1. Uluslararası Kadın Kongresi Konuşması

15.11.2016

Değerli Hanımefendiler, beyefendiler;

Hepinizi en kalbi muhabbetlerimle selamlıyor, 1. Uluslararası Kadın Kongresi vesilesiyle ülkemizde bulunan tüm misafirlere hoş geldiniz diyorum.

Uluslararası Florida Üniversitesi ile Yıldırım Bayezid Üniversitesi'nin işbirliğinde gerçekleşen kongrenin başarılı geçmesini temenni ediyorum. Kadınların sosyal, politik ve ekonomik durumlarının güçlendirilmesi için ortaya konan bu çaba takdire şayandır. Katkı veren tüm kurumlara şükranlarımı sunuyorum.

Değerli Dostlar;

Kadın konusu, modern dünyanın en temel konularının başında geliyor. 20. yüzyıldan bu yana, ayrımcılık, şiddet, eşitsizlik gibi kavramlarla tartışılıyor. Hukuktan sağlığa, edebiyattan sanata, medyadan sosyal hizmetlere kadar pek çok başlık altında ele alınabilecek boyutları var. Fakat ne yazık ki, tarih boyunca kadını ezen ekonomik ve sosyal şartlar, bugün daha da ağırlaşmış durumda. Hem kadınlara has sorunlar dolayısıyla, hem de dünyanın genel gidişatı ile ilgili zorluklar nedeniyle.

21. yüzyılın, cinsiyeti de aşan temel insaniyet sorunları var. Ne yazık ki, yerküreden kan damlıyor. Savaşlar, sosyal adaletsizlikler, tüm dünyayı saran şiddet kültürü, çevremizi kuşatıyor. Sevgisizlik, tüm alanları istila ediyor. Milyonlarca insanın yerinden yurdundan edildiği, 600 binden fazla kişinin öldüğü bir savaş karşısında tüm dünya sessiz kalabiliyor.

Yerkürenin top yekûn bir dirilişe ihtiyacı var. Bu kongrenin, bu temel meselelere ilaç olacak yeni bakış açıları getirmesini umut ediyorum. Gerek kadın sorunlarıyla ilgili, gerekse insanlığı ilgilendiren temel meselelerde, yeni bir dil kurmaya vesile olmasını diliyorum.

Kadınların, ekonomik, politik, akademik, tüm alanlarda varlık göstermesinin, adaletin gereği olduğunu düşünüyorum. Bizim anlayışımız, kadının ve erkeğin, birbirini bütünleyen iki cins olduğu inancına dayanır. Kadın ve erkek arasında bir hiyerarşiden değil, işbirliğinden söz edebiliriz. Yaratıcımız, kadına ve erkeğe farklı kabiliyetler vererek, onları birbirinin velisi kılmıştır. İşte bizler, bu prensibi hayata taşımalıyız.

Ne yazık ki bazı geleneksel anlayışlar, kadınları toplumsal hayattan uzak tutmuştur. Oysa kadın ve erkek, potansiyellerine göre ve adilce, hak ettikleri yeri aldığı ölçüde refah toplumu inşa edilebilir.

Unutmayalım, kadın ve erkek, bir kuşun kanadı gibidir. Biri olmazsa kuş uçamaz! Devletimiz, 14 yıldır kadının konumunu yükseltme gayreti içindedir. Elbette yerleşik algıları yıkmak, tabularla mücadele etmek kolay değil. Fakat inanıyorum ki, özellikle son 10 yılda kat ettiğimiz mesafe, gelecek adına da umut vericidir.

İstatistiklerin diliyle konuşacak olursak; kız çocuklarının okullaşma oranı son 13 yılda % 91'den %99'a çıkmıştır. Yükseköğretimde kadınlarımızın okullaşma oranı %13'ten %40'lara yükselmiştir. Üniversitede kadın öğretim elemanı sayısı %45'lerdedir. Bu rakam, dünya ortalamasının üzerindedir.

Bu gelişmelere paralel olarak ülkemizde ekonomik alanda da kadın lehine önemli gelişmeler olmuştur. Kadın girişimci sayımız 10 yıl önce 69 bin iken, %78 oranında artarak 89 bine ulaşmıştır. Kadınlarımızın iş dünyasındaki liderliği ise, daha ciddi oranda artmıştır. 2003'te 114 bin olan kadın yönetici sayısı, 2016'da %82'lik bir artış kaydetmiştir.

Sivil toplum kuruluşlarımız, çoğulcu bir yaklaşımla kadın merkezli duyarlılıklar geliştirmekte ve bunları tüm topluma yaymaktadır. Cinsiyet eşitliği konusunda kadınlar ve erkekler, adalet fikrine davet edilmektedir.

Değerli Misafirler;

Özellikle yurtdışından gelen misafirlerimizin dikkatine sunmak istediğim bir konu var. Biliyorsunuz, 15 Temmuz'da ülkemiz çok kritik bir darbe girişimi atlattı. Ordumuzun içine sızan bir grup hain terörist, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunu sabote etmeye çalıştı. Bu süreçte, 247 vatandaşımız şehit oldu, 2.194'ü ise yaralandı. Nice eş, çocuk, anne ve baba, gözü yaşlı, yüreği acılı olarak arkada kaldı.

Devletimizin ve milletimizin dirayetli duruşu ile savuşturulan darbe girişiminde, kadınlarımızın verdiği destansı mücadele kayda değerdir. Kadınlarımız, gece yarısı bir vakitte, üstlerinde F-16'lar uçarken, ellerinde sadece bayraklarıyla, silahlarla donatılmış tankların karşısına dikilmiştir.

Burada, bir dakika durup düşünmenizi rica ediyorum; bu cesareti onlara veren nedir? Bu özgüveni onlara aşılayan nedir? Korkusuzca tankları durduran o asil duruşun kaynağı nasıl açıklanabilir? Elbette vatanlarına olan aşkları, milletlerine olan sevdaları, demokrasiye olan inançları ve taşıdıkları o büyük yürekleridir. Ülkemin cesur kadınlarını huzurlarınızda saygıyla anmak istiyorum.

Kıymetli Misafirler;

Ülkemde kadınların gücünü soracak olursanız, onlar, tankların karşısında durarak bir vatan kurtaracak dirayettedir! Kadınlarımızın bu direnişinin, belki istatistik ilminde karşılığı yoktur! Ama bu duruş, bu cesaret, rakamlara sığmayacak kadar yüce bir kararlılığı ve iktidarı temsil eder. Bu asil direnişin, dünya demokrasi tarihine geçmesini umut ederim. Adil bir kadın tarihi yazılacaksa eğer, bu asla atlanmamalıdır!

Kadınlarımız bu dirayeti, elbette tarihte gördükleri örnekliğe ve demokrasinin gücüne inanmışlığa borçludur. İnşallah bizler de bu şuuru, gelecek nesillere emanet edeceğiz. Umarız ki, dünyaya demokrasi karnesi veren ülkeler de, bundan nasibini alır!

Değerli Dostlarım,

Biz bu topraklardan tüm dünyaya, kadınlarımızın bu inancını, bu azmini ve kararlığını taşımak istiyoruz. Yeryüzünün diğer coğrafyalarında yaşayan güçlü kadınlarla da işbirliği yapmak istiyoruz. İnşallah bu buluşmalar, hep birlikte yeni bir dünya inşa etmeye vesile olur.

Kadınların gücü karşısında, tank da olsa, hiçbir güç direnemez. Yeter ki, işbirliğimizi artıralım. Bilimin ışığını cesaretimizle buluşturalım. Kadınlarımızın ürettiği artı değeri, dünyaya bir şifa kaynağı olarak sunalım. Ekonomiden siyasete, akademiden medyaya kadınların her alanda varlığını artıracak etkin ve adil politikalar hedefleyelim.

Tüm dünyada ortak kadın sorunları olduğu gibi, aynı toplumda yaşayan kadınların farklı sorunları da olabilir. Sözgelimi siyah ve beyaz kadınların sorunları birbirinden farklıdır. Çalışan kadınların sorunları bambaşkadır. Kentli kadınla, kırsal kesim kadınlarının sorunları birbirine hiç benzemez. Bu nedenle çoğulcu bir yaklaşımla sorunları ele almak durumundayız. Sorunlarımızın çözümünde, ayrımcılıktan uzak, adil yaklaşımlar geliştirebilmeliyiz.

Biz, Türkiye olarak, kadın konusunu her zaman küresel ölçekte gündemde tutmaya büyük gayret gösteriyoruz. Geçtiğimiz yıl, dönem başkanlığını yaptığımız G-20 bünyesinde, Türkiye'nin öncülüğünde ilk kez Kadın-20 platformu kuruldu. Bu kapsamda çok sayıda toplantı yapıldı. Dünya liderlerine, 2025'e kadar, kadınların işgücüne katılımını % 20 oranında artırmak gibi küresel hedefler önerildi.

Öte yandan, İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde, 13.'sü gerçekleştirilen İslam Zirvesi, geçtiğimiz aylarda İstanbul'da yapıldı. Ve burada, Cumhurbaşkanımızın teklifi ile, kadın sorunlarının ele alınacağı bir Kadın Konseyi'nin temeli atıldı. İslam dünyasında kadın sorunları ne yazık ki, işgaller ve savaşlar nedeniyle daha büyük sorunlar olarak karşımıza çıkıyor.

Bizler kadınlar olarak din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın güçlü tabulara karşı, kadın sorunlarını hakkaniyet zemininde ele almalıyız. Karar mekanizmalarında kadınları güçlendirmek ve erkekleri bu mücadeleye davet etmek durumundayız. Öte yandan kadınları, iş hayatı ile özel hayat arasında tercihe zorlamayacak çalışma şartlarının takipçisi olmalıyız. Hükümetlerimizi buna teşvik etmeliyiz. Bu kongrenin, bu tür çabaları güçlendireceğine inanıyorum. Sonuçlarını merakla beklediğimi ifade etmek istiyorum.

Sözlerime son verirken, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen herkesi kutluyorum. Huzur ve refah dolu bir dünya için, kardeşliğimizin güçlenmesine vesile olacak zeminlerde tekrar buluşmayı diliyorum.