ABD'ye Hareketlerinden Önce Esenboğa Havalimanı'nda Yaptıkları Açıklama

21.09.2014

ABD'ye Hareketlerinden Önce Esenboğa Havalimanı'nda Yaptıkları Açıklama

Değerli Basın Mensupları,

Birleşmiş Milletler’in 69. Genel Kurul görüşmelerine katılmak üzere az sonra New York’a hareket ediyoruz. Genel Kurul görüşmelerine Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelerin katılması bekleniyor. Katılımcı ülkelerin büyük çoğunluğu görüşmelerde devlet veya hükümet başkanı veya yardımcıları düzeyinde temsil edilecek.

Beraberimdeki heyette Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın İdris Güllüce, Ekonomi Bakanı Sayın Nihat Zeybekçi ve Avrupa Birliği Bakanı, Baş Müzakereci Sayın Volkan Bozkır da var.

Ziyaret programım çerçevesinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun tarafından 23 Eylül Salı günü düzenlenecek olan ve Genel Kurul görüşmelerine ana tema olarak belirlenmesi sebebiyle İklim Zirvesine katılacağım.

Bildiğiniz gibi iklim değişikliği günümüzde karşı karşıya bulunduğumuz en önemli sorunlardan biri haline geldi. Bu küresel olguyla mücadele, uluslararası ve ulusal ölçekte daha güçlü adımların atılmasını ve daha fazla işbirliğini gerekli kılıyor. Bu Zirvenin iklim değişikliği ile mücadele konusundaki uluslararası çabalara yön vermesi bekleniyor. Zirve’nin 2020 sonrası iklim değişikliği rejimine ilişkin sürdürülen müzakerelere siyasi bir ivme kazandırması da amaçlanıyor.

Zirve’de 120’nin üzerinde devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelerek görüşlerimizi paylaşma imkânımız olacak. Bunların içerisinde ikili ve çeşitli resepsiyonlardaki görüşmelerimiz var. Yoğun bir programı bu şekilde gerçekleştirmiş olacağız. Tabii bu vesileyle konuya verdiğimiz önemi ve yaklaşımlarımızı uluslararası topluma aktaracağız. Zirve dolayısıyla Sayın Genel Sekreter’in ev sahipliğinde aynı akşam gerçekleştirilecek sınırlı katılımı olan bir yemeğe de iştirak edeceğim.

24 Eylül Çarşamba günü ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap etme imkânı bulacağım. Yine ziyaret programım çerçevesinde Genel Kurul’a iştirak eden devlet ve hükümet başkanları onuruna düzenlenecek bir resepsiyona da ev sahipliği yapacağım. Tüm bunların yanında bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmelerimizi çok daha farklı kılabilecek konuları ele alma fırsatımız olacak.

Bu ziyaretim vesilesiyle talepleri üzerine Amerika Müslüman Topluluğunu, Dünya Yahudi Kongresi Heyetini ve Ermeni Kilisesi Doğu Yakası Baş Piskoposu’nu kabul edeceğim.

Ekonomi alanındaki temaslarımız; Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Odası ve Başbakanlık Yatırım Tanıtma ve Destek Ajansı tarafından düzenlenecek bir toplantıda ABD’li yatırımcılara hitap edeceğim.

Bu fırsattan istifade ederek ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından olan Dış İlişkiler Konseyi’nde de bir konferans vereceğim.

Bu yoğun programın ardından 25 Eylül Perşembe akşamı Amerika Birleşik Devletleri’nden ayrılacağım.

Bildiğiniz gibi dün sabah saatlerinde, sabah beş, beş buçuk civarında, topraklarımıza dönen, özellikle bizim için gerçekten tarihi bir anı yaşadığımız ve 102 gün süren Musul Başkonsolosluğumuzdaki Başkonsolos ve tüm görevlileri, Başbakanlığım döneminden itibaren, sağ salim ülkemize döndürmenin gayreti içerisindeydik. Hep bunu ifade etmiş ve söylemiştim. Hamd olsun 49 görevlimizin sağ salim ülkemize dönmesi, ailelerine, anne, baba, eş ve yavrularına kavuşmuş olması bizim ayrı bir mutluluk vesilemiz oldu.

Bildiğiniz gibi dün Başbakanımızın riyasetinde Bakü dönüşü, Bakü programını da yarıda keserek dönmek suretiyle, Şanlıurfa’dan kardeşlerimizi alıp, Ankara’ya döndüler. Bu sabahta ben kendileri ve tüm aileleriyle Çankaya’da bir araya geldim. Kendileriyle orada hasbihalimiz oldu ve konuşmamızda da kendilerine bir ay izin verme noktasında, ki Sayın Başbakan’a da bunu ileterek, kendilerini izinli kılalım ve bir ay süreyle bu kardeşlerimiz ayrılığı inşallah gitmez, ama gidermiş olsun dedik. Böylece bu noktada bütün personelimiz bir ay izinli olacak.

Ben bu vesileyle Başbakanlığım döneminde, Dışişleri Bakanı olarak bu işi yürüten Sayın Davutoğlu’na teşekkür ediyorum ve Dışişleri Bakanı Müsteşarımıza da özellikle gayretleri sebebiyle teşekkür ediyorum.

Tabii burada çok istisnai bir hal olarak Milli İstihbarat Teşkilatımızın gerek Müsteşarına gerekse tüm ekibine bu süreçte bizimle olan bu haberleşme ağını çok başarılı bir şekilde sürdürdüler. Ve sadece adıyla müsemma olduğu, burada milli bir istihbarat çalışması sürdürüldü ve herhangi bir yerden ikili, üçlü bir şey söz konusu değil, tamamıyla kendi gayretleriyle bu işi sürdürdüler ve bu noktaya vardılar.

Tabii burada işin farklı gelişmeleri olabileceği içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, başta Genelkurmay Başkanı’m olmak üzere sürekli bu olayın başından itibaren içinde oldular ve birlikte böyle bir hareketi, böyle bir operasyonu sürdürdük. Onlarda bu hassasiyetin içerisinde aynı şekilde bulundular, aynı şekilde birinci nokta, ikinci nokta, üç, sekize kadar devamlı bu takipler yapıldı. Bugün neredeler? Yarın nerede olabilirler? Hep bunların araştırması, çalışması yapıldı. Ben Başbakanken de sürekli takip ettim, Cumhurbaşkanı olduktan sonra da yine aynı şekilde sürekli takip ettim ve bugüne geldik.

Yine burada Emniyet Teşkilatımızın aynı şekilde bir hassasiyeti, gayreti var. Zira Emniyet Teşkilatımızdan malum Musul Başkonsolosluğumuzda görevli koruma görevlileri var. Dolayısıyla onlar da yine bu çalışmanın içerisinde aktif olarak yer aldılar.

Velhasıl bütün 49 görevlimizin, oradaki hanım ve çocuklar dahil kurtulmuş olmaları ve tekrar ülkemize dönmüş olmaları hakikaten bizleri çok mutlu etti.

Artık bu tarihe düşülecek önemli bir kayıttır diye inanıyorum, böyle düşünüyorum. Dünkü o sevinç gözyaşları, o sevinç anları hepimizin sevinci olmuştur. O ailelerin mutluluğu hepimizin mutluluğu olmuştur ve bu millet olarak büyük devlete yakışır vakur bir duruşun da ifadesi olmuştur. Zira bu ailelerin vakur duruşu çok önemliydi. Hiçbir oyuna gelmediler, tahriklere kapılmadılar, sabırla doğabilecek böyle bir günü beklediler ve tabii bu bizim işimizi kolaylaştırdı. Eğer tahrikler olsaydı, zaman zaman içeride ve dışarıda atılan manşetler aslında bizim işimizi zorlaştırıyordu.

Dikkat ederseniz biz hep sükût etmeyi tercih ettik. Çünkü lafla bir yere varmak mümkün değildi, sessizce işimizi yapmaya gayret ettik ve bu şekilde de hamd olsun bu neticeyi aldık.

Ben tekrar tüm emeği geçen kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum, kutluyorum. “İnşallah Allah beterinden korusun” diyorum.

Tabii bundan sonraki süreçte de, önümüzde biliyorsunuz çok büyük bir sıkıntı var. O da nedir? İşte Suriye’den, Irak’tan ülkemize olan bu göç ve sığınma dalgalarıdır. Tabii burada da yine bizler, bütün bu insanlara gönlümüzü açarak onları koruma altına almanın samimi gayreti içerisindeyiz. Bu da yine büyük devlete yakışan bir davranış biçimidir, bunu da özellikle vurgulamak istiyorum. Teşekkür ediyorum.