15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Bu Operasyonun Her Türlü Başlıkları Tamamen Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Maharetidir”

21.09.2014
“Bu Operasyonun Her Türlü Başlıkları Tamamen Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Maharetidir”

Birleşmiş Milletler (BM) 69. Genel Kurulu görüşmelerine katılmak için New York'a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konsolosluk çalışanlarımızın kurtarılması sürecine değinerek, “Pazarlıktan neyi kastediyorlar bunu bilemem. Burada eğer maddi bir pazarlıktan bahsediyorlarsa, böyle bir şey katiyen söz konusu değil. Ama siyasi noktada, diplomatik bir pazarlıktan bahsediyorlarsa burada tabii ki siyasi, diplomatik bir pazarlık kesinlikle söz konusu. Zaten bu diplomasi zaferidir, siyasi bir pazarlığın neticesidir, bunun bir zaferidir” dedi.

 

Birleşmiş Milletler (BM) 69. Genel Kurulu görüşmelerine katılmak için New York'a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konsolosluk çalışanlarımızın kurtarılması sürecine değinerek, “Pazarlıktan neyi kastediyorlar bunu bilemem. Burada eğer maddi bir pazarlıktan bahsediyorlarsa, böyle bir şey katiyen söz konusu değil. Ama siyasi noktada, diplomatik bir pazarlıktan bahsediyorlarsa burada tabii ki siyasi, diplomatik bir pazarlık kesinlikle söz konusu. Zaten bu diplomasi zaferidir, siyasi bir pazarlığın neticesidir, bunun bir zaferidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 69. Genel Kurulu görüşmelerine katılmak için New York'a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'ndaki basın açıklamasının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

MUSUL BAŞKONSOLOSLUĞU ÇALIŞANLARI VE PAZARLIK İDDİALARI

Musul Başkonsolosluğu personelinin kurtarılmasına ilişkin operasyonda pazarlık ve vaat iddialarını hatırlatarak, değerlendirmesini soran bir basın mensubuna cevaben Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu iddiaları ileri sürenler neye dayanarak bunu ileri sürüyorlar, bunu bilemem. Pazarlıktan neyi kastediyorlar bunu da bilemem. Burada eğer maddi bir pazarlıktan bahsediyorlarsa, böyle bir şey katiyen söz konusu değil. Ama siyasi noktada, diplomatik bir pazarlıktan bahsediyorlarsa burada tabii ki siyasi, diplomatik bir pazarlık kesinlikle söz konusu. Zaten bu diplomasi zaferidir, siyasi bir pazarlığın neticesidir, bunun bir zaferidir. Burada 49 kardeşimizi bu şekilde kurtarabilmek ve bunu adım adım takip etmek suretiyle. Acaba bugün neredeler? Bir hafta, on gün geçtikten sonra şimdi neredeler? Aradan bir ay geçiyor, şimdi neredeler? Bunların hepsi adım adım takip edilmiştir” dedi. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin süreci adım adın takip ettiğini, Başkonsolos Öztürk Yılmaz'ın da yaptıklarının da örnek teşkil edecek nitelikte olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin iyi yönetilmesinde Yılmaz'ın ciddi katkıları olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çok zor şartlar içerisinde sabırla bu işi sürdürmüş olmaları hamdolsun bize bugünleri gösterdi, ama çok açık net şunu söylüyorum; olayın pazarlık boyutunu alışılmış bir maddi pazarlık diyorsanız, böyle bir şey asla mümkün değildir, olmamıştır. Siyasi, diplomatik, tabii ki bunlar yapıldı, oldu ve bunun neticesinde bu ana ulaştık. Şu anda her şey kendine göre ortada olabilecek, elinde kalemi olan yazacak. Ağzı olan konuşacak. Buna gölge düşürme gayreti içerisinde olanlar çıkabilir. 102 gündür Türkiye'deki bazı siyasilerin yaptıkları açıklamaları hatırlayın. Neler söylemediler ki, tahrikler... Neler söylemediler ki. Eğer biz ağzımızdan çıkan kelimeleri o dönem içinde seçtiysek, orada hassas davrandıysak. İşte o dün içindi. Bundan sonraki sürece yönelik, 'Cidde'deki koalisyonda niçin böyle bir tavır takındık' deniliyorsa işte bu dün içindi, ama onlar bunun farkında değil. NATO Zirvesi'nde bunları yine konuştuk, orada da birçok şeyleri ikili görüşmelerde de genel görüşmede de ifade ettim. Ve dedim ki; 'Bizim önümüzde böyle bir durum var, böyle bir durum olduğu sürece biz bu çerçeve içerisinde ancak insani yardım konusunda lojistik destek veririz, ama bunun dışındaki işlerin içerisinde biz rol almayız' dedik. Bundan sonraki süreçle ilgili mesele ayrı bir konu. Onu bu sabah Başbakanımızla da görüştüm, 'Sizler de çalışmalarınızı yapın, bizler de BM'de zaten görüşmeler yapacağız, döndükten sonra oturur değerlendiririz. Ne gibi bir tavır alacağız ki bu tavır daha çok Suriye'den, Irak'tan şu anda ülkemize gelen, komşu ülkedeki dost, kardeşlere karşı bir ortaya koymamız gereken tavırdır, bu tavrı da artık belirlememiz lazım diye belirttim" dedi.

“BÖLGEDE ŞU ANDA GELİNEN NETİCENİN EN ÖNEMLİ SEBEPLERİNDEN BİRİSİ TÜRKİYESİZ KARAR VERMEKTİR”

"Operasyon" denilince akla uçakların vurması, tank, top, silah gibi unsurların olması anlamına gelmeyeceğine ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir de siyasi, diplomatik operasyon çeşidi de bulunduğunu, şu andaki uygulamanın da siyasi operasyon çeşidine yönelik olduğunu anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun, alıkonulan Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu çalışanları ve ailelerinin yurda getirilmesi operasyonunun tamamıyla milli bir çalışma olduğu açıklamasını hatırlatarak,  “Bu konuyu biraz açabilir misiniz? sorusuna cevaben de şöyle söyledi: "Tamamıyla istihbarat örgütümüzün çalışmasıyla bu iş olmuştur. Burada şunu göz ardı etmemek gerekir; bölgede bazı teknik istihbarat bilgileri bölge ülkeleri arasında yapılmaktadır. Bunların içerisinde zaman zaman insani istihbarat da olmaktadır, ama bunlar istihbaratın geneliyle alakalı konudur. Yapılmakta olan budur, fakat bu operasyon tamamıyla bizim kendi istihbarat teşkilatımızın maharetini, hünerini ortaya koyduğu ve bölgede hakikaten Türkiye'nin dikkate alınmasını gerektiren bir hareket olmuştur. Türkiyesiz karar vermek bölgede şu anda gelinen neticenin de bana göre en önemli sebeplerinden birisidir. Türkiye şu ana kadar 1 milyon 300 bin insanı barındırmaktadır, gönlünü açmıştır. Her türlü desteğini vermektedir. Bununla da bölgedeki dünyaya verdiği örnekle ırk, mezhep, din, dil hiçbir ayrım gözetmeksizin ortaya bir tavır koyuyor. Bu tüm insanlığa da bir örnektir. Hem insanidir hem vicdanidir. Bu tür adımları atmış olan bir Türkiye, temenni ederim dünya tarafından da üzerinde iyi konuşulur, iyi değerlendirilir. Yani 'aydınım' diyenler de herhalde bu konu üzerinde ciddi çalışmalar yapacaktır" dedi.

SURİYE SINIRINDA TAMPON BÖLGE OLUŞTURULMASI

Türkiye'nin Suriye sınırında tampon bölge oluşturulması ve bu konuyu BM Genel Kurulu'nda gündeme getirip getirmeyeceği ve ABD Başkanı Barack Obama ile bu konular kapsamında görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin soruya da Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Silahlı Kuvvetlerimizin diğer silahlı kuvvetlerle başta Amerika olmak üzere bölgede bir çalışması var. Bu çalışmalar detaylarıyla konuşulacak çalışmalar değil, ama tampon bölge konusu önemli. Bu da Suriye tarafında bizim sınırımıza yönelik bir tampon bölge oluşturulması benim NATO Zirvesi'nde zaten işlediğim bir konuydu, orada bunu gündeme getirmiştim. Daha sonra ikili görüşmemizde de Sayın Obama'ya bu konuyu ifade etmiştim, detaylarını kendisiyle ayrıca konuşmuştuk. Koalisyon içerisinde yer alan ülkelerin bir kısmıyla orada bu konuyu görüştük. Bildiğiniz gibi son bir hafta içerisinde, geçen hafta gerek Savunma Bakanı gerek Dışişleri Bakanı ülkemizi ziyaret ettiler. Onlarla da yaptığımız görüşmelerde bunları konuşma fırsatımız oldu, görüştük ve bu konuda müşterek ne gibi adımlar atabiliriz, buradaki sınırlarımız ne olabilir, hangi çerçevede bu adımları atabiliriz bunları kendileriyle konuştuk. BM'de şu anda Sayın Obama ile bizim geniş, detay bir görüşme fırsatı bulacağımızı zannetmiyorum. Çünkü BM Genel Kurulu’nun formatında zaten bu yok ve Sayın Başkan'ın da birebir görüşmeleri çok çok geniş anlamda yapması mümkün olmuyor. Zaten daha yeni NATO Zirvesi'nde 1,5 saat oturduk, gerek iki ülke arasına gerek bölgesel konuları konuştuk. Ancak Başkan Yardımcısı'nın böyle bir görüşme talebi söz konusu. Bu talep üzerinde Başkan Yardımcısıyla bu geniş görüşmeyi belki yapma imkânımız olacak. O da aynı zamanda Irak dosyasını elinde bulunduran Biden olacak ve orada belki bir görüşmemiz teferruatlı şekilde olabilir." 

KOALİSYON GÜÇLERİ VE TÜRKİYE’NİN TAVRI

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin 49 Konsolosluk görevlisi ve ailesinin serbest bırakılmasından sonra koalisyon güçleriyle ilişkilerinin nasıl olacağı ve “rehinelerin kurtarılmasında takas yapıldığı yönünde iddia vardı. Bu konuları değerlendirir misiniz?" sorularına da, ”Şunu iyi bilmemiz lazım; Koalisyon ve koalisyon güçleriyle bundan sonraki yol haritası, bütün bunların geniş istişaresi aramızda yapılması gerekir. Bu geniş istişareden sonra kararı ona göre alırız. Bu konular ayaküstü hemen cevaplanamayacağımız konular değil.  Ama bilmenizi gerektiren bir şey var. O da 1 milyon 300 bin insan artık ülkemize gelmiştir. Bunların bir kısmı, çadır ve konteyner kentlerde, bir kısmı değişik şehirlerimize dağılmış vaziyette. Nitekim dün bölgeye giden arkadaşlarımız, Başbakan Yardımcımız Sayın Kurtulmuş, Efkan Ala Bey, İçişleri Bakanım ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in, Suruç bölgesini gezdiler ve oradaki dirimi gördüler ve yerindeki tespitten sonra biz şimdi ne yapabiliriz... Akşam ben de kendileriyle burada bir görüşme yaptım. Bu görüşmeden sonra arkadaşlarımız hükümet olarak bu çalışmayı aralarında da görüşecekler. Döndükten sonra kendileriyle Ulusal Güvenlik Stratejisini tekrar gözden geçireceğiz. Diğer konuya gelince az önce de söyledim. Her şey milli. Bütün bu operasyonun her türlü başlıkları tamamen Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) maharetidir. Burada takas oldu mu, olmadı mı vesaire gibi şeyler, bütün bunların hepsi, şimdi tabii ki herkes bir şeyler yazacak. Biz burada şuna bakacağız; takas oldu veya olmadı. Neticede bizim 49 vatandaşımız, görevlimiz Türkiye'ye geldi. 49 vatandaşımızı hiçbir şeyle değiştirmemiz mümkün değil. Bunun üzerinde durmamız lazım. Velev ki böyle bir takas dahi olmuş olsa, ben Cumhurbaşkanı olarak şuna bakarım; benim 49 vatandaşımın karşılığı hiçbir şeyle değişilmez. Onlar artık ülkeme geldi. Bütün ailelerine hamdolsun kavuştular. Bu sabah aileleriyle onların durumunu gördüğümde çok daha mutlu olduk. Bundan dolayı da tekrar başta MİT olmak üzere hepsini kutluyorum, tebrik ediyorum, TSK’yı Emniyet Teşkilatımızı hepsini. Başbakanımız, Dışişleri Bakanlığı dönemi olsun, Dışişleri Müsteşarı olsun hepsini kutluyorum. Bu süreçte emeği geçenleri kutluyorum. İnşallah bundan sonraki süreç, bizler için çok daha farklı olacaktır. Karar alma mekanizmalarımız çok daha rahat karar verecektir" dedi. 

 

Tüm Haberler