Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı Vattara ile Ortak Basın Toplantısında Yaptıkları Açıklama

26.03.2015

Sayın Cumhurbaşkanı, Değerli Dostum,

Saygıdeğer Bakanlar,

Kıymetli Basın Mensupları,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Zatı Devletleri’ni ve Muhterem Hanımefendi’yi ülkemizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Bir kez de sizlerin huzurunda, Değerli Dostum Vattara’ya, Muhterem Hanımefendi’ye ve beraberlerindeki heyet üyelerine, hoş geldiniz diyorum.

Bugün Türkiye-Fildişi Sahili ilişkilerinde gerçekten tarihi bir anı yaşıyoruz. Değerdi dostumun ziyareti, ülkemize Fildişi Sahili’nden ve devlet başkanı düzeyinde ilk ziyaret. İnşallah önümüzdeki dönemde ortak gayretlerimizle ilişkilerimizin ve işbirliğimizin daha da güçleneceğine inanıyorum.

Biraz önce Sayın Cumhurbaşkanıyla baş başa, ardından heyetler arası yaptığımız görüşmelerde, Türkiye-Fildişi Sahili ilişkilerini her boyutuyla ele aldık ve bu görüşmelerin ardından da az önce görüldüğü gibi 8 ayrı anlaşmayı imzalamış bulunuyoruz.

Bunlar da; Eğitim İşbirliği Anlaşması, Gençlik ve Spor Alanında İşbirliği Anlaşması, Turizm İşbirliği Anlaşması, Diplomatik Hizmet ve Hususi Pasaport Hamilleri için Vizelerin Karşılıklı Olmasına Dair Anlaşma, Kültürel İşbirliği Anlaşması, Güvenlik İşbirliği Anlaşması, Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Çerçeve Anlaşması, son olarak da Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması. Görüldüğü gibi bu ziyaret hakikaten bu anlaşmalarla ayrı bir zenginlik kazanmış bulunuyor.

Tabii bunun yanında siyasi noktada da, uluslararası alanda işbirliğimizin nedenli bundan sonra güçlü bir şekilde dayanışma içerisinde gideceğini de aramızda konuşarak, buradaki mutabakatımızı da ortaya koyduk.

Ortak bir irade mevcut, bu ortak irade temenni ediyorum siyasi, askeri, kültürel, ekonomik, güvenlik, terörle mücadele, her alanda artarak, güçlenerek devam etsin.

Tabii ortalama olarak şu anda her iki ülkenin toplam nüfusu yaklaşık 100 milyon. Tabii 100 milyon nüfusa sahip olan iki ülkenin şu andaki ticaret hacmine baktığımızda 320 milyon dolar. Aramızda bugün bir şeyi daha konuştuk, dedik hedefe 500 milyon dolar değil, 1 milyar doları koyalım ve 1 milyar dolarlık bir ticaret hacmine Türkiye ve Fildişi Sahili ulaşsın. Bu kararlılığı da önümüzdeki yıllar içerisinde göstereceğiz. Zira bir örnek var zaten önümüzde; 2002 yılında bizim aramızdaki ticaret hacmi sadece 48 milyon dolardı, bu rakam 7 kat artarak 2014 yılında 332 milyon dolara çıktı, ancak bu rakamlarda tabii daha sonra maalesef bir ufak düşüş oldu, şimdi bunu tekrar toparlayacağız.

DEİK ile yarın İstanbul’da yapılacak olan toplantıyı, özellikle iş forumunu çok çok önemli görüyorum. Ve burada sektörel bazda yapılacak görüşmelerle geleceğe yönelik atılacak adımları iş adamlarımızla birlikte inanıyorum ki çok daha hareketli hale getireceğiz ve bu yıl içerisinde de fevkalade bir durum olmazsa ben de iş adamlarımızla beraber bir iadeyi ziyareti Fildişi Sahili’ne planlıyorum, arkadaşlarım da bu konuda çalışmalarını sürdürüyorlar.

Tabii ben buradan bir çağrımı yinelemek istiyorum; Afrika genelinde çok başarılı işlere imza atan birçok yatırımcımız ve müteahhidimiz var, ben bu müteşebbislerimizin Fildişi Sahili’ndeki altyapı projelerine daha fazla ilgi göstermelerini bekliyorum.

Bugünkü görüşmemizde özellikle dar gelirli olan vatandaşlara yönelik konut yapımları, üstyapı çalışmaları, bu konularda müteahhitlerimiz tecrübelerini inanıyorum ki Fildişi Sahili’ne de aktaracaktır. Zira 12 yıl içerisinde sadece TOKİ olarak 650 bin konut yapıp bitiren bir ülkeyiz, bunu eğer özel sektörün yapmış olduklarıyla şöyle düşünecek olursak, 1 milyona aşkın konutun yapıldığını görürüz ki, özel sektör daha çok üst gelir gruplarına veya orta gelir grubuyla onun üstündeki gruplara bu konutları yapmıştır. Biz ağırlıklı olarak TOKİ olarak alt gelir gruplarına ve orta gelir gruplarına yönelik bu konutları yaptık ve Fildişi’nde de bu çalışmaları yapıp ne tür konutlar yapılması gerekiyorsa müteahhitlerimiz gerçekleştirecektir, buna inanıyorum.

Fildişi Sahili aynı zamanda da çok önemli bir tarım ülkesi, bu konuda da çok ciddi bir deneyime sahibiz ve bunu da yine aynı şekilde el ele vermek suretiyle dayanışma halinde gerçekleştirebiliriz.

Bir diğer yönüyle Fildişi Sahili aynı zamanda zengin doğal kaynaklara sahip, bu zengin doğal kaynaklar noktasında, madenler noktasında yine karşılıklı bakanlarımızın da dayanışma içerisinde birçok adımları atmaları mümkün.

Tabii Fildişi Sahili’nin bir özelliği daha var, Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği’nin toplam gayrisafi milli hasılasının yüzde 40’ını oluşturuyor, bu tabi önemli bir oran. Değerli Kardeşim Vattara’nın tecrübeli ve vizyoner liderliği altında çok ciddi bir kalkınma hamlesi içerisindeler, özellikle tabi yüzde 9 gibi bir büyüme hızını yakalamış olmaları önemli, bunun üzerinde hassasiyetle durmak lazım, zira son 3 yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 9 civarında. Tabii daha önce hakikaten Fildişi Sahili’nin durumu çok çok kötüydü, ama bu sıçrama şimdi Fildişi Sahili’ne geleceğe yönelik farklı bir ufuk kazandırmış vaziyette. Ben bundan dolayı kendilerini ayrıca tebrik ediyorum.

Geçtiğimiz yıl Kasım ayında Malabo’da düzenlenen İkinci Ortaklık Zirvesi’nde yaptığım konuşmada, özellikle bir şeyin üzerinde durmuştum, ‘biz Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi eşit ortaklık ve kazan-kazan ilkeleri çerçevesinde yürütüyoruz’, demiştim. ‘Ortak gelecek birilerinin canı, malı, doğal kaynaklarının sömürüsü üzerine inşa edilemez’, demiştim. Yine bunu burada ayrıca tekrar etmiş oluyorum.

Tabii bu ziyaretin öncesi ve şu andaki durumun da bir güzelliği daha var, karşılıklı olarak birbirimize 4 bin metrekarelik şu anda araziler tahsis etmiş bulunuyoruz. Bize de Abijan’da güzel bir yer tahsis edildi, Büyükelçimiz Hanımefendiden yerin gayet güzel olduğunu, aynı şekilde biz de Ankara’da İncek’te Diplomatlar Sitesi’nde, diplomatik sitede, orada kendilerine 4 bin metrekarelik bir yer tahsis ettik ve Sayın Büyükelçi de yeri beğendiklerini ifade ettiler. Şimdi artık proje ve hemen inşaatları bir an önce bitirip bu yeni kendimize ait mekanlarda bu diplomatik hizmetleri verme dönemine geçiyoruz.

Tabi geçtiğimiz dönemde TİKA sağlık ve eğitim alanlarında çok önemli projeleri hayata geçirdi, bundan sonraki süreçte de bunları devam ettireceğiz.

Fildişi Sahili ile beşeri münasebetlerimizin de giderek güçlendiğine şahit oluyoruz. Türk Hava Yolları’mızın haftada 4 sefer gerçekleştirdiği uçuşlar çok büyük ilgi görüyor. Tabii burada bir hususu da belirtmeden geçemeyeceğim, bu 4 sefer, niye haftanın her günü olmasın diye düşünüyorum bu kadar ilgi, alakadan sonra ve bunun da olabileceğine inanıyorum. Bu gidiş-gelişlerimiz, üst düzey ziyaretler inanıyorum ki bunun önünü açacaktır.

Kısa bir süre öncesine kadar Türkiye’de Galatasaray’da biliyorsunuz oynayan Drogba, o da bir fahri elçi gibiydi, Fildişi’yle Türkiye arasında bir fahri elçi oldu. Bunlar güzel şeyler, hakikaten tanınmaya, tanışmaya bunlar ayrı birer vesile oluyor. Bundan dolayı da tabi şu anda bulunduğu yerde de kendisine başarılar diliyorum, tabi eğer futbolu bırakmadıysa, öyle bir şeyler de duyduk, şu anda Chelsea’de.

Dün uluslararası ve yerel basında da Nijerya’daki Boko Haram örgütünün 500 civarında kadın ve çocuğu kaçırdığı yönünde çok üzücü haberler yer aldı. Daha önce de benzer menfur olaylara imza atan bu örgütün bu eylemini de lanetliyorum, bunu açık ve net olarak burada söylüyorum.

Özünde ‘silm’, yani barış olan bir dinin değerlerini istismar eden, kendine maske eden bu örgütü şiddetle kınıyorum ve kesinlikle bir Müslüman olarak bunlardan bizler nefret ediyoruz, bunun da bilinmesini istiyoruz.

Her ne sebeple olursa olsun, sivilleri, özellikle de kadın ve çocukları hedef alan saldıralar, insan olan herkesin karşı durması gereken hadiselerdir. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, terörün dini, kimliği, milleti, kutsalı olmaz, terör terördür, bunu böyle bilmemiz gerekir. 30 yılı aşkın bir süre terör belasıyla mücadele etmiş ve 50 bine yakın insanını kaybetmiş bir ülke olarak biz bunun acısını çok iyi biliriz ve Nijeryalı dostlarımızın acısını da yürekten paylaşıyoruz.

Şahsım ve tüm milletimizin ortak hissiyatı, kaçırılan bu kişilerin bir an önce sağ salim evlerine, yuvalarına, ailelerine dönmesidir.

Önümüzdeki Ekim ayında tabii Fildişi Sahili’nde aynı zamanda bir seçim olacak, ben bu seçimler sebebiyle de Değerli Dostuma şimdiden başarılar diliyorum. Gerçi herhangi bir sıkıntısı olmayacağının da farkındayım, ama buna rağmen ben başarı dileklerimi burada tekrar ifade ediyorum, sözü kendilerine bırakıyorum.