Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın’ın Basın Toplantısında Yaptığı Açıklama

09.11.2015

“Geçtiğimiz yılın Aralık ayında devraldığımız G-20 Dönem Başkanlığı’nı 15-16 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapacağımız zirveyle neticelendireceğiz ve bir sonraki zirve başkanı olan Çin’e devredeceğiz.

Bu 1 yıllık dönem başkanlığı süresince Türkiye birçok ilke imza attı ve birçok toplantı yapıldı. Bu 1 yıl boyunca maliye bakanları, çalışma bakanları, enerji bakanları, tarım bakanları düzeylerinde 70’in üzerinde resmi toplantı yapıldı. Ve bu G-20 gündemi çerçevesinde de özellikle üç başlık bizim öne çıkarttığımız ana başlıklar oldu ki zirvenin de ana programı, yine bu başlıklar etrafında şekillenecek, tartışmalar bu üç başlık etrafında yapılacak. Bunlar güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyümeye ulaşmak amacıyla ‘kapsayıcılık’, ‘yatırımlar’ ve ‘uygulama’.

Bu üç ana başlık bizim sonuç bildirgemize de yansıtıldığı şekliyle özellikle küresel ekonominin güçlendirilmesi, kapsayıcı olması, kalkınmanın sürdürülebilir kılınması, uygulama noktasında alınan kararların hem ulusal, hem uluslararası küresel düzeyde uygulanmasının takibi, son olarak da yatırımların artırılması şeklinde planlandı.

Bildiğiniz gibi küresel ekonomi birçok sınamayla karşı karşıya bulunuyor. Burada en kritik konulardan birisi; sürdürülebilir ve dengeli bir büyümenin sağlanmasıdır. Aynı zamanda büyümeyi niceliksel olarak ele alırken kalite noktasında da ele almamız büyük önem arz ediyor. Ekonomik büyümenin aynı zamanda istihdam yaratma kapasitesini artırma ve eldeki imkanları en etkin bir şekilde kullanma noktasında da önem arz ettiğini ifade etmek isteriz.

Yine Türkiye’nin G-20 dönem başkanlığında, kadın ve gençlerin ekonomik hayata katılımı, özellikle kadınlara yönelik iş dünyasındaki eşitsizliklerin, ayrımcılıkların ortadan kaldırılması noktasında büyük bir çaba sarf ettiğimizi ifade etmek isterim. Bu yıl G-20 tarihinde yine Türkiye bir ilke imza atarak ilk defa bir açılım grubu olarak Kadın-20 bölümü de kuruldu ve bundan sonra artık G-20’nin daimi açılım gruplarından bir tanesi Kadın-20 olacak. Açılım gruplarıyla ilgili biraz sonra size yine bilgiler vereceğim.

Yine bu kapsayıcılık, uygulama ve yatırımlar noktasında bizim G-20 dönem başkanlığında, üzerinde ısrarla durduğumuz konulardan bir tanesi de, özellikle KOBİ’lerin desteklenmesi olmuştur. Zira KOBİ’ler dünya ekonomisinin neredeyse yüzde 60-70’ine istihdam sağlayan ana ekonomik birimlerdir. Bu hem Türkiye’de böyle, hem de dünyanın diğer büyük ekonomilerinde. KOBİ’lerin küresel ekonomiye entegrasyonu, güçlenmesi, finansal erişimi gibi konuları da burada bu yıl dönem başkanlığımız boyunca etraflı bir şekilde ele aldık. Yine bu yıl Türkiye Dönem Başkanlığı bir ilke imza atarak ilk defa Küresel KOBİ Forumu kuruldu ve bu forum sayesinde de ‘KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası düzeyde desteklenmesi için gerekli adımlar neler olabilir? Ne tür programlar geliştirilebilir? Bunları ele aldık, bundan sonra da tabii ki gündemimizde tutmaya devam edeceğiz.

Yine Türkiye’nin  dönem başkanlığının bir diğer önemli başlığı; düşük gelirli az gelişmiş ülkelerin küresel ekonomiye ve G-20 ekonomilerine entegrasyonu konusuydu ki bizim ‘kapsayıcılık’ ile kastettiğimiz önemli alanlardan bir tanesi de burasıdır. Bildiğiniz gibi Türkiye en az gelişmiş ülkeler sekretaryasını da 2009 yılından itibaren üstlenmiş bulunuyor ve 10 yıl boyunca bu dünyanın en az gelişmiş 48 ülkesinin buradan mezun edilmesi, yani yoksulluk sınırından, fakirlik sınırından çıkarılıp kalkınmakta olan ülkeler sınıfına alınması için Birleşmiş Milletler bünyesinde yürüttüğümüz bir çalışma var. Ve şu anda Türkiye hem bir G-20 üyesi ülke olarak, hem de dünyanın en fakir, en az gelişmiş ülkelerine yeni küresel ekonomik imkanlar sağlamak için dönem başkanlığını etkin bir şekilde kullanan bir ülke.

Yine dönem başkanlığımız çerçevesinde ele aldığımız önemli konulardan bir tanesi enerji meselesiydi. İlk defa yine G-20’nin tarihinde enerji bakanları biraraya geldiler. Özellikle Sahra Altı Afrika’da enerjiye erişim konuları, ayrıca dünyanın değişik bölgelerinde enerjiye erişemeyen toplumların bu sorunlarını çözmek için ne tür projeler geliştirebiliriz, bu konular detaylı bir şekilde alındı.

Yine bu az gelişmiş ülkelerle gelişmiş ülkeler arasındaki temel sorunlardan bir tanesi olan gıda israfı ve gıda güvenliği konusu da tarım bakanları toplantılarında detaylı bir şekilde ele alındı.

Uygulama noktasında G-20 toplantılarının zirveye kadar ürettiği önemli sonuçlardan bir tanesi; G-20 ülkelerinin önümüzdeki 5 yıl içerisinde küresel ekonomiye yüzde 2.1 düzeyinde bir artış sağlama taahhüdünde bulunmalarıdır. Bu da, takriben 2 trilyon ABD dolarına tekabül etmektedir. Yani önümüzdeki 5 yıl içerisinde bu taahhütler yerine getirildiği zaman dünya ekonomisinin en az yüzde 2.1 büyümesi ve 2 trilyon dolarlık bir katkı sağlaması beklenmektedir. Bu reform taahhütlerinin takibini yapmak için de bir mekanizma kuruldu, zirvede bunun detayları da etraflı bir şekilde ele alınacak.

G-20 dönem başkanlığımızın bir önemli başlığı da, demin bahsettiği gibi açılım grupları üzerinden yürütülen çalışmalar olmuştur. Şu an itibariyle Türkiye’nin dönem başkanlığında 6 açılım grubu bulunmaktadır. Bunlar sivil toplum kuruluşları olarak faaliyet gösteren iş dünyasından, sendikalar dünyasından, sivil toplum kuruluşlarından oluşmaktadır. Bunları özetle söylemek gerekirse; Genç-20, Kadın-20, Sivil Toplum, düşünce kuruluşları 20, iş dünyası 20 ve emek dünyası ya da sendika dünyası, Labour-20 şeklinde 6 ana açılım grubundan oluşmaktadır. Bunlar da kendi toplantılarını yapmak suretiyle G-20 Zirvesi’ne gündemlerini hazır hale getirdiler. Nitekim bu akşam Sayın Cumhurbaşkanımız bu açılım gruplarının temsilcileriyle de biraraya gelecek, onların çalışmaları hakkında bilgi alacak ve onların sonuç ve önerilerini de biz G-20 Zirvesi’ne yansıtacağız. Böylece bu açılım gruplarının da G-20 Zirvesinde liderlerle fikir alışverişinde bulunma imkanları olacak.

Bir diğer önemli konu; bu zirvede ele alacağımız iklim değişikliği konusudur. Bu konu yine bütün dünyadaki ülkelerin, gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin gündeminde olan küresel bir meseledir. İklim değişikliğiyle ilgili ulusal düzeyde ne tür tedbirler alınmalı, küresel düzeyde ne tür düzenlemeler yapılmalı? Bu konu da etraflı bir şekilde ele alındı. Zirvede de tabii ki detaylandırılacak. Geçtiğimiz hafta bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız bir telekonferansla bir tür hazırlık toplantısını da yaptı BM Genel Sekreteri Sayın Bann Ki-mun’un yönetiminde. Bu ayın sonunda da Fransa’da yapılacak olan BM iklim değişikliği konferansına da Sayın Cumhurbaşkanımız katılacaklar. Bu vesileyle G-20’de de bu konuyla ilgili özel bir oturum ayrıldı, kalkınma ve iklim değişikliği konusu özel bir oturumda liderler tarafından ele alınacak. Tabii birçok başka konu daha var. Kalkınma, ticaret, rekabet, vergi, IMF reformu gibi birçok konu da yine ekonomik ve ekolojik meselelerle ilgili olarak ele alınacak.

Tabii bir diğer önemli konu bildiğiniz gibi, her G-20 Zirvesi aynı zamanda siyasi güncel konuların da ele alındığı bir zirvedir. Daha önce hatırlarsanız Saint Petersburg’da Rusya’nın dönem başkanlığında yapılan zirvede Suriye krizi ele alınmış ve o günlerde kimyasal silah da kullanıldığı için, kimyasal silahların, kitlesel imha silahlarının önlenmesiyle ilgili yoğun bir gündem olmuştu. Geçen yıl Avustralya’da yapılan liderler zirvesinde de Ukrayna krizi, Kırım meselesi yine etraflı bir şeklide ele alınmıştı. Bu yıl da yine bütün G-20 ülkelerinin ortak kararıyla liderlerin 15 Kasım akşamı yiyeceği akşam yemeğinde, çalışma yemeğinde özellikle derinleşmekte olan mülteci krizi ve küresel terörizm meselesi ele alınacak. Dolayısıyla diğer siyasi konular da bu akşam yemeği çerçevesinde değerlendirme fırsata bulacak.

Toplamda zirve boyunca 6 çalışma toplantısı yapılacak. Bunların bir kısmı çalışma yemeği şeklinde, bir kısmı oturum şeklinde. Misafir liderleri ayın 14’ünden itibaren Antalya’ya gelmelerini bekliyoruz. Tabi bu süreç içinde Sayın Cumhurbaşkanımızın pek çok ikili görüşmeleri de olacak. Bu program üzerinde de şu anda çalışıyoruz. Sayın Başbakanımız da 15 Kasım akşamında G-20 Zirvesi çerçevesinde bir resepsiyon verecekler.

Son olarak, lojistik, güvenlik, medya vesaireyle ilgili de ilgili birimlerimiz, görev gücümüz gerekli dokümanları medyayla paylaşıyorlar şu anda. Onları özellikle G-20.org web sayfasından temin edebilirsiniz, bununla ilgili lojistik sorular, basınla ilgili sorular varsa. Şu ana kadar da gerekli güvenlik tedbirleri, lojistik altyapı hazırlıkları tamamlanmış durumda. Verimli, başarılı, küresel ekonominin canlanmasına katkı sağlayacak bir zirvenin yapılmasını hep birlikte biz de umut ediyoruz, bekliyoruz.

Zirvenin çıktıları özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından, küresel ekonominin sağlık ve sıhhati açısından istihdam yaratılması, sürdürülebilir kalkınmanın hayata geçirilmesi ve takviye edilmesi açısından da büyük önem arz ediyor. Bütün bu başlıklar çerçevesinde şu ana kadar başarıyla yürüttüğümüz G-20 dönem başkanlığını bu zirveyle de taçlandırmayı umut ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yapılacak zirvede alınacak kararların da tabi ki bundan sonra takibini yine G-20 platformu çerçevesinde hep birlikte yapacağız.

Ana başlıklarımız bunlar, birkaç gün sonra zirve başlayacağı için siz de eminim yakından takip edeceksinizdir oturumları, ele alınacak konuları. G-20’yle ilgili olmak kaydıyla, sorularınız varsa alabilirim. Bizim bütün mesaimiz önümüzdeki 4-5 gün sadece G-20 olacak. Sorularınızı da G-20 konusuyla sınırlı tutarsınız memnun olurum. Buyrun…

Soru: G-20 Zirvesinde Sayın Cumhurbaşkanının ikili görüşme takviminde Obama ve Putin ile görüşmelerinin saati ve günü belli mi? Bir üçlü zirve söz konusu olabilir mi 3 lider arasında? İkinci olarak da şunu sormak istiyorum: Suriye konusunun da orada konuşulacağını biliyoruz, özellikle de ikili görüşmelerde gündeme gelecek. Özellikle de PYD’ye silah yardımı yapmayacağını açıklamasının ardından ABD’nin, iki ülkenin bir ortak operasyon yapılacağı ifade ediliyor. Bugün yine bir gazetede de gündemdeydi, Cerablus’ta büyük bir operasyon yapılacağı söyleniyor. Bu operasyon söz konusu olabilir mi?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Cumhurbaşkanımızın dediğim gibi hemen hemen bütün liderlerle ikili görüşmeleri olacak, zaman elverdiği ölçüde. Yani Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, İtalya, İngiltere, Japonya. Japonya’yı söylemiyorum aslında; çünkü Japonya Başbakanı il bir gün önce İstanbul’da bir ikili görüşmemiz zaten olacak. Aynı şekilde Kore, Rusya, Suudi Arabistan, Avrupa Birliği başta olmak üzere zirveye katılan hemen hemen bütün ülke liderleriyle Cumhurbaşkanımızın görüşmeleri olacak.

Ayrıca, zirveye biliyorsunuz davetli ülkeler bulunuyor; İspanya, Azerbaycan ve ASEAN’ın (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) dönem başkanı olması itibarıyla  Malezya aynı şeklide davetli. Singapur, Afrika Birliği, Senegal, bütün bu ülke liderleri de Sayın Cumhurbaşkanımızdan randevu taleplerinde bulundular. Aynı şekilde Birleşmiş Milletler, IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kurum ve kuruluşların da başkanları katılıyorlar bu zirveye. Programımız elverdiği ölçüde bu ikili görüşmeleri yapmaya çalışacağız.

Tabii ki Suriye konusu ve diğer meseleler orada etraflı bir şekilde ele alınacak. Ben liderlerin 4 gün sonra yapacağı görüşmeyle ilgili şimdiden birtakım şeyler söyleyip spekülasyonlara sebep olmak istemem, ama bu konuları hem liderlerin akşam yemeğinde, hem de ikili görüşmelerinde etraflı bir şekilde ele alınacağını söyleyebilirim.

Soru: Az önce saydığınız ülkelerden hemen hemen bütün ülkelerin liderlerinin toplantıda yer alacağını anlıyorum. Katılamayacak olan var mı diye sormak istiyorum. Birinci sorum bu olacak. İkincisi de; birinci günün akşam yemeğinde özellikle Suriye göçü ve terör konularının ele alınacağını anlıyoruz. Liderlerin bu toplantısının ardından bir bildiri yayınlanması planlanıyor mu? Bir bildiri yayınlanacaksa muhakkak ki ev sahibi ülke olarak Türkiye taslak hazırlama sürecinde öncü rol oynamakta. PYD konusunu acaba vurgulamayı düşünüyor mu Türkiye bu süreçte?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Bize gelen bilgilere göre şu ana kadar bir tek Arjantin Devlet Başkanı ile ilgili bir belirsizlik var; teyit edip-etmediğini arkadaşlarımız bugün öğreniyorlar. Zira orada yakında yapılacak seçimlerden dolayı bir programlama yapıyorlar şu anda. Ama bize gelen şu andaki bilgi itibariyle katılacağını varsayıyoruz. Zirveden 4-5 gün sonra, 6 gün sonra yapılacak seçimlerden dolayı katılmama durumu olabilir dendi. Bugün-yarın onu da teyit ederiz, ama diğer bütün liderlerin hepsi katılıyorlar.

Bildiğiniz gibi her G-20 Zirvesinden sonra bir sonuç bildirgesi yayınlanıyor ve bir ortak bildiri olarak yayınlanıyor bu. Burada tabii bu göç meselesi, terör meselesi ve diğer konular yansıtılacak. Tabii çok spesifik olarak bu tür bildirgelere bildiğiniz gibi, yani çok detaylı şu şu şu konuları yazmak mümkün olmayabilir, çok işlevsel de olmayabilir. İkili görüşmelerde bu konuların ele alınıp detaylandırılması ve birtakım kararların alınması daha isabetli olacaktır. Ama şu anda tabii bir G-20 sonuç bildirgesiyle ilgili bir çalışma da bütün ülkelerin ortak katılımıyla şerpalar üzerinden zaten yürütülüyor. Orada size aktardığım bu ekonomi gündemi, küresel kalkınma, iklim değişikliği, terör ve diğer konular bildirgeye bir şekilde yansıyacak, ama tabii bu son ona kadar da bildiğiniz gibi devam eden bir çalışmadır. İnşallah onu hep beraber 16’sı öğleden sonra Pazar günü nihai bildirge elimize geçtiğinizde görürüz.

Soru: Oldukça yoğun bir gündem var, siz de bahsettiniz. Bu gündemin yanı sıra ilk gün akşam yemeğinde bir konserin yapılacağını biliyoruz. Nasıl bir konser olacak? Onun dışında, liderlerin ikili temaslar ve oturumlar dışında nasıl bir programları olacak Antalya özelinde? Gezme görme açısından planlanan bir program var mı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Liderler açısından pek gezme-görme yok, program çok yoğun. İki gün boyunca burada yoğun bir şekilde bu konular üzerinde görüşmelerde bulunacaklar. Bildiğim kadarıyla eşlerin birtakım kültürel programları olacak; zirveye katılacak olan misafir devlet başkanlarının eşlerinin. Tabii bir kültür boyutu olacak, birtakım hazırlıklar yapılıyor. Yani Türk kültürünün, sanatının, müziğinin en rafine örneklerini orada sergileyecek arkadaşlarımız. Türk musikisinden ebruya, dokuma sanatından minyatüre kadar çok farklı alanlarda birtakım hazırlıklar yapıldığını biliyorum. Tabii ki misafirlerimizi Antalya’da ağırlayınca bu güzellikleri sunmak da gayet doğaldır. Antalya şehrimizin de bu noktada hem tanınması, hem de ülkemizin tanınması anlamında da bu G-20 Zirvesini biz çok önemsiyoruz. Dolayısıyla orada da birtakım kültürel etkinliklerle bu yoğun, kesif, resmi gündemi biraz tabii ki hafifletmek, renklendirmek ve kültürümüzün belli başlı unsurlarını tanıtmak için birtakım faaliyetler de olacak.

Soru: Güvenlik konusu da önemli olacağa benziyor; hatta geçtiğimiz hafta sanıyorum Antalya civarında terör örgütü mensuplarına yönelik operasyonlar oldu. Güvenlik konusunda biraz bilgi verir misiniz? A plus bir güvenlik olacağını biliyoruz liderlerin katılımından dolayı. Ama protestolarında olacağı beklentisi yönünde kamuoyuna yansıyan bilgiler var. Nasıl bir güvenlik konsepti yapılacak bu zirve için?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Dünyanın önde gelen 20 ülkesi, artı diğer heyetler ve ülkelerle beraber düşündüğünüzde yaklaşık 35-36 tane heyet ve devlet başkanı burada olacaklar. Tabii ki bununla ilgili en üst düzeyde güvenlik tedbirleri alınmış bulunuyor. Biz inşallah herhangi bir güvenlik zaafı öngörmüyoruz. Bunun olmaması için bizim İçişleri Bakanlığımız, ilgili bütün güvenlik birimlerimiz, Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı da dahil olmak üzere sahada yoğun bir çalışma yürütüyorlar. Ben de bizzat kendim geçen hafta gittim. Antalya’da yerinde incelemeler yaptık, brifinglerimizi aldık. Sayın Cumhurbaşkanımız da aynı şekilde gidip yerinde incelemelerde bulunacak. Güvenlik noktasında elbette gerekli bütün tedbirler alındı, ülkelerle görüşmek suretiyle. Antalya’nın Belek ilçesinde son derece güzel bir bölgede, güvenli bir bölgede bu zirveyi en başarılı şekilde yapacağımızı umut ediyoruz. Bununla ilgili, dediğim gibi yani bölgede yerelde Belek, Serik civarında gerekli tedbirler alındı. Yani siber güvenlikten fiziki güvenliğe kadar her alanda gerekli tedbirleri almış bulunuyoruz.

Soru: Sayın Cumhurbaşkanının, - İstanbul’da Japonya Başbakanıyla yapacağı görüşmeyi dışında tutuyorum- 14’ünde Antalya’da yapacağı başka bir görüşme var mı? İkinci olarak da Sayın Cumhurbaşkanının da bölgeye giderek denetleme yapacağını söylediniz. Salı akşamı mı gitmesi, yoksa Çarşamba sabahı mı gitmesi öngörülüyor?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Gittiğimiz zaman duyarsınız, görürsünüz. Japon Başbakanıyla görüşmelerimiz 13’ünde olacak, şu anda İstanbul olarak planlanıyor. Ondan sonra, 14’ünde dediğim gibi yoğun bir ikili görüşme trafiği başlayacak. Çünkü 15-16’sı program çok yoğun olduğu, Sayın Cumhurbaşkanımız zirveye, oturumlara başkanlık ettiği için, bu ikili görüşmeleri mümkün olduğunca 14’üne ve 16 öğleden sonrasına yerleştirmeye çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bir akşam yemeği de olacak 14’ü akşamı gelen liderlere eşleriyle beraber. Tabii dediğim gibi bazı liderler 15’i sabahı geliyor olacak, bazıları 14’ü geç vakitte geliyor olacak.  14’ünde öğleden sonra Antalya’ya intikal etmiş olan liderler ve eşlerine Sayın Cumhurbaşkanımız bir akşam yemeği verecekler.

Soru: Cumhurbaşkanımız bu toplantılar sırasında Obama olsun, Putin olsun, Hollande olsun, Merkel olsun, onlara Suriye konusunda nasıl bir mesaj verecek? Burada, Antalya’da Viyana toplantısına paralel bir beklentimiz, amacınız var mı? Bir de, yine arkadaşımın dediği hani Cerablus ya da Rakka’da yapılacak bir operasyon için hangi güçler burada savaşabilir? Ve Suriye rejimine karşı onları kim koruyabilir savaşılsa. Türkiye ve ABD ortak operasyon yapsa bile?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Şimdi tabi bu konular gündeme gelecek, Suriye konusunda, sınır güvenliği konusunda, DAEŞ’le mücadele konusunda bizim tavırlarımız belli, bu pozisyonumuz G-20 Zirvesi boyunca da liderlerle paylaşılacak.

Tabii 4’lü olarak yürütülen Viyana sürecini biz önemsiyoruz. Türkiye, Suudi Arabistan, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasında yürütülen bu Suriye müzakereleri bizim için son derece önemli. Ama ikinci Viyana toplantısında gördüğümüz tablo da bizim için sevindirici; yani ilgili bütün paydaşların masada olması, buna İran dahil, Ürdün dahil, diğer ülkeler de dahil olmak üzere, bizim için önem arz ediyor. Biz bu süreci destekliyoruz. Zaten yanılmıyorsam zirveden bir gün önce, 13’ünde ya da 14’ünde Viyana’da bir üçüncü toplantı da yapılacak, tabi ki orada dışişleri bakanları yaptıkları görüşmelerin neticelerini de gelip Sayın Cumhurbaşkanımıza da arz edecekler ve 14-15-16’nsında yapacağımız müzakerelerde o görüşmelerin neticelerini de dikkate alarak bir değerlendirme yapacağız.

Tabi G-20’de Antalya’da Suriye meselesini çözeceğiz diye bir beklenti içine kimse girmesin. Dediğim gibi ana gündemimiz burada G-20’nin kendi küresel ekonomi gündemidir. Ama ekonomiyle siyaset, küresel ekonomik gelişmelerle küresel siyasi gelişmeler iç içe olduğu için tabi bunları birbirinden ayrı düşünmemiz de mümkün değil. İster istemez bu sıcak siyasi konular da orada ele alınacak. Umarız bütün liderlerin biraraya geldiği bu zirvede küresel sorunlara küresel birtakım cevaplar, çözümler üretme imkanımız da olacaktır.

Soru: Sayın Cumhurbaşkanı zaman zaman G-20’ye katılan ülkelerin bazılarının başkanlık ve yarı başkanlıkla yönetildiğini söylüyor. Gayriresmi görüşmelerde bu sistemlerin Türkiye açısından görüşülmesi, G-20’de gündeme gelmesi mümkün olabilir mi Antalya’da?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Evet, tekrar G-20 gündemini hatırlatayım arkadaşlar; sürdürülebilir kalkınma, kapsayıcılık, istihdam yaratma, şu anda bizim birinci gündemimiz G-20’yle ilgili bunlar.

Gayretleriniz için teşekkür ediyorum; ama bu hafta dediğim gibi bizim yoğunluğumuz G-20 meselesi olacak. Bakın kurulduğundan beri biz G-20’nin her toplantısına katıldık. Son yıllarda da liderler düzeyinde yapılıyor ve biz ilk defa ev sahipliği yapıyoruz. Bu ev sahipliğini en iyi şekilde yapmak için bütün birimlerimiz seferber olmuş durumda. Dediğim gibi lojistiğinden güvenliğine, içeriğinden misafirlerin ağırlanmasına, çıkacak sonuçlardan nihai bildirgeye kadar bütün alanlarda biz iyi bir ev sahipliği yapma gayreti içerisindeyiz. Şimdiden G-20’nin gündemine bir şeyleri buradan dahil etmeye kalkmak doğru olmaz takdir ederseniz. O yüzden liderler ne konuşacaklarını kendileri biliyorlar. Zaten 15 ve16’sında o görüşmeler yapıldığı zaman, Sayın Cumhurbaşkanımızın 16’sında saat 15:30’da planlan basın toplantısında bütün bu süreci değerlendiren mülahazalarını hep birlikte dinleyeceğiz. Ama bunun dışında başka gelişmeler olursa elbette bunları da hep beraber takip edeceğiz.

Soru: Görüşmelerin ayın 17’sine de sarkma ihtimali var mı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Olabilir. Eğer bu ikilileri yetiştiremezsek görüşmelerin bazılarını 17’sinde yapma durumumuz olabilir, ki talepler de var bununla ilgili. Bazı devlet başkanlarının 17’sine kalma gibi bir teklifi söz konusu. Ama dediğim gibi, 14-15-16’sındaki trafiği gördükten sonra buna karar vereceğiz.

Soru: Sayın Cumhurbaşkanı G-20 Zirvesi’ne katılmak için Antalya’ya ne zaman gidecek, 13’ü akşamı mı, 14’ü sabahı mı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Evet, o aralarda bir yerde gidecek. Peki, teşekkür ediyorum arkadaşlar. İyi günler.”