Yıldız Sarayı Müze Kataloğunun Tanıtım Toplantısında Yaptıkları Konuşma

27.02.2017

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler;

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, bu güzel buluşma vesilesiyle sizlerle olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Tarihimizin bu seçkin mekanında, Sultan II. Abdülhamid Han’ın ince ruhunun sindiği Yıldız Sarayı’nda bugün geçmişe bir kapı aralıyoruz.

Sultan II. Abdülhamid Han, yakın tarihimizin anahtarı hükmünde bir padişahtır. İmparatorluğun zor bir döneminde siyasi, mali, askeri ve idari reformlarıyla geniş bir coğrafyaya hayat vermiştir. 33 yıl boyunca bu toprakları idare etmiştir. İmparatorluk coğrafyasının dört bir yanında inşa ettirdiği eserler, onun feraset ve basiretini göstermektedir.

O aynı zamanda sanata, kültüre ve hatta zanaata olan merakıyla, imparatorluk tarihinde çok müstesna bir yer edinmiştir. Yıldız Sarayı kompleksi içindeki Marangozhane, Kütüphane, Güzel Sanatlar Binası, Silahhane, Fotoğrafhane, Eczane ve Seralar, onun rafine zevklerinin en somut nişaneleridir. Henüz o dönemde, müzeciliğin bir devlet hafızası oluşturmaktaki gücünü fark etmiş, geçmişle gelecek arasında bağ kurmuştur.

Fakat ne yazık ki, mirasının kıymeti yeterince anlaşılmamış ve tasfiye edilmiştir. Neyse ki bugün devletimizin ilgili organları bu mirasın toparlanarak biraraya getirilmesine öncülük etmiştir. Her biri, tarihi kaynak hükmünde olan bu eserlerin, kendi orijinal mekânlarına döndürülmesi, takdire şayan bir çabanın ürünüdür.

Öte yandan Sultan Abdülhamid Han’ı daha iyi anlayabilmemizi sağlayacak Yıldız Sarayı Müze koleksiyonunun bir katalogda toplanması, kayıt tutmaya meraklı bir Sultan’ın mirası adına da son derece anlamlıdır.

Ülkemizde son yıllarda tarihe merak gittikçe artmaktadır. Tarihi dizi ve filmler, televizyon programları, kitaplar geçmişi bugüne taşımakta, yeni nesiller için pusula olmaktadır.

Cennetmekân Sultan Abdülhamid Han’ın hayatını anlamak ise, bugün her zamankinden daha da önemlidir. Onun dönemi, ülkemizin karşı karşıya kaldığı sorunları anlamak bakımından bir ayna hükmündedir. Gönül ister ki, gençlerimiz bu tarihi müzeleri daha çok ziyaret etsin ve bugünü anlamak için geçmişi bilmek bilincine erişsin.

Bu vesileyle, müzelerimizin eğitim alanında aktif biçimde kullanılması girişimleri nedeniyle Kültür Bakanlığımıza takdirlerimi sunuyorum. Tarihin kalbi olan müzeler, gençlerimiz tarafından ne kadar çok ziyaret edilirse, gençler tarihin bilgeliğinden istifade ederek, hayatı daha iyi anlarlar.

Kıymetli katılımcılar;

Bugün burada bir başka anlamlı etkinliğe de şahitlik edeceğiz. Evlatlarının müzikle meşgul olmasını, farklı musiki türlerinin inceliklerine vakıf olmalarını isteyen Sultan II. Abdülhamid’in mekanında, bir müzik dinletisi ile ruhlarımız şifa bulacak.

Ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimiz arasında özel bir yeri olan Tambi Cimuk’u dinleyeceğiz. Ne mutlu ki, ülkemiz onun gibi kabiliyetli bir genci kazandı ve ona vatandaşlık hakkı verdi. Onu ülkemize kazandıran iyi yürekleri kutluyorum.

Tambi Cimuk’un müziğinin, Türkiye ve Suriye halkları arasında dostluk köprüsü olmasını diliyorum.

Sözlerime son verirken, bu anlamlı buluşmanın düzenlenmesine vesile olan Yıldız Sarayı Vakfı Başkanı Zeynep Karahan Uslu başta olmak üzere tüm vakıf üyelerini, Yıldız Sarayı Müze Müdürlüğü’nü ve emek veren herkesi tebrik ediyorum. Bizlere tarihin koridorlarında dolaşma imkanı verdikleri için kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum.