Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın’ın Rusya Devlet Ajansı TASS'a Verdiği Mülakat

04.08.2016

Soru: Türk-Rus ilişkileri uçak krizinden sonra nihayet normalleşmeye başladı. Bu süreç nasıl gerçekleşecek? Eski duruma geri dönmek için her iki ülke ne yapmalı?

Normalleşme süreci, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin’in kararlılığı ve sağduyusu sayesinde başladı. Daha önce iki lider arasında yapılan telefon görüşmesinde Çin’de düzenlenecek G20 zirvesi öncesinde şahsen görüşme konusunda mutabakat sağlanmıştı. Zaten ilk adımlar bu görüşmenin hemen ardından atıldı. Her iki ülke, karşılıklı çıkarlar doğrultusunda işbirliğini sürdürdüğü sürece ikili ilişkilerin eskisinden daha iyi bir seviyeye geleceği konusunda şüphemiz yok. 9 Ağustos’ta yapılacak görüşme de normalleşmenin hızlanmasına vesile olacaktır. Gerek ikili ilişkiler gerekse bölgesel ve küresel konularda yakın işbirliği ve eşgüdüm içerisinde olunması her açıdan önem arz ediyor. Hem Türk hem de Rus tarafı bu yönde kararlı bir duruş sergiliyor ve bu ilişkilerin normalleşmesi sürecini hızlandıracaktır.

Soru: Bu yıl Türkiye’ye gelen Rus turistlerin sayısı belli sebepler dolayı yüzde 80-90 azaldı. Ancak Ruslar Türkiye’nin yeniden açılmasına çok bekliyordu. Yılsonuna kadar kaç Rus turist gelmesini öngörüyorsunuz?

Türkler ve Ruslar arasında yüzlerce yıllık dostluk bulunuyor. Maalesef ikili ilişkilerde yaşanan kısa süreli türbülans, Türkiye’ye gelen turist sayısında belirli bir azalmaya sebep oldu. Fakat iki liderin kararlı adımları sonrasında Türkiye’ye Rus turist akışı hemen başladı. Toplam sayının kısa sürede Kasım 2015 öncesindeki seviyeye ulaşmasını, gelecekte ise daha da artmasını bekliyoruz. Rus turistlerin ve ziyaretçilerin kendilerini Türkiye’de güvende hissetmelerini önemsiyoruz. Zaten yıllar boyunca oluşmuş pek çok dostluk ilişkisi var. Güvenlik konusunda herhangi bir sorun yok. Bu durumun en somut göstergesi, Rusya Federasyonu vatandaşlarının Türkiye’yi ikinci bir ev gibi görmesi ve her yıl yeniden ülkemizde tatil yapmasıdır. Bu güvenin daha da güçlenmesi için Türkiye gerekli bütün adımları kararlılıkla atmaktadır.

Soru: Bazı uzmanların ilişkilerin normalleşmesi için zamanlaması manidar olduğunu diyorlar. Niçin bu normalleşme şimdi yaz ortasında oldu, bir sebep var mı? Rus kamuoyu için şimdiki yakınlaşma gerçekten bir sürpriz oldu.

Rusya’yı önemli bir dost ve ortak olarak görüyoruz. Rus halkının ve hükümetinin de Türkiye’ye aynı şekilde yaklaştığını biliyoruz. Örneğin İstanbul’da yaşanan terör saldırısı sonrasında Moskova Büyükelçiliğimizin önüne çiçekler bırakan Rus vatandaşlarının görüntülerini tüm halkımız televizyonlardan izledi ve bunu takdirle karşıladı. Kasım 2015’te düşen uçağın Rus Hava Kuvvetleri’ne ait olduğunu öğrendiğimiz andan itibaren yapıcı ve dostane bir tavır sergiledik. İki ülke arasındaki görüşmelerin belirli bir aşamaya ulaşması ise bir kaç ay sürdü. Neticede iki liderin arasında sağlanan mutabakat neticesinde normalleşme süreci başladı.

Soru: Ortak projelerde (Akkuyu, Türk Akımı, ulusal para birimi ile hesaplamalar v.s.) hızlı ve güçlü bir ivme bekleyebilir miyiz? İrade hala mevcut mu? Ya da Türkiye tarafından yeni inisiyatifler olabilir mi, var mı?

Bütün bu alanlarda Rusya ile yakın işbirliğimizi sürdüreceğiz ve yeni projeler üzerinde birlikte çalışacağız. Burada önemli olan, birlikte atılacak adımların her iki ülkenin de çıkarlarına hizmet etmesi; ayrıca bölgesel ve küresel sorunlara çözüm üretmesidir.

Soru: Son 8 aydan sonra liderlerimizin ilk yüz yüze görüşmenin içeriği hakkında birkaç ipucu verebilir misiniz?

9 Ağustos’ta gerçekleşecek görüşmede iki lider, Türkiye ve Rusya arasındaki ikili ilişkiler ile Suriye krizi ve terörle mücadele başta olmak üzere bölgesel meseleleri değerlendirecek. Ulusal ve bölgesel meselelerin küresel boyutlar taşıdığı bir zamanda yaşıyoruz. Bir başka ifadeyle ulusal, bölgesel ve küresel konuları birbirinden tamamen ayırmak artık pek mümkün değil. Bu da meselelere küresel ve bütüncül bir gözle bakılmasını zorunlu kılıyor. 9 Ağustos görüşmesinin de bu çerçevede gerçekleşeceğini söyleyebilirim.

Soru: 15 Temmuz başarısız darbe girişimi Türk-Rus ilişkilere zarar verebilir mi? Ve bu darbe girişimin Türkiye'nin Rusya ve İsrail ile ilişkilerinin yok etmeye yönelik olduğu iddiaları ne kadar haklıdır?

15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye’nin bölgesel gücünden ve kendi çıkarları doğrultusunda dış politika izleme arzusundan rahatsız olan bazı kesimlerden destek gördü. Ancak halkımızın cesareti, dayanışması ve birlikteliği ile FETÖ örgütüne mensup üniformalı teröristlerin demokrasimize ve istikrarımıza zarar vermesini engelledik. Türkiye’yi hedef alanlar hak ettikleri cevabı aldı. Bu süreçte Sn. Putin’in Cumhurbaşkanımızı telefonla arayarak Türk demokrasisine desteğini ve darbe teşebbüsüne tepkisini dile getirmesi çok önemli bir mesajdı. Rusya Federasyonu’nun bu konuda açık ve net tavır almasını takdirle karşılıyoruz. Bu kanlı darbe girişimi, halkın kahramanca direnişi, Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliği, hükümetin kararlı adımları ve siyasi partiler ve medya dâhil toplumun bütün kesimlerinin demokratik tavrıyla püskürtüldü. Bu manada Türk demokrasisi 15 Temmuz’dan sonra daha güçlü hale gelmiştir. 15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesiyle Türkiye’deki siyasi liderlik ve yönetim, demokratik meşruiyetini bir kez daha güçlendirmiştir. Rusya ile olan ilişkilerimiz bu çerçevede normalleşmeye ve güçlenmeye devam edecektir.

Soru: Suriye hala bölgenin en ciddi problemdir. Türkiye Rusya’dan Suriye ile ilgili siyasi ve askeri konularda ne bekliyor? Ortak girişimleri mümkün mü, hangi şartlarda? Ve Türkiye’nin Beşar Esed hakkındaki tutumu belli, oldukça sert. Ancak Türkiye ile Rusya Esed hakkında herhangi bir uzlaşmanın varılacağının olasılığı var mı?

Suriye krizi, hali hazırda gerek bölgesel, gerek küresel güvenlik ve istikrara en büyük tehditlerden birini oluşturmaktadır. Türkiye bu tehdidin yanı başındadır ve Suriye’deki çatışma ortamının tüm olumsuz etkilerini doğrudan hissetmektedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin başlıca hedefi Suriye’deki çatışma ortamının bir an önce ve kalıcı bir biçimde sona erdirilmesidir.

Biz bu yolda bugüne kadar her türlü çabayı sarf ettik. Rusya ile de her zaman işbirliği arayışında olduk. 2015 Eylül ayında Suriye’ye kalıcı istikrar getirmek amacıyla önce Soçi’de, sonra Moskova’da en üst düzeyde temaslarda bulunduk. Bu sayede Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun kurulmasına giden yolu hazırladık.

Ancak gelinen aşamada Suriye’de siyasi bir çözüm konusunda hala ümitvar bir aşamaya gelemedik. Biz önümüzdeki döneme umutla bakmak istiyoruz. Rusya ile işbirliği içinde Suriye’de siyasi geçişin bir an önce sağlanmasını arzu ediyoruz.

Tabiatıyla Esed kaldığı sürece Suriye’de siyasi bir geçişten söz etmek mümkün değildir. Esed’in kalması demek, Suriye’de çatışmanın devam etmesi demektir. Eğer Suriye’de kalıcı bir barışı hedefliyorsak, bunun Esed’le gerçekleşmeyeceğinin, çatışma ortamının 5 yıldır devam etmesinden ve yarım milyon masum Suriyelinin hayatını kaybetmesinden sonra iyice anlaşıldığını düşünüyorum.

Burada önemli olan tüm Suriyelilerin kabul edeceği, demokratik meşruiyeti olan, çoğulcu ve kapsayıcı bir siyasi yapının Suriye’de kurulmasıdır. Böyle bir sonuç, hem Rusya’nın, hem Türkiye’nin çıkarlarının bir gereğidir.