'Yalnız Değilsiniz - Türkiye'nin En Büyük Ailesi - 2' Programı Konuşması

08.12.2016

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sevgili Çocuklar;

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, Türkiye'nin bu en büyük ailesi içinde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

İlkini, 18 Eylül 2015 tarihinde gerçekleştirdiğimiz bu toplantı serisi, milletçe bir arada oluşumuzun en güzel ifadesidir. Allah bu birlik ruhunu daim kılsın. Bizleri bu dayanışmadan hiç ayırmasın!

Bizler bugün buraya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın çatısı altında, şehitlerimizin geride bıraktığı ailelere 'yalnız değilsiniz' demeye geldik. Sizlerle hemhal olmaya, evlatlarımızı bağrımıza basmaya geldik. Sizler, şehitlerimizin emanetisiniz. Her türlü derdiniz, derdimizdir.

Kaybettiklerimizin acısını dindirmek zordur. Onların şehit olduğunu, çok yüksek makamlara eriştiğini bilsek de, bu sızıyla baş etmek hiç kolay değildir. Fakat şairin dediği gibi, inanıyorum ki, ‘gökten bir el, sizlerin gözyaşını silecektir’ inşallah! Cenab-ı Hak; “Sabredenlere müjdele. O sabredenler ki, başlarına bir musibet geldiğinde, ‘Biz Allah’ın kullarıyız. Allah için yaşıyoruz ve muhakkak Allah’a döneceğiz’ derler. İşte Rablerinin mağfiret ve rahmeti onların üzerinedir.” buyuruyor. Allah elimizi hiç bırakmasın!

Kıymetli Kardeşlerim;

Yaşadıklarımızın elbette ilahi bir boyutu olduğu kadar, bir yandan da bizlerin iradesine bakan boyutu var. Bizlerin çabası, azmi ve iradesiyle şekillenen bir hayat yaşıyoruz. Kötülükler karşısındaki tavrımız, yaşadığımız olaylardan aldığımız dersler, iyilikleri teşvik eden eylemlerimiz, dünyamızı biçimlendiriyor.

15 Temmuz’da millet olarak çok büyük bir sınavdan geçtik. Vesayet odakları, son kozlarını darbe girişimi üzerinden oynadı. Fakat çok şükür ki, kaybettiler. Yüce Türk milletinin demokratik mücadelesi karşısında, amaçlarına ulaşamadılar.

Sezai Karakoç ne güzel demiş; “Geceye yenilmeyen her kişiye, ödül olarak bir sabah ve bir gündüz, bir güneş vardır.” Hainliklerle dolu 15 Temmuz gecesine yenilmeyen milletimiz, yeni bir sabaha, yeni bir gündüze kavuştu. Elbette arkada üzüntüler, sıkıntılar kaldı. Ama inşallah 15 Temmuz gecesi ortaya koyduğumuz millet olma dirayetini sürdürürsek, onları da aşacağız. Bu ülkeyi, bu milleti hep birlikte layık olduğu noktaya taşıyacağız.

Değerli Katılımcılar,

Sevgili Evlatlarım;

Bundan sonraki mücadelemizin mihenk taşı, yine eğitim olacaktır. İnsan sermayemizi güçlendirmek olacaktır. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında vefat eden şehitlerimiz ve iç güvenlik harekâtında kaybettiğimiz vatan evlatlarımızın ailelerine, bugün, eğitim süreçlerini destekleyen bilgisayarlar takdim edilecek.

Halkbank sponsorluğunda gerçekleştirilen bu katkı, inanıyorum ki, evlatlarımızı okul hayatında daha başarılı kılacaktır. Elbette amacına uygun ve dozunda kullanılmak şartıyla... Bilgisayar, doğru kullanılırsa, son derece iyi bir eğitim materyali olabilir. Çocuklarımızdan, gençlerimizden bu anlamda hassasiyet beklediğimizi de ifade etmek isterim.

Hayatınız ekran başında geçmesin. Ömür bize verilmiş bir hazinedir. Onu ne kadar iyi kullanır, vaktimizi ne kadar dolu dolu geçirirsek, başarı ve mutluluğumuz da o kadar çok olur. Bu ülkenin, bu vatanın size ihtiyacı var. Şehitlerimize borcumuz var. Vatan söz konusu olduğunda tavrımız şairin dediği gibi olmalı; “Ardına bakmadan yollara düşen / Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan / Huduttan hududa yol bulup koşan / Cepheden cepheye soranlarındır.” Evet, bu vatan onlarındır!

Kıymetli Misafirler;

Devletimiz, şehitlerimizin boşluğunu dolduramasa da, ailelerinin hep yanında olmaya çalışıyor. En azından maddi anlamda onların hayatını kolaylaştıracak bazı imkânlar sunmaya gayret ediyor. Aylık bir gelir bağlanması, tazminat ve emeklilik ikramiyesi ödenmesi yanında istihdam hakkı veriyor. Şehitlerimizin eş veya çocuklarından birisi ile ana, baba ve kardeşlerinden birisi olmak üzere, toplam iki kişiye kamuda istihdam imkânı hazırlıyor.

Aynı zamanda eğitim alanında da, bir takım katkılar veriyor. İlköğretim, lise ve yükseköğretim için, oranları farklı olmak üzere ödenekler çıkarıyor. Özel eğitim kurumlarında ücretsiz okuma imkânı veriyor. İnşallah evlatlarımız, geleceğin önemli mevkilerinde yerlerini alacak, Türkiye’nin mücadelesine katkı sağlayacaklardır.

15 Temmuz’da, tarihin dilinden düşmeyecek bir destan yazılmıştır. Çanakkale’nin, Kurtuluş Savaşı’nın ruhu yeniden dirilmiştir. Arif Nihat Asya ne diyordu? “‘Bu kitaplar Fatih’tir, Selim’dir, Süleyman’dır, / Şu mihrab Sinanüddin, şu minare Sinan’dır, / Haydi, artık uyuyan destanını uyandır!” Çok şükür ki, destanımız uyanmıştır. Bu coğrafyanın ne kadar özel bir coğrafya olduğu, artık milletimizce anlaşılmıştır. İnşallah böyle bir geçmişe, böyle bir vatana layık olmak için çabamızı sürdüreceğiz. Ve bundan sonraki yolu gençlerimizle yürüyeceğiz.

Gençlerimizin geleceğine yatırım yapmak durumundayız. Onları akademik başarılar yanında, sanatın, sporun farklı dallarında yüksek hedeflere yönlendirmeliyiz. Bugün onlara ne yatırım yaparsak, gelecekte ülkemizde biçeceğimiz şey de, odur.

Hainlikten, vatan ve millet düşmanlığından uzak, doğru eğitim ortamları inşa etmeliyiz. Gençlerimize adil, merhametli ve cesur olmayı öğretmeliyiz. Unutmayalım, cesaretin bittiği yerde esaret başlar ki, bu topraklar esareti hiç tatmamıştır ve inşallah tatmayacaktır.

Değerli Kardeşlerim;

Türkiye’nin bu en büyük ailesini, birlik ve beraberlik içinde tutacak harç, sevgi ve dostluktur. Dostluk ise, birbirimizin halini bilmekle mümkündür. Bu anlamlı toplantının birbirimizi tanımaya, bilmeye ve baki dostluklar kazanmaya vesile olmasını diliyorum. Emek veren herkese şükranlarımı sunuyorum.

Şehitlerimizi bir kere daha rahmetle anıyor, gazilerimizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Şehitlerimizin emaneti çocuklarımızın da gözlerinden öpüyorum. Aklı, kalbi ve iradesi, kendi elinde bir gençlik duasıyla, başarılar diliyorum. Lütfen yalnız olmadığınızı bilin! Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.