15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“İklim Değişikliği Konusu, İnsanlığın Ortak Sorunu Haline Dönüşmüştür”

23.09.2014
“İklim Değişikliği Konusu, İnsanlığın Ortak Sorunu Haline Dönüşmüştür”

BM İklim Zirvesi kapsamında düzenlenen ‘Eylem İçin Ekonomik Durum’ temalı alt oturuma Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn ile eşbaşkanlık yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ısınmanın insanlığın tüm hayatı üzerinde ciddi değişiklikler meydana getirme potansiyeline sahip olduğunu ifade ederek, “Bu değişiklikler iktisadi büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı engelleyerek yoksulluğun artmasına yol açabilecektir. Aynı şekilde, içme suyu ve gıda tedarikinin zorlaşması, göç dalgaları ve bulaşıcı hastalıkların yayılması gibi ciddi sıkıntılar yaşanabilecektir” dedi.

 

BM İklim Zirvesi kapsamında düzenlenen ‘Eylem İçin Ekonomik Durum’ temalı alt oturuma Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn ile eşbaşkanlık yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ısınmanın insanlığın tüm hayatı üzerinde ciddi değişiklikler meydana getirme potansiyeline sahip olduğunu ifade ederek, “Bu değişiklikler iktisadi büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı engelleyerek yoksulluğun artmasına yol açabilecektir. Aynı şekilde, içme suyu ve gıda tedarikinin zorlaşması, göç dalgaları ve bulaşıcı hastalıkların yayılması gibi ciddi sıkıntılar yaşanabilecektir” dedi.

Oturumun açılışında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliğinin, dayanışma ve iş birliği halinde çözüm bulunması gereken günümüzün en önemli sorunlarından birisi olduğuna işaret etti. Bu konuda tüm tarafların çıkarlarını gözetecek çözüm arayışlarını gelecek nesillere borçları olarak gördüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilimsel araştırmalar küresel ısınmanın yol açtığı, giderek de artan risklere işaret ediyor. Bu risklerin gerçekleşmesi, gerek ekolojik gerek ekonomik olarak geri dönülemez sonuçlar ortaya çıkartacaktır" dedi.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin, sadece sıcaklık artışı ve bunun neden olduğu doğal afetlerden ibaret olmadığını belirterek, "Küresel ısınma, insanlığın tüm hayatı üzerinde ciddi değişiklikler meydana getirme potansiyeline sahip. Bu değişiklikler iktisadi büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı engelleyerek yoksulluğun artmasına yol açabilecektir. Aynı şekilde, içme suyu ve gıda tedarikinin zorlaşması, göç dalgaları ve bulaşıcı hastalıkların yayılması gibi ciddi sıkıntılar yaşanabilecektir. Geçmişte daha çok düşük gelirli ülkeleri etkileyen iklim değişikliğinin, artık gelişmiş ülkelere de büyük zararlar vermeye başladığını görüyoruz. Dolayısıyla bu konu artık insanlığın ortak sorunu haline dönüşmüştür. İklim değişikliği ile mücadelede neler yapmamız gerektiği, bilimsel veriler ve teknolojik gelişmeler ile büyük ölçüde ortaya kondu. Bu sebeple gerekli tedbirleri bir an önce almamız gerekiyor. Diğer türlü bunun maliyeti tahminlerin çok çok üzerinde olacaktır. İklim değişikliği ile mücadele, uluslararası ve ulusal ölçekte doğru politikaların belirlenmesini ve uygulanmasını zorunlu kılıyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki görüşmeler bu bakımdan büyük önem taşıyor. Küresel ısınmanın 2 santigrat derecenin altında sınırlandırılması, kalkınma stratejilerinin yanısıra, üretim ve tüketim kalıpları açısından da köklü bir anlayış değişikliği gerektiriyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun da ancak ilave finans kaynaklarının harekete geçirilmesi ve yeni teknolojilerin kullanılması ile mümkün olduğunu, bu doğrultuda atılacak somut adımların, yerli ve yabancı yatırımları teşvik edecek, yeni mali kaynaklar oluşturacak, iş imkânları sağlayacak ve enerji güvenliğine katkıda bulunacak nitelikte olması gerektiğini bildirdi.

“ÇEVREYİ VE EKOSİSTEMLERİ KORUMAK TEMEL AMACIMIZDIR”

İklim değişikliği ile mücadelenin, bilim, teknoloji ve yenilikçilik bakımından bir itici güç teşkil edeceğine inandıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Ayrıca, teknoloji transferi ve kullanımında 'fikri mülkiyet hakları' bağlamında kolaylaştırıcı ve teşvik edici tedbirler alınması gerekiyor. Bu noktada, gelişmiş veya gelişmekte olan tüm ülkelerin, imkan ve kabiliyetleri ölçüsünde, iklim değişikliğiyle mücadeleye katkıda bulunmaları esas olmalıdır. Düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde karşı karşıya olduğumuz zorlukların üstesinden ancak küresel dayanışma ve iş birliği ile gelinebilir. Türkiye olarak, İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planımızı bu mülahazalar çerçevesinde hazırladığımızı ve adımlarımızı buna göre atmakta olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bir yandan hızlı bir büyüme süreci kaydetmek, diğer taraftan çevreyi ve ekosistemleri korumak temel amacımızdır. Ayrıca, 2020 sonrası iklim değişikliği rejimine ilişkin olarak Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yürütülen müzakerelere büyük önem veriyoruz. Gelecek yılın sonunda Paris’te sonuçlandırılması öngörülen yeni anlaşmanın bağlayıcı hükümlerinin belirlenmesi sürecinde, şimdiye kadar izlediğimiz yapıcı tutumu devam ettireceğiz."

Tüm Haberler