15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Eski Türkiye’yi Geri Getirmek İsteyenler Olabilir; Biz Yeni Türkiye’yi Kurmak İçin Daha Çok Çalışacağız”

20.12.2014
“Eski Türkiye’yi Geri Getirmek İsteyenler Olabilir; Biz Yeni Türkiye’yi Kurmak İçin Daha Çok Çalışacağız”

İstanbul’da Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurulu’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi istikrar içinde yapısal adımları attığını ve bu adımların yeni Türkiye yolunda değerli olduğunu kaydederek, “2023’e kadar dikkat, hassasiyet ve sabırla yürüyeceğiz. Çok daha azimli, kararlı ve cesur olacağız. Biz işimize bakacağız. Onların işi bizi yavaşlatmak, bizim işimiz hızımızı daha da artırmaktır. Biz itibarımızdan ve gücümüzden bir şey kaybetmeyeceğiz” dedi.

 

İstanbul’da Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurulu’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi istikrar içinde yapısal adımları attığını ve bu adımların yeni Türkiye yolunda değerli olduğunu kaydederek, “2023’e kadar dikkat, hassasiyet ve sabırla yürüyeceğiz. Çok daha azimli, kararlı ve cesur olacağız. Biz işimize bakacağız. Onların işi bizi yavaşlatmak, bizim işimiz hızımızı daha da artırmaktır. Biz itibarımızdan ve gücümüzden bir şey kaybetmeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurulu’na katıldı.

Toplantıda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK’in 2014 Yılı Olağan Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olması dileğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni çıkan yasa ile yapısı değişen daha büyük umut ve heyecan ile yoluna devam edecek olan DEİK’in, yönetici ve üyelerine de gerek emekleri, gerekse bundan sonra yapacakları çalışmaları için teşekkür ederek, “İnanıyorum ki DEİK yeni yönetimi ile bütün konseyleri ile tüm mensuplarıyla özel sektörümüzün lider gücü olmaya Türkiye’nin istikrar ile büyümesine eşsiz katkılar sağlamaya devam edecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın özellikle de bölgemizin ciddi değişimler yaşadığı bir süreçte DEİK’in öncülüğü ile özel sektörün başarı çıtasını sürekli daha yükseğe çıkartacağına yürekten inandığını belirterek, özel sektörümüzün krizleri fırsata dönüştürmeye devam edeceğini, Türkiye’nin paralayan yıldızını daha da parlatacağını ifade etti.

Bugünlerde yakın tarihimize ilişkin çok önemli bir hadisenin yüzüncü yıl dönümünün idrak edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcının üzerinden yüzyıl geçti. Pazartesi gününden itibaren Sarıkamış harekâtının yüzüncü seneyi devriyesine milletçe ulaşmış olacağız. Yüzüncü yıl dönümünde gerek 1. Dünya Savaşı’nın, gerek Sarıkamış harekâtını hep birlikte tekrar hatırlamanın son derece önemli olduğuna inanıyorum. Eğer bu günlere nasıl ulaştığımızı bilmezsek istikbali inşa edemeyiz. Bizden öncekilerin ne tür fedakârlıklara katlandığını idrak edemezsek, onlara vefa borcumuzu ödeyemezsek,  ne millet olarak, ne de ülke olarak sapa sağlam bir şekilde ayakta kalamayız. Yüzyıl önce Aralık ayında sadece Allahuekber Dağları’nda 90 bin askerimizi kaybetmiştik. 1. Dünya Savaşı’nın tamamında, 4,5 yıllık süreçte, bir milyona yakın insanımızın vatan müdafaasında yitirmiştik. Buradan bir kez daha şehitlerimize, Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. O büyük kahramanlarımızın mekânları inşallah Cennet olsun, diye dua ediyorum.”

“MİLLETİMİZ KENDİ İRADESİ, YİĞİTLİĞİ VE KAHRAMANLIĞI İLE HAZANLARI BAHARA ÇEVİRMEYİ HER ZAMAN BAŞARDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dışarıdan bakanların bu aziz milletin çöktüğünü dağıldığını, o köklü çınarın kurduğunu zannettiklerini, oysa bu aziz milletin sadece yeni bir bahar için yapraklarını döktüğünü belirterek, “Yaşananlar çok hazindi, ama bu aziz millet her hazanın ardından bir bahar olduğuna her zaman inandı, kendi iradesi, yiğitliği ve kahramanlığı ile hazanları bahara çevirmeyi her zaman başardı. Mevlana diyor ya; ‘Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergahı değildir’ diye. Bu aziz millet ümitsizliği, yılgınlığı öz güvenini parçalamaya yönelik fikre ve nifak girişimlerine hiçbir zaman yanına yaklaştırmadı. İşte bugün bu aziz millet bir kez daha küllerinden yeniden doğuyor. Bu aziz millet bir kez daha ayakları üzerinde doğruluyor, öz güven içinde bütün dünyaya, ‘Ben de varım’ diye yüksek sesle haykırıyor.”

“2023, İKTİSADİ OLDUĞU KADAR SİYASİ, SOSYAL VE ULUSLARARASI POLİTİKA HEDEFLERİMİZİ DE İFADE EDİYOR”

2023’ün sadece iktisadi hedefleri ifade eden bir yıl dönümü olmadığını; iktisadi olduğu kadar siyasi, sosyal ve özellikle de uluslararası politika hedeflerini ifade eden, bu yönde hedefler ihtiva eden bir yıl olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu unutmayanız, 1923, 1914’da başlayan 1. Dünya Savaşı’nın bir neticesiydi. 1923 birben bire ortaya çıkmış bir tarih değildi, Öncesinde, Sarıkamış, Çanakkale, Kut-ül Amare, Hicaz, Kanal, Irak, Yemen, Trablus, Kafkasya cepheleri vardı, 1923 öncesinde İstiklal Harbimiz vardı. Bu ülkenin evlatları 9 yıl cepheden cepheye koştular. 9 yıl boyunca 1 milyona yakın vatan evladı bu topraklar için canlarını feda etti. Üniversite öğrencileri, tıp fakültesi öğrencileri canlarını feda ettiler. Bütün o fedakârlık, o büyük kahramanlık, 1923’ün yolunu açtı. Cumhuriyetin ilanına giden, istiklale giden zemini hazırladı. Eğer 2023 diyorsak, 2023’e inanıyorsak, bunun mücadelesine işte bugünden itibaren, 2014 yılından itibaren başlamak zorundayız. “dedi.

“ECDADIMIZDAN ALDIĞIMIZ İLHAMLA ULAŞAMAYACAĞIMIZ HİÇBİR HEDEF YOKTUR”

Konuşmasında, “Hiçbir zafer, hiçbir başarı kendiliğinden gelmez. Meseleye bir dava olarak bakmadıkça, o davanın uğruna fedakârca ve kahramanca mücadele vermedikçe Allah zaferi müyesser etmez, mukadder etmez” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “2023’e giden yolun bir gülistan olmayacaktır. Bir gül bahçesi olmayacaktır. Bu sürecin zorlukları olacak, sıkıntıları olacak. Zaman zaman bizim gayretimizi, aşkımızı, şevkimizi kırmaya yönelik saldırılar da olacak. Vazgeçersek, yılgınlığa kapılırsak, teslim olursak, biz de kaybederiz, millet de kaybeder, ülke de kaybeder. Ama ecdadımızdan aldığımız ilhamla, ecdadımızın gösterdiği kahramanlığı, fedakârlığı, dirayeti kendimize rehber edinirsek, o zaman da ulaşamayacağımız hiçbir hedef kalmayacaktır.”

“2002’DEN BU YANA MİLLÎ BİRLİĞE VE EKONOMİYE YÖNELİK ÇOK SAYIDA OPERASYON YAPILMAK İSTENDİ”

Bugünlere kolay ulaşılmadığını, 2002 sonundan bugüne gelen sürecin “dikensiz bir gül bahçesi” olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, neler yaşandığını, ülkenin ve milletin hangi badireleri atlattığını herkesin gördüğünü ifade etti. Darbe senaryoları yazıldığını, bazı senaryoların uygulama planına dahi geçtiğini, şahsına, arkadaşlarına tehditler yapıldığını, hatta suikast girişimleri olduğunu, iktidardaki, milletin sandıkta verdiği oylarla işbaşına gelmiş bir siyasi partinin, parlamentonun yüzde 65’ine sahipken kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sokakların hareketlendirildiğini, içeriden ve dışarıdan siyasete yönelik, millî birliğe, ekonomiye yönelik çok sayıda operasyon yapılmak istendiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son bugünlerde geçen yıl “17-25 Aralık darbe girişimi” yaşandığını belirterek, “Bütün bu saldırıların bütün bu operasyonların herhangi birinde eğer boynumuzu eğseydik, diz çökseydik, tuzağa düşseydik, inanın bugünlere ulaşamazdık, bugün burada 2023 vizyonundan bahsedemezdik. Darbenin sonucu konusunda kendilerinden o kader eminlerdi ki darbe sonrasında kullanmak üzere iddianameyi hazırlamışlar ve o iddianameye 'dönemin Başbakanı' ifadesini koymuşlardı. 'Dönemin Başbakanı' diyenler, şimdi dönemin haşhaşi örgütü oldular. Merhum Menderes'e, devran aynı, 'sabık Başbakan' diyenleri hiç kimse hatırlamıyor. Aynı. Hatırlayanlar da hayırla yâd etmiyor. Bizim için 'dönemin Başbakanı' diyen, dönemin haşhaşi örgütünü de inşallah kısa süre zarfında hiç kimse hatırlamayacak, hatırlayan da hayırla yâd etmeyecek. Ancak şunu hiçbir zaman unutmayacağız ve unutmamalıyız, eğer bir maşa kullanılamaz hale gelirse, bu üst akıl gider, kendisine başka bir maşa bulur. Bunu unutmayalım. Bir senaryo çökerse, giderler başka bir senaryo yazarlar çünkü 12 yıldır bunu yapıyorlar. 12 yıldır renk değişse de görüntü, maske, kılıf değişse de oyun değişmiyor, senaryo değişmiyor.”

“BİZ YETKİYİ MİLLETTEN ALDIK, HESABINI DA SADECE MİLLETE VERİRİZ”

Düne kadar birbirlerine demediklerini, yapmadıklarını bırakmayanların bugün kucaklaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Niye? Çünkü üst akıl, öyle emrediyor, öyle istiyor. Düne kadar birbirlerini hasım görenler, bugün artık ortak hareket ediyorlar. Niye? Çünkü patron öyle istiyor. Üst akla, patrona da itiraz edemezler, itaatsizlik edemezler. Çünkü aldıkları sözlerin diyetini ödemek zorundalar. Bunların tabuları o. Şimdi tabular yıkılıyor. Mesele burada. Onun için bu dönem farklı bir dönem. Hamdolsun Allah'a, bizim ödenecek bir diyetimiz yok, onun için bu kadar cesaretle, bu kadar bu noktada kavi hareket ediyoruz. Biz yetkiyi, emaneti birilerinden almadık, biz yetkiyi milletten aldık, hesabı da sadece millete veririz” dedi.

14 ARALIK OPERASYONU: “HER ŞEY YASALARA VE USULÜNE UYGUN ŞEKİLDE CEREYAN EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Aralık'ta yargının, “önündeki iddialardan ve delillerden yola çıkarak” bir süreç başlattığını, Cumhurbaşkanı olarak süreci yakından izlediğini, her şeyin yasalara, usulüne uygun bir şekilde cereyan ettiğini söyledi. Yargının ve emniyetin geçmişte yaptığı hataların tekerrür etmediğini, hiç kimsenin süreç tamamlanmadan linç edilmediğini, medya yoluyla algı operasyonları yapılmadığını, dikkatli, temiz bir sürecin ilerlediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu süreç başladığı andan itibaren malum çevreler, 'Basın susturuluyor' diye bir kampanya başlattılar ve dünyaya da bunun bu şekilde servisini sağladılar. Çok enteresan AB, tatil gününde bununla ilgili açıklama yapıyor. Bunlar ne zamandan beri tatil günlerinde bu tür açıklamalar yapmaya başladılar? Ne kadar da hassaslar, ne kadar da bu ülkede olanları, bitenleri seviyor, sayıyor hemen açıklamalarını yapıyorlar. 50 yıldır kapılarında bizi bekletenler, acaba bu hassasiyeti nereden elde ettiler? Uluslararası basın her zaman yaptığı gibi Türkiye aleyhine bu kampanyaya sımsıkı sarıldı. Servisleri önceden yapılmıştı, ne olacağını zaten biliyorlar. Uluslararası basını bir kenara koyun, AB'nin sözde hukukun üstünlüğüne, evrensel değerlere inanmış, insan haklarına saygı duyduğunu iddia eden oluşumlar dahi sözcüleriyle çıktılar Türkiye aleyhine bu kampanyaya destek verdiler. Ben bu AB'nin en büyük ülkesine 'PKK terör örgütünü ülkenizde besliyorsunuz, barındırıyorsunuz. Buyurun size dosyalar' diye sunduğumda, baştaki zattan veya hanımefendiden aldığım cevap şu, 'Şu anda haklarında 4 bin dava var.' Netice? Bir hiç. Aynı şekilde diğerlerinden aldığım cevap, bir hiç. Verilen bir cevap da ne biliyor musunuz? 'Burası bir hukuk devleti, dolayısıyla biz hukuk devletindeki neticeye bekliyoruz.' Türkiye ne? Guguk devleti mi? Burası da hukuk devleti, dolayısıyla bu hukuk devletinin verdiği kararı bekleyeceksin. Buradan çıkan karar ne ise sen de ondan sonra gerekli değerlendirmeni yaparsın.”

“HOŞUNA GİTSE DE GİTMESE DE TÜRKİYE’DEKİ YARGI KARARLARINA AB SAYGI DUYMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilerleme raporları hazırlanırken, bütün raporlarda her şeyin önceden planlı olduğunu belirterek, “Bize kalkıp akıl verenler, biliyorsunuz Sabancı Holding'in binasında Merhum Sabancı'yı katleden terörist şu anda Avrupa'nın ülkelerinde fellik fellik dolaşıyor. Yakalıyorlar, bir kapıdan giriyor, öbür kapıdan çıkıyor. Niye teslim etmiyorsunuz, niye vermiyorsunuz? Söylediğimiz zaman bakıyorsunuz 50 dereden 50 türlü su getiriyor. Yedi tane vatandaşımızı öldürdüler. Bizim milletvekillerimizi dahi mahkemeye sokmadılar. Basın mensuplarını sokmadılar. Kavga gürültü neyse girildi” dedi. Sindelfingen'de Türk vatandaşlarının yaşadığı bir evin kundaklandığını hatırlatan ve hala faillerinin bulunmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hani Batı, sen bunun hesabını verebiliyor musun? Yok. O zaman neyi konuşuyorsunuz? Siz hangi adaletten bahsediyorsunuz? Hangi bu noktada hukuktan bahsediyorsunuz? Bunların yapılanlar hoşlarına gitmeyebilir. Bunlara ben şunu söylüyorum, 'Umutlarınızı bir defa adalet üzerine tesis edin, umut bağladığınız maşaların maskesi düşüyor olabilir. Hoşunuza gitse de, gitmese de Türkiye'deki yargının tasarruflarına ve kararlarına saygı duyacaksınız, hukukun üstünlüğüne saygı göstereceksiniz.' Neymiş? Gözaltına alınanlar, gazeteciymiş. Gazeteci suç işlemez mi, işlemiyor mu?  İngiltere'de telekulak skandalı nedeniyle 50 gazeteci sorguya çekilirken, bir medya kuruluşu kapısına kilit vururken, neden çıkıp da 'Basın susturuluyor' demediniz? İsrail sadece bu yıl içinde 16 gazeteci katletti. Neden sustunuz? İsrail lehine haber yapmadığı için işinden kovulan, sürülen gazetecilere neden sahip çıkmadınız? Mısır'da, içinde Türkiyeli gazeteciler de olmak üzere, onlarca gazeteci gözaltına alındı, Anadolu Ajansı mensubu da baskıya, şiddete maruz kaldı. Neden sesinizi çıkarmadınız? Türkiye'de polis katiline, bekçi katiline, insanların hürriyetlerine kasteden örgüt üyelerine gazeteci diyerek sahip çıkacaksın, ama AB içinde olanı başka ülkelerde olanı görmeyeceksin. Hiç kimse kusura bakmasın.”

“TÜRKİYE, ULUSLARARASI İTİBARINI AVRUPA BİRLİĞİ’NİN AÇIKLAMALARIYLA ELDE ETMİŞ BİR ÜLKE DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün bir rapor yayımladığını, her zaman olduğu gibi Türkiye'nin “baş köşeye” yerleştirildiğini belirterek, İsrail ile ilgili ne yazdıklarını merak ettiğini ve baktığını, raporun bir yerinde bile İsrail'in adının geçmediğini söyledi. Raporda Filistin'in adının geçtiğini, Filistin'de yedi gazetecinin öldürüldüğünün yazdığını kaydeden Erdoğan, “Sanki o gazetecileri Filistinliler öldürdü” gibi bir algı oluşturulduğunu ancak İsrail'in tek kelimeyle dahi raporda yer almadığını dile getirdi. Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi'nin kendisini ziyaret ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendilerine açık açık her şeyi anlattım. Adalet Bakanlığı'ndan bütün belgeleri aldırttım ve kendilerine bunları gösterdim. ‘Bakın, Bunların adı gazeteci ama bunlar bak şurada polisimizi şehit ettiler, şurada bekçimizi şehit ettiler, şurada ellerinde, evlerinde bombalar bulundu ve bunlar, şu şu terör örgütlerinin mensupları, üyeleri. Bunun yanında bunlar, gazeteciliği bir maske olarak kullanıyorlar ve şu anda da mahkûm oldular'... Ne deseler beğenirsiniz? ‘Bunların yeniden yargılanmaları mümkün değil mi? 'Hayır, bitti o iş, kapandı o defter. İşte bakın dosyalar burada, sizde bu tür şeyler olabiliyor mu? Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde olabiliyor mu? Niye bizden bunu istiyorsunuz?' dedim. O komite yayımladığı raporda, karşımızda hiçbir şey söyleyemedi, Türkiye'yi hedef alıyor ama İsrail'in katlettiği gazetecilerden, onlar da bahsetmiyor. Bunlar Türkiye'yi ne zannediyor? Acaba bunları, bu operasyonları yutacağımızı mı zannediyorlar? Böyle mi düşünüyorlar? O günler geçti. Türkiye'nin uluslararası itibarı ‘şöyle oluyor, böyle oluyor’ böyle diyenler var. Hiçbir şey olmaz. Türkiye, uluslararası itibarını manşetlerle, sahte raporlarla, Avrupa Birliği'nin açıklamalarıyla elde etmiş bir ülke değildir” dedi.

“TÜRKİYE; BARIŞA, MAZLUMA, MAĞDURA VE HAKKA SAHİP ÇIKAN DIŞ POLİTİKASIYLA ZATEN İTİBARLIDIR”

Türkiye’nin güçlü ekonomisiyle, mazlumların sesi olarak zaten itibarlı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye barışa sahip çıkan, mazluma, mağdura, hakka sahip çıkan dış politikasıyla zaten itibarlıdır. Türkiye itibarını önce vicdanından, ardından tarihinden, ecdadından, milletinden ve bayrağından alan ülkedir. Biz öyle sahte raporlarla sipariş üzerine hazırlanmış raporlarla siyasi, ideolojik nitelikli raporlarla, yanlı notlarla kürsülerden yapılan paralel destekçisi açıklamalarla kendisine istikamet belirleyecek ülke değiliz” diye konuştu. Gezi olaylarında Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanlık binalarına saldırı düzenlenirken AB'nin sustuğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç sesi çıkmıyor. 17-25 Aralık'ta, ülkenin seçilmiş hükümetine darbe girişiminde bulunulurken bu AB, yine susuyordu. Mısır'da darbeye sustular. Hani demokrasi, nerede demokrasi? Ey AB, ileri demokrasi diyorsunuz, demokrasiye niye sahip çıkmıyorsunuz? Seçilmiş insanlara niye sahip çıkmıyorsunuz da darbe yapanlara sahip çıkıyorsunuz. Aynı şekilde Ukrayna'da da sustular. Suriye'de de sustular. Bize bol bol Suriye'de nasihat veriyorlar. 300 bini aşkın insanın öldürüldü. Şu ana kadar 1 milyon 700 bin göçmen, mülteci, sığınmacı aldık, bunlara biz bakıyoruz. Şu anda 5,5 milyar dolara yakın harcamamız var. Bize Avrupa'dan gelen 200 milyon dolar. Dünyanın değişik yerlerinden gelen 200 milyon dolar ve tüm Avrupa'da şu anda sığınmacı sayısı 130 bin. Bize nasihat vereceğinize gelin de bu attığımız adımlara destek verin. Söyledikleri ne? 'Bu ev sahipliğinizden dolayı sizleri tebrik ederiz.' Yani en irisinden, en cılızına kadar hepsinin söylediği bu. 'Çok farklı bir önderlik yapıyorsunuz, bu kadar insanı hakikaten burada barındırıyorsunuz. Kamplarınızı gezdik, gördük. Dünyanın hiçbir yerinde böyle kamplar yok, çok güzel kamplar yaptınız. Evlerde barındırıyorsunuz, her türlü takdirin üstünde bu yaptıklarınız.' İyi güzel de biraz katkıda bulunun, hadi siz de bir şeyler verin. Yok. Paraya gelince, onların tanrısı o. Ama biz öyle de olsa böyle de olsa o bombaların altındaki insanları biz o bombalara teslim etmeyeceğiz. Bize sığınıyorlarsa, biz alacağız.”

“KOBANİ DİYENLER NEDEN HALEP İLE HİÇ İLGİLENMİYORLAR?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kobani, Kobani, Kobani” diyenlerin uçaklarla oraya mühimmat indirdiklerini belirterek, “Nereye gitti o mühimmat, bir kısmı terör örgütü DEAŞ'a gitti, bir kısım da PYD'ye gitti. Bu ikisi de zaten terör örgütü. Al birisini vur öbürüne. Birbirlerinden farkı yok” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu Amerika’ya ifade ettiklerini, Kobani'nin içinde şu anda sivil halkın olmadığını şu anda orada son haliyle 3 bin kadar savaşçı bulunduğunu, onların da DEAŞ ile savaştığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında “Halep ile niye ilgilenmiyorsunuz? Asıl önemli olan orada Halep. Kobani'nin stratejik önemi yok. Birileri için var. Ben şimdi düşünüyorum. Arkadaşlarıma da diyorum ki; yoksa burada Kuzey Suriye'de yeni bir yapılanma mı oluşturuluyor? Yeni bir eyalet mi oluşturuluyor? Çünkü Esed'in böyle bir derdi yok. Üç kantonu birleştirmek suretiyle burada yeni bir yapılanmanın içerisine girebilirler. Bu ülkem için bir sıkıntıdır, bir tehdittir. Bunu görmemezlikten gelemeyiz. Peki Halep'e niye gelip de sahip çıkmıyorsunuz? Halep'de 1 milyon 200 bin insan var. 1,5 milyon insan var. Onlarla bizim diyaloglarımız Kobani'den daha az değil. Orada bir ekonomi var, orada bir kültür var, orada bir medeniyet var, orada bir tarih var. Niçin Halep'e sahip çıkmıyorsunuz? İşte koskoca bir soru işareti bu. Biz biliyoruz, sabırlıyız ama bütün gerçekleri görerek adımlarımızı atıyoruz.”

“ESKİ TÜRKİYE’Yİ GERİ GETİRMEK İÇİN MÜCADELE VERENLER VAR, BİZ YENİ TÜRKİYE’Yİ KURMAK İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihin en büyük işkence iddiaları karşısında da ağızlarını açmadıklarını, televizyonlarda yayınlanan işkence manzaralarına karşı seslerinin çıkmadığını belirterek, Guantanamo'da olanları, diğer cezaevleri ve hapishanelerde olanları herkesin izlediğini ifade etti. “Türkiye’deki bir cezaevinde böyle bir şey olsa acaba bunlar bu şekilde dururlar mı?” sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Dünyanın altını üstüne getirirler. İş aleyhlerine dönünce paralel yapının inlerine girilmeye başlanınca, hepsinin dili çözüldü. Tekrar söylüyorum o günler geçti. Türkiye, AB'nin önünde kapıkulu değildir. Türkiye, bırakın boynunu eğmeyi, bırakın geri adım atmayı, asla ve asla azarlanacak, tedip edilecek, kendisine gündem belirlenecek, istikamet çizilecek bir ülke hiç değildir. Biz ne itibarımızdan ne gücümüzden ne de büyümemizden bir şey kaybederiz. Hiç merak etmeyin. Ben inanıyorum ki şurada bulunan bütün iş adamlarımız, girişimci kardeşlerim, bir defa bu azminden bu kararlığından hiçbir şey kaybetmesin. İnanın bizi tutan olmayacak. Biz yine azimle kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Sahte rapor hazırlayanlar, bırakın onlar sahte rapor hazırlamaya devam etsinler. İftiralarla yalanlarla yanlı açıklamalarla tarafgir kredi notlarıyla üzerimize gelenler, itibarlarından kaybettiler ve daha da kaybedecekler. İşte bunun için dikkatli olacağız. 2023’e kadar dikkatle hassasiyetle sabırla ve dirayetle yürüyeceğiz. Onlardaki yıkma, bozma, yıpratma azmini görecek biz onlardan çok daha azimli, kararlı, çok daha cesur olacağız. Her zaman söylüyorum: Biz işimize bakacağız. Onların işi bizi engellemek, bizim işimiz hiçbir engele takılmadan yürümek, hatta koşmak. Onları işi bizi yavaşlatmak, bizim işimiz hızımızı daha da artırmak. Onlar eski Türkiye’yi geri getirmek için mücadele verecekler, biz yeni Türkiye’yi kurmak için daha çok çalışacağız.”

Türkiye'nin bütün kurumlarından özellikle de yüzü dünyaya dönük kurumlarından bu süreçte çok daha fazla gayret beklediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TİKA daha çok çalışacak, daha fazla mazluma ulaşacak. Kızılay, çok daha aktif olacak. AFAD daha çok yara saracak, TRT bütün dünyaya seslenecek. Anadolu Ajansı, dünyanın en iyi ajansları arasına giriyor, girecek. Hem Türkiye'nin hem tüm mazlumların inşallah dünyadaki tüm sessiz yığınların sesi olacak. Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı aynı şekilde, Yunus Emre Enstitüleri aynı şekilde, Türk Hava Yolları aynı şekilde dünyayı adeta kuşatacak. Ama bütün bunlardan önce özel sektörümüz, yani sizler, iş adamlarımız, girişimcilerimiz, sınır tanımadan, engel tanımadan, aşkla sevdayla heyecanla dünyada mekik dokuyacaksınız.”

“GÜN GELDİ, HESAP DÖNDÜ, İHANET HESABI YAPANLAR MİLLETE HESAP VERMEYE BAŞLADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüz yıl önce Sarıkamış'ta gözleri açık donup kalan on binlerce Mehmetçiğin, sayısız şehidin gözlerinin üzerilerinde olduğunu, 77 milyon milletimizin ve dünyadaki mazlumların gözünün üzerlerinde olduğuna işaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizden bekleneni yapmazsak önce şehitlerimize sonra milletimize mahcup oluruz. Bizden bekleneni yapmazsak Türkiye'ye umut bağlamış mazlumlara, mağdurlara sessiz yığınlara mahcup oluruz. Unutmayın maşalar her zaman olacak, tuzaklar her zaman olacak. Dün din âlimi maskesiyle vatanına ihanet edenler, yarın başka bir maskeyle ülkelerinin karşısına çıkacaklar. Unutmayın Hasan Sabbahlar hiç bir zaman bitmez, bunlar her zaman olacaktır. Onların bir tuzağı varsa Allah'ın da bir tuzağı var. Onların bir hesabı varsa milletin de bir hesabı var. İşte gün geldi, hesap döndü, ihanet hesabı yapanlar millete hesap vermeye başladı. Şehitlerin izinden yürüdükçe, milletin önderliğinde yürüdükçe biiznillah bu yürüyüşü kimse durduramayacak.”

“ALGI OPERASYONLARINA RAĞMEN TÜRK EKONOMİSİ SON DERECE SAĞLAM BİR ŞEKİLDE İLERLİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 yılının 29 Ekimi'ne sadece 9 yıl kaldığını ifade ederek, ekonomide küresel krize ve Türkiye'ye yönelik algı operasyonlarına rağmen son derece sağlam bir zeminde ilerleyişlerinin sürdüğünü aktardı. 12 yıl içinde ekonominin defalarca test edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün imtihanlardan başarıyla çıktıklarını, ihracatta artış eğiliminin güçlü şekilde devam ettiğini vurgulayarak, konuşmasında şunları söyledi: “Bir kapı kapanırsa sağ olsun ihracatçılarımız farklı kapıları açıyorlar, oraları zorluyorlar. Son derece başarılı şekilde kendilerine yeni pazarlar buluyorlar. Şimdi 2015 yılına giriyoruz. 2015 yılı bizim için yeni bir seferberlik olacaktır ihracatta. İnşallah bir taraftan Afrika'ya tekrar hızlı bir şekilde gireceğiz, bir diğer taraftan Güney Amerika ve Latin Amerika oralara yükleneceğiz. Beraberce inşallah oralara gidip, oralarda bütün sektörel bazda da olsa görüşmelerimizi yapacağız. İnşallah büyük ölçüde gayretlerinizle anlaşmaları falan yapıp buralardan döneceğiz ve Afrika'da istiyorum ki gidilmedik yer, bu süreç içinde bırakmayalım. Enerjide Türkiye yaptığı anlamalarla başlattığı projelerle hazırlandığı yatırımlarla artık farklı bir kulvarda koşuyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'nin dün Türkiye'yi ziyaret ettiğini,  Sani ile detaylı görüştüklerini, Sani'nin Türkiye ile her türlü girişime hazır olduğunu açıkladığını anlattı. Sani'nin, özellikle inşaat sektörüne yönelik 2022 Dünya Kupası sebebiyle gerek alt yapı gerek üst yapı noktasındaki adımlarda Türk müteahhitlerini Katar'da görmeyi arzu ettiğini söylediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün bunlar bu ikili ilişkilerimizin ne denli ileri gittiğini gösteriyor. Diğer tarafta kısa bir süre önce Sayın Putin'in Türkiye ziyareti ve bu ziyarette Güney Akımı tamamen terk ettiklerini, kendi ifadeleriyle bir Türk akımı kurmayı hedeflediklerini söylediler. Nedir o? Yunanistan sınırında burada bir hub, dağıtım merkezi kurmayı ifade ettiler. Bu ifadeyle biz de buradan Türkiye olarak ihtiyacımız olan gazı alabileceğiz. Ama Avrupa, Batı istedikleri kadar oradan gazı alabilecekler. Bütün bunlar önümüzdeki 3 yıl içinde atılabilecek önemli adımlar. Bu adımlar içerisinde müteahhitlerimiz kesinlikle yerlerini almalıdır” diye konuştu.

EKONOMİDEKİ YAPISAL UNSURLARA YÖNELİK ADIMLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak inşaat sektörünü hafife almaya asla tahammüllerinin olmadığına inandığını belirterek, inşaat sektörünün kendilerini için önemli olduğunu söyledi. İnşaatın emek yoğun bir sektör olması hasebiyle istihdamda önemli bir alan yarattığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu demek değil ki inşaat sektörüne girerken kalkıp sanayiyi bir kenara koyalım. Hayır. İkisini de at başı götürmek durumundayız. Bunun ikisini beraber başarmalıyız. Birini bırakalım öbürünü yapalım. Olmaz. Büyük ülke böyle düşünmez. Büyük ülke inşaat sektörünü de düşünecek, ileri teknolojiyi, sanayiyi de düşünecek. Bunları beraber yürüteceğiz. Finans sektörünü de özellikle burada uyarmak istiyorum. Kredi noktasında lütfen gözlüklerinizi şöyle biraz daha dikkatli seçin. Yakın, uzak burada bir sıkıntı olmasın. Lütfen yüksek faizlerle kredi olayını şöyle bir gözden geçirin. Faizlerini düşürmek durumundayız ki, girişimcilerimiz cesaretlensin, yatırımcımız cesaretlensin. Onlar yatırım yaptıkça inanıyorum ki üretim artacaktır, istihdam artacaktır, ihracat artacak, ihracatçımızın rekabet gücü artacaktır. En fazla parayı kim kazanıyor? Finans sektörü kazanıyor. Reel sektörün içerisinde olanlar finans sektöründekiler kadar para kazanmıyor. Bu bir vaka. Üstelik de çok fazla yorulmadan kazanıyorlar. Öyleyse burada kalkıp el ele vermeye mecburuz. Yatırımcının önünü açmaya mecburuz. Yatırımcı her ne kadar finans sektörüne ihtiyacı varsa finans sektörünün de yatırımcıya ihtiyacı var. Bunu bir kenara koyamayız. Bu etle tırnak gibi. Arkadaşlarıma hep şunu söyledim. Bugün Amerika 1 puan uyguluyorsa, Avrupa bu civarlarda dolaşıyorsa, öbür tarafta Japonya eksi puan uyguluyorsa, bize ne oluyor? Komisyonlarını falan kattığınız zaman bakıyorsunuz 13, 14, 15 puanlara kadar çıkıyor. Tek kelimeyle bu zulümdür. ‘Peki siz Başbakandınız, bunu neden yapmadınız derseniz’ onu da söyleyeyim. Başarısız olduğum konulardan bir tanesi de budur. Ama sürekli bunların müzakerelerini yaptık, anlayışım budur, düşüncem budur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayinin karamsarlık pompalayan çevrelere rağmen devasa yatırımlar yaptığını, tarihinin en büyük hacimli yatırımlarını gerçekleştirdiğini anlattı. En son İzmit’te Tüpraş’ın 3 milyar dolarlık Türkiye tarihinde tek kalemde yapılmış sanayi yatırımını hizmete açtıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar bizim için önem arz ediyor. Bunlar bir teşviktir, bunlar bir sıçramanın alametidir. Savunma sanayinde, bilişimde, inovasyon, araştırma-geliştirme, markalaşmada güzel gelişmeler yaşanıyor. Bundan dolayı tüm girişimcilerimize teşekkür ediyorum. Geçtiğimiz hafta Gebze'de TÜRKSAT 6A uydusunu inşa protokolünü imzaladık. İnşallah kendi mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, bilim insanlarımız bu millî uyduyla yapacak uzaya gönderecek” dedi.

“ÇÖZÜM SÜRECİ, EN TARİHÎ VE MİLLÎ PROJEMİZDİR”

Ekonominin canlanmasında, güçlenmesinde kilit role sahip olan çözüm sürecinin aynı şekilde kararlılıkla ilerlediğine dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Paralel yapının güç kaybetmesiyle inanıyorum ki çatışma hayalleri kuran, çatışma senaryoları yazan çevrelerde hayal kırıklığına uğradılar. Şu anda sokak çatışması çağrıları yaparak, sokak direnişinin meşru olduğu gibi son derece tehlikeli açıklamalar yaparak, huzuru bozmaya, kaos ortamı oluşturmaya çalışanların da hesabı da inşallah tutmayacak. Gençleri sokağa çağıran, gençleri şiddete teşvik eden bu sorumsuz siyasetçiler, Pensilvanya ile ittifakın diyetini ödeme gayreti içindeler. 2023 yılında en önemli, en tarihî ve millî bir projemiz olan çözüm sürecini inşallah nihayete erdirecek, 77 milyon huzur içinde, emniyet içinde geleceğe yürüyeceğiz. Umudumuzu ve heyecanımızı yitirmeyeceğiz. Geçmişte yaptık yine yapıyoruz ve inşallah yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu düşüncelerle DEİK’in 2014 Yılı Genel Kurulu’nun bir kez daha hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Alın teriniz ve emeğiniz için, Türkiye’ye ve Türkiye ekonomisine kazandırdıklarınız için bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum.”

Konuşmaların ardından DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti.

Tüm Haberler