15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“TÜRKSAT 6A Projesi, Türkiye’yi Uzay Sanayinde Yeni Bir Safhaya Çıkartacak”

15.12.2014
“TÜRKSAT 6A Projesi, Türkiye’yi Uzay Sanayinde Yeni Bir Safhaya Çıkartacak”

TÜRKSAT 6A Yerli Haberleşme Uydusu Proje İmza Töreni’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılında savunma sanayinde dışa bağımlılıktan tamamen kurtulmuş bir ülke olmayı hedeflediğini belirterek, “Türkiye, kendi tankı ALTAY’ı, kendi helikopteri ATAK’ı, kendi insansız hava aracı ANKA’yı, kendi savaş gemisi MİLGEM’i üreterek bu alanda dünya çapında söz sahibi ülkeler arasına girdi. Savunma sanayimizin her alanında muazzam sonuçlar alıyoruz. Tüm bu adımlar öz güvenin neticesidir” dedi.

 

TÜRKSAT 6A Yerli Haberleşme Uydusu Proje İmza Töreni’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılında savunma sanayinde dışa bağımlılıktan tamamen kurtulmuş bir ülke olmayı hedeflediğini belirterek, “Türkiye, kendi tankı ALTAY’ı, kendi helikopteri ATAK’ı, kendi insansız hava aracı ANKA’yı, kendi savaş gemisi MİLGEM’i üreterek bu alanda dünya çapında söz sahibi ülkeler arasına girdi. Savunma sanayimizin her alanında muazzam sonuçlar alıyoruz. Tüm bu adımlar öz güvenin neticesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜRKSAT 6A Yerli Haberleşme Uydusu Proje İmza Töreni’ne katıldı. 

TÜBİTAK Gebze Kampüsü’ndeki törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜRKSAT 6A Projesi’nin ülkemiz için hayırlara vesile olması temennisini dile getirerek, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. 

Törene gelmeden önce 3 milyar bedel ile tamamlanan, Türkiye’de bugüne kadar tek kalemde yapılmış en büyük sanayi yatırımı olan TÜPRAŞ dönüşüm tesisini hizmete açarak büyük bir gururu yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada da farklı bir gururu, farklı bir iftiharı hep birlikte yaşıyoruz. Büyüyen, güçlenen, gelişen, yeni Türkiye’nin yansımalarını, gurur tablolarını hep birlikte müşahede ediyoruz.” 

Bu yılın Ocak ayında Japonya’da yapımı tamamlanan TÜRKSAT 4A uydusunun teslim alınıp, 15 Şubat’ta da bu uydunun Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden başarı ile fırlatıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yazılımının tamamını, donanımının yüzde 80’ni ülkemizin ürettiği ilk keşif uydumuz, Göktürk 2’nin de Çin’den uzaya gönderildiğini, 2011 yılında da ülkemizin tasarım ve üretimi olan Rasat uydusunun yörüngesine yerleştirildiğini hatırlattı.

“TÜRKSAT 6A’DA KULLANILACAK SİSTEMLER VE YAZILIMLAR MİLLÎ İMKÂNLARLA GERÇEKLEŞTİRİLECEK”

TÜRKSAT 6A uydusunun bu uydulardan çok daha kapsamlı, çok daha ileri bir proje olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “İktidarımız döneminde dört tane önemli projeyi gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Hem ticari, hem askeri görevler üstlenecek olan TÜRKSAT 6A uydumuzda kullanılacak alt sistemler, yer istasyonu ve yazılımlar tamamen millî imkânlarla gerçekleştirilecek. Bu proje kapsamında geliştirilecek olan alt sistemler, daha sonra üretilecek mille haberleşme uydularının da altyapısını oluşturacak. Dolayısıyla proje sadece vereceği hizmetle değil, aynı zamanda stratejik mahiyetiyle de bizim için son derece önemli. Bunlar bir sıçrayışın, bir özgüvenin alametleridir. Türkiye, ileride kendi yaptığı uyduları uzaya gönderebileceği gibi, bu tür imkânlara sahip olacağına da ben yürekten inanıyorum” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bugün hayalleri gerçeğe dönüştürdüğünü anlatarak, yakın zamanda hayali dahi kurulamayanları da ülkemizin gerçekleştirmeyi başaracağını söyledi. 

“AR-GE YATIRIMLARININ ARTMASIYLA TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ DAHA FARKLI OLACAK”

Araştırma geliştirme faaliyetlerini 2003 yılından itibaren desteklemenin, bilgiye giden yolu açmanın mücadelesi içinde olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitime özellikle mesleki eğitime, bilime, araştırmaya, Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlarla Türkiye artık çok farklı bir kulvarda ilerlemeye başladı. TÜBİTAK’ın koordinesinde altı ayda bir yapmakta olduğumuz, özellikle Bilim Sanayi Yüksek Kurulu toplantılarımızla uzun yıllar yapılamayan, ertelenen adımları biz attık. Bütün bu çalışmalarımızda neredeydik, nereye geldik, nereye gideceğiz, hep bunları planladık. Geldiğimizde devletin Ar-Ge çalışmalarına devletin neredeyse bütçeden para ayırmadığı bir dönemden, şu anda yüzde 1’e yaklaşmış durumdayız. Aslında hedefimiz yüzde iki. Şimdi artık yüzde iki yetmez. Belki bunu yüzde üçe çıkarmak gerekecek. Bunu başarmamız halinde özel sektöründe Ar-Ge yatırımlarında rol almasıyla birlikte -ki şu anda bu alanda özel sektör de rol almaya başladı- inanıyorum ki gelecek, Türkiye’miz için çok daha farklı olacaktır” dedi.

“2002’DE SADECE İKİ TANE TEKNOPARK VARDI; BUGÜN 41’İ FAAL 59 TEKNOPARK VAR”

Savunma sanayii projeleri başta olmak üzere pek çok konuyu şahsi himayesine alarak, süratle mesafe kat edilmesini sağladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda başladığımız yer ile geldiğimiz nokta arasında gerçekten çok önemli bir fark olduğunu görüyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemizde 2002 yılında sadece iki tane teknopark olduğunu, bugün 41 faal, 59 teknopark bulunduğunu, bunun gelinen noktayı göstermesi bakımından önemli olduğunu söyledi. Bu teknoparklarda 3 bin firmanın, 30 bin personel ile araştırıp, ürettiğini ve yılda 1 milyar 700 milyon dolar ihracat yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurulmakta olan bilişim vadisinin Türkiye’de yeni bir safhanın başlamış anlamına geldiğini, bunun da çok önemli olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, marka ve patent başvurularında önemli orandaki artışların ülkemizin bu konuda doğru bir istikamette ilerlediğine işaret ettiğini belirtti. 

TÜBİTAK’IN TEKNOLOJİK GELİŞİMDEKİ YERİ

TÜBİTAK’ı asli işlevine, yani bilim ve teknolojide yenilikçi ve yönlendirici bir kurum haline dönüştürdüklerine anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün TÜBİTAK bünyesinde faaliyet gösteren enstitüler ve araştırma merkezleri gerçekten başarılar ortaya koyarak, hepimizi gururlandırıyor ve umutlandırıyor. Özel sektörümüz de bu bakımdan çok ileri ve öneli bir seviyeye ulaştı. Geçtiğimiz 12 yılda sadece TÜBİTAK aracılığıyla özel sektörün araştırma geliştirme faaliyetlerine verdiğimiz destek, 4,5 milyar lirayı buldu. Burada özellikle bir hususun üzerinde durmak isterim: 12 yıl boyunca Başbakanlık vazifemizi ifa ederken, Türkiye’de bilim, teknoloji özellikle de araştırma geliştirme çalışmalarının artması için çok büyük bir gayret ve hassasiyet içinde olduk. TÜBİTAK’ı böyle bir hedef ve hassasiyet içinde yeniden yapılandırdık, teşvik ettik, çok güçlü şekilde destekledik” dedi. 

“TÜBİTAK’IN İÇİNE YERLEŞEN İHANET ŞEBEKESİ, MESAİSİNİ VATANI İÇİN DEĞİL İHANET İÇİN KULLANDI”

Bütün iyi niyetlerine, samimi gayretlere rağmen TÜBİTAK’ın içine yerleşen bir urun, kurumu içten içe çürütmeye, farklı gayelere taşımaya başladığını gördüklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Düşünün, siz bilim diyorsunuz, araştırma geliştirme diyorsunuz ama birileri kurumun içine bir kanser hücresi gibi sızıyor, sizin bu samimi gayretlerinizi çürütmenin mücadelesini veriyor. TÜBİTAK’ın içine öyle bir ihanet şebekesi yerleşiyor ki mesaisini, birikimini vatanı için, milleti için, bayrağı için değil ihanet için kullanıyor. Bilim ve teknoloji değil, örneğin üst düzey devlet görevlilerinin kriptolu telefonlarını dinlemek için orada alçakça çalışmalar, alçakça faaliyetler yapıyorlar. Eğer benim telefonumu, bana verilen kriptolu telefonu buradaki bu telefonu verenler dinliyorsa, bunlara ben farklı bir yaklaşım bir defa asla gösteremem. Bizim nasıl sırtımızın hançerlendiğimizin en büyük delili maalesef TÜBİTAK’taki işte bu tiplerdir. İnsanı karşıdan vurdukları zaman, ‘erkekçe vurdu’ dersin. Ama arkadan vurdukları zaman bu kalleşçe, alçakça vuruştur. Bunu görmemiz lazım.” 

“TÜBİTAK’TA ELDE EDİLEN BİLGİLERİN KİMLERE SERVİS EDİLDİĞİ HASSAS BİR ŞEKİLDE SORUŞTURULUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilimsel çalışma yapsın diye alınan elemanların, o dönemin Cumhurbaşkanını, Başbakan olarak şahsını, Genelkurmay Başkanı’nı, kuvvet komutanlarını, Anayasa Mahkemesi’ni, bakanları dinlemek için sinsice çalışmalar yürüttüklerine dikkat çekerek, “Elde ettikleri bilgileri, nerede kullandıkları, kimlere servis ettikleri, kimlere sattıkları ya da peşkeş çektikleri, şu anda çok hassas şekilde görüyorsunuz soruşturuluyor. Bunlar soruşturulmuyor, soruşturulamıyordu. TÜBİTAK içine sızmış bu hainler maalesef yargı içine sızmış Haşhaşiler tarafından korunuyordu. Hamdolsun, şimdi TÜBİTAK bunlardan arındırılıyor. Bak, tam temizlendi demiyorum Sayın Bakanım. Tam temizlendiğinin veya temizleneceğinin umudu içerisindeyim. Aynı şey yargı için de geçerli, yargıyı da bu Haşhaşi urun baskısından, şantajından, tehdidinden inşallah temizleyeceğiz. Çünkü onun içindeki yuvalanmaları da çok ileri derecede” diye konuştu. 

“BİRÇOK KURUM GİBİ TÜBİTAK DA NORMALLEŞİYOR”

Artık birçok kurum gibi TÜBİTAK’ın da normalleştiğini ve asli vazifesine yavaş yavaş dönüş yaptığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada tabii çalışan tüm kardeşlerimin bize yardımcı olması lazım. Kardeşlerim, bu bizim ulusal güvenliğimizin çıkış noktasıdır. Bu, milletimizin çıkış noktasıdır. Bu bir millî meseledir. Bu bizim için bir ahlaki meseledir. Bunu hep beraber çözeceğiz. Bilim insanları olarak, bilim bu tür bir şeyi kabul etmez. Bunu temizlemeye mecburuz. İşte onun için yani şurası çok önemli, hani ‘kendini bilmek’ diyor ya Yunus, işte mesele, ‘ilim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmezsen, ya nice okumaktır’ olur. Biz, kendin bilmek noktasına hep beraber ulaşalım diyoruz” dedi. 

14 ARALIK OPERASYONU: “İŞLEDİKLERİ İHANET SUÇUNUN BOYUTUNU ÇOK İYİ BİLİYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi günlerdir bazılarının televizyonlarının ekranlarından, gazetelerinin sayfalarından hüngür hüngür ağladıklarını, 3-4 gündür, bir haftadır,  “işte şu kadar kişi alındı, şu kadar kişi alınıyor” şeklinde haberler yaptıklarını belirterek şunları söyledi: “Hani siz örgüt değildiniz, bakın haberler nasıl yayılıyor görüyorsunuz değil mi? Siz örgüt olmasanız, bunları nereden bileceksiniz. Bunu bildikleri için bazıları, evlerinde değil, gittiler gazetelerinin içerisinde beklemeye başladılar. Niye orada beklemeye başladılar? Buradan gelip bizi alamazlar diye beklemeye başladılar. Zannediyorum bir-ikisi de herhalde kaçıverdi bu arada. Bunları yapıyorlar. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz, suçunuz yoksa o zaman durun, çağrıldığınızda da gelin teslim olun. İşledikleri ihanet suçlarının ne boyutta olduğunu çok iyi biliyorlar. Ve işte ondan dolayı da kendilerine göre şov araçlarını da iyi kullanıyorlar. Başlarına gelecek olanı biliyorlar. Bakın, sadece TÜBİTAK içinde yaptıkları ihanet dahi, bunların ne kadar ülke ve millet düşmanı olduklarının, bunların hangi kirli odakların hizmetkârı olduklarının ispatıdır. Şimdi bazı ülkelerden, bazı medya kuruluşları görüyorsunuz, bunların gözyaşlarını, masum bir gözyaşı gibi yansıtmanın derdi içindeler. Neden? Çünkü uluslararası odakların hatta belki de bazı istihbarat örgütlerinin kaynaklarını kesiyoruz bu adımlarla.” 

“PARALEL YAPIYI MAŞA OLARAK KULLANAN BİR ÜST AKIL VAR”

TÜBİTAK’taki ihaneti fark ederek bu ihanetin üzerine giderek, maşaları tasfiye ederek, Türkiye düşmanı çevrelerin kurgularını, tuzaklarını bozduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  bu nedenle sadece içeride değil, dışarıda da feryat koparıldığını anlattı. Daha önce de söylediği gibi paralel yapının tek başına bütün bu kurguyu kuracak, idare edecek, zekâya, birikime, beceriye sahip olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları maşa olarak kullanan bir üst akıl var, demiştim, hatırlayın. Ve işte o üst akıl, onlarla birlikte yaygara koparıyor. Tabii bu üst akılın uzantıları da var, hepsi devreye giriyor. Değerli kardeşlerim, 1 yıl boyunca biz yetkimiz dâhilinde bunların inlerine girdik. Örneğin TÜBİTAK, bunların inlerinden biri haline getirilmişti, oraya girdik. Emniyet gibi, TİB gibi, KOSGEB, üniversiteler gibi kurumlardaki kurgularını bozduk. Ancak bütün delilleri ortaya koymamıza rağmen, yargı bu ihanetin üzerine gitmiyor ya da gidemiyordu. Bir yıl boyunca azimle çalıştık. Yargıyı da bu tehdit ve şantajdan kurtardık. Yargı içindeki çeteleşmeyi de çökerttik. Ve işte şu anda yargı da bu değişim-dönüşümle birlikte, inanıyorum ki, bir normalleşme sürecinin içerisine girecektir. Bir şekilde bu iddiaların üzerine gidecektir. Bakın eski Türkiye’de değiliz artık. Masumların ceza alıp, suçluların dolaştığı bir Türkiye yok. Masum ile suçlunun hassasiyetle birbirinden ayrılacağı, hukuk ve demokrasinin en temiz şekilde işleyeceği bir Türkiye var. Onun için hiç kimse timsah gözyaşı dökmesin. Hiç kimse feryad-ı figan ortalığa dökülüp, zavallılığını dünyaya sergilemesin” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki gözü yüzde doksan görmeyen Molla Muhammed ve onunla beraber 122 kişinin içeri alındığını, Molla Muhammed’in Pensilvanya’ya aykırı ifadede bulunduğu, onun gibi düşünmediği ve yaşamadığı için 17 ay tutuklu kaldığını ve 17 aydan sonra açılan dava ve yapılan müracaatla şimdi halkaların sökülmeye başladığına dikkat çekti. 

“HERKES HUKUKUN İŞLEYİŞİNE YARDIMCI OLACAK VE SORUMLU DAVRANACAK”

Özellikle medyanın ve siyasetin bu hukuk süreci ve süreçlerinde, ulusal ve uluslararası algı operasyonlarından uzak durmasının kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Herkes hukukun işleyişine yardımcı olacak. Ak ile karanın net bir şekilde ortaya çıkacağı bu süreçte herkes sorumlu davranacak. Ama bu ülkede 15 yıldır korkuyla yurt dışında yaşayıp uyuşturduğu takipçilerine yasa dışı işler yaptıranlar var. Gemiyi daha ilk rüzgarda terk edip, binlerce kilometre uzağa kaçıp, oradan korkakça ihanet şebekesini idare edenler var. Kurumlarda yaptığı ihanetin ortaya çıkacağı korkusuyla, soluğu yurt dışında alanlar var. İşlediği suçun boyutunu bildiği için korkup kaçanlar var. Bunların hepsi tek tek ortaya çıkacak. Bunların hepsi, yurt içinde olduğu gibi, yurtdışındaki inlerinde de takip edilecek. İnşallah bundan sonra her bir kurum, artık sadece kendi işini yapacak. Sadece 77 milyon için, vatan için, millet için, bayrak için çalışacak. TÜBİTAK, bu dönüşümü inşallah çok daha farklı bir şekilde gerçekleştirmenin, inşallah neticelerini işte bugün attığımız imzalarla veriyor. İnşallah, çok daha fazlasını hep birlikte başaracağız” diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Türkiye’nin araştırma-geliştirme projelerinde, savunma sanayinde ayrı ve özel bir yere sahip olduğunu dile getirerek, bu konuda TÜBİTAK’ın üzerinde çok önemli görevler bulunduğunu kaydetti. TÜBİTAK’ın bu işin olmazsa olmazı olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Savunma sanayinde artık biz her alanda kendi ihtiyaçlarımızın projelerini burada gerçekleştirmek durumundayız. Benim insanımın batıdakinden ne farkı var? Niye biz bunları burada gerçekleştiremiyoruz? Biz bu projeleri burada niye halledemiyoruz? Parmak ucu kadar bir şey yapıp, dünyanın parasını kazananlar karşısında biz bunları niye halledemiyoruz? Biz de yüzlerce, binlerce gencimizi dünyanın değişik yerlerine hep gönderdik,  hala gönderiyoruz ve göndereceğiz de. Ama bu merkezlerde artık bunları yapmak durumundayız. Bu bir özgüven meselesidir. Ben buradaki hocalarımızdan gençlerimize kadar, bu öz güveni doğrusu sizler de görüyorum, görmek zorundayım. Bir Cumhurbaşkanı olarak biz hocalarımıza, gençlerimize güvenemezsek bir netice alamayız. Öyleyse burada hocalarımızın, yöneticilerimizin de yanlarında çalışan gençlere güvenmeleri, gençlerin de hocalarına güvenmeleri suretiyle yeni adımların atılması lazım. Biz yaparız, bunu bir defa dememiz lazım. Ve yapacağız dememiz lazım. Üreteceğiz dememiz lazım. Bütün araştırma-geliştirme, bu noktadaki desteklerimizle, devreye aldığımız projelerle bu işler için tahsis ettiğimiz kaynaklarla adeta bir savunma sanayi iş birliğini zaten başlattık.” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan verilen emeklerin, yapılan fedakârlıkların karşılığının alınmaya başlandığını, bugün ülkemiz savunma sanayinin, 5 milyar doları aşan üretim gücüne ve 1,5 milyarlık ihracat kapasitesine ulaştığını söyledi. Türkiye’nin bu alanda yılda 1 milyar dolar Ar-Ge harcaması yapabildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte ülke ekonomisi için ağır birer yük durumunda olan savunma sanayi harcamalarının, bugün ekonomimizin itici güçlerinden biri haline geldiğine işaret etti. 

“SAVUNMA SANAYİMİZİN HER ALANINDA MUAZZAM SONUÇLAR ALIYORUZ”

Türkiye’nin kendi tankı ALTAY’ı, kendi helikopteri ATAK’ı kendi insansız hava aracı ANKA’yı, kendi savaş gemisi MİLGEM’i üreterek bu alanda dünya çapında söz sahibi ülkeler arasına girdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Aynı şekilde bakıyorsunuz, özel sektörde Baykar da insansız hava aracını şu anda üretmiş durumda. İşte bu bir cesaret. Ve artık 30 bin mili yakalamış durumda, buraya kadar çıkmış durumda. Ve bütün bu adımlar, öz güvenin neticesi. Şimdi bunları hem kendimiz için kullanacağız ve talepler başladı ve bu taleplere de cevap vermeye başlayacağız. Havacılıkta aynı şekilde süratle mesafe kat ediyoruz. Zırhlı araçlar, füzeler, roketler, milli piyade tüfeğimiz başta olmak üzere, savunma sanayimizin her alanında muazzam sonuçlar alıyoruz. Artık biz 250 km menzilli füzeyle övünemeyiz. Bu bize yeter diyemeyiz. Biz, 750-1500-2500 menzilli füzelerimizi üretmek zorundayız. Niye? Caydırıcı bir güç, olmak için bunlar elinizde olacak. Bu olduğu anda, o ülke çok daha farklı bir konuma gelecektir. Peki bunu başarmaya muktedir miyiz? Evet muktediriz, bunu da halledeceğiz” diye konuştu. 

“2023’TE SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIKTAN TAMAMEN KURTULMUŞ OLMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ilk adımı atılan TÜRKSAT 6A Projesi’nin ülkemizi uzay sanayinde yeni bir safhaya çıkartacağını ifade ederek, Ankara’da kurulan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi ile Radar ve Elektronik Harp Merkezi’nin, bu konuda atılmış diğer önemli bir adım olduğuna işaret etti.

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yanında ağırlıklı olarak bu doğrultuda faaliyet gösterecek, ülkemizin en büyük teknoparkının kurulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “İnşallah Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümü olan 2023, özellikle de savunma sanayimizi dışa bağımlılıktan tümüyle kurtarmış olacağımız bir kırılma noktası olacak. Ben, bir kez daha atılan bu imzaların, başlatılan projenin hayırlı olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Şu ana kadar emeği geçen tüm kardeşlerime ve bu aşamadan itibaren Türkiye’nin bu itibar tablosunda görev alacaklara başarılar diliyorum. Öz güveniniz daim olsun.”

Tüm Haberler