15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

Emine Erdoğan, "Olgunlaşma Enstitüleri Kurumsal Dönüşüm Toplantısı ve Hafıza Sergisi" programına katıldı

12.10.2019
Emine Erdoğan, "Olgunlaşma Enstitüleri Kurumsal Dönüşüm Toplantısı ve Hafıza Sergisi" programına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen "Olgunlaşma Enstitüleri Kurumsal Dönüşüm Toplantısı ve Hafıza Sergisi" programına katıldı.

Olgunlaşma Enstitülerinin tasarımcıları tarafından hazırlanan eserlerin yer aldığı Hafıza Sergisi'ni gezen Emine Erdoğan, kasnak, sır, hakan, bir ve kesret adı verilen, Türk işi, Maraş işi, tel sarma, varak, tezhip, kordon oyası gibi birçok teknik uygulanarak tasarlanan geleneksel Türk sanat eserlerini inceledi.

Sergiyi gezmesinin ardından açılışta konuşma yapan Emine Erdoğan, sözlerine Barış Pınarı Harekâtı’nda şehit düşen askerlere Allah’tan rahmet dileyerek başladı.

“HER YÖREMİZİN KENDİNE HAS KUMAŞLARI, SEMBOLLERİ, DESENLERİ VE RENKLERİ VAR”

Olgunlaşma Enstitülerinin tarihini anlatan Emine Erdoğan, "İlki, 1945'te Beyoğlu'nda kurulan Olgunlaşma Enstitülerinin yakaladığı başarıyı, belki de en güzel 'Türk İğnesinin Mucizesi' diyerek özetleyebiliriz. Buradan çıkan eserler, dünyanın ileri gelen isimlerinin takdirini toplamıştır. Kıyafetlerde kullanılan tek bir motif bile, Türkiye'nin ruhundaki kültürel incelikleri fevkalade bir şekilde tanıtmıştır” dedi.

Yeryüzünün, sınırsız harikaların seyre dalındığı kültür ve sanat kataloğu olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:  "Bu kataloğun sayfalarında seyahate çıkmak, farklılıklarla buluşmak, yaşama büyük anlamlar katar. Fakat ne yazık ki, günümüzde global markalar, yerel kültürel zenginlikleri silikleştiriyor. Dünyanın neresine gitsek aynı mekânları, aynı tasarımları, kısacası tek bir anlayışın coğrafi dağılımını görüyoruz. Hâlbuki bizim kullandığımız renkler, nakşettiğimiz desenler, kumaşın üzerinde açan çiçekler, yalnızca kendi coğrafyamızda rastladığımız zenginliklerdir. Bunların yok olup gitmesine müsaade edemeyiz. Her yöremizin kendine has kumaşları, sembolleri, desenleri ve renkleri var. Bunlar uzun bir geçmişin ve tecrübenin mahsulleridir. Olgunlaşma Enstitülerinin kurulma misyonunun, âdeta millî bir dava olarak ele alındığını biliyoruz."

“GELENEĞİ, MODERN TASARIMIN BAKIŞ AÇIŞIYLA YORUMLAYALIM”

Emine Erdoğan, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, millî kimliğin oluşturulmasının en çok, yerel ürünlerin korunması, millî sanayinin canlandırılması ve bilhassa kadınların ekonominin üreticileri olmaları sayesinde sağlandığını söyledi.

Emine Erdoğan, 1950'lerde küreselleşmenin ayak seslerinin duyulmaya başlamasıyla Olgunlaşma Enstitülerinin kültürel kalkan olduğuna dikkati çekerek, "Şimdi kuvvetli bir silkinmeyle ve yeni bir vizyonla kültürümüze sahip çıkma hareketini kaldığı yerden devam ettireceğiz. Olgunlaşma Enstitülerimiz, Anadolu'ya has kumaş ve desen çeşitlerinin izinin sürüldüğü, kültürün muhafaza edildiği birer üs hâline gelecek. Başaracaklarımız, yalnızca kendi sınırlarımız içinde kalmayacak. İnanıyorum ki, yenilikçi bir anlayışla ele alacağımız geleneğimiz, sadece bize değil, tüm dünyaya tasarım alanında yeni tecrübeler katacak" ifadelerini kullandı.

Olgunlaşma Enstitülerinin parlak günlerine dönmesi için başlatılan bu süreçte, ülkenin yetiştirdiği zanaatkârlarına, tasarımcılara seslenmek istediğini dile getiren Emine Erdoğan, "Geleneği, modern tasarımın bakış açışıyla yorumlayalım ve gençlerimize el verelim. Bir yandan el sanatlarımızı unutuldukları sandıklardan çıkaralım. Bir yandan da usta çırak geleneğini yaşatalım. Dünyayı, etiketinde 'Türk Malıdır' yazan tasarımlarımızla tanıştıralım” diye konuştu.

“DÜNYADA FARKLI VE OTANTİK OLANA BÜYÜK BİR İHTİYAÇ VAR”

Turizm gelirleri içinde en büyük payın, el sanatlarının oluşturmasını istediğini dile getiren Emine Erdoğan, şunları söyledi: "Gelişigüzel süs eşyalarından ziyade yüksek sanatsal değeri olan eserler yapalım. İçine ruh üflenmiş, evladiyelik diye tabir ettiğimiz ürünler ortaya koyalım. Ama bunu en rafine şekliyle yapalım. Sadelik, en yüksek gelişmişlik düzeyidir. Yaşam kültürümüzden, el sanatlarımıza birçok alanda niş pazarlar oluşturabiliriz. Dünyada farklı ve otantik olana büyük bir açlık ve ihtiyaç var. İnsanlar birbirinin aynı ürünlerden ziyade, bir hikâyeyi taşıyan kişisel ürünlere yönelmiş durumdalar. Bu ihtiyaç, biz hazine sandığımızdaki birikimlerimizi gösterdikçe, daha çok fark edilir olacak. Büyük markalara baktığımızda onların da yerel değerleri, modern tasarımlarla buluşturmaya başladıklarını görüyoruz. Bizim de tüm dikkatimizi bu alana odaklamamız lazım.”

Emine Erdoğan, “Biz yeni bir ruh, anlayış ve vizyonla, enstitülerimizi sadece eski parlak günlerine kavuşturmayı değil, çok daha iyi bir noktaya götürmeyi hedefliyoruz. Bundan sonra Olgunlaşmalardaki hedefimiz, sanat ve zanaat dallarında derinleşme ve ustalaşmayı sağlamaktır. Yani bir zanaatı az çok bilen insanlar değil, ülkemizin sanat ve zanaat bakiyesini taşıyacak hafıza bankaları kurmaktır. Sektördeki insan kaynağı ihtiyacı için de nitelikli, deneyimli ve her daim yeni bir bakış açısı sunabilecek gençler yetiştireceğiz. Olgunlaşma Enstitüleri, millî değerleri gün ışığına çıkarma misyonuyla coğrafi işaretlerin bir taşıyıcısı hâline gelecek inşallah. Enstitülerin dönüşüm sürecine katkı veren herkesi tebrik ediyorum. Sayın Bakanımız başta olmak üzere tüm Millî Eğitim yetkililerine, ustalarımıza, bir yıldır, sürece gönüllü destek veren danışma kurulumuza şükranlarımı sunuyorum. Yakında ürünlerini göreceğimiz yeni Olgunlaşma markasının ve kurulacak Olgunlaşma Akademisi'nin bu amaçları gerçekleştirecek kurumlar olacağına canı gönülden inanıyorum" diye ekledi.

Emine Erdoğan, Olgunlaşmaları millî bir markaya dönüştürecek bir teklifte bulunmak istediğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Az önce Tarsus Gemisi'ni izledik. Gelin, Tarsus Gemisi'ni bir kez daha denizlere açalım. Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023'te, Olgunlaşmanın yeni ruhu ve tasarımlarını, Tarsus Gemisi'ne yükleyerek, Akdeniz limanlarında sergiler düzenleyelim. İnanıyorum ki, geçen 70 yılda sanat ve zanaat alanında dünyaya söyleyecek çok söz biriktirdik. Bilhassa her şeyin birbirine benzediği bu kültürel kuraklıkta, Tarsus Gemisi'ne yüklenecek olan enerjinin, dünyanın sanat nabzını hızlandıracağını düşünüyorum. Yeni tasarımlarla, 'Türk İğnesinin Mucizesi'ni yeniden ispat edeceğimize inanıyorum."

Konuşmanın ardından Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un eşi Rana Selçuk Emine Erdoğan'a günün anısına Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan el emeği çantayı hediye etti. Millî Eğitim Bakanı Selçuk da Emine Erdoğan'a Olgunlaşma Enstitülerinin tarihini anlatan bir kitap takdim etti.

Tüm Haberler