15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Başka Medeniyetler Karşısında Boyunların Büküldüğü Dönemler Tarih Olmuştur”

03.11.2014
“Başka Medeniyetler Karşısında Boyunların Büküldüğü Dönemler Tarih Olmuştur”

Bezmialem Vakıf Üniversitesi 2014- 2015 Akademik Yıl Açılış Töreni’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uluslararası algı operasyonlarına maruz kaldığını ifade ederek, “Ne içerdeki ihanet şebekelerine, ne de dışardan gelen algı operasyonlarına Türkiye boyun eğecek bir ülke değildir. Kim ne yazarsa yazsın, hangi ihaneti yaparsa yapsın biz iç politikamızı da dış politikamızı da milletimizle birlikte kendimiz belirleriz” dedi.

 

Bezmialem Vakıf Üniversitesi 2014- 2015 Akademik Yıl Açılış Töreni’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uluslararası algı operasyonlarına maruz kaldığını ifade ederek, “Ne içerdeki ihanet şebekelerine, ne de dışardan gelen algı operasyonlarına Türkiye boyun eğecek bir ülke değildir. Kim ne yazarsa yazsın, hangi ihaneti yaparsa yapsın biz iç politikamızı da dış politikamızı da milletimizle birlikte kendimiz belirleriz” dedi.

Bezmialem Üniversitesi Kampüsü’nde gerçekleştirilen törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2014-2015 Akademik Yılı’nın öğrencilere ve üniversite mensupları için hayırlara vesile olması dileğini ifade etti.

Bugünün ‘10 Muharrem’ olduğunu hatırlatarak, bugünün barışa, özgürlüğe, kardeşliğe, birliğe vesile olması dileğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Garip gurebanın, hiçbir ücret alınmadan tedavi edilebilmesi için, sırf hayır duası umarak bu vakfı ve hastaneyi kuran Bezmi Alem Valide Sultan’ı rahmetle, minnetle yad ediyor, Allah O’ndan razı olsun, mekanı inşallah Cennet olsun diye dua ediyorum” dedi.

Yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, 171 yıl önce kurulan vakıf ve hastanenin, tam da Valide Sultan Hazretleri’nin arzu ettiği gibi, Osmanlı coğrafyasının her köşesinden hastalara şifa dağıtmanın gayreti içinde olduğunu ve başta Valide Sultan olmak üzere emeği geçenlere çok hayır duası kazandırdığını ifade etti.

“BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ DÜNYA ÖLÇEĞİNDE BİR ÜNİVERSİTE KONUMUNA GELDİ”

Şu an bulunduğu yerde, 2010 yılında bir üniversite kurulmasını temin ettiklerini, özellikle Rahmetli Asıf Hoca’nın bunu çok arzu ettiğini ve Vakfa ayrı bir boyut kazandırdıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda, sadece hastanesiyle değil, seçkin akademik kadrosuyla, yetiştirmekte olduğu donanımlı öğrencileriyle, Bezmialem Vakıf Üniversitesi hem özüyle buluştu, hem de dünya ölçeğinde bir üniversite konumuna geldi. Bu vesileyle, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzü, başta Sayın Başkan olmak üzere Mütevelli Heyetini ve rektörümüzü de tebrik ediyor; bu büyük eğitim kurumunun oluşumunda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nin, Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Sağlık Bilimleri Fakülteleriyle sadece sağlık alanında faaliyet gösteriyor olmasını çok önemsediğini vurgulayarak, ”Bunun elbette dezavantajları var ancak avantajlarının daha fazla olduğunu ve olacağını düşünüyorum. Daha beş yıllık bir üniversite olmasına rağmen, Bezmialem Üniversitesi, hem 171 yıllık hastane tecrübesini alarak, hem de tek bir alana yoğunlaşarak farkını ortaya koymaya başladı. Bu yıl iki bini aşkın öğrencisi ile, önümüzdeki yıl ilave bin öğrencisi ile üç bine ulaşacak bir yapı ile atılabilecek bazı adımlar benim de şu anda benim de hayal ve umut dünyamda olanlar var. İnşallah Bezmialem’in çok kısa zamanda dev bir kampüse ulaşması ile çok farklı bir üniversite haline gelmesi, uluslararası camiada çok daha etkin bir hale gelmesi inanıyorum ki bizim vakıf medeniyetimizin de yayılması açısından çok şeyler ifade edecektir. Bu sayede tıp alanında çok önemli araştırmalar yapılacak, ayrıca dünya ölçeğinde saygın bilinen, tanınan bilim adamlarımız buradan yetişecektir” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN YAŞADIĞI KÖKLÜ DEĞİŞİMLER

Kaynak noktasında sıkıntılar bulunduğuna da işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, geleneğimizde vakıf gelirlerine bakıldığında bir hayrat, bir akar görüldüğünü, aynı şeyin burası için de olmasının önemli olduğunu söyledi.

Kendisi için 3 Kasım tarihinin çok farklı bir anlamı bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “12 yıl önce, o zaman Genel Başkanı olduğum siyasi parti ilk seçimlerine girmiş ve milletimizden aldığı yetkiyle tek başına iktidar görevini üstlenmişti. Önce Genel Başkan olarak, ardından hem Genel Başkan, hem Başbakan olarak, 12 yıl boyunca başkanlığını yaptığım o hükümetler için 4 öncelik belirlemiştik: Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bu alanlarda kararlı adımlar attık. Hamdolsun sürekli ilerledik ve büyüme noktasında verdiğimiz sözler tek tek yerine gelmeye başladı. Bu sözümüzün arkasında durarak, bu dört alanda Türkiye’yi gerçekten çok farklı yerlere ulaştırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde Türkiye’nin çok köklü bir değişim yaşadığını, yarınların çok daha iyi olacağını kaydederek, ülkemizin her yerinde yeni okullar açtıklarını, yeni 250 bin dersliğe ulaşıldığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şekilde, eğitim imkanını, fiziken ulaşılamaz olmaktan çıkardıklarını; ayrıca Anadolu’da geçmişte bir çok yerde sınıflarda 110 kişi olduğunu, kendisinin de İstanbul İmam Hatip Okulu’nda, Fatih’te 75 kişilik sınıflarda okuduğunu anlattı. Şimdi öğrenci sayısını da 30’a kadar, bazı yerlerde 15-20’ye düştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, maddi sıkıntıları eğitimin önünde bir engel olmaktan çıkartmak için de önemli adımlar attıklarını, burs ve yurt imkânlarını artırdıklarını, çocuklarını okutan ailelere maddi destekler sağladıklarını belirtti.

“76 OLAN ÜNİVERSİTE SAYISINI 175’E ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı dönemde, 76 olan üniversite sayısını, 175’e çıkardıklarını ve üniversite olmayan ilin kalmadığını, bunun öğretim kadrosu açısından eleştiri konusu da olduğunu anlatarak, “Dedik ki biz şimdiden zemini, fiziki imkânları hazırlıyoruz. Ama üniversitelerimiz bir yarışın içinde olmalı ve bu kardeşinizin en önemli derdi şuydu; Tıp’ta bizim açığımız var mı? Var. Özellikle hoca açığımız var mı? Var. O zaman gelin Türkiye’de olmayan bir şeyi yapalım. Sağlık Bilimleri Üniversitelerini kuralım. Bizden önce böyle bir şey yoktu. Hamdolsun Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin adımlarını attık. İlk adımı burada attık. Dedik ki Bezmialem Üniversitesi bizim ilk sağlık bilimleri alanındaki üniversitemiz olsun. Bu adımı attıktan sonra şimdi yeni yeni sağlık bilimleri üniversiteleri kurulmaya başladı. Doktor açığımız çok fazla” diye konuştu.

Kariyer konusunda yaşanan sorunlara da işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet hastanelerinde kariyer yapma imkânı verilmesi yönünde adım atıldığını, eğitim ve araştırma hastanelerinde de bu sürecin başladığını ve gelişeceğini, bunun tıpta önemli bir adım olduğunu söyledi.

“TÜRKİYE SAĞLIK ALANINDA ÇOK BÜYÜK BİR DÖNÜŞÜM GERÇEKLEŞTİRDİ”

Öncelik verdiği alanlardan birinin de sağlık olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta aynı şekilde çok büyük bir dönüşümü gerçekleştirdiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, “Bezmi Alem Valide Sultan’a ilişkin güzel bir hadise anlatılır. Valide Sultan, rüyasında, kıyamete kadar kendisine 200 kişinin dua ettiğini görür; rüyayı yorumlatır, kendisine bir hastane kurması tavsiye edilir. Hemen 200 yataklı olarak Vakıf Gureba Hastanesini kurdurur ve dikkatinizi çekiyorum, şöyle bir talimat verir: “Bir tek soğan, bir altına dahi satılsa, hastanın iaşesinden kesilmeyecek, tedavi devam edecek” dedi.

Hastanede para almadan tedavi için tedbir alınması gerektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “171 yıl önce görülen bir rüyanın, bugün ulaştığı seviyeyi işte en yakından sizler görüyorsunuz, sizler yaşıyorsunuz. Öyleyse bunu halletmemiz gerekiyor. Bu millet, bu devlet bunu halleder. Yeter ki biz bu alandaki adımlarımızı atmaya devam edelim. Bizler de, milletimiz de, işte böyle bir sağlık sisteminin hayalini yıllarca kurduk. ‘Bir tek soğan, bir altına dahi satılsa, hastanın iaşesinden kesilmeyecek, tedavi devam edecek’ şeklindeki bir anlayışın, yıllarca özlemini çektik” diye konuştu.

En başta hastaneye ulaşmanın bile çile olduğunu, hastaneye ulaşılsa bile, sıranın size gelip tedavi olmanın ayrı bir çile, tedavi masraflarının ayrı bir çile olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hastayı daha da hasta eden, hastanelere sıhhatli gelip hasta dönülen, şifa bulsa bile hastanede rehin kalan vatandaşlarımız vardı. İlaç bulabilmek, bulunsa bile alabilmek başka bir çileydi” dedi.

“ANADOLU’NU EN ÜCRA KÖŞELERİNE MODERN HASTANELER AÇILDI”

Geçmiş dönemde hastanede ilaç sıkıntısı ile ilgili yaşadığı hatırasını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık bu sorunları ortadan kaldırdıklarını ve artık tüm eczanelerden vatandaşların ilaç alabildiğini sistemi kurduklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıllık süreçte, eğitimden sonra sağlık dediklerini ve sağlık sistemini sil baştan yeniden kurduklarını, Anadolu’nu en ücra köşelerine modern hastaneler açtıklarını kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Hakkâri’ye gidin, Yüksekova’ya gidin orada bile 150 yataklı bir hastane inşa ettik. Açılışını gittim bizzat ben yaptım. O gün bile o açılışa Yüksekova halkını göndermediler, ölümle tehdit ettiler. ‘Gitmeyeceksiniz’ dediler. Hiç unutamıyorum, hasta ziyareti yaparken içeride genç bir bayan doktor yanıma geldi, ‘Başbakanım her şey iyi güzel de, ama ben şehre nasıl gideceğim’ dedi. ‘Neden’ dedim, ‘Korkuyorum’ dedi. ‘Bize bu hastanenin kampüsü içerisinde lojmanlar yapın da biz oralara gitmeyelim.” dedi. Bunlar hain, bunlar ihanet çetesi. Düşünebiliyormuşsunuz bir bayan doktor oraya gidiyor, o bu korkuyla orada yaşıyor. Nasıl hizmet verecek. Ondan sonra ‘barış, özgürlük’ diyorlar. Bunlar kendi halklarına ihanet içindeler, onlara hainler.”

Bölgede hainlerin havalimanını yaptırmadıklarını, sürekli araçları yaktıklarını ve müteahhitleri tehdit ettiklerini, vatandaşlarımızın insanca yaşamasının önünü kestiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan,” Bu şartlar altında biz orada yine o havalimanını bitireceğiz. İsteseler de istemeseler de bitireceğiz. Çünkü 780 bin kilometre karelik vatan topraklarında batıda ne varsa onu doğuya da güneydoğuya da yapacağız” diye konuştu.

ŞEHİR HASTANELERİ PROJESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyükşehirlerimizde artı ihtiyaç olan şehirlerimizde şehir hastanelerinin inşaatlarına başladık. Hastanelerimizi en modern cihazlarla donattık. Toplumun her bir ferdini sigorta kapsamına aldık, hastane ayrımını, eczane ayrımını ortadan kaldırdık. Yani, insanın, insanca hizmet alabildiği bir sağlık anlayışını; yani Bezmi Âlem Valide Sultan’ın 171 yıl önce gördüğü rüyanın gereğini, tekrar hayata geçirmemiz gerekir. Tek başına, Vakıf Gureba Hastanesi’nin içinden geçtiği değişim ve işte bu üniversitenin kurulmuş olması dahi, yaşanan zihniyet devriminin en bariz göstergeleridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece binalar ve cihazların yenilenmediğini, aynı zamanda sağlık personelinin de çoğaldığını, daha birikimli, daha donanımlı bir neslin yetiştiğini belirtti.

Eğitim ve sağlıkta başlattıkları bu dönüşümün, orta ve uzun vadede Türkiye’yi çok köklü şekilde değiştireceğine olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda, en az 12 yıl zorunlu eğitim almış bir nesil geliyor. Bırakınız okuma yazma oranını, 12 yıl eğitim alma oranında yüzde 100’ü hedefleyen bir Türkiye var. Öte yandan, annesinin gebeliğinden itibaren, bebekliğinden, çocukluğundan itibaren, devletin hizmetlerini gören, yaşayan, devleti tarafından insan yerine konularak büyüyen, sağlıklı bir nesil var. İşte bu nesil, Türkiye’nin dönüşümüne çok büyük ivme kazandıracak. Bu nesil, geleceği inşa edecek, inşallah 2053 hedeflerini gerçekleştiren, 2071 hedeflerine zemin hazırlayan bir gençlik olacak. Biz bu potansiyele sahibiz Biz bu özgüvene de ziyadesiyle sahibiz” diye konuştu.

“BİZİM MARUZ KALDIĞIMIZ TEHDİTLERE MARUZ KALAN BİR BAŞKA ÜLKE YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki asır önce temeli atılmış ve bugünlere ulaşmış, bin yıllık, iki bin yıllık kurumlara sahip bir ülke, böyle bir millet olduğumuzun farkına varmamız gerektiğini belirtti.

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan öğrencilere sözlerini şöyle sürdürdü: “Eziklik dönemi, o komplekslerin yaşandığı dönemler; başka ülkeler, başka medeniyetler karşısında boyunların büküldüğü dönemler, inşallah geri gelmemek üzere tarih olmuştur. Bakın burada bir noktayı özellikle vurgulamak arzusundayım. Geçen hafta Perşembe günü, ilk kez başkanlığını yaptığım Milli Güvenlik Kurulu toplantısını gerçekleştirdik ve 10,5 saat gibi rekor bir süre içinde güvenlik konularını konuştuk. Şu ayrımı, burada, hem sizlerin, hem Türkiye ve dünya kamuoyunun dikkatlerine özellikle getirmek istiyorum: Dünyada, özellikle de gelişmiş demokrasilerde, ABD, Japonya gibi ülkelerde, Avrupa Birliği ülkelerinde, bizim maruz kaldığımız tehditlere maruz kalan bir başka ülke yok. Bulunduğumuz coğrafyanın özelliğinden kaynaklanan, ya da sahip olduğumuz potansiyelden kaynaklanan çok farklı tehditlere maruz bir ülkeyiz. İçerde ve dışarda terör örgütleri var. Yanı başımızda devam eden ve bizi doğrudan etkileyen çok büyük sorunlar var. Paralel Yapı misali, değişik ihanet şebekeleri var. Bir üst akıl bunların hepsini yönetiyor. Bunlara benzer çok sayıda riski kontrol etmek zorunda olan bir ülkeyiz.”

BATININ ÇİFTE STANDARTLARI

İleri demokratik standartlara sahip ülkelerin, bu tür risklerle karşı karşıya olmadıklarını, kendilerine yönelik bir tehdit söz konusu olduğunda, o ileri demokratik standartları tartışmaya açtıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu örnekleri verdi: “Türkiye’de Gezi Olayları yaşandığında Batı’nın ve Batı medyasının tavrına bakın; kendi topraklarında benzeri olaylar yaşandığında ortaya koydukları tavra bakın. Türkiye’de, askere, polise, bekçiye silah doğrultup katleden kişilerin, gazeteci denilerek nasıl savunulduğuna ve Türkiye’nin bu noktada nasıl eleştirildiğine bakın; Gazze’de iki ay içinde ölen 16 gazeteci için konulan, daha doğrusu hiç konulmayan tavra bakın. Türkiye’de, şiddet içeren gösteriler karşısında polisimizin en küçük ihlalini haftalarca dillerine dolayanlara bakın; aynı kişilerin, Mısır’da, halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanına yapılan darbeye karşı, ardından katledilen binlerce insana karşı tek çift söz söyleyemediklerini görürsünüz.”

“HAKTAN YANAYIM, GERİLİMDEN YANA DEĞİL”

“Birileri ‘Erdoğan gerilimden yana’ diyebilir. Ben haktan yanayım, gerilimden yana değilim. Hakkı tüm zulümler karşısında da olsa tek kalacağımı da bilsem savunmaya mecburum. Bizim ecdadımızdan aldığımız terbiye budur. Medeniyetimizden aldığımız terbiye budur. Geleneklerimiz de bunu gerektirir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olaylarında hayatını kaybeden bir çocuğu, hakkında senaryolar yazarak, reklam malzemesi yaparak, aylarca istismar konusu yaptıklarını öte yandan Diyarbakır’da alçakça, vahşice, insanlık dışı yöntemlerle katledilen Yasin Börü ve arkadaşlarını, görmezden geldiklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu ve buna benzer tavırların, son derece kasıtlı, son derece bilinçli, Türkiye’ye yönelik algı operasyonlarının parçası olarak ortaya konan tavırlar olduğunu vurgulayarak, “Bu çifte standart, aslında 100 yıllık bir Batı alışkanlığıdır. 100 yıl önce, Birinci Dünya Savaşı başlamış, savaşın silahlı cepheleri 4 yıl sonra kapanmış, ama siyasi, psikolojik, sosyolojik cepheleri inanın 100 yıl sonra bugün dahi kapanmamıştır. Şu anda da, dikkat edin, Batı medyasında Türkiye’ye karşı, tamamen yalan haberlerle örülmüş bir psikolojik saldırının olduğunu görüyorsunuz” dedi.

 

TUTUKLU GAZETECİ SAYISININ ÇARPITILMASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ellerinde adeta otomota bağlanmış siparişler var. Konuyu açtılar, açtıktan sonra sordum; 'Size bunu hangi gazeteciler söyledi, hangi gazeteyle görüştünüz?' İsim de vermiyor, veremiyor. 'İsim vermezsen ben sağlıklı cevap veremem ama kimlerle görüştüğünü söylersen ben sana o zaman çok daha net cevap veririm, belgelerle veririm. Bana bunu söyle'... İnanır mısınız bunları söyleyemedi ama 'Siz şu kadar gazeteciyi içeri attınız, şöyle yaptınız, böyle yaptınız' deyince, 'Size bunları kimin söylediğini biliyorum, farkındayım, fakat sizin söylediğiniz gibi içeride şu an 100 tane gazeteci filan yok. İçeride şu anda olan gazeteci sayısı 7 kişidir. Adalet Bakanlığının belgeli olarak kendisine rakamlarını verdim. Bu 7'nin hepsinin de kendisine suçlarının neler olduğunu anlattım. Bunlar terörist. Bekçi öldürmüş, gazeteci kimliği var. Öbürü, kaçak silahla yakalanmış. Bunların da mahkûmiyetleri hep kesinleşmiş. Kimisi asker öldürmüş, kimisi banka soymuş, bankaların malum para çekilen kasalarını yakmışlar filan. Bunlar gazeteci kimliği ile bunu yapıyor. 'Siz bunlara gazeteci mi diyorsunuz? Kusura bakmayın, eğer bunlar gazeteci ise siz de bunları savunuyorsanız biz sizle anlaşamayız. Ben de size o yaklaşımda bulunduğunuz kişiler sebebiyle samimi davranamam. Şimdi Adalet Bakanımıza gideceksiniz, o size belgeleri verir' dedim."

ULUSLARARASI MEDYANIN ALGI OPERASYONLARI

"Yeniden yargılamaları mümkün değil mi?" diye sorulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cezaları bunların kesinleşmiş, zaten kaç senedir yatıyorlar. Niye yeniden yargılanacaklar? Hukukta böyle bir şey var mı? Sizin ülkelerinizde, bizim vatandaşlarımıza yönelik bir şey olduğunda ben sizin devlet başkanlarınızla, başbakanlarınızla konuştuğumda verilen cevap 'Yargı bağımsızdır'... Ben de size diyorum ki yargı bağımsızdır' bitti bu iş. Olay bu" dedi.

Konuşmasında, “Her gün, uluslararası bir takım gazeteler çıkıyor, tamamen yalan ifadelerle, aslı, mesnedi olmayan bilgi kırıntılarıyla, Türkiye’ye karşı algı operasyonu yürütüyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak Fransız gazetecilerle yaşadığı örneği vererek, “Türkiye içinden bir takım siyasiler, siyasi partiler, bir kısım medya da bu algı operasyonunun değirmenine su taşıyor. Hatta çok daha ileriye gidip, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Türkiye’yi, “Sürekli imam hatip okulları açıyor, alkolü yasaklıyor” diyerek, aslı olmayan ithamlarla, iftiralarla karalayan, kendi ülkesine bu iftirayı atacak, bu ihaneti yapacak kadar alçalan, zavallı hale gelen hainler var” dedi.

“TÜRKİYE BOYUN EĞECEK BİR ÜLKE DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Şunu burada tekrar söylüyorum: Ne içerdeki ihanet şebekelerine, ne de dışardan gelen algı operasyonlarına, Türkiye boyun eğecek, Eyvallah edecek bir ülke değildir. Kim ne yazarsa yazsın, kim hangi iftirayı atarsa, hangi ihaneti yaparsa yapsın, biz iç politikamızı da, dış politikamızı da, milletimizle birlikte kendimiz belirleriz” dedi.

Ayn el Arab’a yeni adıyla, “Kobani’ye yardım etmiyor” iftirasını atanların da, “DEAŞ’a destek veriyor” yalanını söyleyenlerin de, çok büyük bir yanılgının içinde olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:  “Bir asır sonra burada tüm dünyaya bir kez daha hatırlatmak isterim: Biz, Sevr Antlaşmasını yırtıp atmış, manda ve himayeyi elinin tersiyle itmiş, bağımsız, hür bir ülkeyiz, Türkiye’yiz. İçerde ya da dışarda, Türkiye’ye bunun dışında farklı gözle bakanlar varsa, bakış açılarını değiştirsinler. Biz kendi gündemimizi kendimiz belirleriz. Bir satranç oyuncusunun ustalığıyla, tarihten, ecdattan ve medeniyetimizden aldığımız tecrübeyle, politikalarımızı biz kendimiz belirleriz. Asparagasla, yalan haberlerle, algı operasyonlarıyla Türkiye’ye istikamet çizmeye çalışanların hevesleri kursaklarında kalır ve kalacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tehditlere rağmen coğrafyamızdaki risklere rağmen, demokrasinin standartlarını yükselten, özgürlükleri genişleten, güvenlik ve özgürlük dengesini çok hassas şekilde muhafaza edebilen bir ülke olduğumuzu vurguladı.

“TÜRKİYE DÜNYANIN PARLAYAN YILDIZI OLMAYI SÜRDÜRECEKTİR”

Eğitimli nesillerle, güçlü ekonomiyle, risklere ve tehditlere rağmen yapılan reformlarla, ilerleyen demokratik standartlarla, Türkiye’nin dünyanın parlayan yıldızı olmayı sürdüreceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özgüvenimizden asla taviz vermeyeceğiz. Batı medyası şunu yazmış, filanca bunu söylemiş, şu iftira yapılmış, bu ihanet yapılmış’ Onların hesabı varsa, bizim de bir hesabımız var, milletin de bir hesabı var, hepsinin ötesinde Allah’ın da bir hesabı var. Bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Eğer bu ülkenin genç doktorları, eczacıları, diş hekimleri, sağlıkçıları, hemşireleri, 171 yıllık bir kurumda eğitim görüyor, 171 yıl önce görülmüş bir rüyanın eseri üzerinde eğitim görüyorsa, bu eşi olmayan bir özgüven vesilesidir, eşi olmayan bir özgüven vasıtasıdır. İşte esasen, Yeni Türkiye dediğimiz de budur. Yeni Türkiye, geçmişin rüyalarını yeniden görebilmektir. Yeni Türkiye, geleceğe ilişkin hayaller kurabilmek ve bunları gerçeğe dönüştürebilmektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitemizdeki hocaların da, öğrencilerin de böyle bir özgüven içinde olacaklarına, uzun ve bitmeyen bir rüyanın peşinde kararlı şekilde koşacaklarına yürekten inandığını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha yeni akademik yılın hepinize başarılı olmasını temenni ediyorum. Vakıflar Genel Müdürlüğümüze, Mütevelli Heyetine, Rektörümüz ve idari, akademik personele teşekkür ediyorum. Lokman Hekimler’den, İbni Sina’lardan, Birûnî’lerden ilham alıp geleceğin tıbbını ve bilimini şekillendirecek öğrencilerimize özellikle başarılar diliyor; hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.”

 

Tüm Haberler