‘İz Bırakan Kadınlar Zirvesi’nde Yaptıkları Konuşma

06.03.2017

Değerli Hanımefendiler, beyefendiler,

Kıymetli kardeşlerim;

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Üsküdar Belediyesi’nin düzenlediği bu anlamlı programda sizlerle olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Hollanda’dan, Pakistan’dan, Yemen’den, Suriye’den, Belçika’dan gelen misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. 15 Temmuz’un kahramanları, gazi kadınlarımızı selamlıyorum.

Ne mutlu ki, yaşadığı zamana mühürlerini vurmuş güçlü kadınlarla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir aradayız. Böyle günler, kadınların sorunlarını konuşmaya olduğu kadar, onların cesaret ve örnekliğini, toplumun dikkatine sunmaya da vesile oluyor.

Geçmişten bugüne, şahsiyeti ve kişiliğiyle hafızalarda iz bırakan nice kadın yolumuzu aydınlatıyor. Hz. Sare’den Hacer’e, Asiye’den Meryem’e, Hatice’den Aişe’ye, nice cevhere rastlıyoruz bu yolda. Kimisi mücadelesiyle, kimisi ilmiyle, kimisi teslimiyet ve tevekkülüyle bize ayna oluyor. Her yıl hacda sadece kadınlar değil, tüm Müslümanlar Hz. Hacer’in bıraktığı izden giderek, onun hatırasını yâd ediyor.

Yine bu tarih yolculuğu, karşımıza öyle kadınlar çıkarıyor ki, dünyanın ilk üniversitesini kuran Fatıma El-Fihri ile karşılaşıyoruz. Farklı coğrafyalarda, Roza Parks’ları görüyoruz. Amerikan tarihinin en önemli sivil haklar mevzuatına vesile olan kararlı bir duruşla tanışıyoruz.

Değerli Kardeşlerim;

İz bırakmak için, önce bir yolda yürümek gerekiyor. Yolun çilesine aldırmadan koşmak gerekiyor. Mahinur Özdemir, Avrupa’nın ilk başörtülü vekili olarak, daha önce kimsenin yürümediği zahmetli bir yolda yürüyerek iz bıraktı.

Fatma El-Abed, Halep’te yaşanan dramı, kör ve sağır dünyaya gösterme cehdiyle iz bıraktı.

Hollanda’nın ilk başörtülü avukatı Famile Arslan, kararlı mücadelesiyle Avrupa’da bir vicdan terazisi kurdu.

Tevekkül Karman, bir kadın aktivist olarak hayatıyla, cesaretin, kararlılığın ve hürriyetin şiirini yazdı.

Samia Raheel Qazi, Pakistan İslami Şurası’nın tek kadın üyesi olarak, erkek egemen bir gelenekte, nice mücadeleler verdi kim bilir.

Birsen Başar, azmiyle engelleri aşan kardeşimiz… Yaşamın tüm zorluklarına rağmen, üç kitap kaleme alarak, yürüdüğü yolda iz bırakan kızımız!

Safiye Bayat, 15 Temmuz’da ‘Vatan mücadelesi beklemez’ diyerek, sokağa çıktı. Hainlerin kurduğu tuzağı, cesaretiyle bozdu.

Gazi Ayla Kasarcı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde, güçlü bir yüreğin, tanklardan da, demir silahlardan da kuvvetli olduğunu bize öğretti. Millet olmayı biz onlardan öğrendik.

Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana, ülkemizde verilen istiklal mücadelesinde, kadınlarımızın çok önemli bir yeri var. Gerek vatan savunmasında, gerekse kadın ve erkeğin birlikte var olabildiği, adil bir düzen mücadelesinde, kadınlarımızın büyük emeği var.

Türkiye’de özellikle sivil toplum alanında kadınlarımız hatırı sayılır bir sermayeye sahip. Yaşam tarzı kısıtlamalarının kalkması, başörtüsü mücadelesinin kazanılmasında, sivil toplum çatısı altında sabırla yürütülen dayanışma, tarihimizde önemli bir yer tutuyor.

Sivil toplumu güçlü bir ülkenin, demokrasisi de güçlüdür. Artık kadınlarımız medyadan siyasete, akademiden iş dünyasına, eskiye oranla çok daha güçlü şekilde temsil ediliyor. Kadının şahsiyeti, zekası, merhameti ve şefkati birçok alana yansıyor.

Fakat elbette daha yapılacak çok iş, yürünecek çok yol var. Her şeyden önce, biz Müslüman kadınlar olarak, Kur’an’ın tanımıyla, ‘kadın ve erkeğin birbirinin velisi’, bir bütünün iki yarısı olduğu şuuruyla bir dünya inşa etmeye çalışıyoruz. Toplumsal cinsiyet adaletinin her yerde izini sürüyoruz.

Hal böyleyken, ulusal ve uluslararası düzlemde kadınlarımız ne yazık ki çok büyük sınamalarla karşı karşıya kalıyor. Oryantalist algılarla mücadele, bunların başında geliyor. Özellikle Müslüman kadınları kuşatan bu yanlış algılara karşı teyakkuzda olmamız gerekiyor.

Keza, sanayi devriminden bu yana artan iş yükü, daha çok kadınların omuzuna biniyor. Hem aile hayatındaki sorumluluklar, hem çalışma yaşamının zorlukları kadınların yükünü artırıyor.

Yine, savaşlarda en çok kadınlar mağdur oluyor. Ülkemizde misafir ettiğimiz 3 milyon mültecinin çoğunluğu kadınlar ve çocuklardan oluşuyor. Aynı şekilde profesyonel hayatta kendine bir yer edinmiş kadınlar, cam tavan engeli nedeniyle kariyerlerinde yükselemiyorlar.

Ve elbette şiddet, tüm dünyada en çok kadınları vuruyor. Türkiye’de bu alanda Cumhurbaşkanımızla birlikte yürüttüğümüz bir kampanya var. ‘Kadına şiddet, insanlığa ihanettir.’ sloganıyla, şiddete karşı etkin şekilde mücadele ederken, toplumsal farkındalığı da artırmayı hedefliyoruz.

Benzer şekilde, erken yaşta evliliğe karşı, zorunlu eğitimi bir sığınak olarak görüyoruz. Böylelikle, hem modern zamanların adaletsizlikleri, hem de geleneğin içinde yer etmiş yanlış uygulamalarla, kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdürüyoruz.

Tüm bu sorunlara karşı güçlerimizi birleştirmek, ortak hareket ederek kadınlarımızın yüklerini hafifletmek durumundayız. Gerek küresel kadın sorunlarına karşı, gerekse Türkiye’deki demokrasi sınamalarına karşı, proaktif bir tutum sergilemeliyiz.

Türkiye, çok özel dönemeçlerden geçiyor, önemli milatlar yaşıyor. 15 Temmuz, meşru iktidarların gayrimeşru darbelerle kesintiye uğradığı, darbeler tarihi açısından bir milattı. İlk kez, vesayetlere karşı milli irade kazandı. Aslında 15 Temmuz, küresel ölçekte de, benzeri az görülmüş bir sivil direniş örneğidir. Bir demokrasi zaferidir.

Yine 16 Nisan’da, bir başka milada hazırlanıyoruz. Milletimizin yüksek iradesiyle, 1980 darbe anayasası yerine, sivil bir anayasa ile darbeler tarihini kapatacağız inşallah. 15 Temmuz’da, milletimizin verdiği ödev gereği, bu demokrasi mücadelesini, daha sağlam bir noktaya taşıyacağız.

Cesaretiyle hepimize örnek olan, Amerika’daki özgürlük mücadelesinin büyük ismi Malik el-Shabazz’ın dediği gibi, “Gelecek, bugünden ona hazırlananlara aittir.” Biz de, geleceğe talip insanlar olarak, gayretle hazırlıklarımızı yapacağız.

Türkiye, genç nüfusuyla, tarihi ve jeopolitik gücüyle, dünyadaki mazlumlara ve mağdurlara olan insani yaklaşımıyla, daha adil, müreffeh, barış dolu bir geleceği inşa etmek için, gayretlerini sürdürüyor, sürdürecek.

Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, dünyanın farklı köşelerinden gelen, azim dolu kadınların hayatı bize ayna olacak ve bugün burada, azmin zaferleriyle tanışacağız.

Bu duygularla, toplantıyı düzenleyen Üsküdar Belediyesi’ne teşekkür ediyorum. Bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Her birinizi en kalbi duygularla selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.