15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Türkiye Olarak ‘İslami Terör’ Diye Bir Kavramı Hiçbir Zaman Kabul Etmedik ve Etmiyoruz”

17.09.2014
“Türkiye Olarak ‘İslami Terör’ Diye Bir Kavramı Hiçbir Zaman Kabul Etmedik ve Etmiyoruz”

TESK’in 19. Olağan Genel Kurulu’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinde ve dışında belli medya kuruluşlarının sistemli bir şekilde Türkiye ile terörü aynı kefeye koyma çabası içinde olduklarını kaydederek, “Türkiye, nereden gelirse gelsin, kim olursa olsun, her türlü terör örgütünün karşısında olan bir ülkedir. Bizim için asıl olan İslam’dır ve dinimizin bu konudaki hükümleri bellidir. İnsan canına kast eden her türlü illegal yapı, bizim nazarımızda aynıdır ve aynı derecede kötüdür. Biz, ‘Bir insanı katleden tüm insanlığı katletmiş gibidir’ hükmünü veren bir dinin mensuplarıyız” dedi.

 

TESK’in 19. Olağan Genel Kurulu’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinde ve dışında belli medya kuruluşlarının sistemli bir şekilde Türkiye ile terörü aynı kefeye koyma çabası içinde olduklarını kaydederek, “Türkiye, nereden gelirse gelsin, kim olursa olsun, her türlü terör örgütünün karşısında olan bir ülkedir. Bizim için asıl olan İslam’dır ve dinimizin bu konudaki hükümleri bellidir. İnsan canına kast eden her türlü illegal yapı, bizim nazarımızda aynıdır ve aynı derecede kötüdür. Biz, ‘Bir insanı katleden tüm insanlığı katletmiş gibidir’ hükmünü veren bir dinin mensuplarıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) 19. Olağan Genel Kurulu’na katıldı.

Rixos Grand Ankara Otel’de düzenlenen toplantıda, TESK ile Türkiye genelindeki tüm esnaf ve sanatkârlara bugüne kadar ülkemizin kalkınmasına yaptıkları eşsiz katkılardan dolayı şükranlarını ifade ederek başladığı konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TESK Türkiye genelinde 2 milyonu aşan üye sayısı, çalışanları ve ailelerini de dâhil ettiğimizde 10 milyona yakın vatandaşımızı kapsayan büyük yapısıyla ülkemizin en önemli, en dinamik örgütlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Bizde esnaf ve sanatkâr sadece ticaretle, sadece ekonomik ticaretle iştigal eden bir kesim, asla değildir. Selçuklu döneminden başlayarak, Ahilik kültürü altında esnaf bu ülkenin her zaman mayası olmuş, çimentosu olmuş, ülkeyi ayakta, bir arada tutan, ülkemize istikamet çizen bir vazifeyi asırlar boyunca yerine getirmiştir” dedi.

“ESNAF; MANEVİ DEĞERLERİN, KÜLTÜRÜN VE DİLİN MUHAFIZIDIR”

Esnafın sadece alan-satan, ticaret yapan bir kimse olmadığına aynı zamanda semtin, mahallenin, sokağın “ağabeyi” olduğuna da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Esnaf, manevi değerlerin, kültürün, dilin muhafızıdır. Esnaf, toplumsal dokunun, dayanışma ve adaletin adeta teminatıdır. En önemlisi de esnaf, güvenirliğin, emin olma sıfatının, dürüstlüğün simgesidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, esnafın gerektiğinde silah tutup vatanını savunduğunu, gerektiğinde kalem tutup ilmin ışığını yaydığını, gerektiğinde gidip polise, hâkime, savcıya intikal ettirmeden adaleti tecelli ettirdiğini, küslükleri, anlaşmazlıkları giderdiğini anlatarak, Ahi Evran’ın “Ahi’nin eli açık olacak, kapısı açık olacak, sofrası açık olacak, bunun yanında gözü, dili, beli kapalı olacak. Ahi eşine, yani ailesine, işine özen gösterecek, kuvvetli iken affetmesini bilecek. Hiddetli iken yumuşak davranmasını bilecek. Muhtaç iken bile başkaları ile paylaşacak kadar cömert olacak” şeklinde belirttiği bu vasıflara dikkat çekti ve bu vasıfların esnafımızın vasıfları olduğunu vurguladı.

AHİLİK KÜLTÜRÜ VE AHİ EVRAN’IN ÖNEMİ

Bugün bağımsız güçlü bir ülke, geleceğe umutlu bakan bir milletsek bunu en çok da esnafımıza, sanatkârımıza ve onların yaşattığı Ahilik kültürüne borçlu olduğumuzu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu genel kurul vesilesiyle başta Ahi Evran olmak üzere gelmiş geçmiş tüm ahilerimizi de minnetle yâd ediyor, dokuz asır sonra da bu kültürü yaşatan sizlere teşekkür ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, halkın doğrudan oylarıyla ilk kez seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak, bu tarz bir toplantıya katıldığını ve TESK Genel kurulu vesilesiyle katılımcılara hitap ettiğini belirterek, bunun kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esnaf için her gün yeni bir gündür. Esnaf, her yeni güne yeni bir heyecanla, yeni bir umutla uyanır. Dükkânını besmeleyle, dua ile açar, akşam da kanaat içinde kazandığına hamd ederek, şükrederek dükkânını kapatır. Akşam, esnaf için muhasebe günüdür. Ancak biliyorum ki bizim esnafımız, akşam olduğunda sadece alacaklarının ve vereceklerinin hesabını yapmaz. O gün ülke için, millet için, çalışanları için, yoksulları için ne yaptığının muhasebesini yapar. Bu bizim geleneğimizde gerçekten çok önemli bir yere haizdir. TESK'in 19. Genel Kurulu'nda, Ahilik kültürünü bir kez daha teneffüs ederken, şahsen de yeni bir başlangıcı yapıyor olmanın, 'Bismillah' diyor olmanın heyecanını sizlerle burada bir kez daha yaşıyorum" dedi.

“YENİ TÜRKİYE, ÖNEMLİ BİR BOYUTUYLA UNUTULANLARIN TEKRAR HATIRLANDIĞI TÜRKİYE’DİR”

Cumhurbaşkanı seçimlerine girerken yoğun bir şekilde "Yeni Türkiye" vurgusu yaptığını ve ülkede yeni bir dönemin başlayacağını ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Yeni Türkiye, esasında önemli bir boyutuyla unutulanların tekrar hatırlandığı Türkiye'dir. Yeni Türkiye, bizi biz yapan değerlerin, medeniyet unsurlarının yeniden ihya edildiği Türkiye'dir. Yüzümüzü, Cumhuriyetimizin Kuruluşu’nun 100. yıl dönümü olan 2023'e döndük. Ancak bir yandan da bize gelecek istikametini çizecek köklerimize yani hayat damarlarımıza daha sıkı bir şekilde bağlanmaya başladık. Yeni Türkiye, bir yandan geleceğe yürüyüştür, ama aynı zamanda o Ahilik kültürünün, dayanışmanın, birliğin, dinamizmin yeniden yakalanmasıdır. Son 200 yıl içinde bize unutturulan ne varsa, bizim ruhumuzdan, bizim millet olarak özümüzden bir parçayı kopardı ve aldı. Köklerimizle kopan her bağ, bizi tarihimizden, ecdadımızdan uzaklaştırdı. Onlarla olan irtibatımızı örseledi. Yeni Türkiye derken, esasında bir yönüyle de işte o tarihimizin ve medeniyetimizin köklerine yüzümüzü dönüyor, unutturulanları yeniden hatırlamaya başlıyoruz."

“TÜRKİYE'NİN TİCARET KÜLTÜRÜNDE ‘ACIMASIZ REKABET’ DİYE BİR MEVHUM ASLA YOKTUR”

Türkiye'nin ticaret kültüründe "acımasız rekabet" diye bir mevhumun asla olmadığını da işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güçlünün zayıfı ezdiği, büyük balığın küçük balığı yuttuğu bir düzen, böyle bir sistem, bizim medeniyetimizde kendisine asla yer bulmamıştır. Her ne pahasına olursa olsun büyüme, bedeli her ne olursa olsun zenginleşme, bizim tasvip edebileceğimiz bir ilerleme ve kalkınma tarzı olamaz. 2023'e yürürken bizi biz yapan değerleri bir ağırlık olarak görürsek, onları koparıp atarsak, inanın kazandığımızı zannettiğimiz noktada aslında kaybettiğimizi anlarız ve telafi için de çok geç kalmış oluruz. Yeni Türkiye, acımasız, vahşi, vicdanı olmayan bir kalkınma modeli değil; refahın, adil, vicdan terazisinde tartılmış şekilde dağıtılmasını öngören bir Türkiye'dir. Biz, 2023'e inşallah yanımıza şehitlerimizin ruhaniyetini alarak yürüyeceğiz. 2023'e milletin hayır duasını alarak yürüyeceğiz. 2023'e Ahilik kültürünü yeniden hatırlayarak, o kültüre, o geleneğe daha sıkı sahip çıkarak ilerleyeceğiz. En önemlisi de 2023'e 77 milyonun birliğini, -tabii o zaman 85 milyon olacağız inşallah- dirliğini, uhuvvetini, yani kardeşliğini tesis ederek ulaşacağız" dedi.

ÇÖZÜM SÜRECİNİN ÖNEMİ

Başbakanlığı döneminde zaman zaman esnaflarla bir araya geldiğini ve çözüm sürecini anlattıklarını, süreç için destek istediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TESK Başkanı Palandöken'in de aralarında bulunduğu ‘Akil İnsanlar’ çalışması kapsamında 81 ilin dolaşıldığını ifade etti. Çözüm sürecinin hem muhafaza edilmesinde, hem de güçlenmesinde esnafın çok önemli vazifeler üstlenmesine o gün inandıklarını, bugün de inandıklarını, yarın da inanacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizler sadece TESK olarak 10 milyonluk bir kitleyi asgari bazda temsil ediyorsunuz. Bunun da ötesinde sizler, toplumdaki birliğin, dayanışmanın, uhuvvetin anahtarını adeta ellerinizde bulunduruyorsunuz. Her bir esnaf ve sanatkâr kardeşimin bu sürece yüreğini koyması, inanın her meselenin Türkiye'nin gündeminden tek tek çıkmasını temin edecektir. Terörün, maddi boyutu ile en çok da esnaf ve sanatkârımıza zarar verdiğini hepiniz biliyorsunuz ve yaşıyorsunuz. Kepenk kapatmalar, esnafımıza zarar verdi. Yol kesmeler, esnafımıza zarar verdi. Şehirlerde oluşan güvensizlik atmosferi, esnafımıza zarar verdi. Yatırımlara yapılan saldırılar, turizme, eğitime yapılan saldırılar en başta esnafımızın kaybetmesine yol açtı. Bu sorun çözüldüğünde, bu mesele Türkiye gündeminden çıktığında, inanın anneler, babalar gençler kadar şehirlerimiz de, ticaret de bu süreçten kazançlı çıkacak, esnafımız da bu süreçten kesinlikle kazançlı çıkacaktır" dedi.

“GENÇLERİN ÖLMEDİĞİ, KEPENKLERİN KAPATILMADIĞI BİR SÜRECİ YAKALADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu'da ekonominin ve ticaretin, geride bırakılan 1,5 yıllık süreçte ciddi manada canlandığını ve esnafın artık kepenk kapatmadığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şu anda artık nasıl ki anneler, çocuklarının dağa kaçırılmasına cesaretle itiraz ediyorlarsa, Diyarbakır'da tavrını koyan anneler, babalar, eğer bugün Abdi İpekçi'ye geliyor, burada aynı tavrı ortaya koyabiliyorsa esnaf da zorla kepenginin kapattırılmasına artık itiraz ediyor. Sabotajlara itibar etmeyeceğiz. Kimi illerimizde, ilçelerimizde çözüm sürecini tahrip etmek amacıyla sabotaj amaçlı kurulmuş tuzaklara asla düşmeyeceğiz. Gençlerin ölmediği, kepenklerin kapatılmadığı, sokakların çatışma alanına dönmediği bir süreci yakaladık. İnşallah bunu hep birlikte muhafaza edecek, bunu hep birlikte geleceğe taşıyacağız. Gerek TESK yönetimi, gerek esnafımız ve sanatkârımız, sağ olsunlar, çözüm sürecine hep destek verdiler, her zaman katkı sundular. İstiyorum ki bunu daha ileri seviyelere taşıyalım. Bakkalımız, müşterisine bunu anlatsın. Berber, kuaför, taksi şoförü, müşterisine bunu anlatsın. Lokantacı, marangoz, terzi, müşterisine bu uhuvveti, bu kardeşlik iklimini, sürekli hatırlatsın."

“ÇÖZÜM SÜRECİ TEK BAŞINA HÜKÜMETİN VEYA SİYASİ PARTİLERİN DEĞİL 77 MİLYONUN ORTAK MESELESİDİR”

Çözüm sürecinin tek başına hükümetin veya siyasi partilerin değil 77 milyonun ortak meselesi olduğunu her zaman ifade ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu konuda hükümet, ne kadar dertliyse siyasi partilerin de o kadar dertli olması gerekir. Doğu, Güneydoğu ne kadar dertliyse Batı’nın, Akdeniz’in, Karadeniz’in, İç Anadolu’nun da o kadar dertli olması gerekir. Terörün bedelini sadece Doğu ve Güneydoğu’daki anneler, sadece oradaki babalar, sadece oradaki esnaf, işveren ödemedi. 81 vilayetimiz, istisnasız bu meselede bedel ödedi. İnşallah bu meseleyi de 77 milyon hep birlikte çözeceğiz, hep birlikte kardeşliğimizi güçlendireceğiz. Hiç kimse, umutsuz olmasın. Çözüm sürecini sabote etmek için, baltalamak için, milletin zihnini bulandırmak için yapılan tahriklere hiç kimse aldanmasın. Türkiye'nin önünde bu meseleyi çözmekten başka bir seçenek yoktur ve İnşallah Türkiye, bu meseleyi çözmek için başlattığı süreci güçlendirerek nihayete erdirecektir. Esnaf ve sanatkarımızın, bu hayati meselede, hepimizin istikbalini ilgilendiren bu meselede daha fazla inisiyatif alacağına da yürekten inanıyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin teröre en büyük bedel ödeyen ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, son 30 yılda çok sayıda canın yitirildiğini ve ekonomik olarak da çok ağır bir maliyet ödendiğini hatırlattı ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu süreç içinde zaman zaman yanlışlar yapılmış olsa da özellikle son dönemde güvenlik ve özgürlük dengesini gözeterek terörle mücadeleyi sürdürdük."

“TÜRKİYE, SON 30 YILI AŞKIN SÜREDİR TERÖRLE MÜCADELESİNDE HER ZAMAN YALNIZ BIRAKILDI”

Türkiye’nin, son 30 yılı aşkın süredir terörle mücadelesinde her zaman yalnız bırakıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşlenen cinayetler, bazı ülkeler tarafından görmezden gelindi. Toplu katliamlara, bebeklerin dahi katledilmesine, camide insanların kurşuna dizilmesine, çocukların eline silah verilmesine, kadınların istismar edilmesine belli ülkeler seyirci kaldılar. Sessiz kaldılar. Hatta bazı ülkeler sadece seyirci kalmakla, sadece müsamaha göstermekle kalmadılar, Türkiye'ye yönelik teröre destek verdiler. Ne zamanki terör, bu ülkeleri hedef almaya başladı, işte o zaman meselenin ciddiyetini anladılar. Bu bölgede kurulan, bu bölgede faaliyet gösteren, gücünün önemli bir kısmını batıdaki faaliyetlerinden temin eden kanlı terör örgütlerinin gün gelip silahı bu ülkelere doğrultacağını çok geç de olsa gördüler. Bakın biz, terörün sınırlarının, ilkelerinin olmadığını, terörün hedef ayrımı yapmayacağını defalarca söylediğimizde bize hak veriyor, ama gizliden gizliye o terör örgütlerine göz yummaya devam ediyorlardı. Şu anda haklılığımızı görmüş durumdalar. Yetmez. Acaba bizimle beraber bu mücadelede ne kadar yer alacaklar, bunu görmemiz lazım, Aynı şekilde Ortadoğu'da, Irak'ta, Suriye'de ve Filistin'de, bugüne kadar yaptığımız uyarıları dikkate almayanlar, ortaya çıkan sonuca bakıp bizim haklılığımızı şimdi teslim ediyorlar. İşte Ukrayna, aynı şekilde..." dedi.

“TÜRKİYE HER TÜRLÜ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KARŞISINDA OLAN BİR ÜLKEDİR”

Türkiye'nin bölgeyi tanıyan, bilen, bölgenin dinamiklerini çok iyi anlayan bir ülke olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Aynı zamanda Türkiye, nereden gelirse gelsin, kim olursa olsun, her türlü terör örgütünün karşısında olan bir ülkedir. Bakınız, bunu burada bir kez daha ve altını çizerek ifade ediyorum, Türkiye ayrım yapmaksızın her türlü terörün ve terör örgütünün karşısında bir ülkedir. Biz, 'İslami terör' diye bir kavramı asla ve asla, hiçbir zaman kabul etmedik, kabul etmiyoruz. Zira İslam, kelime itibariyle, kavram itibariyle 'Silm' yani barış tanımından türemiştir. Barış dini olan İslam'a kimse kalkıp da terörü yakıştıramaz. Böyle bir şey bizim dinimizde yok. 'Sünni terör’, ‘Şii terör' diye bir kavramı, biz asla kabul etmedik. Biz, bir defa mezhepçiliği reddeden dinin mensubuyuz. Bizim için şu mezhep, bu mezhep, bunların hiçbirisi önemli değil. Bizim için asıl olan İslam'dır. Bizim dinimizin de bu konudaki hükümleri bellidir. İnsan canına kast eden her türlü illegal yapı, bizim nazarımızda aynıdır ve aynı derecede kötüdür. Biz, 'Bir insanı katleden tüm insanlığı katletmiş gibidir' hükmünü veren bir dinin mensuplarıyız. Dolayısıyla biz, bu noktada masum insanların canına kast eden, çocuk, kadın, yaşlı demeden, bu tür eylemleri, bu tür örgütleri, nasıl tensip ederiz?"

“TÜRKİYE’Yİ TERÖRE DESTEK VEREN VE GÖZ YUMAN BİR ÜLKE GİBİ GÖSTERMEK DENSİZLİKTİR, ALÇAKLIKTIR”

Yurt içinde ve yurt dışında belli medya kuruluşlarının son derece sistemli bir şekilde Türkiye ile terörü aynı kefeye koyma çabası içinde olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD’deki bazı gazete ve televizyonlar, Avrupa’daki bazı yayın kuruluşları, Türkiye içindeki o malum medya kuruluşları, el birliğiyle koordinasyon içinde Türkiye’ye yönelik böyle bir saldırı başlatmış durumdalar. Dün, bir uluslararası gazete, benim ve Sayın Başbakan’ın Hacı Bayram Camii’nde, namazdan çıkarken çekilmiş fotoğrafımızı kullanıyor, altına da bir terör örgütünün, o caminin bulunduğu bölgeden terörist devşirdiğini yazıyor. Çok açık söylüyorum, bu en hafif tabiriyle edepsizliktir, alçaklıktır, adiliktir. Türkiye’yi teröre destek veren, teröre göz yuman bir ülke gibi göstermek densizliktir. Yok, Türkiye petrol alıyormuş, yok Türkiye silah veriyormuş, hastanede yaralıları tedavi ediyormuş. Bunu defaten enerji Bakanım da açıkladı, biz de açıkladık, böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil.”

“BU HABERLERE NEREDEN MALZEME ÜRETİLDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORUZ”

Filistin’de olan yaralıların ülkemize alındığını ve şu anda ülkemizde tedavi edildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha da gelirse daha da alırız. Niye, biz İsrail’in Filistin’deki o saldırılarında, yaralanmış olan, ayakları kopmuş, başlarından yaralanmış, çocuk, kadın, erkek, bunları almayıp da ne yapacaktık? Bizim bu hem insani hem vicdani görevimizdir. Şu ana kadar bunu yaptık. Yaklaşık 100’e kadar geldi. Hepsinin tedavisi ülkemizde görülüyor. Daha da gelirse, daha da alırız. Bu, bizim tarihimizden devşirdiğimiz, inancımızdan devşirdiğimiz, vicdanımızın sesine kulak verdiğimiz bir görevimizdir. Tabii bu haberlerin nereden pompalandığını, bu haberlere nereden malzeme üretildiğini de aslında çok iyi biliyoruz. Türkiye, bu algı operasyonlarına boyun eğmeyecek kadar büyük bir ülkedir. Bunu da ifade etmek isterim. Türkiye, böyle yalan haberler karşısında diz çökmeyecek, istikamet değiştirmeyecek kadar büyük bir ülkedir. Şunu da hatırlatmak durumundayım, bizim için Musul’da alıkonulan 49 can her şeyden önemlidir. Biz, konuşurken dikkatli konuşmak durumundayız. Çünkü biz, mesuliyet makamındayız. 49 canın hassasiyetini dikkate alarak konuşmak, o hassasiyetle hareket etmek zorundayız. Biz isteriz ki bu ülkenin medyası da bu ülkenin siyasi partileri de aynı hassasiyeti taşısınlar. Ama üzülerek ifade ediyorum, bu hassasiyetin taşınmadığını, 49 canın hayatını hiçe sayarak, ihanet şebekelerinin değirmenine su taşındığını görüyoruz. Bu ahlaksızca saldırı girişimlerinin de inşallah tamamını boşa çıkaracağız” dedi.

“TÜRKİYE OLARAK HEM İÇERİDE HEM DIŞARIDA YAŞATMANIN TARAFINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazar günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'a gideceğini ve orada hem Genel Kurul’da hem görüşeceği dünya liderlerine, muhataplarına bu çirkin algı operasyonunu anlatacaklarını bildirdi.

Türkiye olarak hem içeride hem dışarıda yaşatmanın tarafında olduklarını, bundan sonra da her zaman yaşatmanın tarafında olacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülke ve bu millet her ne şekilde olursa olsun cana kıyanların, zulmedenlerin, zalimlerin karşısında olmuştur. İnşallah ebediyen de karşısında olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaralı Filistinlileri ziyaret ettiğinde, o halleriyle bile onların ortaya koyduğu tavrı gördüğünde, Türkiye'ye karşı bağlılıklarını, sevgilerini gördüğünde, mesuliyetinin ne kadar ağır olduğunu farklı şekilde hissettiğini dile getirdi. Türkiye'deki istikrara yönelik, içeriden ve dışarıdan yapılan algı operasyonlarının bir hedefinin de ekonomi olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu operasyonlara son 12 yılda defalarca başvurulduğunu, bugün de aynı bayat senaryonun uygulanmak istendiğini söyledi.

Ulusal ve uluslararası medya ya da belli kredilendirme kuruluşları üzerinden Türkiye ekonomisi üzerine olumsuz değerlendirmelerin yapıldığına şahit olunduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hamdolsun, Türkiye bu tuzaklara da bugüne kadar düşmedi. Hükümetin yere sağlam basarak, tedbirli, temkinli ilerlemesi suretiyle bütün bu tuzakların boşa çıkarılacağına da gönülden inanıyorum" dedi.

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ ÇİFTE STANDARTI

Dünyanın en güçlü ekonomilerinin daraldığı, ya da yerinde saydığı bir ortamda, Türkiye ekonomisinin 2013'te yüzde 4'ü aşan bir büyüme gerçekleştirdiğini, bu yılın ilk çeyreğinde de büyümenin yüzde 4'ün üzerinde olduğunu ve Avrupa ülkelerinin hiçbirinde ise 1’i aşan büyüme olmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kredi derecelendirme kuruluşları kalkıyor, iki tanesi şu anda Türkiye ile ilgili olumsuz bir açıklama, zorlama onun gayreti içine giriyor. Avrupa'da batmış, çökmüş, şu anda Avrupa'nın çok ciddi destekleriyle ayakta tutulmaya çalışan ekonomilerin olduğu ülkeye 6 derece birden artış veren bu kredi derecelendirme kuruluşlarının, Türkiye ile ilgili yaptıkları bu açıklama sadece siyaseten çökertemedikleri bir ülkeyi acaba ekonomik noktada nasıl çökertiriz, bu bir projedir, bunun gayretidir. Bunlar kendilerini acaba ne zannediyorlar. Biz bundan önce bir kredi derecelendirme kuruluşuyla ben Başbakanken ilişkiyi kestik. Bunlara biz para veriyoruz. Türkiye, bundan sonraki süreçte de bu ikisiyle de ilişkisini keser. Çünkü biz bunlarla ekonomimizi büyütmedik. Tüm esnafımızla dünyayı dolaşarak ekonomimizi büyüttük. Bundan sonra da aynı şekilde dolaşacağız, dünyanın her yerine tüm kuruluşlarımızın temsilcileri, esnafımızı alarak buralara gidecek, dolaşacak, sektörel bazda bağlantılarımızı kuracak, adımlarımızı da buna göre atacağız" dedi.

“TÜRKİYE'YE YÖNELİK TÜM ALGI OPERASYONLARINA RAĞMEN TÜRKİYE EKONOMİSİNİ BÜYÜMEYE DEVAM ETTİ”

2013 yılında Türkiye'de otomobil satışlarının tüm zamanların rekorunu kırarak, yıl içinde 665 bin adet otomobil satışı gerçekleştiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002 yılında 91 bin adet otomobil satıldığını, bu yılın sadece ocak-temmuz ayları arasında ise 272 bin adet otomobil satıldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, buzdolabı satış rakamlarında ise 2013 yılında rekor kırılarak, bir yıl içinde 2 milyon 595 bin adet buzdolabı satıldığını, bu rakamın 2002'de 1 milyon 88 bin olduğunu, çamaşır makinesi satışında da rekor kırıldığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizm gelirinde de 2002 yılından bu yana rekor kaydedildiğini, 2002 yılında 8,5 milyar dolar olan turizm gelirinin, 2013'te 32 milyar dolara çıktığını ifade etti. Turizm gelirinde artışın devam ettiğini, şu anda otellerin yetmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki risklere, Türkiye'ye yönelik tüm algı operasyonlarına rağmen Türkiye ekonomisinin büyümeye devam ettiğini belirtti.

Haziran ayı işsizlik rakamının yüzde 9,1 oranıyla dünyadaki gidişin tersine rekor kaydedildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürecin hep birlikte muhafaza edileceğini kaydetti. Muhalefet ve sivil toplum, işçi, işveren örgütlerinin buna destek olacağını ve sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ekonomide, demokratikleşme alanında, çözüm sürecinde çok önemli imkânları yakaladığını ifade etti.

“SİZ TÜRKİYE’SİNİZ, SİZ UMUTLU OLURSANIZ BİLİN Kİ TÜRKİYE DE UMUTLU OLUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: "Artık enerjimizi faydası olmayan gerilimlere, faydası olmayan kamplaşmalara, kutuplaşmalara sarf etmeden, her zerresine kadar geleceğimiz için seferber edeceğiz. Bakın her birimiz şunu gördük; yasakların bu ülkeye faydası yok, kısıtlamaların bu ülkeye faydası yok, husumetlerin, kamplaşmanın, kutuplaşmaların bu ülkeye faydası yok. Tam tersine yasakları kaldırdıkça uhuvveti, dayanışmayı güçlendirdikçe, ekonominin de büyüdüğünü, sofradaki ekmeğin de çoğaldığını gördük. Ağır bedeller ödendi. Ama demokrasinin hiç kimseye kaybettirmediğini, tam tersine 77 milyona kazandırdığını bu millet tecrübe etti. Biz, demokrasiyle, kardeşlikle büyüyeceğiz. Bunu temin edecek, bunu güçlendirecek olan, samimiyetle söylüyorum, esnafımızdır sanatkârımızdır. Bir şeyi özellikle söylemem lazım. Taksi şoförü umutlu olursa, yolcusu umutlu olur. Berber umutlu olursa, koltuğundaki müşterisi umutlu olur. Bakkal, kasap, manav, kamyon şoförü, otobüs şoförü umutlu olursa, sokak umutlu olur, mahalle umutlu olur, yollar da umutla, umuda geleceğe açılır. Kardeşlerim, siz Türkiye’siniz, siz umutlu olursanız bilin ki Türkiye de umutlu olur. Rabbim, umudumuzu hiç eksiltmesin diyorum. Rabbim hepinize helal, bol, bereketli kazançlar nasip etsin, diyorum. Ve az önce de söylendiği gibi, Şimdi yeni perakendecilik olayıyla, bu yeni yasal düzenlemeyle, İnşallah hükümet bu konudaki bütün mevzuat düzenlemeleriyle, bunun da önünü çok daha farklı bir şekilde açacak düzenlemelerle, gelecek çok daha farklı olacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a konuşmasının ardından TESK Başkanı Bendevi Palandöken ahilik cübbesi verdi.

Tüm Haberler