İşkadınları, Kadın Sanatçı ve Sporculara Verdiği Yemekte Yaptıkları Konuşma

14.03.2017

İş, sanat ve spor dünyasının kıymetli mensupları,
Değerli hanımefendiler;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, Devletimizin kalbi, milletimizin evi olan bu mekanda sizleri misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz.

Ülkemizin medar-ı iftiharı çok değerli işkadınlarımız burada. Bu toprakların ruhunu yücelten sanatçılarımız burada. Bayrağımızı uluslararası arenada dalgalandıran başarılı sporcularımız burada. Her biriniz, farklı kulvarlarda gücümüze güç katıyorsunuz. Bu kadar başarılı kadını bir arada görmek, gelecek adına umudumuzu artırıyor.

Geçtiğimiz hafta, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, kadınların sorunları ve potansiyelleri üzerine nice toplantı yapıldı, nice temenni dile getirildi. Ben bu buluşmayı, tüm bu dilek ve temennilerin kabul olunmuş duası olarak görüyor, her birinizle gurur duyuyorum.

Siyasi yaşamı boyunca, kadınların tüm alanlarda varlık göstermesini teşvik edip destekleyen bir liderin eşi ve aynı zamanda, kız çocuklarının eğitimi ve kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda gayret gösteren bir sivil toplum gönüllüsü olarak, saflarımızı sıklaştıralım diyorum! Kadınların hakettikleri yeri almasının önündeki engelleri, birlikte kaldıralım!

Dünyadaki değişimin en önemli dinamiklerden birisi, kadın potansiyelini değerlendirebilmektir. Kadınların gücünü devreye sokabilen toplumlar ilerleyecek, diğerleri gelecek liginden düşecektir. Ülkemizde, sivil toplum kuruluşlarının da katkısıyla, bu alanda büyük mesafeler kaydettik ama elbette daha alacak çok yolumuz var.

Kıymetli hanımefendiler;
Bu coğrafyanın ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Gerek doğal kaynakları, gerek sosyal sermayesiyle, Türkiye’nin 21.yy.’ın en parlak yıldızlarından biri olacağı, kehanet değildir. İçinde bulunduğumuz yoğun küresel kuşatmanın mahiyeti de, bunu gösteriyor.

Tüm dünya ekonomik krizlerle boğuşurken, üretimini, ihracatını, yatırımlarını, istihdamını artıran bir Türkiye, bu rekabet ortamında elbette tehdit olarak algılanıyor. Korku ve terörle özdeşleştirilen din algısını reddederek, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ruhuyla şekillenmiş rafine din anlayışıyla, kendi yolunu çizen bir Türkiye kabullenilemiyor.

Kimyasal silahların kullanılmasına, çocukların denizlerde boğulmasına ses çıkarmayan dünya karşısında, yerkürenin en cömert ülkesi sıfatıyla, mazlumların sesi olan bir Türkiye hazmedilemiyor. Demokrasimize kasteden darbecilerin, akla hayale gelmez hainlikleri karşısında ‘ev kira, ama vatan bizim’ diyen, vatanına aşık, yürekli gençlerin varlığı hesapları bozuyor. Hulasa, hakim güçlerin şablonlarına uymayan, tanımlayamadıkları ve yönetemedikleri bir Türkiye hoş karşılanmıyor.

Değerli misafirler;
Dünyada olup bitenleri, kendi değer yargılarımızla yorumlama özgüvenine sahip olduğumuz sürece, ülkemiz aleyhindeki tüm arzular boşa çıkacaktır.

Hafta sonu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımıza ve yurttaşlarımıza Hollanda’da yapılan muameleyi hepiniz gördünüz. Uluslararası teamüllere aykırı bu tavır, Avrupa değerlerinin hem insani, hem de diplomatik açıdan intiharı olarak değerlendirilebilir. Hal böyleyken, Türkiye’ye her fırsatta karne verme küstahlığı gösterebiliyorlar. Böyle bir vasatta, Türkiye’ye özgüven ve cesaret, gücünü haklılığından alan asil duruş çok yakışıyor.

İslamofobi’nin bu derece yükseldiği, Ortadoğu’da, şiddetin dinle özdeşleştirildiği bir ortamda, Türkiye’ye büyük sorumluluklar düşüyor. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen, III. Milli Kültür Şurası’nın mottosu olan ‘Dünyanın iyiliği için Türkiye’ vecizesini, bu çerçevede çok anlamlı buluyorum.

İş kadınlarımızın, sanatçı ve sporcularımızın, küresel reçeteler üretecek kadar zengin birikime sahip olduğunu biliyor ve bu güce inanıyorum. Gerçekten de, bu toprakların potansiyelini iyi kullanabilirsek, insanlık için iyiliği ve umudu temsil edebiliriz. Elbette bunun için Türkiye olarak güçlü olmamız, dayanışma içinde geleceğe koşmamız gerekiyor.

16 Nisan’da bir referanduma gideceğiz. Türkiye’yi vesayetlerden arındıracak sivil bir sistem teklifi ile karşı karşıyayız. 93 yılda, 65 hükümetin kurulduğu bu sistemin yapısal sorunlarının tamiri, eminim hepinizin arzusudur. Son 15 yılda, Türkiye bu sistem içinde, her daim tehdit altında biraz olsun ilerlemiş ve gelişmişse, bu, güçlü bir liderlikle mümkün olmuştur.

Şimdi bu yeni sistem teklifi, istikrarı, liderlerin gücüne değil, denetim mekanizmaları olan bir sisteme bağlıyor. Fakat ne yazık ki toplumda, yeni sistemin, düşük ihtimalli kötü senaryolarına yoğunlaşmaktan, sunduğu fırsatlar gözardı ediliyor. Oysa, bu teklif, mevcut sistemde fazlasıyla olan riskleri bertaraf etmek için, bir fırsat olarak karşımızda duruyor. Ben milletimizin en doğru kararı vereceğine inanıyorum. Cumhuriyetimizin 100.yılına, güçlü bir Türkiye olarak erişeceğimizden kuşku duymuyorum.

Kıymetli hanımefendiler;
Hayat, bisiklet sürmeye benzetilir. Dengenizi korumak için pedalı daima çevirmeniz gerekir. Türkiye için de, 15 yıldır kazandığımız ivmeyi hiç kaybetmeden, istikrarı sürdürmek için çalışmaya devam etmek durumundayız. Şayet, toplum olarak ideolojik saplantıların kıskacından kurtularak, ülkemizin geleceği adına rasyonel kararlar alabilirsek, hikayemizi en güzel şekilde tamamlayacağız.

80 milyon vatandaşımız, yurtdışında 6 milyonluk diasporamız ve tarihi mirasımızın gücü ile 21.yy’a inşallah hep birlikte hazırlanacağız. Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını bugünden öngörebildiğimiz, risk çağının tedbirlerini alabildiğimiz ölçüde gelecek bizimdir.

İşkadınlarımız, iş dünyasında karşı karşıya olduğumuz zorlukları da, fırsatları da çok iyi biliyorlar. Toplumsal refahı artırırken, yoksulluğu da azaltacak insani bir ekonomik düzen kurma noktasında, onların bilgeliğine ve tecrübesine güveniyoruz.

Aynı şekilde, sanatçılarımızın Türkiye’nin ruhunun inşasında ne kadar önemli yerleri olduğu hepimizin malumu... Sinemadan, görsel sanatlara, müzikten edebiyata, geleneksel sanatlardan sahne sanatlarına, katacakları yeni yorumlar, düşünebilen ve hissedebilen güçlü bir toplum için can simidi hükmündedir.

Ve elbette sporcularımız, sporun tüm alanlarında gösterdikleri örnek başarılarla gençlerimiz için rol model, ülkemiz için iftihar vesilesi oluyorlar. Sanatın öz kardeşi olan spor, bize sağlıklı nesilleri de müjdeliyor.

Bu noktada, erken yaştan itibaren çocuklarımıza, kabiliyetlerine uygun en az bir sanat ve spor dalı ile ilgilenmelerini sağlayacak ortak projeler geliştirebileceğimize inanıyorum. Bu konuda katkılarınızı bekliyorum.

Kıymetli dostlarım;
Bu toplum, bizim gayretlerimizle güçlenecek, bu ülke bizim çabalarımızla büyüyecek. Aklımızı ve kalbimizi bu güzel ülkenin ihtiyaçlarına adayarak, bu anlamlı hedefe birlikte ulaşacağımıza inanıyorum. Bu duygularla, davetime icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum.