Suriyeli Mültecileri Kabulünde Yaptıkları Konuşma

20.02.2017

Değerli hanımefendiler, beyefendiler,

Kıymetli Kardeşlerim;

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hoş geldiniz diyorum. Sizleri devletimizin kalbi, milletimizin evi olan bu mekanda konuk etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Yaklaşık altı yıldan beri ülkemizde misafir ettiğimiz siz Suriyeli kardeşlerimizi köklü bir tarihi, kültürel ve coğrafi yakınlığın sembolü olarak görüyoruz. Tarihte olduğu gibi, bugün de kaderlerimizi kesiştiren Rabbimden sağlık ve esenlikler diliyorum.

Hepinizin kalbinde vatan hasreti tütüyor, biliyorum. Şairin dediği gibi, ‘sokaklarını, bahçelerini, çeşmelerini ezbere bildiğiniz, anılarınızın tarlası, kimliğinizin mayası topraklarınızı’ özlüyorsunuz.

Eminim döneceğiniz günü iple çekiyorsunuz. İnşallah o günler de gelecektir. Vatan hasreti birgün elbette bitecektir. Ama o zamana kadar bizim misafirimiz, kardeşimiz, evladımızsınız.

Yaklaşık altı yıldır, devlet ve millet olarak, sizlere kalbimizi ve şehirlerimizi açtık. Sizler de bereketinizle, dualarınızla geldiniz. Allah bu kardeşliği baki kılsın. Her birinizin bir yürek sızısıyla burada olduğunu biliyorum. Kalp yükü başka hiçbir yüke benzemez. Eşleriniz, babalarınız, evlatlarınız ölümü göze alarak zulme karşı geldi. Allah şehadetlerini kabul eylesin. Sizler de onların bu ağır ama onurlu mirasını taşıyacak, hayata sağlamca tutunacaksınız inşallah.

‘Unutmayın!

Her karanlık gecenin bir sabahı vardır.

Her kışın baharı vardır.

Karanlıkları aydınlığa çeviren, hüzünleri ferahlığa tahvil eden, bir yüce el, bir yüce kudret vardır.

Yusuf’u kuyudan alıp, Mısır’a Sultan eden bir güç vardır.

Musa’yı Firavun’un sarayında yetiştirerek, oraya hakim kılan bir güç vardır.

Firavunları, zalimleri, hainleri zillete mahkum eden, mazlumun ahına cevap veren, sabredeni mutlaka zafere ulaştıran bir irade vardır.’

Unutmayın kardeşlerim! Şairin yüreklerimize merhem olan bu şiirini hiç unutmayın! Bizlere düşen, mutlak güç sahibi olan Allah’a teslim olmak ama sebepler dairesinde üzerimize düşeni layıkıyla yapmaktır. Gönül birliği, el birliği yaparsak, karanlıkların aydınlığa dönüşünü görmek de nasip olacaktır inşallah.

Kiminiz öğretmen, kiminiz doktor, kiminiz hukukçu, kiminiz mühendissiniz. İçinizde yazarlar, belki de şairler var. Bilim kadınları, mimarlar, iş kadınları var… Bütün birikiminizle, bu topraklara zenginlik katıyorsunuz. İstiyoruz ki, mesleklerinizi icra edebilecek, hayata tutunabilecek imkanlar oluşturalım.

Ülkemizde dünyaya gelen çocukları kayıp bir nesil olmaktan çıkarıp, onlara temel eğitimlerini verelim. Gençler üniversite eğitiminden geri kalmasın. Yüksek Öğretim Kurulumuz, üniversitelerde Suriyeli gençler için özel öğrenci statüsünde kontenjanlar açtı. Devletimizin kamplarında sağlıktan eğitime, pekçok sosyal imkan sağlanıyor.

2 milyon 800 bin Suriyeli misafirimizin 1 milyon 300 bini kadınlardan oluşuyor. Bu gerçekten hareketle, Geçici Barınma Merkezlerimizde kadınların ihtiyaçları özellikle dikkate alınıyor. Barınma standartları oldukça yüksek olan bu kamplarda hamile ve emziren kadınlar için özel beslenme menüleri dahi düşünüldü. Gelişim ve hobi kurslarında, üreten ve kendi ayakları üstünde duran kadınların sayısını artırmaya çalışıyoruz.

Gerek uluslararası kurum temsilcilerinin, gerekse devlet başkanlarının ifadelerinde, Türkiye’nin mülteci politikası tüm dünyaya örnek olarak gösteriliyor. Bizler de bu insanlık yarışında en önde olmanın gururunu yaşıyoruz.

Bu kardeşliğin mimarı, devlet kurumlarımızda canla başla çalışan emektarlardır. Bakanlıklarımızın ilgili birimleri, Göç İdaresi Genel Müdürlüğümüz, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığımız AFAD, Kızılay’ımız her biri üzerine düşeni yapmaktadır. Ben burada bulunan temsilcilerine tüm insanlık adına şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde sivil toplum kuruluşlarımız, köklü vakıf geleneğimizin temsilcileri… Kadın-erkek, gece-gündüz demeden nerede bir insanlık vazifesi var, orada hazır bulunuyorlar.

Şundan emin olmanızı isterim ki, bugün evlerimizin en küçük fertlerinin kalpleri dahi, Suriyeli kardeşleri için bir muhabbet yuvasıdır. Evlatlarımız, torunlarımız bu kardeşliği besleyip büyütecek hassasiyetlerle yetişmektedir.

Bu duyarlılıkları diri tutan sivil toplum kuruluşlarımıza hassaten teşekkür ediyorum. İnşallah, bu ensar-muhacir kardeşliği, insanlığın geleceğini inşa edecektir.

Değerli misafirler;

Şerleri hayra çevirecek işler yapalım. Karşılıklı kültür alışverişini sağlayacak kanallar açalım. Gençlerimiz sizlerin birikiminden yararlansın. Sizler onlardan istifade edin. Kültürlerarası köprüler kuralım. Şam’ın, Halep’in toprağı, İstanbul’un Konya’nınkine karışsın.

Sizlerden de katkılar bekliyoruz, sosyal hayatımızı güçlendirin. Üretim hayatımıza aktif katılım sağlayın. Yükümüze omuz verin. İnşallah gelecekte vatandaşlık imkanıyla birlikte artık sizler de, bu vatanın evladı olabilirsiniz.

20.yy’ın köhnemiş anlayışları, artık yerini yepyeni bir dünyaya bırakıyor. İki kutuplu dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geçiyoruz. Artık batı merkezli tek bir modernlik anlayışından değil, yerel modernliklerden bahsediyoruz.

Bu anlamda, Türkiye’nin çok özel zamanlarına şahitlik ediyorsunuz. Bildiğiniz üzere, Türkiye 15 yıldır küresel sistemin dayattığı rollerden sıyrılarak, kendi hikayesini kurmaya çalışıyor. İnsanlık tarihinin bu müstesna coğrafyasında, iradesi milletinin elinde bir siyaset üretmeye çabalıyor. Tarihi, kültürü ve kimliği ile barışık, insani değerlerle kuşanmış bir iradeyle yol alıyor. Bu hikayenin başarısı, dünyadaki mazlumların, masumların da başarısı olacak inşallah.

16 Nisan, Türkiye’nin tarihinde yeni bir dönüm noktasıdır. Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında, her geçen gün güçlenen bir Türkiye için, milletimizin hakemliğine başvuracağız. 93 yılda 65 hükümetin kurulduğu bu sistemin işleyiş sorunlarını ortadan kaldıracak bir değişiklik teklifini oylayacağız. İstiyoruz ki, sistemik sorunlar, ilerlememize engel olmasın, bize vakit kaybettirmesin. Sorunlar çözülsün, engeller kalksın ve Türkiye Cumhuriyeti istikrarla yoluna devam etsin.

Son 15 yılda istikrarın ne getirdiğini milletçe gördük. Demokratikleşme yolunda alınan mesafe, toplumun tüm kesimlerine ulaşan sosyal politikalar, 15 yıllık istikrarın hediyesidir. Keza, kıtaları birbirine bağlayan köprüler, tüneller, havalimanları istikrarın armağanıdır.

Ekonomik, sosyal ve siyasi alanda bu dev hamlelere dün itiraz edenler, 16 Nisan’da oylanacak teklife de itiraz ediyorlar. Fakat ben inanıyorum ki, 15 yıldır istikrara evet diyenler, Türkiye’nin geleceğine yine yol verecek, 16 Nisan’ı millet iradesinin kurumsallaştığı yeni bir milat yapacaklar.

15 Temmuz savunması, millet iradesinin en net tezahürüydü. 16 Nisan da, inşallah tescili olacaktır. Bu gelişme, bölge ülkelerimize de model olacak, inşallah her türlü vesayet karşısında durma cesareti verecektir.

Bu duygularla, sözlerime son verirken, Bilge Kral Aliya’nın şu sözlerini hatırlatmak istiyorum; ‘Bizi gömmeye çalıştılar ama tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.’ Sizler de bunu hiç unutmayın! Zulüm ile abad olunmaz. Hiç ümitsizliğe kapılmadan geleceğe hazırlanın.

Davetime icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Her türlü sorunun çözümünde, devletimizin tüm kurumlarıyla hazır olduğunu ifade etmek istiyorum. Allah’a emanet olun, afiyet olsun!