15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Güçlünün Haklı Olduğu Değil, Haklının Güçlü Olduğu Bir Dünya Arzu Ediyoruz”

28.09.2014
“Güçlünün Haklı Olduğu Değil, Haklının Güçlü Olduğu Bir Dünya Arzu Ediyoruz”

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) açılış toplantısının ardından, WEF Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Schwab’in sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgesinde huzur ve refahı amaçlayan bir ülke olarak başta IŞİD olmak üzere bölgesel terör örgütleriyle mücadelede hiçbir sürecin dışında kalmayacağını vurguladı. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için Cumhurbaşkanı olarak her türlü çabayı göstereceğini kaydetti.

 

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) açılış toplantısının ardından, WEF Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Schwab’in sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgesinde huzur ve refahı amaçlayan bir ülke olarak başta IŞİD olmak üzere bölgesel terör örgütleriyle mücadelede hiçbir sürecin dışında kalmayacağını vurguladı. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için Cumhurbaşkanı olarak her türlü çabayı göstereceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) açılış toplantısının ardından, WEF Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Klaus Schwab’in sorularını cevapladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Forumun Başkanı Schwab’ın, “Mevcut çok taraflı sistemi eleştirdiniz. Eski bir sistem ve yeni yeni sorunlarla başa çıkabilecek güçten uzakta. Yine çok haklı olarak Güvenlik Konseyi'nin reform geçirmesi gerektiğini söylediniz. Türkiye'nin Güvenlik Konseyi'nde bir yer hak ettiğini söylediniz. Acaba siz, böyle bir durumda, böyle bir konumda olsanız ne gibi değerleri öne çıkarırdınız? Yeni Türkiye, zaten çok önemli bir rol oynuyor. Uluslararası toplumda daha da oynayacak. Ne gibi değerler öne çıkmalı sizce?” sorusuna cevaben, “Öncelikle ‘Dünya 5’ten büyüktür’ başlığı altında ifade ettiğim konuları salt Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yer alması olarak talep etmiyorum. Dünyada şu anda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu üyesi 193 ülke var. 193 üyenin tamamı da burada dönerli bir şekilde yer almalıdır. Bu senede bir olur, 2 yılda bir olur ama bütün dünya ülkeleri burada yer almalı ve 7 kıtadan burada temsil olması lazım. Burası sadece 5 tane daimi üyenin kaldığı bir yer olmamalıdır. Bu bir defa adil bir yaklaşım tarzı değil. Yani, bu dünya, ne salt ABD’nin ne salt Rusya’nın ne salt Çin’in ne salt Fransa’nın ne salt İngiltere’nin kölesi değildir. Bunu görmemiz lazım. Bütün ülkelerin bir defa insan olarak hakları vardır. Dolayısıyla bu demokratik haklarını bir taraftan Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi diyeceğiz, bir taraftan demokrasi diyeceğiz, öbür taraftan demokrasiye yönelik en ufak bir yaklaşım tarzını ortaya koymayacağız” dedi.

“SURİYE’DE KONVANSİYONEL SİLAHLARLA 250 BİN İNSAN ÖLDÜRÜLDÜ”

Suriye’de yaşanan olayları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Ben burada çok ilginç bir örnek vereceğim. Şu anda Suriye’de 250 bin insan öldürüldü. Saint Petersburg'ta zirvedeyiz. Bu zirvede çok ilginç, akşam bir çalışma yemeği ve çalışma yemeğinde konuşulan ne biliyor musunuz? Deniliyor ki, kimyasal silahlarla ilgili karar, o gün ölenlerin sayısı 120 bin. Kimyasal silahlarla öldürülenlerin sayısı da bin 600. Tabii ben konuşma sırası bana gelince dedim ki kimyasal silahlarla bin 600 kişi ölmüş ama konvansiyonel silahlarla 120 bin kişi ölmüş. Siz, 120 bin kişiyi öldüren konvansiyonel silahları suç telakki etmiyorsunuz, bin 600 kişiyi öldüren kimyasal silahları suç telakki ediyorsunuz. Bakınız o günden bugüne 120 bin ne oldu? 250 bin oldu. Çünkü konvansiyonel silahlarla öldürme devam ediyor.” Halkın varil bombalarıyla, yukarıdan füzelerle, tanklarla, toplarla öldürülmeye devam edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, neticesi ölüm olan ve buna vesile olan araçların ne olursa olsun bir suç aracı olduğunu, bunun öncelikle belirlenip üzerine gidilmesi gerektiğini söyledi.

“IŞİD’LE MÜCADELE MÜŞTEREK OLARAK HEM IRAK’TA HEM DE SURİYE’DE OLMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Irak’ta IŞİD’in elindeki silahlar, kimin silahları? Sayın Barzani burada. İşte Maliki kaçtı gitti ve Maliki’nin elindeki silahlar Amerika’nın silahlarıydı. O tanklar, toplar hepsi onların silahlarıydı. Bunları kendisine söylediğim için rahat konuşuyorum. Amerika’da kendileriyle konuştuğum için rahat konuşuyorum. ‘Bunlar sizin silahlarınız değil mi?’ diye sordum. ‘Evet’ dediler. Bunun için rahat konuşuyorum. Şimdi, bakıyorsunuz, Almanya diyor ki; ‘Oraya ben silah gönderiyordum.’ Tamam da silahları kime gönderiyorsun. Bunun belirlenmesi lazım. Şimdi bu silahların da yarın IŞİD’in eline geçmeyeceği ne malum? Veya El Kaide’nin eline geçmeyeceği ne malum? Şimdi, Suriye'de teröre veya örgütlerine karşı Irak'ta terör örgütüne veya terör örgütlerine karşı, İngiltere karar aldı. Bakın çok enteresan. İngiltere'nin aldığı karar ‘Sadece Irak’a ben giderim’ diyor. Peki Suriye'ye niye gitmiyorsun? Biz de Türkiye olarak diyoruz ki, ‘Hem Irak hem Suriye; sadece Irak olmaz, sadece Suriye de olmaz.' Çünkü bölgede bu terörle mücadeleyi müşterek yürütmemiz lazım. Eğer bunu müşterek yürütmeyeceksek, o zaman siz bu terörün müdahalesini geçici olarak bir bölgeye yönelik yapmış olursunuz” diye konuştu.

“TÜRKİYE, BU SÜRECİN DIŞINDA KALAMAZ”

Bu işin sadece havadan müdahale ile olmayacağını, bunun da yetersiz kalacağını, havanın kara boyutuyla desteklenmesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Kara boyutunda şüphesiz ki birinci derecede Irak'taki gerçekten, gerek kuzeyde Peşmergeler, gerek Irak Ordusu burada görev almalıdır. Suriye'de aynı şekilde görev almalıdır. Ama koalisyon güçleri içerisinde de buna destek verecek ülkelerin olması halinde tabii ki çok daha güçlü bir şekilde bu yapılmış olur. Peki Türkiye olarak biz nerede kalacağız? Biz de bu hafta içerisinde ilgili birimlerimizle oturup konuşacağız ve değerlendirmesini yapacağız, biz de burada olmamız gereken yerde muhakkak olacağız. Biz bu işin dışında kalamayız, bunu da burada açıkça söylüyorum. Kendimizi aldatmayalım.”

“BÖLGEYE HUZURUN GELMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir siyasi liderin, daha önce “Niye duruyoruz?” dediğini, şimdi de “Eğer Türk askeri oraya giderse, biz buna karşı çıkarız” dediğini belirterek, “Böyle saçmalık olur mu? Türk askeri sınırda şu anda ne yapıyor? Suriye'den gelecek olanları engellemeye çalışıyor. Bunu böyle yapacağımıza, orada güvenli bir bölgenin oluşmasıyla bir defa Suriyeli kardeşlerimizi önce kendi ülkesine geçirelim, onları oraya yerleştirelim, o imkânı sağlayalım. Aynı şekilde Irak'taki kardeşlerimize gereken desteği verelim ve Irak'ı da yine terör örgütüyle olan bu mücadelede o işten bir defa arındırmak lazım. Irak'ta da bir huzur ortamını sağlamak gereklidir. Dolayısıyla bölgeye de huzur gelsin. Bunu açık konuşmak zorundayım. Bizde bir söz var Sayın Schwab, ‘Dost acı söyler, ama gerçeği söyler.’ Ben gerçeği söylemek zorundayım” dedi.

“BÖLGEDE UÇUŞA YASAK BÖLGE OLMALI”

WEF Başkanı Schwab’ın, “Doğruyu söylemek çok önemli. Çünkü ancak doğruyu bildiğinizde, gerçekliğini öne çıkardığınızda bir şeylere çözüm getirebiliriz bunun için de uluslararası dayanışmaya ihtiyaç var. Bir de uluslararası dayanışma meselesine geri gelmek istiyorum çünkü buna ihtiyacımız var. Sorum şu olacak: Siz hakikaten 1.5 milyon sığınmacıyı Türkiye'ye aldınız ve onları destekliyorsunuz. Ne kadar büyük paralar harcadığınızdan zaten bahsettiniz. Acaba uluslararası camia daha ne yapabilir? Size dayanışmasını nasıl sergileyebilir?” sorusuna da Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası camianın her şeyden önce burada terörle mücadelede müşterek olarak alacakları kararların önemine değinerek, “Az önce de söylediğim gibi yani burada ‘no fly zone’ olayı bir defa şart. Bunun olması gerekiyor” dedi.

Güvenli bölgenin oluşturulmasının da şart olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle söyledi: “Üçüncüsü de eğit-donat meselesi. Eğit-donat nereyi hedefliyor? Gerek Suriye'de gerekse Irak'ta samimi olarak bu mücadelenin içerisine girenlerle paydaş, orada hareket edecek olan rejime Suriye'de, muhalif olan kesimleri. Ama bu muhalif olan kesimler tabii orada IŞİD terör örgütüyle de şu anda karşı karşıya olan örgütlerdir. Bunlarla müşterek orada hareket edilebilir.”

“KOALİSYONA KATILANLARIN ORTAYA KOYACAĞI DAYANIŞMA MÜCADELEYİ HIZLANDIRACAKTIR”

Aynı durumun Irak için geçerli olduğunu da aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Irak'ın samimi bir mücadele verdiğini, onların da eğit-donat ile güçlendirilmesi gerektiğini, aynı zamanda Irak ordusunun da merkezi noktada güçlendirilmesinin önemli olduğunu, onların da bu işin içerisinde yer almalarının önemli olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani onlar da bu işin dışında kalamazlar. Birlikte bu bölgede atacağımız adımla inanıyorum ki mesela Musul'dan kaçmış olanlar, şu anda çoğu Erbil'de, bu insanlar yeniden tabii ki Musul'a dönebilecek. Ama ne zaman? Terör örgütü oradan çıktıktan sonra dönebilecek. Terör örgütü oradan çıkmadıktan sonra Musul'a nasıl dönsün bu insanlar? Bir defa hepsinin can derdi var. Bu bir vaka. Diğer illerde olan durumlar var. Buraların temizlenmesi lazım. '3'te biri işgal altında' diyoruz. Buralardan çıkarılması lazım. Bütün bu adımları atarken dünya bu gerçekleri mesela Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki toplantıda Sayın Obama, bu koalisyonu destekleyenlerin sayısını ülke olarak 104 olarak açıkladı. Belki o günden bugüne bu sayı daha da artmış olabilir. Eğer bu sayı 104'ün üzerine çıkacaksa veya 104'te dahi kalacak olsa, bu sayı çok çok önemli bir sayı. Burada ortaya konacak dayanışma, inanıyorum ki bu mücadeleyi çok daha hızlandıracaktır, rahatlatacaktır. Bunu yapmaya da mecburuz. Bunun dışında kalmak söz konusu değil” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadelenin dünyadaki tüm devletlerin ortak vermesi gereken bir mücadele olduğunu anlatarak, “Yani sadece belli bir ülkenin veya iki ülkenin yapacağı bir mücadele değildir. Hiçbir ülke 'benim teröristim iyi, seninki kötü' diyemez. Bütün teröristler kötüdür ve hepsi teröristtir. Buna karşı da mücadeleyi hep birlikte vermemiz gerekir diye düşünüyorum” dedi.

“2023 HEDEFLERİNİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN CUMHURBAŞKANI OLARAK BU İKTİDARI DESTEKLEYECEĞİM”

Schwab’ın, “Sayın Cumhurbaşkanı 5 yıllık bir görev süreniz var. 5 yıl sonraya baktığınızda acaba sizin yüreğinizden neler geçiyor? Bu 5 yılda neyin gerçekleşmesini yürekten istersiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncelikle 2023 hedeflerinin daha önce Başbakanı olduğu partinin bir kenara konulacak hedefleri olmadığını ifade ederek, “Bu hedeflerin tahakkuku konusunda bir Cumhurbaşkanı olarak bu iktidarı nasıl destekleyebilirim, bunun bilinci, idraki içerisindeyim” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Cumhurbaşkanı olmasının kendisini hükümetin çalışmalarından asla alıkoymayacağını ifade etti.

TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL MESELELERDEKİ POZİSYONU

2023 hedeflerinin hükümetin olduğu kadar, aynı zamanda Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de hedefi belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu kolay kılmak, bu mücadeleyi sürdürmek… Bir diğer önemli sınav; bölgedeki bu sıkıntıları bir an önce aşabilmek. Bu konuda Türkiye olarak bölgede ağırlığı olan bir ülkeyiz. Birlikte adım atmamız gereken ülkeler var. Çünkü bütün bu olaylar konuşulurken biz kuzeyi bir kenara koyamayız. Rusya'da, Ukrayna'da malum gelişmeler var. Bizim Rusya ile Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey anlaşmamız var. Bununla beraber bizim bölgede çok farklı bir havayı estirmemiz gerekir. Tabii aynı şekilde bir diğer tarafta doğuda İran var. İran'ın Suriye ile ilgili şu ana kadar gösterdiği yaklaşımı ‘check’ etmesi gerekir diye düşünüyorum. Bunun telkinini yapacağız. Aynı durumda olmaması lazım. Tabii Çin'in yine aynı şekilde bir yaklaşımı var. Çin'in bu noktadaki yaklaşımını çok daha farklı bir konuma getirmemiz lazım. Öbür tarafta tabii bölgede Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye olarak birlikte attığımız adımlar var. Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Kars, Bakü-Tiflis-Erzurum gibi adımlar ve bunun yanında bir de şimdi TANAP olayımız var ki bunlar evrensel yanı olan yatırımlarımız. Bu yatırımlarımızı hızla takip etmek önemli görevimiz” dedi.

TÜRKİYE’NİN KISA VE ORTA VADELİ YAPISAL HEDEFLERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir diğer önemli konunun ise eğitimde başarılı olma hususu olduğunu ve bunun Türkiye’nin en önemli hedefleri arasında yer aldığını vurgulayarak, “Bunu artık nitelikli hale getirmek suretiyle başarmak. İki, sağlıkta başarılı olmak. Bunu arzuladığımız hedefe taşımak. Üç, enerji artık dünyanın belirleyici bir gücü. Bu noktada başta yenilenebilir enerji olmak üzere, burada başarıyı yakalamak. Tabii, diğer bunun yanındaki başka hedeflerimiz var. Bunları sağlamak. Bir diğer önemli adım da Avrupa Birliği sürecinde bugüne kadar ertelenen hedefleri süratle netleştirebilmek. Bir neticeye ulaştırabilmek. Tabii, Malili Değerli Başbakan kardeşimin ifade ettiği konu, bizim için çok önemli. Mali'de yine teröre çok ciddi bedeller ödemiş bir ülke. Aynı şekilde Orta Afrika bunun çok ağır bedellerini ödüyor. Bunların farkındayız. Ben Sayın Başbakanımıza onu söyledim, dedim ki 'Siz şu anda yurt içi çalışın, ben de ekibimle beraber, arkadaşlarımızla beraber, dünyayı yoğun bir şekilde dolaşayım. Türk Cumhuriyetleri'nden tutunuz, Avrupa Birliği ülkelerine, Afrika, Latin Amerika ülkelerine varıncaya kadar buraları dolaşalım ve el, güç birliğiyle artık dünyayı hep birlikte ayağa kaldıralım. Çünkü yoksulların üzerinden geçinilen bir dünya bizim için dünya değildir. Güçlünün haklı olduğu bir dünya bizim için dünya değildir. Haklının güçlü olduğu bir dünya bizim gerçek anlamda bir dünyadır. Bunu hep birlikte başarmamız lazım” şeklinde konuştu.

Tüm Haberler