÇİLİĞİN KALESİDİR”

Esenboğa Külliyesi’nin tamamlanarak arzu edilen fizikî altyapı oluşturulduğunda üniversitenin çok daha ileri seviyelere ulaşacağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yılın sonunda ilk etabının açılışını gerçekleştireceğimiz bu külliye, diğer üniversitelerimiz için de örnek teşkil edecek bir eğitim yuvası olarak faaliyet gösterecektir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin her alanda kalkınmasına, ilerlemesine, büyümesine katkı sağlayacak yükseköğretim kuruluşlarına; üniversitelere, fakültelere, öğretim üyelerine,  öğrencilere ihtiyaç bulunduğunu işaret ederek, “‘İstemezükçülük’ belki zaman zaman siyasetin dili olabilir, ama asla üniversitenin, üniversite mensuplarının dili, üslubu ve tarzı olamaz, olmamalıdır. Üniversite dediğimiz kurum, eğer araştırmanın, geliştirmenin, yenilikçiliğin kalesi ise ona yakışan da bu doğrultuda hareket etmektir. Yıldırım Beyazıt Üniversitemiz işte tam da böyle bir yükseköğretim kurumu olarak kuruldu ve aynı doğrultuda gelişmesini sürdürüyor” dedi. 

“ZİHİNLERİ ZENGİNLEŞTİRMESİ GEREKEN ÜNİVERSİTELER ‘ZİHİN FORMATLAMA’ ARACI OLARAK KULLANILDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitenin, ülke içindeki ve uluslararası alandaki başarılarıyla gelecekte yeni Türkiye'nin sembol kurumlarından biri haline geleceğine inandığını kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye'de geçmişte her alanda olduğu gibi üniversiteler konusunda da bir vesayet dönemi yaşandı. Bunu bir geçmişi tahlil olarak burada ortaya koymak istiyorum, geleceğe de emin adımlarla yürüyelim istiyorum. Her düşüncenin, araştırmanın, ahlakın merkezi olması gereken üniversiteler, her türlü baskıcı ideolojinin, fikri tasallutun bayraktarlığını yapar hale geldi. Daha da acısı, üniversite öğrencilerinin ellerinde kitap yerine taşlarla, silahlarla, bombalarla birbirlerine saldırdıkları dönemleri yaşadık. Üniversite hocalarının darbelere destek verdiği, ellerinde pankartlarla sokaklarda darbe çağrıları yaptığı dönemlere şahit olduk. Eğitimden, öğrenimden ve kendilerini yetiştirmekten başka amacı olmayan öğrencilerin, 'Bizim istediğimiz formata uymuyorsun' denilerek fakülte binalarına, üniversite kampüslerine sokulmadığı günleri gördük. Zihinleri zenginleştirmesi gereken üniversitelerin 'zihin formatlama' aracı olarak kullanılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtik. Bunların hepsi de Türkiye için, üniversitelerimizin için acı verici, utanç verici, yüz kızartıcı hadiselerdi.” 

Yeni Türkiye yolunda diğer alanlarda olduğu gibi yükseköğretim konusunda da büyük bir değişim, dönüşüm yaşandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, 'İlim, Müslümanın yitiğidir' anlayışının, böyle bir medeniyet anlayışının mensuplarıyız. Müslüman bunu nerede bulursa, alır. Böyle bir medeniyetin evlatları olarak biz bu çalışmayı yapacakken, 'Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya’ anlayışıyla ötelenen, itilen böyle bir nesil geldi, ne yazık ki bu ülkede geldi ve geçti. Ben evlatlarımı bu ülkede okutamadım, ne yazık ki yurt dışına göndermek durumunda kaldım. Niye? Başı örtülü olarak üniversiteye sokulmadıkları için. Neden? Katsayı engeline takıldıkları için. Ama ne oldu, işte bu tür hırsızlar bizi mal sahibi yaptı. Evlatlarımız da dışarıda gayet iyi yetiştiler, güçlü oldular. Öz güvenleri çok daha farklı bir şekilde tekrar öz vatanlarına döndüler.” 

“ÜNİVERSİTELERİMİZ BİLİM ALANINDA DA DÜNYA ÜNİVERSİTELERİYLE REKABET EDER HALE GELECEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitelerin her türlü bilginin, araştırmanın ve muhakemenin yapıldığı mekânlar haline dönüşmesini arzu ettiklerini, üniversitelerin, akademisyenlerin, öğrencilerin uluslararası başarılarıyla gurur duymak istediklerini belirterek, “İlk 500'ün içerisinde niçin Türkiye'den 50 üniversite görmeyelim? Artık hamdolsun 81s vilayetin 81’nde 176 üniversitesi olan bir ülkeyiz. Nüfusu 77 milyon bir ülkeyiz. Öyleyse bizim üniversitelerimiz bilim alanında da dünya üniversiteleriyle rekabet eder hale gelecektir. Sakın zaafa düşmeyin, bunu başaracağız. Er veya geç başaracağız. Bu işin hiç lamı, cimi yok, bunu başaracağız. Bu işi halledeceğiz. Biz size inanıyoruz. Sizin de kendinize güvenmenizi istiyoruz. İşte birçok yabancı dil ile artık hazırlık sınıfları vesaireler. Bunlar aşılmak suretiyle inşallah bilimi en güzel, en üst seviyede yapma noktasında ne gerekiyorsa bunu yapacağız, Bakanlığımızın, YÖK’ün yurt dışına yurtdışına öğrenci gönderme olay, aynı şekilde devlet olarak bizler yurt dışına görevlileri gönderme noktasında her türlü adımı attık, atıyoruz ve atacağız. Niye? Dedik ya; ‘Müslüman’ın yitiğidir, nerede bulursa alır.’ Japonya’ya gönderilecekse orası, Rusya, Amerika, İngiltere, Malta her yere göndereceğiz. Niye? Bu işi başarabilelim. Zaman zaman bunun eksiklerini, şahsen Başbakanken de çok çektik. Gittiğimiz birçok yerde bunun sıkıntılarını gördük. Ama gelişmeler bizim geleceğe olan umudumuzu artırıyor” diye konuştu. 

SULTANAHMET’TEKİ MENFUR SALDIRI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Sultanahmet'teki bombalı saldırıya dikkat çekerek şunları söyledi: “Dün Sultanahmet'te olanı gördünüz. Bir kadının canlı bomba olarak oradaki Emniyet Müdürlüğünün turizm polis karakoluna yaptığı saldırıyla bir polisimiz şehit oldu. Kenan kardeşime Allah'tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum. Diğeri için tabii hiçbir şey demeyeceğim. Yaralı kardeşimize de Rabbimden şifalar diliyorum. Acaba bu kadın nasıl böyle yetiştirildi, nasıl bu hale getirildi? Bunu yapmakla ne elde edeceksin? Oradaki Kenan kardeşimizin ne suçu, ne günahı vardı? Türkiye'nin en önemli turizm noktasındaki destinasyonlardan bir tanesi olan Sultanahmet Meydanı'nda böyle bir şeyi yaparak, insanların, turistlerin buraya gelmesini engellemek için mi bunu yaptı? 'Buralar güvenli bölge değil'... Bunu ispatlamak için mi bunu yaptı?  Aynı şekilde Dolmabahçe'de olan. Altı gün önce orada da böyle bir saldırı oldu. Ne yapmak istiyorsunuz, elinize buradan ne geçecek? Bununla ideolojilerinizi bu ülkeye egemen kılacağınızı mı zannediyorsunuz? Taş ve molotof atan veya silah kullanan değil, Türkiye'nin kalkınmasına, gelişmesine, büyümesine katkı sağlayacak projelere, çalışmalara, icraatlara imza atan üniversite öğrencileri görmek istiyoruz. Günlük siyasetin polemikleri içinde yıpranan, itibar kaybeden, bunları istemiyoruz. Bilgi ve birikimleriyle herkesi kendilerine hayran bırakan akademisyenler görmeyi arzuluyoruz. Yeni Türkiye'nin inşasına kendi ajandalarındaki veyahut kendi alanlarındaki birikimleriyle, çalışmalarıyla, üretkenlikleriyle katkı sağlayan üniversitelerle birlikte geleceğe yürümek istiyoruz. Yıldırım Beyazıt Üniversitemiz işte böyle bir üniversite olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Saplantılara, baskılara teslim olmayan pek çok üniversitemiz de aynı yolu takip ediyor.” 

TÜRKİYE’NİN 2023 HEDEFLERİ

Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşma konusunda en büyük desteği üniversitelerden beklediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi, bilgiyi ve teknolojiyi ithal eden, kullanan ülke olmaktan çıkarmanın ötesine geçip bilgiyi ihraç eden bir ülke konumuna getirmek istediklerini aktararak, “Bilgiyi üreten bir ülke konumuna getirmek istiyoruz. Aynı şekilde mühendislikten sosyal bilimlere kadar, yeni Türkiye’nin iktisadi ve sosyal mimarisini biçimlendirecek olan da yine üniversitelerimiz olmalıdır. Bilim toplumun önünde yürümek, ona rehberlik etmek durumunda olan bir yapıdır. Toplumun gerisine düşen bilim her şeyden önce saygınlığını kaybeder, onunla birlikte işlevini de yitirir” dedi. 

YENİ TÜRKİYE’NİN ÜNİVERSİTELERİNİN YENİ VİZYONU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçtiğimiz 12 yılda yaşadığı büyük değişim, dönüşüm sürecine bakıldığında diğer pek çok kurum gibi üniversitelerin de milletin gerisinde kaldığının görüldüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü; “Daha da kötüsü üniversiteler sadece toplumun gerisinde kalmamış, ayın zamanda farklı dönemlerde, farklı vesayet anlayışlarının arıcı haline de dönüşmüştür. Türkiye’nin bir takım güçler tarafından biçimlendirilme çabalarına en büyük desteğin akademisyen sıfatı taşıyan bazı kimseler tarafından verilmesini gerçekten üzüntü verici buluyorum. Yeni Türkiye’nin üniversitelerinde inşallah ne 27 Mayıs ve 12 Eylül sürecinde, ne de 28 Şubat döneminde yaşadığımız üzüntü verici görüntülere bir daha şahit olmayacağımıza inanıyorum.” 

“YARGI VE EMNİYET BÜROKRASİSİ İÇİNDE YUVALANMIŞ OLAN ÇETEYİ MİLLETİN DESTEĞİYLE BERTARAF ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak geçtiğimiz yıl yargı ve emniyet bürokrasisi içinde yuvalanmış bir çetenin başını çektiği demokrasi darbesi teşebbüsünü de milletin desteği ve ferasetiyle bertaraf etmeyi başardıklarını dile getirerek, “Bu yapının özellikle hedef aldığı yerlerden birinin de üniversitelerimiz olduğunu biliyoruz. Devletimizin ve milletimizin bekası için tüm kurumlarımızın mutabakatıyla resmen tehdit olarak tanımlanan bu yapının diğer yerlerle birlikte üniversitelerdeki etkinliğini de sona erdirme kararındayız. Diğer vesayet odakları yanında bu yapının da Türkiye’nin geleceğinde yeri olmadığını buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu can bu tende oldukça bu yapıya karşı mücadelemi sürdüreceğim bunu açıkça söylemek istiyorum” dedi. 

“TÜRKİYE’Yİ EĞİTİM, SAĞLIK, ADALET VE EMNİYET TEMELLERİ ÜZERİNDE YÜKSELTECEĞİZ”

Bundan 12 yıl önce milletin teveccühü ile ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiklerinde Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet, emniyet temelleri üzerinde yükselteceklerinin sözünü verdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O zamanlar millî bütçeden eğitime ayrılan pay geri sıralardaydı. Ama biz bunu birinci sıraya çıkardık. Personelde aynı şekilde birinci sıraya çıkardık ve halen de böyle devam ediyor. Çünkü eğitimde öyle veya böyle başarılı olmaya mecburuz. Bunu halletmeye mecburuz. Hamdolsun bu sözümüzde durduk. Sağlıkta da aynı şekilde. İdeali yakalamak üzereyiz, yakalayacağız. Hele hele bu şehir hastaneleriyle birlikte bu olay çok daha farklı bir konuma gelecek. 235 bin yeni derslik yaptık ve sınıflardaki öğrenci sayısını 70-80’li rakamlardan hamdolsun 30’lu rakamlara indirdik, hatta altında olan sınıflar var. Hiçbir evladımız maddi imkânsızlık sebebiyle eğitimden mahrum kalmasın diye ihtiyacı olan tüm öğrencilerimize, kredi ya da burs muhakkak verdik. Geri döndürmek yok dedik. Bugün ilköğretimden ortaöğretime, üniversiteye, yüksek lisansa, doktoraya kadar eğitimin tüm kademelerindeki öğrencilerimiz için güçlü bir destek sistemi var. Bir dönem Türkiye’de en büyük sorun üniversite eğitimiydi, daha sonrası bu imkânı elde edebilmekti. Sınava giren her 20 kişiden 10 kişiden ancak 1 tanesi, bakınız istediği yerde öğrenim görmeyi demiyorum üniversiteye kayıt yaptırma hakkını elde ediyordu. Biz bu çarpıklığa dur dedik. Yığılma nerede diye baktık, üniversiteye girişte olduğunu gördük. Hemen kolları sıvadık, 76’dan aldığımız üniversite sayısını 100 ilaveyle 176’ya çıkardık. Bugün üniversite imtihanlarına giren öğrencilerimizin %80’inin yerleşebileceği kadar kontenjan verdik. Artık üniversitede kayıt olabilecek kadar yer bulabilmekte değil, en cazip bölümleri en iyi fakülteleri en beğenilen üniversiteleri seçme konusunda hamdolsun Türkiye’de bir yarış var” diye konuştu. 

“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ İÇİN ÖNCELİKLİ GÖRDÜĞÜMÜZ BİR DİĞER ALAN DA SAĞLIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geleceği için öncelikli gördükleri bir diğer alanın da sağlık olduğunu belirterek, konuya ilişkin olarak şöyle konuştu: “Burada da çok büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik. Burada açılışını yaptığımız tıp fakültesi ve sağlık bilimleri fakültesi ile uygulama birimi olan hemen yakınımızdaki Atatürk Eğitim Araştırma hastanesi bunun en güzel örneklerinden biridir. Hem yetişmiş insan kaynağı, hem fizikî altyapı hem de işleyiş bakımından ülkemizin sağlık sistemi pek çok ülke tarafından örnek alınan, incelenen takdir edilen bir düzeye geldi. Açık söylüyorum bugün ülkemizde verilen sağlık hizmetlerinin kalitesini ve yaygınlığını Avrupa’da ve Amerika’da dahi bulabilmeniz zor. Nitekim artık ülkemize Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından sağlık hizmeti için akın akın insanlar geliyor. Teşhis için, tedavi için bizim vatandaşlarımız yurt dışına gittiği günlerden, hamdolsun bugün yurt dışından insanların ülkemize geldiği günlere ulaştık. Muayene olmanın, tedavi olmanın, ilaç bulabilmenin katlanılmaz bir çile olduğu günlerden işte bu günlere geldik. Bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi? Hele hele bir süre önce Merhum Savaş Ay’ın bir programı vardı. O programı eğer izlediyseniz, orada İzmir’den, İstanbul Okmeydanı’ndan SSK hastanelerinin örneklerini vermişti. Orada maalesef bir yavrumuzun yanlış iğne yapma sebebiyle kolunun nasıl kesildiğini anlatıyordu. Hatta yine aynı programda bir hanım kardeşimizin yanlış teşhis sebebiyle ne hale getirildiğini gösteriyordu. Onun da yanında ne yazık ki koğuşların ne halde olduğunu gösteriyor ve o çöp kutularına diyelim veyahut çöp kovalarına, o serum şişelerinin nasıl atıldığını, odalarının içerisinde bunların nasıl bir pislik arz ettiğini gösteriyordu. Hâlbuki hijyenin egemen olması gereken bir hastanenin koğuşu veya odası böyle olabilir mi? Ama o günleri yaşadık artık bu günlere geldik. Artık bu günlerde bunları görmek adeta mümkün değil. Daha iyiyiz, hele hele bu şehir hastaneleri ile birlikte çok daha iyi bir konuma geleceğiz. İşte şurada Bilkent’e şimdi bir şehir hastanesi inşa ediyoruz. Hızla yükseliyor. Aynı şekilde ülkemizin pek çok şehrinde ki hedefimiz ilk etapta 30 büyük şehre bunları kurmamız, 30 büyük şehirde bunu kuracağız. Bu inşaatlar devam ediyor. Burada hemen yakınımızdaki Bilkent şehir hastanesi devam ediyor. En modern cihazları, en yeni teknolojileri ülkemize kazandırıyoruz. Bunun yanında her vatandaşımızı Genel Sağlık Sigortası kapsamına alarak adil ve işleyen bir sistem kurduk. Tıp fakültelerimizde, Sağlık Bilimleri fakültelerimizde yetişen kardeşlerimiz, insanımıza daha ileri standartlarda hizmet verebilmek için adeta yarışıyorlar.” 

Adalet ve güvenlik alanlarında da hem fiziki altyapı hem insan gücü anlamında çok büyük adımlar ve atılımlar gerçekleştirildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 hedeflerine bu şekilde ulaşacağını vurguladı. 

“MİLLETİMİZİN HAYALLERİNİ, BEKLENTİLERİNİ VE TALEPLERİNİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRDÜK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi 2053 ve 2071 vizyonlarına kavuşturacak nesillerin de bu şekilde yetiştireceklerini ifade ederek, “Türkiye bu potansiyele sahiptir.  Milletimiz bu birikime, bu iradeye ve bu kararlılığa sahiptir. Bundan hiç endişeniz olmasın, yeter ki kendimize olan güvenimizi kaybetmeyelim. Yeter ki üzerimizde oynanan oyunların farkında olalım. Artık her 10 yılda bir krizlerle, darbelerle, müdahalelerle yerle yeksan edilen kazanımları heba edilen geriye itilen bir Türkiye yok. Artık dirayetli, ferasetli, medeniyet müktesebatının bilincinde olan geleceğe ilişkin hedefleri bulunan ve bu doğrultuda azimle ilerleyen bir Türkiye var. Biz sadece yeni üniversiteler kurmadık, yeni okullar hastaneler yapmadık, yeni yollar toplu konutlar barajlar havalimanları inşa etmedik, biz sadece demokrasimizi güçlendirmedik, mazlum ve mağdur tüm toplumların, devletlerin ümidi haline gelmedik. Biz aynı zamanda milletimizin yüzlerce yıllık hayallerini, beklentilerini ve taleplerini gerçeğe dönüştürdük. Biz işte bu şekilde yeni Türkiye’nin temellerini attık. Sütunlarını yükselttik. Gençlerimizin bizden sonra gelecek tüm nesillerin başının dik, zihninin berrak, yüreğinin sağlam olmasını sağlayacak bir iklimi tesis ettik. Geçmişinden gurur duyan ve oradan aldığı güç ile geleceğine güvenle bakan bir ülke olarak yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz.  Üstat Necip Fazıl’ın ifade ettiği gibi ‘Yarın elbet bizim elbet bizimdir, gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir.’” 

TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI MESELELERE BAKIŞ AÇISI

Milletlerarası hukuk alanında kendisine tevdi edilen fahri doktoraya ilişkin olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Özellikle ‘Dünya 5’ten büyüktür’ tezini uluslararası gündeme taşıma konusundaki hassasiyetim sebebiyle son olarak da BM Genel Kurulu’nda bu konuya ciddi manada ağırlık verdim ve gittiğim her uluslararası toplantıda da bunu işliyorum, işlemeye de devam edeceğim, dünya 5’ten büyüktür. Çünkü BM Güvenlik Konseyi’nin beş tane daimi üyesinin bir tanesinin dudaklarının arasına siz tüm dünyayı mahkûm edemezsiniz. 195 ülke iki dudağın arasına mahkûm edilemez, o ne derse odur olamaz. Öyle olursa işte Suriye’de 350 bin insanın ölümüne seyirci kalırsınız. Öbür tarafta, Libya’da şu anda olanları biliyorsunuz. Irak’ta her gün olanları biliyorsunuz. Binlerce on binlerce insan öldürüldü. Ses var mı, yok.  Söylenilen ne? ‘İşte efendim havadan bombalarım’, karadan ‘ona karışmam’. Yapacaksan bir işi tam hakkı ile yap, bizim ile yapacaksan o zaman bizim söylediklerimize de önem vereceksin, değer vereceksin. Ne yapıyorlar ‘hayır’ diyorlar, dert başka. İşte Kobani’de yaşananlar, Ayn el-Arap’ta yaşananlar çok açık net ortada. Biz kendilerine ne dedik. Sadece havadan bombardımanla bu işi çözemezsiniz. Nitekim dün, evvelsi gün Rasmussen Gaziantep’te Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde vermiş olduğu derste bu konuya girdi. ‘Sadece havadan bu işi çözmek mümkün değil’ dedi. ‘Kara harekâtının da olması lazım.‘ Biz karaya girmeyiz diyorlar. Bizde onlara dedik ki siz girmeyecekseniz o zaman gelin ÖSO’yu destekleyelim. ÖSO’yu desteklemediler. Kimi desteklediler, DEAŞ ile Kobani’de savaşan bazı grupları desteklediler. PYD ve PKK. Ben kendilerine şunu çok açıkça söyledim. Sayın Obama’nın kendisine telefon görüşmesinde söyledim. PYD de PKK gibi bir terör örgütüdür. Onların orada devlet kurmasına müsaade etmenin yollarını mı aralıyorsunuz? Kabine açıkladı bunlar, ona mı aldanıyorsunuz? Maalesef PKK ile PYD birbirinin aynıdır ve dertleri nedir? Dertleri Kuzey Suriye’de bir devlet oluşturmaktır ve bu devleti Afrin, Kobani, Kamışlı’ya kadardır. O bölgede, Suriye’nin kuzeyinde kurmaktır. Biz buna Türkiye olarak sıcak bakamayız. Hemen ardından Fransa’ya gittim, Sayın Hollande ile konuştum. O da Kobani’yi sordu. Kobani’yi sormayın, gelin Halep’i sorun dedim. Halep bizim için önemli. Çünkü Halep’te 1milyon 200 bin insan var Kobani’de artık insan yok bunların hepsi zaten bizim ülkemize geçti. Onlar şu anda zaten Türkiye’de ama Halep’te 1milyon 200 bin insan var Halep’te ekonomi var. Halep’te kültür var. Halep’te tarih var. Halep’te medeniyet var. Orada bu çökertiliyor şu anda. Gelin buna müdahale edin veya müdahale edelim ve orayı bir kenara koydular sadece yattılar kalktılar ‘Kobani’ dediler. ‘Sadece iki günde Kobani bitecek’ dediler, onun için bizim oraya yardım göndermemiz gerek dediler ve 3 tane C130 uçağı ile yardım indirdiler. Bu yardımların bir kısmı DEAŞ’ın eline geçti. Bir kısmı da PYD ve PKK’nın eline geçti. Dünyaya bunların nasıl baktığını anlatma bakımından bunları söylüyorum. Dünya 5’ten büyüktür. Bunu bilmemiz lazım. BM’deki beş tane daimi üyeye bütün dünya mahkûm olamaz ve onun için dünyada gittiğimiz ülkeleri bu noktada uyarıyoruz. Diyoruz ki, gelin ve bu konuda sesinizi yükseltin. Peki, ne olacak? Olacak olan şu: Biliyorsunuz 10 tane geçici üye var. 15 olur, 20 olur. Dönerli olsun. Her yıl veya iki yılda bir bu 20 üye değişsin. Bu 20 üye değişirken burada dini durumlar, kıta temsili, bütün bunlar göz önüne alınsın. Hatta etnik yapılar bile göz önüne alınabilir. Tüm bunları değerlendirmek suretiyle, bu yapılsın. Bakın şu anda üç tane kıta temsil ediliyor. Avrupa, Asya ve Amerika. Daimi üyelerin arasında başka yok. Dinî durumdan baktığınız zaman bir tane Müslüman ülke yok. 1.5 milyarlık bir İslam dünyası var. O zaman bu BM Güvenlik Konseyi ne işe yarar.  Ben orda temsil edilmiyorum. Benim temsil edilmediğim bir BM Güvenlik Konseyi benim adıma konuşamaz zaten. Şimdi biz onun bedelini ödüyoruz. Onun için dünya beşten büyüktür tezini dünyaya yayacağız. Şu anda STK’lar oluşuyor ve bu konuda çalışıyorlar. İnşallah bu daha da yaygınlaşır. Bu fahri doktora unvanının gerçekten milletlerarası hukuk dalında verilmiş olması benim için bir gurur abidesi olacak. Kendilerine en kalbi sevgi saygılarımı sunuyorum.” 

Konuşmaların tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberdekiler tarafından Esenboğa Külliyesi’nin temeli atıldı.

Tüm Haberler