Yabancı Misyon Şefleri Eşlerine Verdikleri Yemekte Yaptıkları Konuşma

07.03.2017

Değerli hanımefendiler,

Ülkemizin kıymetli misafirleri;

Sizleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kalbinde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz.

Kendinizi evinizde hissetmenizi, bu coğrafya üzerinde güzel hatıralar biriktirmenizi diliyorum. Üzerinde yaşadığımız coğrafya, insanlık tarihinin en müstesna kültürlerine ev sahipliği yapmıştır. Tarihi ticaret yolları, bu toprakları farklı kültürlerin buluşma noktası haline getirmiş, zenginliğimizi artırmıştır. Katman katman arkeolojik birikimi, mutfağının zenginliği, şifalı otacı kültürü ve daha nice yönleriyle keşfedilmeyi beklemektedir.

Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu topraklara mayaladığı insan sevgisi, hoşgörüyü, kardeşliği, ülkemizin temel vasıfları haline getirmiştir. Ülkemin neresine giderseniz gidin, hiç düşünmeden size sofrasını, kalbini açacak sevgi dolu insanlarla karşılaşırsınız.

Çünkü onların her biri, Mevlana’nın şu sözlerinin öğrencisi olmuştur:

“Sevgide güneş gibi ol,

Dostlukta ve kardeşlikte akarsu gibi ol,

Hataları örtmede gece gibi ol,

Tevazuda toprak gibi ol,

Öfkede ölü gibi ol,

Her ne olursan ol,

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”

Bu hikmetli sözler, Anadolu insanının sevgi, kardeşlik, tevazu, öfke gibi tüm insani hallerini biçimlendirmiştir.

Bu ülkede farklılıklar, ötekileştirme sebebi değil, zenginlik kaynağıdır. Camiler, kilise ve sinagoglar yan yana inşa edilebilir. Din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın, bizim için herkes, insan olmanın getirdiği yüksek bir değerin muhatabıdır. Çünkü medeniyet anlayışımız bunu gerektirir.

Devlet politikamız da, bu anlayış üzerine bina edilir, insani ilişkilerimiz de, bu kavrayışla şekillenir. Türkiye’nin dünya ile kurduğu ilişkinin temelinde de, bu yaklaşım vardır. Tıpkı bir pergel gibi, sabit ayağımız bu coğrafyanın değerlerinde, hareketli ayağımız ise, insanlığın bütün tecrübeleriyle ilişki içindedir. Doğusuyla, batısıyla, kuzeyi ve güneyiyle tüm medeniyetler bizim için saygıyı hak eder. İlişki kurmaya değer.

Dünyaya vadettiğimiz şey sevgidir, saygıdır, merhamet ve adalettir. Yaşadığımız çağın sorunlarına, bu derin birikimden reçeteler üretiriz. Mazlumun yanında olur, adaletsizliğin karşısında durur, mağdur halkların sözcülüğünü yaparız.

Ülkemizde misafir ettiğimiz mülteciler de, bu yaklaşımın bir sonucudur. Dini ve etnik ayrım yapmadan, Irak ve Suriye’de savaşın mağduru olmuş üç milyon mülteciye ev sahipliği yapıyoruz.

Keza, Afrika’ya uzanan elimiz sadece dostluk elidir. Afrika’nın çocuklarının da, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, iyi bir geleceğe hazırlanmasına katkı sunmak istiyoruz. Nitekim Ankara’da açtığımız Afrika El Sanatları Pazarı ve Kültür Evi, Afrika’nın geleceğine bir armağandır. Kadın emeğinin değerlendirildiği, gelirinin Afrikalı kadınlara döndüğü bir merkezdir. Dünyanın bütün çocukları, bütün kadınları huzurlu bir yaşamı, aydınlık bir geleceği hak ediyor.

Kıymetli Hanımefendiler;

Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz bu buluşmanın da, tüm dünya kadınları için güzelliklere ilham olmasını diliyorum. Ve herbirinizin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Kadınların gücüne inanıyorum. Dünyayı değiştirme azmine hayranlık duyuyorum. Bu azmin ve gücün, dünyanın geleceği adına büyük bir potansiyel olduğuna inanıyorum.

Sizlere ülkemden örnek vermek isterim. Biliyorsunuz, 15 Temmuz’da kanlı bir darbe girişimi ile karşı karşıya kaldık. Kurumlarımıza sızmış hain bir örgüt, milli meclisimizi bombaladı, vatandaşlarımızın üzerine tanklar sürdü. 248 vatandaşımızı kaybettik. 2193 vatandaşımız ise yaralandı. Darbe girişimi, devletimizin güçlü iradesi ve vatandaşlarımızın direnişi ile bastırıldı. Bu direnişte, kadınların oynadığı rol, dünya demokrasi tarihine geçecek niteliktedir.

Safiye Bayat, İstanbul’da yaşayan sade bir vatandaştı. İstanbul’umuzun üzerinde bir gerdan gibi duran Boğaziçi Köprüsü’nü tankların kapattığını öğrenince, ‘Vatan mücadelesi beklemez’ diyerek, pardösüsünü alıp gecenin geç vaktinde sokağa çıktı. Ve tankların karşısına dikilerek, millet iradesinin sözcülüğünü yaptı.

Ağır silahlarla donatılmış bir tankın karşısında, bunu ona yaptıran, demirden daha güçlü bir yürekti. Vatanına olan aşktı. Demokrasiye olan inançtı. Safiye Bayat, örneklerden sadece birisi... Onun gibi nice kahraman kadın, dünyada benzeri az görülmüş sivil bir direniş sergilediler.

Türkiye’de kadınların bu bilince sahip olmasının en önemli sebebi, bu ülkenin tarihi, kültürel zenginliğidir. Ama aynı zamanda sivil toplum birikimidir. Kadınlarımız, sivil toplum kuruluşlarını adeta bir okula çevirdiler. Orada kendilerini geliştiriyor, yeni sosyal çevreler edinerek farklı ufuklarla tanışıyorlar. Bu gücü kullanarak, siyaseti, toplumu dönüştürüyorlar.

Bizler de burada buluşan dünya kadınları olarak, kadınların bu potansiyelini harekete geçirebilir, insanlığın geleceği adına adalet, sevgi ve merhamet yolları açabiliriz.

Dünyada ilgimizi bekleyen nice sorun var. Irkçılığın, ayrımcılığın, gelir adaletsizliğinin bu derece yaygınlaştığı bir zamanda, kadınların öncülüğünde bir vicdan ağı örebiliriz. İnanıyorum ki, insanlığın ağır yükleri, hepimizin el vermesiyle hafifleyecektir.

Kadına yönelik şiddet, tüm dünyanın en önemli sorunudur. Cumhurbaşkanımızla, ‘kadına şiddet, insanlığa ihanettir’ sloganıyla başlattığımız kampanya, bu soruna karşı esaslı bir mücadele girişimidir. Bu konuda da, ortak çabalarımızı artırarak, insan onuruna yakışmayan, şiddet içeren her türlü tavırla mücadele etmeliyiz.

Değerli misafirler;

Türkiye çok tarihi bir dönemeçten geçiyor. 15 Temmuz darbe girişiminde çok net biçimde gördüğümüz vesayetlerin tamamen ortadan kaldırılması ve sivil bir anayasa için 16 Nisan’da referanduma giderek, ülkemizin demokratik geleceğine oy vereceğiz. Tüm dünyada sistemik değişimlerin yaşandığı bir zaman da, Türkiye de kendi hikâyesini yazma gayretindedir. Ulaşmak istediğimiz temel hedef, kurumlarımızı vesayet kalıntılarından temizleyerek, milletimizin iradesini tam anlamıyla hâkim kılmaktır. Böylece, gerçek demokrasiyi inşa etmektir.

Bu süreçte en büyük desteğimiz, önyargısız ve temiz yürekleriyle, demokrasiye gerçekten inananların dostluğudur. Güzel niyetlerin, samimi gayretlerin dünyaya dalga dalga yayılacağına inanıyorum. Yeter ki biz, onların neferleri olalım.

Bu duygularla, hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, davetime icabet ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Kadınların dostluğu, insanların kardeşliği adına, güzel bir gelecek diliyorum. Temsil ettiğiniz ülkelerin tüm kadınlarına içten selamlarımı gönderiyorum.