MÜSİAD Kadın Zirvesi Konuşması

27.05.2016

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Kıymetli Katılımcılar,

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

MÜSİAD Kadın Zirvesi vesilesiyle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. MÜSİAD’ın kadın girişimciliği konusunda bir zirve düzenlemiş olması takdire şayandır. MÜSİAD yönetimini, duyarlılığı nedeniyle tebrik ediyorum.

Ekonomi dünyasında daha çok kadın istihdamının konuşulduğu bir ortamda, kadını, ‘girişimci’ olarak konumlandırmak, son derece önemlidir. MÜSİAD’ın buna öncülük etmesi, ayrıca değerlidir.

Artık yepyeni bir çağda yaşıyoruz. Bilgiye ulaşmak herkes için çok kolay. Önemli olan, bilgiyi, yeni bakış açıları ile kullanabilmek. Hayata artı değer olarak kazandırabilmektir. Bu nedenle, dünyanın geleceği, girişimcilerin gayretine bağlı… Kadınlar da, bu gelecekte yer almak, etkin olmak istiyorsa, girişimciliği önemsemelidir.

Tarih de, bize bu konuda ilhamlar verir. Bildiğiniz üzere, tarihimizde kadın girişimciliğinin en güzel örneği, Baciyan-ı Rum’dur. Ahilik teşkilatının bir kolu olan bu sivil toplum yapısı, birçok batılı araştırmacıyı şaşırtmıştır. Baciyan-ı Rum, kadınları ilim ve sanat alanında yetiştirmiştir. Kadınların sosyal ve ekonomik hayatta yer almalarını teşvik etmiştir.

Kadınlar, özellikle dokumacılık, keçecilik, nakışçılık, iplik üretimi gibi alanlarda üretim hayatına katkı sunmuştur. Usta-çırak ilişkisinin hakim olduğu bu yapıda kadınlar, yeteneklerine göre yetişme imkanı bulmuş, iş yapma kültürü kazanmıştır. Buralarda verilen mesleki eğitim, sadece teknik bilgiyle sınırlı kalmamıştır. Baciyan-ı Rum, iş ahlakı ile kalitenin buluştuğu yer olmuştur. Ayrıca, Osmanlı’da kadınların vakıf kuracak kadar servete sahip olduğunu biliyoruz. Bu da, tarihimizde kadın girişimciliğinin boyutlarına işaret eder.

Kadınların iş dünyasında geçmişteki varlığını, şimdi güncelleyerek geliştirmeliyiz. Kadınlar olarak, içimizdeki potansiyeli keşfedelim. Unutmayalım, keşifler, dünyaya yeni bir gözle bakmanın sonucu gerçekleşir.

Hem ülkemizde, hem de dünyada kadınlar, kayıtlı ekonomide küçük yüzdelere sahiptir. Her zaman erkeklere oranla zor engellerle karşılaşırlar. Gelir eşitsizliği, ücret farklılığı, ayrımcılık, cam tavan engeli, bu zorlukların başında gelir.

Ülkemizde kadınların işgücüne katılım oranı, 2003-2016 arasında %26’dan %31’e yükselmiştir. Ancak asıl önemli olan, kadınların kendi girişimini yönetmesidir. Devletimiz, KOSGEB aracılığı ile kadınları buna teşvik etmekte, KOBİ kredileri için kadın girişimcilere pozitif ayrımcılık yapmaktadır. Kadın girişimci sayımız, 10 yıl önce 69 bin iken, 2016’da % 78 oranında artarak 89 bine ulaşmıştır. Fakat hala, Türkiye’de işveren kadınların toplamdaki payı, hayli düşüktür. Bu oranın hızla artırılması gerekir.

Elbette kadın girişimciliğinin artması, sadece kadınların çabası ile mümkün olmaz. Erkekler dünyasının da buna katkı vermesi gerekir. Mesela ağırlıklı olarak erkeklerden oluşan MÜSİAD yönetiminin, kadın girişimciliğini önemsemesi güzel bir örnektir. Bugün lansmanı yapılan ‘Melek Danışman’ projesi, kadın işverenlerin desteklenmesi noktasında çok anlamlı bir girişimdir. Belirlenen hedeflerin gerçekleşmesini temenni ediyorum. MÜSİAD yönetimindeki kadın sayısının ve etkinliğinin daha da artmasını umut ediyorum.

Kadınların, iş hayatındaki varlığı, sorun kaynağı değil, çözüm önerisi olarak değerlendirilmelidir. Zira, bu, iş dünyasına kadın dikkatini ve duyarlılığını getirir.

Kadınlar, yeni durumlara rahat uyum sağlarlar. Yeni fikirlere açık olurlar. Gözlem yeteneklerini başarılı biçimde kullanırlar. Sorun çözme kapasiteleri gelişmiştir. İşbirliğini önemserler. Bu vasıflar, iyi bir eğitimle de birleşirse, başarılı iş kadınlarımız olabilir. Bu noktada her şeyin başı, beşeri sermayeyi güçlendirmektir.

Değerli Katılımcılar,

Bildiğiniz üzere, eğitim alanında Türkiye çok büyük bir mesafe aldı. 2002’de kız çocuklarının ilk ve ortaöğretimde okullaşma oranı %87 iken, 2015’te bu oran %95’e çıktı. Kadınlarımızın yükseköğretimde okullaşma oranı, %13’ten, %40’a çıktı. Bunlar, ‘yetmez ama…’ diyeceğimiz kayda değer gelişmelerdir.

Şimdi bu birikimi artı değere dönüştürmek ve daha da geliştirmek durumundayız. Yeni başarı hikâyeleri yazmak zorundayız. ‘O başardıysa, ben de başarırım’ demeliyiz.

Kadınlar için başarı, sadece daha yüksek gelir, parlak bir kariyer demek değildir. Aynı zamanda, tıpkı erkeğin olduğu gibi, aile içi sorumluluklarını da unutmaması demektir. Toplumumuzda çocuk yetiştirmek, aile bireyleri arasındaki ilişkileri düzenlemek, pratikte daha çok kadına havale edilmiş konulardır. Bu noktada, kadınlarımızın işini kolaylaştıracak düzenleme ve çalışma koşullarına ihtiyaç vardır.

Kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Girişimci kadınların profiline baktığımızda, kendine güvenen, sabırlı ve dayanıklı, gerektiğinde risk alabilen, ikna kabiliyeti yüksek, sezgileri güçlü kişilikler görürüz. Bu özellikler, genç kızlarımızı yetiştirirken de, dikkate almamız gereken hususlardır. Böyle kişilikler inşa edebilmek için, evlatlarımıza erken yaştan itibaren yatırım yapmalıyız. Şahsiyet sahibi, kararlarını kendisi alabilen, iş ahlakına sahip çocuklar yetiştirmeliyiz.

Bu topluluğun, bu konularda duyarlı olduğunu biliyorum. Gün boyu da, kadın girişimciliğinin etraflıca ele alındığından haberdarım. Umuyorum ki, bu sinerji, kadın girişimciliğine hız katar. Kadınlarımızı fırsatları değerlendirmeye yöneltir. Zira, kadın girişimciliğinin artması, milli kalkınmamızın ayrılmaz bir parçasıdır.

Sözlerime son verirken, zirvenin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Gayretleriniz nedeniyle tebrik ve teşekkür ediyorum. Her biri kendi alanında çok önemli işler yapan siz kıymetli kadınlarımızı ve her zaman kadınlara destek veren erkekleri kutluyorum. Başarılarının devamını diliyorum. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.