Suriyeli Mültecilerle İftar Programı Konuşması

25.06.2016

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sevgili Çocuklar,

Hepinizi en kalbi muhabbetlerimle selamlıyor, Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Oruçlarınız kabul, ibadetleriniz makbul olsun! Allah nice güzel Ramazanlara erişmeyi nasip etsin.

Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki, bu iftar sofrasının bizim için değeri bir başkadır. Sevgili Peygamberimizin, asırlar önce ilan ettiği kardeşliği, biz bu akşam burada yaşıyoruz.

Sizler de kabul ederseniz, biz kendimizi Ensar ruhunun mensupları sayıyor ve bu buluşmayı Ensar-Muhacir Kardeşliği olarak tescil etmek istiyoruz. Eğer layık olabilirsek, Medineli Müslümanların kutlu örnekliğinin takipçileri olmayı arzuluyoruz. Evlerimiz sizindir, topraklarımız yurdunuzdur. İkinci vatanınıza hoşgeldiniz!

Kıymetli Kardeşlerim,

Sizlerle bugün burada, İslam ümmetinin bir parçası olma duygusunu idrak ediyoruz. Sofralarımıza bereket, ruhlarımıza esenlik verdiniz. Lütfen, kendinizi evinizde hissedin ki bu güzel kardeşliğin tohumlarını buraya hep birlikte ekelim. Allah aramızdaki kardeşliği baki kılsın!

Acıların, ayrılıkların, savaşların bizi kuşattığı bir dünyada, bu kardeşlik sofrası çölde bir vaha gibidir.

Biliyorum! Olmak istediğiniz sofra burası değil. Evlerinizde, akrabalarla çevrili sofralara oturmak isterdiniz.

Biliyorum! Hiçbirşey, o boşluğu doldurmuyor, sıla hasretini dindirmiyor.

Eminim ki, evinizde geçirdiğiniz Ramazanlara özlem duyuyorsunuz. Kalabalık bayram sofralarını özlüyorsunuz. İnanın bizler de, en az sizin kadar Şam’ın, Halep’in eski güzel günlerine kavuşmasını istiyoruz. Çünkü İstanbul kadar, Halep de, Diyarbakır kadar Kobani de bizimdir. Tarihsel kardeşliğimiz, ortak vatanımızdır.

Hepimiz, Rabbimizin takdirini yaşıyoruz. Allah sizlere muhacir olmayı, bizlere ensar ruhunu kuşanmayı takdir ettiyse, buna talimliyiz. Aslında hepimiz gurbetçi değil miyiz? Cennet diyarından, fani dünyaya gönderilmiş gurbetçiler olarak buradayız. Allah imtihanımızı asan eylesin. Yaşadıklarımızı, gerçek vatanımızda ebedi hayatı kazanmaya vesile kılsın. İç savaş sırasında yakınlarını kaybeden tüm kardeşlerime de sabırlar diliyorum. Şehit olanlara rahmet niyaz ediyorum. Hiç kuşku yok ki, makamları cennet-i a’ladır.

Değerli Kardeşlerim,

Suriye ne yazık ki, tüm dünyanın kanayan yarasıdır. 6.5 milyon insanın yerinden yurdundan edildiği, fakat insan hakları savunucularının sessiz kaldığı bir vasattayız. Batılı ülkelerin görmezden geldiği bu hal, 21. yy’ın insanlık sınavına dönüşmüştür.

Biz Türkiye olarak, iç savaştan kaçan 3 milyona yakın Suriyeli ve Iraklı kardeşimizi, ülkemizde misafir etme gayreti içindeyiz. Devletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ellerinden geleni yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, büyük bir hassasiyetle inşa ettiği çadır kentlerimizde, 272 bin Suriyeli misafirimiz barınıyor. Geri kalan 2.5 milyona yakın kardeşimiz ise, şehirlerimizde, aramızda yaşıyor. Urfa, İstanbul, Hatay, Antep ve Adana başta olmak üzere, şehirlerimiz, kalbini bu kardeşliğe açmış durumda.

75 bin Suriyeli çocuğumuz, devletimizin okullarında okuyor, 250 bin evladımız ise, kamplarımızdaki Geçici Eğitim Merkezleri’nde eğitim alıyor. Toplamda 325 bin çocuğumuzun eğitim imkanına erişmiş olduğunu biliyoruz. Fakat elbette bu oranı %100’e çıkarmak, 5-18 yaş aralığındaki tüm çocukları okulla buluşturmak en büyük arzumuz. Çocuklukları ellerinden alınan yavrularımız, kayıp bir nesil olsun istemiyoruz.

AFAD, Kızılay başta olmak üzere canla başla çalışan sivil toplum kuruluşlarımızın başkanları ve temsilcileri şu an aramızda bulunuyor. Faaliyet alanı ne olursa olsun, hemen tüm vakıf ve derneklerimizin, bir Suriye gündemi olduğunu, bilmenizi isterim. Çünkü biz, Suriye meselesini bir insanlık meselesi olarak görüyoruz. Bu konudaki duyarsızlıkları, insanlığın vicdanına sığdıramıyoruz.

Batılı ülkelerin ‘mülteci meselesi’ olarak adlandırdığı bu konu, bizim için gerçek anlamda bir ‘insanlık meselesi’dir. Küresel vicdanın sınıfta kaldığı böyle bir gündem karşısında biz, yakın coğrafyamızda yaşanan bu acıyı, bütün yüreğimizde hissediyoruz. Çünkü bizim medeniyet anlayışımız bunu gerektiriyor.

3 yaşındaki Aylan Kurdi bebeğin acı hatırası, gözümüzün önünden gitmiyor. Uluslararası yardım beklemeden, kendi öz kaynaklarımızla sağlık, eğitim ve sosyal yardımlar yapıyoruz. Kamplarımızda kadınlarımıza mesleki kurslar açarak, acılarını biraz olsun dindirmeye çalışıyoruz.

Türkiye’nin bu çabası, küresel mecralarda takdir görüyor. Dünyanın en modern kampları övgülere mazhar oluyor. Fakat ne çare ki, iş kapıları açmaya, hizmet sunmaya gelince, uluslararası toplum sessizliğe gömülüyor. Çocuk ve kadın hakları savunucuları gözlerini yumuyor. Tüm dünyaya sesleniyorum; çocukların küçük bedenleri savaşın bu ağır yükünü nasıl taşısın? Kadınların kalbi, tel örgüler ardında bıraktıkları hatıralara nasıl dayansın?

Uluslararası toplumu, bir an önce Suriye konusunda çözüm üretmeye davet ediyorum.

Kıymetli Kardeşlerim,

Türkiye, insani ve vicdani politikalarının, haksızlıklar karşısındaki duruşunun bedelini ağır şekilde ödüyor. Dünyadaki adaletsizliklere başkaldıran neredeyse tek ülke olarak, ağır ithamlarla karşı karşıya kalıyor. Din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın dünyadaki bütün mazlumlara el uzatan bir ülke olarak algı operasyonlarına maruz kalıyor, yıpratılıyoruz.

Fakat biliyoruz ki, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir düzen, er ya da geç kurulacaktır. Bu inançla, ülkemizin toprak bütünlüğünü korumak için çalışıp çabalıyor, mazlumların da sesi olmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle, dualarınıza talibiz. İnanıyorum ki, bu kardeşlik, bu dayanışma, bizi her şekilde yüceltecektir. Kardeşlik tecrübemiz, insanlık tarihinde bir şeref tablosu olarak yerini alacaktır. Çok kültürlü olduklarını iddia eden toplumlara, samimiyet, kadirşinaslık, fedakarlık ve cömertlik dersi verecektir.

Çok Değerli Misafirler,

Vatanınızdaki bir günü, gurbetteki 100 yıla değişmeyeceğinizi biliyorum. Çünkü vatan sevgisi fıtridir. Can sevgisiyle birbirinin aynıdır. Bu yüzden ‘vatan toprağı şifadır’ derler. En kısa zamanda ülkenize dönebilecek vasatın oluşmasını diliyorum. Suriye’de barış ikliminin tesisi için dua ediyorum. 

Bütün kalbimle inanıyorum ki; birgün evlerinize, vatanınıza, Suriye’ye döneceksiniz. Ve geride kalan şey, ektiğimiz şu kardeşlik tohumları olacak. Bu imtihandan bize kalan, bu sofrada buluşmanın hazzı olacak.

Huzurlarınızda, yüce milletimize de teşekkür etmek istiyorum. Engin gönüllerini Suriyeli kardeşlerimize açtıkları, hiç tereddüt etmeden kardeşlik iklimini tesis ettikleri için.

Ve sizlere şükranlarımı sunuyorum; davetime icabet ettiğiniz için, bizlere bu onuru yaşattığınız için. Yaklaşan Kadir Gecenizi şimdiden kutluyorum. Bayramınızı en kalbi duygularla tebrik ediyorum. Çocuklarımızın gözlerinden öpüyorum.

Ramazanın bize kazandırdıkları, bir yıl boyunca yolumuzu aydınlatsın. Rabbim ibadetlerimizi makbul, dualarımızı kabul eylesin. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.