15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Özgürlük, Güvenlik ve Refah Ortamı Güçlendikçe Bilim Daha Sağlam Bir Zemine Kavuşacak”

15.12.2014
“Özgürlük, Güvenlik ve Refah Ortamı Güçlendikçe Bilim Daha Sağlam Bir Zemine Kavuşacak”

Gebze Teknik Üniversitesi’ni ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün eğitime yapılan tüm yatırımların Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımlar olduğunu kaydederek, “Yeni Türkiye çıkışıyla, tarihte sahip olduğumuz cazibe merkezlerini yeniden inşa etmek zorundayız. Bunu başarabilmek için özgürlük, güvenlik ve refaha ihtiyacımız var. Bu yüzden istikrar ve güven şarttır” dedi.

 

Gebze Teknik Üniversitesi’ni ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün eğitime yapılan tüm yatırımların Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımlar olduğunu kaydederek, “Yeni Türkiye çıkışıyla, tarihte sahip olduğumuz cazibe merkezlerini yeniden inşa etmek zorundayız. Bunu başarabilmek için özgürlük, güvenlik ve refaha ihtiyacımız var. Bu yüzden istikrar ve güven şarttır” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çayırova Kampüsü’nde bulunan Gebze Teknik Üniversitesi’ni ziyaret etti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaret sırasında gerçekleştirdiği konuşmada, 41 gün önce, 4 Kasım 2014 tarihinde kuruluşu gerçekleşen Gebze Teknik Üniversitesi’ne “41 kere maşallah” diyerek, üniversitenin millet ve ülke için hayırlı olmasını diledi. 

Başbakanlık vazifesini yaptığı 12 yıllık süreçte yeni 99 üniversitenin kurulmasına öncülük ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok eleştiriler aldım. ‘Bir anda bu kadar üniversiteyi kurmak doğru mu?’ dediler. ‘Hoca yok üniversite kuruluyor’ dediler. Bütün bunlara karşı o süreç içerisinde düşüncelerimi ortaya koydum. Türkiye'nin çok ciddi bir göç durumuyla karşı karşıya olduğunu, özellikle öğrenci göçünün inkâr edilemeyecek, engellenemeyecek bir durumda olduğunu,  bunun ortaya koyduğu mali portrenin çok büyük olduğunu, öyleyse bizim o garip gureba, fakir fukara, doğu ve güneydoğu bölgelerindeki yavruların ayağına üniversiteyi götürmemizin gerekliliğine, dolayısıyla her ilimizde bir üniversitenin olmasının bizim olmazsa olmaz bir görevimiz olduğunu, tüm bu üniversitelerdeki hocalarımızın, yeni akademisyenler yetiştirmek suretiyle oralara da bu hizmeti götürmemiz gerektiğini ifade ettim” dedi.

“12 YILLIK SÜREÇTE KURULUŞUNA ÖNCÜLÜK ETTİĞİMİZ 100. ÜNİVERSİTE, GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ’DİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gebze Teknik Üniversitesi'nin kendisi için bu noktada ayrı bir yere sahip olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu: “O da Cumhurbaşkanı olarak kuruluşunu onayladığım ilk üniversite, 12 yıllık süreçte kuruluşuna öncülük ettiğimiz 100. üniversite oldu. Bu bakımdan anlamlı. 2002 yılında Türkiye'de toplam 76 üniversite vardı. Gebze Teknik Üniversitesi ile birlikte 100 yeni üniversite ve sayı 176'ya böylece ulaşmış oldu. Tekrar bu yeni üniversitemizin hayırlı olmasını diliyor, başta öğrenci, hocalarımız olmak üzere tüm üniversite camiasına başarılar temenni ediyorum. Tabii, Gebze Teknik Üniversitesi sıfırdan kurulmuş bir üniversite değil. Üniversitemizin temelinde, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü gibi oldukça büyük bir tecrübe birikimi vardır. Ben buna böyle inanıyorum. Bugüne kadar yapılan çalışmaların, elde edilen başarıların üniversite vasfıyla çok daha yükseklere taşınacağına yürekten inanıyorum. Bugün, İzmit ve Gebze'de gerçekten dolu dolu bir ziyaret inceleme ve açılış programı gerçekleştirdik. Tabii eski alışkanlık 'İzmit' dedik aslında Kocaeli dememiz lazım. Önce Kocaeli İzmit'te TÜPRAŞ'ın fuel oil dönüşüm tesisinin açılışını yaptık. Tabii rakam küçük değil, 3 milyar dolarlık bir yatırım ama özelleştirme sürecinden itibaren alırsak 10 milyar dolarlık bir yatırım. Türkiye'de bugüne kadar tek kalemde yapılmış en büyük sanayi yatırımı olma özelliğini taşıyor.” 

Bu tesisin ardından TÜBİTAK Gebze Kampüsü’ne geçtiklerini ve çok önemli bir törene iştirak ettiklerini Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TÜRKSAT 6A haberleşme uydusu geliştirilmesi ve üretimi projesi, orada atılan imzalarla resmen başlamış oldu. Ülkemiz, milletimiz adına çok büyük bir prestij ve iftihar vesilesi olduğuna inanmış olduğum bir proje. Ardından bazı tesislerimizi ve bu noktada aldığımız brifingle de geleceğe yönelik buradaki heyecanı, arkadaşlarımla paylaşma fırsatını buldum. Bilim, teknoloji ve Ar-Ge adına Türkiye’nin ulaştığı seviyeleri, bu brifingde görme fırsatım oldu. Son olarak da Gebze Teknik Üniversitemize geldik ve şimdi sizlerle bir aradayız. Az önce Haluk Hocamızın haklı olarak ifade ettiği böyle küçük bir konferans salonunda hakikaten 5 bini aşkın öğrenciye sahip bir üniversitede böyle küçük bir konferans salonun da olmaması lazım. Ben inanıyorum ki, bunu da buradaki gerek yerel güçler, ayrıca üniversitemizin kendi imkânları el ele vermek suretiyle yapılabilir. Çünkü burası ayrıca bir sanayi şehri. Hele hele bir teknik üniversiteyi, kendi başına bırakmayacaklardır. Onlar da gerekli desteği vereceklerdir. Bu noktada gerek valimiz, gerek belediye başkanımız tabii hükümet olarak da bakanımız buraya verecekleri destekle bir an önce burada yeni bir kampüs oluşumuna vesile olacaklardır. Büyüklerimizin bir ifadesi var hakikaten mekânın şereflisi kaliteli insanın yetişmesine vesile oluyor. Onun için de burada güzel bir proje, güzel bir mekân. İnşallah Kocaeli Üniversitesi de şu andaki öğrenci sayısıyla büyük bir rakama ulaştı. Zannediyorum 78 bin civarında öğrenci var orada da” dedi. 

“KALİTELİ ÜNİVERSİTELERİN OLDUĞU ŞEHİRLER CAZİBE MERKEZİ OLUYOR”

Kocaeli’nin bir üniversiteler şehri olmasında, geleceğe yönelik başka adımları da atmaya hazırlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü nüfusu itibarıyla artık büyükşehir ve ciddi de göç alan bir şehir. Öyleyse burada şimdi bu üniversitenin kalitede çok ileri adımlar atmış olması, inanıyorum ki bir cazibe merkezi olmayı da getirecektir. Gebze'nin genel olarak da Kocaeli'nin sanayi merkezi olmanın yanında da tabii artık bir bilim, teknoloji, araştırma ve geliştirme merkezine dönüştüğünü, çok büyük bir memnuniyetle müşahede ediyoruz. Yapılan yatırımlarla hele hele devam eden bilişim vadisi gibi önemli projelerle başlayacak yeni projeler var önümüzde. Kocaeli ve Gebze, Türkiye'nin hatta dünyanın müstesna merkezlerinden birisi haline gelecektir” dedi. 

“ON YILLAR ÖNCE ATILMASI GEREKEN ADIMLAR, ANCAK BU DÖNEMDE HAYATA GEÇEBİLİYOR”

Ülkemizin bu alanda çok geç kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “On yıllar önce atılması gereken bu adımlar, kurulması gereken bu tesisler ancak şimdi bu dönemde hayata geçebiliyor. Ancak biz umutsuz olmadık, umudumuzu kaybetmedik. 12 yıl önce, ‘Biz bunları aşacağız, zararın neresinden dönersek kardır’ dedik. ‘Bir yerden başlamalı’ dedik ve kendimize dört tane temel taş tespit ettik: Eğitim, sağlık, adalet ve emniyet. Eğitime verdiğimiz ağırlık, o gün bugündür devam ediyor. Önce yapısal noktada attığımız adımlarla Osmanlı’dan 79 yıllık Cumhuriyet dönemi dâhil tüm derslik sayısının üçte ikisinden fazlasını ki 265 bin derslik 12 yıl içerisinde yapıldı.” 

Kendisinin öğrenciliğinde İstanbul'da ilkokulda 75 kişilik sınıfta okuduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geldik orta, lise orada da 80-85 kişilik sınıflar. İçinizde bu dönemleri yaşayanlarınız olmuştur. Hele hele Anadolu'da 100 kişilik sınıflarda okuyanlar oldu. Buralardan şimdi koyduğumuz hedef şu; dedik ki 30'un üzerinde olmayacağız 30'un altında olacağız. Hamdolsun artık bu çok yerde yakalandı. Şimdi 30'un üstünde sınıflarımız, dersliklerimiz hamdolsun yok” diye konuştu. 

“ATTIĞIMIZ ADIMLAR, GELECEK ADINA ÇOK BÜYÜK DEĞER İHTİVA EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdiki eksiğin öğretmen konusunda olduğunu kaydederek şöyle konuştu: “Çünkü bütçe ne kadar müsaade ediyorsa bir yerde de o kadar öğretmen alabiliyorsunuz. Buna rağmen hiçbir dönemde alınmamış öğretmeni, bu 12 yıl içerisinde eğitim camiamıza kattık. Aynı kararlılıkla bu da devam ediyor. Yani en çok personel alımı öğretmenlerde yapılıyor. İşte bu sene Ağustos’ta yanılmıyorsam 40 bin öğretmen alındı, yine bu ara dönemde bir 15 bin öğretmen daha alınmak suretiyle 55 öğretmen de bu eğitim öğretim sezonunda eğitim camiasına katılmış oluyor. Bunlar önemli rakamlar, bunlar geçmişte olan şeyler değildi. Attığımız adımlar, toprakla buluşturduğumuz bu tohumlar inanıyorum ki gelecek adına çok büyük değer ihtiva ediyor.” 

Ülkemizin başta savunma sanayi olmak üzere pek çok alanda atılım yapan, ilkleri başaran, dünyayla rekabet edebilen bir ülke konumuna yükseldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ivmeyle devam ettiği müddetçe inanıyorum ki araştırma-geliştirme, inovasyon, markalaştırma, patent alanında özellikle mevcut durumu kat be kat artmak suretiyle dünyada ses getiren başarılara inşallah ulaşacağız” dedi. 

“SON 12 YILDA ÜNİVERSİTE SAYISI 76’DAN 176’YA ÇIKARILDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de son 12 yılda üniversite sayısının 76'dan 176'ya, fakülte sayısının 558'den bin 484'e, enstitü sayısının 289'dan 631'e, yüksekokul sayısının 171'den 493'e çıktığını, Hükümetin öğretim üyelerinin maaşlarında da ciddi oranda artış gerçekleştirdiğini kaydetti. Yüksek öğretim tazminatı ve akademik teşvik ödeneğiyle üniversitelerin cazibelerinin arttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün bu yatırımlar Türkiye'nin geleceğine yapılmış yatırımlardır. Bu yatırımlar, bugün bile etkisini göstermeye başladı ki gelecekte etkisinin daha yüksek olacağına, Türkiye’nin eğitim ve bilim atmosferini daha da değiştireceğine ben gönülden inanıyorum” dedi. 

“TARİHTE SAHİP OLDUĞUMUZ O CAZİBE MERKEZLERİNİ YENİDEN İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilimin üretilmesi, gelişmesi, yerleşmesi için belli şartların bulunması gerektiği, tarihte Bağdat, Endülüs, Konya ve İstanbul gibi kentlerin sahip oldukları özgürlük, refah ve güvenlik ile dönemin âlimlerini kendilerine çektiklerini söyledi. İstanbul'un yaklaşık 4 asır boyunca hem siyasi başkent, hem de dünya biliminin başkenti olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul'u bir ilim merkezi yapan da özgürlük, güvenlik ve refah ortamıydı. Şu anda batıdaki bilim merkezlerine baktığınızda özellikle ABD'ye baktığınızda bizim tarihimizdeki o iklimi sağlamaya çalıştığı için başarılı olduğunu görürsünüz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye dâhil dünyanın hemen her ülkesinden bilim insanlarının ABD'de faaliyet gösterdiğini belirterek, “İşte biz yeniden ‘yeni Türkiye’ çıkışıyla bu atmosferi, iklimi oluşturmak zorundayız. Tarihte sahip olduğumuz o cazibe merkezlerini yeniden inşa etmek zorundayız. Bunu başarabilmek için özgürlük, güvenlik ve refaha ihtiyacımız var. İşte bu 3 alanda 12 yıllık süreçte çok büyük ilerleme kaydettik” diye konuştu. 

Özgürlük, refah ve güvenliğin gelişmesiyle bilimin sağlam bir zeminde ilerlemeye başladığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilim büyüdükçe ekonomi büyüdü. Ekonomi büyüdükçe özgürlükler genişledi. Özgürlükler genişledikçe güvenlik artmaya başladı. Hep şu iki kavramı ifade ettim: İstikrar ve güven. Eğer istikrar ve güven olmazsa, Türkiye'yi sıçratamayız.” 

“ÇÖZÜM SÜRECİ BAŞARIYLA TAMAMLADIĞINDA ÖZGÜRLÜK, GÜVENLİK VE REFAH ÇOK DAHA GÜÇLENECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, istikrar ve güven ortamı içinde Türkiye'nin son 12 yılda ekonomisini 3,5 kat büyüttüğünü belirterek, “Güvenliği tam manasıyla zaten sağlamış olsaydık, burada belki bir çelişki göreceksiniz, o zaman inanın bu oran çok daha fazla olurdu. Neydi bu: Terör. Terörün çözümü noktasında istediğimiz neticeyi henüz tam alabilmiş değiliz” dedi. Terörün çözülmüş olması halinde yatırımların Doğu ve Güneydoğu’da da sıçramasıyla Türkiye'nin çok daha fazla büyüyeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun için biz çözüm sürecini başarıyla tamamladığımızda özellikle de Türkiye'ye yönelik ulusal ve uluslararası operasyonların önünü tamamen kestiğimizde, göreceksiniz özgürlük, güvenlik ve refah çok daha güçlenmiş olacak, bilim daha sağlam bir zemine kavuşmuş olacak” dedi. 

“KENDİ BİLİM İNSANLARIMIZI, ARDINDAN DÜNYANIN BİLİM ÇEVRELERİNİ TÜRKİYE’YE ÇEKMEYİ BAŞARACAĞIZ”

Terör örgütünün okul, üniversite yaktığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu terörist yapıyla tabii ki mücadele kararlı bir şekilde devam edecek. Çözüm sürecini yakalayacaksınız. Üniversiteye gelen elinde döner bıçağıyla, silahla gelmeyecek. Onun en büyük silahının bilgisayar, kitap olması lazım. O olduğu andan itibaren, kendisi de güç kazanır kendisi de adam gibi adam olur. Bunu yakalamamız lazım” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör estirmek suretiyle kişiye adam demezler. Bütün mesele ahlaki değerler noktasında bir şeyi yakalamak; bu çok önemli” değerlendirmesinde bulundu. Yurt dışına çıkan bilim insanlarının, öğrencilerin umutla Türkiye'ye döndüğünü ve üniversitelerde görev aldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tersine beyin göçünü, yani yuvaya dönüşü daha da hızlandıracağız. Bu konuda elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız. Önce kendi bilim insanlarımızı, ardından dünyanın bilim çevrelerini Türkiye’ye çekmeyi mutlaka başaracağız” dedi. 

“TÜRKİYE’NİN YENİDEN ESKİ TÜRKİYE’YE DÖNÜŞMESİNE MÜSAADE EDEMEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomide ve siyasette olduğu gibi bilim alanındaki bu gelişmeler de dünyada bazılarını rahatsız ediyor. Bu süreci akamete uğratmak için, bu kararlı yürüyüşü durdurabilmek için her yol deneniyor” dedi. Millet olarak, on yıllardır Türkiye'ye karşı yapılan operasyonlar ve kurgulanan tuzaklar nedeniyle ülkenin çok kan kaybettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Eğer bu operasyonlar başarıya ulaşırsa, bu tuzaklara düşersek, içerideki sorunları çözemezsek, inanın ülkeye ve millete yazık olur. Türkiye yeniden eski Türkiye'ye dönüşür. Buna müsaade edemeyiz. Bir kez daha vurgulamak isterim; hedef şahsım değildir. Hükümet ya da bir parti, o da değildir. Hedef yeni Türkiye'dir. Bizler faniyiz, hepimiz gelip geçiciyiz. Kimse kalıcı değil, gidiciyiz. Âşık Veysel'in dediği gibi dünya malum, iki kapılı bir han, birinden gireceğiz, öbüründen çıkacağız. Olay bu. Girdik, şimdi çıkacağımız günü bekliyoruz. Bakalım ne zaman çıkacağız. Öyleyse 'bu kadar küçük bir dünyada bu kavga niye?' diye sorarlar. Eğer Türkiye'nin kazanımlarına, Türkiye'nin istiklaline bizim sahip çıktığımız gibi sahip çıkılmazsa bütün kazanımlar heba olur. Eski Türkiye yeniden can bulur. İşte bunu önleyecek olan genç nesillerimizdir.” 

“TÜRKİYE, HER BİR FERDİYLE NORMALLEŞMEYE SAHİP ÇIKACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetçilerden önce genç nesilleri yetiştirecek olan akademisyenlerin özgürlüğe, demokrasiye, millî iradeye inanmış olmaları gerektiğini belirtti. Konuşmasında, “1940'lardaki tek parti dönemini özleyen, faşizm, baskı, yasaklama, ret ve inkâr özlemi içinde olan üniversite ve akademi dünyasının” geçmişte Türkiye'ye büyük zararlar verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üniversiteleri özgürlük ortamından çıkarıp hapishaneye, tek tip insan yetiştiren kurumlara, ikna odalarına çeviren bir zihniyet, inanın Türkiye'ye büyük zarar vermiştir. İşte biz de öğrenciliğimizi o şartlar içinde geçirdik. Üniversitelerde bu tek parti ve faşizm özlemi içindeki zihniyet kadar aklını, iradesini, hatta inancını bir takım ihanet şebekelerine kiraya veren zihniyet de aynı derecede tehlikelidir. Nitekim işte o tek partici, faşizm zihniyet ile ihanet şebekelerinin nasıl bir ittifak içinde olduğu, nasıl bir iş birliği içinde olduklarını da bugünlerde görüyoruz. Başörtüsünü yasaklayanlarla, başörtüsüne 'füruat' diyenler kol kola girdiler. Darbecilerle, darbelere övgüler düzenler, düzenleyenler bir araya geldiler. Üst aklın maşası olanlar, ne kadar uçlarda gibi görünseler, bugünlerde görüyorsunuz kucaklaştılar. Bütün hayatları hukuku çiğnemekle geçenler, normalleşen bir hukuk karşısında eski Türkiye'nin hukukunu istemeye başladılar. Bütün hayatları özgürlükleri kısıtlamakla, tehdit etmekle, ret ve inkâr etmekle geçenler, gerçek özgürlük karşısında eski Türkiye'nin baskılarını hatırlamaya başladılar. İnşallah o eski Türkiye'ye geri dönüş olmayacak. Türkiye, inanıyorum ki her bir ferdiyle normalleşmeye yani yeni Türkiye'ye sahip çıkacak” dedi. 

“MİLLETİN PARASIYLA OKUYUP ULUSLARARASI ÇEVRELERE ÇALIŞANLARI GÖRÜYORSUNUZ”

Üniversitelerin ve hocalarımızın özgürlük ortamına daha fazla sahip çıkmaları, onu daha da geliştirmelerinin en büyük arzuları olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilim de ancak o şekilde gelişecek ancak o şekilde üretilecek ve üretecektir. Birikimini, sahip olduğu konumu ülkesi için seferber etmek yerine kriptolu telefonları dinlemeye yoğunlaştıranların nasıl bir ihanet işine girdiklerini herkesin görüyorsunuz. Milletin parasıyla okudular, milletten 'himmet' adı altında topladıkları paralarla okudular, kimi zaman hileyle soru çalarak belli kurumlara sızdılar, milletin kurumlarında, milletin imkânlarını kullanarak, ne yazık ki millete çalışmak yerine gittiler uluslararası çevrelere hatta uluslararası istihbarat örgütlerine çalıştılar. İşte TÜBİTAK, bunun en bariz örneğidir. Bilim üretmesi, bilimi, araştırmayı, geliştirmeyi desteklemesi beklenen TÜBİTAK, gizli bir şeklide, sinsi bir şeklide bir ihanet şebekesine, onun maşası olan çevrelere çalıştı” diye konuştu. 

“İRADELERİNİ İHANET ŞEBEKELERİNE KAPTIRMAYAN ÖZGÜR BİREYLER VE KURUMLAR İSTİYORUZ”

Bugün TÜBİTAK’ın bir normalleşme süreci içine girdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Normalleşmiştir diyemiyorum. Henüz yok. Daha orada ciddi temizliklerin yapılması gerekiyor. Biraz daha zaman alacak. Türkiye'nin şu anda uydusunu inşa edecek imzayı bugün attık. Hayırlı olur inşallah. Üniversitelerimizden de beklentimiz budur. Biz yasaklara ya da kökü dışarıda sahte hocalara âşık değil bilime aşık üniversiteler istiyoruz. İradelerini, zekâ ve zihinlerini kurulan tuzaklar neticesinde ihanet şebekelerine kaptıran öğrenciler, akademisyenler, üniversiteler değil; özgür bireyler ve kurumlar istiyoruz” diye konuştu. 

“77 MİLYONUN TOPYEKÛN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademisyenlerden, özgürlük arttıkça aydınlıktan gözleri kamaşıp kendilerine özgürlük isteyenlerin yaygara yapacağının unutmamalarını isteyerek şunları söyledi: “Ne yaparlarsa yapsınlar, biz birilerinin özgürlüğü için değil 77 milyonun topyekûn özgürlüğü için mücadele edeceğiz. Mesele budur. Bunu inşallah başardık, başarıyoruz. Güçlü Türkiye, büyük Türkiye, artık imtiyazlı kesimlere özgürlük sağlayan, imtiyazlı kesimlere çıkar sağlayan operasyonlarla hamdolsun artık başa çıkabiliyor. Dünden itibaren ulusal ve uluslararası medyada, ya da bazı çevrelerde başlatılan Türkiye aleyhtarı algı operasyonları da göreceksiniz onlar da boşa çıkacak. Çetelerin hukuku değil milletin hukuku, inşallah Türkiye'yi çok daha özgür bir konuma yükseltecek. Bizler çok mücadele ettik. Türkiye'yi bu noktalara getirdik. Allah nefes verdiği müddetçe bu mücadelemiz sürecektir. Ardından bayrağı genç nesiller alacak. Sizlerin yetiştireceği o nesillere inanıyoruz, güveniyoruz. Gayretleriniz için, alın teriniz, bilim aşkınız ve bilim mücadeleniz için sizlere milletçe şükranlarımızı sunuyoruz”. 

Üniversitenin, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilere ve akademisyenlere başarılar diledi.

Tüm Haberler