2. Uluslararası Kadın Ve Adalet Zirvesi Gala Yemeği Konuşması

25.11.2016

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler;

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'nin ikincisinde sizlerle olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen bu zirve, kadın meselesine adalet bakış açısını getirmesi bakımından fevkalade önemlidir. Sonuçlarının, kadınlarımız ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diliyorum. Zirve vesilesiyle ülkemize gelen tüm misafirlerimizi ayrıca selamlıyorum. İstanbul'da bulundukları süre zarfında güzel zamanlar geçirmelerini diliyorum.

Kıymetli Katılımcılar;

Ömer Hayyam, 'Adalet kainatın ruhudur' der. Çünkü adalet bir denge halidir. İnsandaki düşünme, öfke duyma ve arzu etme güçlerinin dengeli bir şekilde kullanılmasından doğar. Klasik düşünürlerimiz, adaletin, hikmet, cesaret ve iffet ile mümkün olduğunu söyler. Yani adalet, temel faziletlerden birisi değil, onların toplamıdır.

Vefa, şefkat, tevekkül gibi faziletler de yine adaletten doğar. Peygamber Efendimiz, 'Yer ve gök adaletle ayakta durur' demiştir. Adalet, huzurun, barışın ve medeniyetin ana zeminidir.

Hepimiz biliyoruz ki, adalet vicdanlarda başlar. Davranış ve hükümlerde açığa çıkar. Sadece yargıçlar ve hakimler için gerekli değildir. İnsanın önce kendi nefsine karşı adil davranması gerekir. Sonra komşularına, tabiata, hayvanlara adaletle muamele etmesi beklenir. Elbette adalet en çok devlet adamlarına ve karar vericilere gerekir.

Hepimiz, adalet fikri ile dünyaya geldik. Adalet, bizim içimizdedir. Zira Kur'an-ı Kerim, 'İçinizdeki adalete dönün ve ondan sapmayın' buyuruyor. Demek ki, onu açığa çıkarmak elimizdedir. Adalet fikrini hayata taşımak ise, ailede başlar. Çocuklarımıza öğretmemiz gereken ilk şey, adil olmaktır.

Şunu unutmayalım; adalet, eşitler arası ilişkiden çok, farklılıklar arasındaki ilişkilerde hayati önem taşır. Çocuk ve yetişkin arasında ya da farklı özelliklere sahip çocuklar arasında adaleti tesis etmektir aslolan. Aynı şekilde, farklı yaratılış özelliklerine sahip kadın ve erkek arasındaki gerçek eşitlik, ancak adalet kıstasıyla mümkün olur.

Adil bir dünya, bireyde, ailede ve toplumda, tüm vasıfların dengeli ve hakkaniyetli bir şekilde biraraya gelmesiyle mümkündür. Sevginin kurduğu yapıları ancak adalet devam ettirebilir. Adaletin dayanağı ise, güç değil, hakkaniyettir.

Değerli Misafirler;

Ne yazık ki, yaşadığımız dünyada bu dengenin yeterince tesis edilmediğini görüyoruz. Mazlumların acısı gök kubbeyi inletiyor. Yanı başımızdaki Suriye'de gazap, merhametin ve hakkaniyetin önüne geçti. Son beş yılda milyonlarca kişi yerinden yurdundan edildi. 600 binden fazla kişi öldü.

En çok kadınlar ve çocuklar bu savaştan etkilendi. Kadınlar, sebebi olmadıkları şartları yaşamaya mahkum edildi. Çocuklar, hiç sorumlu olmadıkları bir dünyanın yükünü taşımaya mecbur bırakıldı. Acı karşısında duyarsızlaşan dünya ise, bu zulmü, bu adaletsizliği görmezden geldi.

Türkiye'nin bu anlamda farklı bir yeri olduğunu söylemek isterim. Milletimizin engin duyarlılığı ile mülteciler, bu ülkede 'misafir' olarak muamele gördü. Devletimiz din, dil, ırk ayrımı yapmadan mazlumlara kucak açtı.

Şu anda Türkiye, gayri safi milli hasıla oranlarına göre dünyanın en cömert ülkesidir. Daha önemlisi, adaletin sözcüsü bir ülkedir. 'Dünya beşten büyüktür' sözü, egemen güçlerin tasallutu altındaki düzene itirazdır. Uluslararası kurumlarda adaletli bir temsile çağrıdır.

Hakim dünya düzeninin değişmesinde, kadınların önemli misyonlar üstleneceğine inanıyorum. Barış ortamı inşa etmede kadınlar daha aktif ve mahirdirler. Kadınların etkinliğinin arttığı bir dünyada adaletin tesisi kolaylaşacaktır.

Hanımefendiler, Beyefendiler;

Türkiye olarak, kadınların karar mekanizmalarında etkin yer alması konusunda, özellikle son 14 yıldır önemli bir seferberlik yürütüyoruz. Devlet kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız bu çabanın etkin bir parçası olarak çalışıyorlar.

Bizler bu seferberliğe, kız çocuklarımızın eğitiminden başladık. Himayemde gerçekleştirilen 'Haydi Kızlar Okula' kampanyası ile kız çocuklarının yerinin okul olduğunun altını çizdik. Aileleri bu çabanın bir parçası kıldık; 'Ana-kız okuldayız' kampanyası başlattık. Bu çabalar neticesinde, son 14 yılda kız çocuklarının okullaşma oranı %91'den %99'a çıktı.

Şuna kesinlikle inanıyoruz ki, eğitim çağındaki kızlarımızın yeri, yalnızca ve yalnızca okuldur. Eğitim yuvaları, kız çocuklarımızı, içine düşebilecekleri yanlış uygulamalardan koruyacak en güvenilir limandır.

Eğitimlerini tamamlayan evlatlarımızın, hayatın farklı alanlarında aktif rol alabilecekleri şartları ihdas etmek için de uğraştık. Kadınlarımızın özel hayatları ile çalışma hayatları arasında denge sağlayacak şartların tesisini gözettik. Devletimiz kadar sivil toplum kuruluşlarımızın, iş dünyamızın da bu alana önemli katkıları oldu.

Kadınlarımızın işgücüne katılım oranı son 10 yılda %23'ten %31'e çıktı. Keza kadınlarımızın siyaset ve karar alma mekanizmalarına katılımını da yoğun biçimde teşvik ediyoruz. Kadın milletvekili oranlarında son 10 yılda, %4'lerden, %14'lere bir artış sağlandı. İstediğimiz oranda olmasa da, kadınların yerel yönetimdeki temsil oranı %10'lara yükseldi.

Bu gelişmeler önemlidir ama elbette yeterli değildir. Kadınların toplumsal hayatta daha aktif roller aldığı bir ülke hedefliyoruz. Bunun için iş dünyasının, akademinin, medyanın, siyasetin, kendini adaletli bir temsil hedefine adaması gerekiyor. İşbirliğimizi artırmamız icab ediyor.

Gerek ülke olarak, gerekse dünya olarak zor zamanlardan geçiyoruz. Terörü, hakedilmemiş güçlerin garantisi olarak görenler karşısında, mazlumların haklarının savunucusu olmak bizim için bir onurdur. Çalınmış coğrafyaların, yağmalanmış ekonomilerin, çarpıtılmış tarihin hakkını inşallah bizler iade edeceğiz.

Yaşadığımız dünya belki insan eliyle herşeyin bozulup yozlaştığı bir dünya. Fakat herşeyi düzeltecek olan da yine insandır. Bütün mesele, içimizdeki adalet duygusunu ve hamurumuzda var olan faziletleri açığa çıkarmaktır. Adalet öyle bir anahtardır ki, insanlığa nefes aldıracak tüm kapıları açar. Üzerine adaletin ışığının düştüğü herşey, özüne kavuşur ve parlar.

Kadın ve Demokrasi Derneği KADEM'i, bu kilit kavramı, sorunların çözümü olarak gördüğü ve hepimizi, üzerinde düşünmeye sevkettiği için kutluyorum. Öte yandan, toplumsal sorunlar karşısında aldığı aktif tutumlar sebebiyle ayrıca tebrik ediyorum. Bu toplantının da hayırlara vesile olmasını diliyor, gerçekleştirilmesinde emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Adalet düşüncesini hayatımıza hakim kılabilirsek, sorunlarımızın çoğunu çözmüş olacağız. Bu dilek ve temennilerle, burada bulunan herkesi, adil bir dünya düzeninin mimarı olarak görüyor, saygı ve sevgiyle selamlıyorum.