‘Kanserle Mücadelede Hanımefendilerin Liderliği Özel Oturumu’ Konuşması

14.04.2016

Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,

Kıymetli Misafirler;

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Ülkemize hoş geldiniz!

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. İslam Zirvesi vesilesiyle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Yurtdışından ülkemizi teşrif eden Hanımefendilere ve heyetlerine, Türkiye’den bu programa katılan tüm misafirlerimize muhabbetlerimi sunuyorum. ‘Kanserle Mücadelede Hanımefendilerin Liderliği Özel Oturumu’nun hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Kanser, tüm dünyada gittikçe yaygınlaşan önemli bir toplum sağlığı problemidir. Ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer almakta, en çok gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Bilimsel araştırmalar, kanserlerin en az üçte birinin önlenebilir, diğer üçte birinin ise erken teşhisle tedavi edilebilir olduğunu gösteriyor. Kanser oluşumunun %90’ının çevresel, % 10’unun genetik faktörlere bağlı olduğu biliniyor. Bu çerçevede kontrol programları, insanlığın geleceği adına hayati önem taşıyor.

Hepinizin bildiği üzere, Birleşmiş Milletler 2011 yılında, üye ülkelere ‘ulusal kanser programı’ hazırlama çağrısında bulundu. Türkiye bu çağrıdan önce, 2008 yılında harekete geçerek, dünyada kanser programı hazırlayan ilk 25 ülkeden biridir. Hazırladığı kontrol programı çerçevesinde önemli bir tecrübeye sahiptir.

Türkiye’nin bu alanda yaptığı çalışmaları sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde kanser, dünya ortalamasının biraz üzerinde seyretmektedir. Erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanseri en sık görülen kanser grubudur. Alınan tedbirlerle kanser artış hızında durağanlaşma olmuş, özellikle tütüne bağlı kanserde ciddi oranda azalma gözlenmiştir.

Kanser kontrolünün ilk adımı, kuşkusuz doğru ve güvenilir bir veri bankasının oluşturulmasıdır. Ancak bu sayede kanser kontrol politikaları geliştirilebilir. 2015 itibarıyla, ülkemizdeki kanser kayıt oranı %100’e ulaşmıştır.

İkinci aşama, erken teşhis imkânı veren tarama konusudur. ‘Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri’ vasıtasıyla halkımıza ücretsiz tarama hizmetleri verilmektedir. ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ kampanyası, yurt genelinde yaygınlaşarak kanser konusunda halkımızın bilinç düzeyini yükseltmiştir.

Bir diğer önemli konu, Türkiye’de kanser tedavisi, uluslararası standartlara uygun şekilde, tüm vatandaşlarımıza ücretsiz olarak yapılmaktadır. Dünyada, ruhsatlandırılmış tüm kanser ilaçları, bakanlığımızın onayı ile temin edilebilmektedir. Yaşam kalitesine yönelik bakım ve evde sağlık hizmetleri, kanser hastalarının ve ailelerinin hayatını kolaylaştırmaktadır.

Değerli Katılımcılar;

Ülkemizin kanserle mücadele hususunda en başarılı olduğu alanlardan birisi, tütünle mücadele konusudur. Burada bulunan hekimlerimizin ve uzmanların çok iyi bildiği üzere, tütün ve obezite ile mücadele, kanser kontrolünün yapıtaşlarını oluşturur. Dünya Sağlık Örgütü, 2013 yılında Tütün Kontrol Politikaları’nın tümünü yerine getiren ilk ülkenin Türkiye olduğunu belirtmiştir. Ülkemizi lider ülke olarak ilan edip, tüm dünyaya örnek göstermiştir.

Dünyada 1,3 milyar kişinin sigara kullandığı bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, 700 milyon çocuk, yani dünyadaki çocukların yarısı, sigara dumanına maruz kalmaktadır. Ne yazık ki, her yıl 600 binin üzerinde kişi, sadece dumana maruz kaldığı için ölmektedir.

Bu ürkütücü rakamlar, Türkiye’yi harekete geçirerek kapsamlı bir ulusal eylem planı hazırlanmasını gerektirmiştir. Sigara kullanımı tüm kapalı alanlarda yasaklanmış, halkımız bu uygulamayı büyük oranda içselleştirmiştir. Gençlerin sigaraya başlaması konusunda da önemli bir mücadele yürütülmektedir. Ne yazık ki Sağlık Bakanlığımız ve sivil toplum kuruluşlarımız, farkındalık kampanyaları yürütmekte, sigaranın zararlarını topluma etkin bir dil ile anlatmaktadır. Ülkemizde pek çok hastanede Sigara Bırakma Poliklinikleri hizmet vermekte, Alo 171 Sigara Bırakma Hattı yaygın şekilde kullanılmaktadır. Tüm bu çalışmalar sayesinde, 2008’de %31 olan sigara kullanma oranı, 2012’de %27’e düşmüş, 4 yılda 2 milyon 200 bin kişi sigarayı bırakmıştır.

Gelelim bir başka konuya...  Dünya Kanser Araştırma Fonu, temel kanserlerin %27 ila %39’unun doğru beslenme ve fizik aktivite ile önlenebileceği görüşündedir. Zira, az meyve-sebze tüketimine bağlı kanser ölümleri tespit edilmiştir. Bu bağlamda ülkemizde ‘beslenme dostu okul programları’ gerçekleştirilmektedir. Böylece çocuklarımıza erken yaşta doğru beslenme alışkanlıkları kazandırılmaktadır. Obezite ile mücadele kapsamında, okul kantinleri sağlıklı besinlerle donatılmaktadır.

Kıymetli Misafirler;

Obezite sadece kanserin değil, pekçok hastalığın da kaynağıdır. Büyük tıp alimi İbni Sina, hastalıkların sebebi sorulduğunda, ‘çok yemek ve yemek üstüne yemek yemek’ diyor. Doğru ve ölçülü beslenme, hastalıklardan korunmanın ön şartıdır. Bu aynı zamanda, bize emanet edilen bedene karşı da sorumluluğumuzdur. Zaten Sevgili Peygamberimizin önerilerinden oluşan Tıbbı Nebevi de, bize ölçülü beslenmeyi tavsiye etmiyor mu? Peygamber tıbbının esası, hastalıklardan korunma ilkesine dayanmaktadır.

Bu bağlamda, kimyasallarla kuşatıldığımız dünyada, bizi her şeyin en doğalına yönelten geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına da atıf yapmak isterim. Zira geleneksel tıp, insanlığın ortak birikimidir ve geleneğin güvencesi altındadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün de son yıllarda önemine işaret ettiği, gelişimini desteklediği bir alandır. Doğal ve güvenilir olmanın yanında şefkatli bir tedavi ve şifa sanatı olarak nitelenmektedir. Fakat elbette bu alan, istismara açık ve denetimsizdir. İnanıyorum ki, bu konuda yapılacak bilimsel çalışmalar, insanlığın kadim şifa kaynağını, modern dünyaya yeniden kazandıracaktır. Bunu sağlamak, gelecek nesillere borcumuzdur.

Burada İslam ülkelerinin çok değerli temsilcileri, Hanımefendileri var. İnanıyorum ki, sağlık alanında olduğu kadar başka alanlarda da birikimlerimizi paylaşmak, hepimize güç katacaktır.

Kıymetli Kardeşlerim;

İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında, İstanbul’da gerçekleşen bu buluşmanın pek çok açıdan değerli ve önemli olduğunu düşünüyorum. Zira dünyada Müslüman toplumları yakından ilgilendiren çok büyük ortak sorunlar var. Ne yazık ki, dinimiz İslam, terörle özdeşleştiriliyor. İslamofobi, insanlık nezdinde Müslümanları korku kaynağı haline getiriyor. Öte yandan, Suriye’deki savaştan kaçan çocuklar, Akdeniz sahillerinde kendilerini ölüme teslim ediyorlar. Tüm bunlara karşı güç birliği yapıp ortak bir duruş sergilemeliyiz.

Allah, müminlerin kardeş olduğunu ilan etmişken, bizler kardeşlerimizin sorunları karşısında duyarsız kalamayız. Benim ülkemde, 3 milyon Suriyeli ve Iraklı kardeşim misafir ediliyor. Lübnan ve Ürdün’de de Suriyeli mülteciler olduğunu biliyorum. Fakat dünyanın geri kalanı ne yazık ki, bu konuda sessiz... Özellikle Batılı ülkeler, bu insani kriz karşısında sorumluluk üstlenmiyorlar. İslam âleminin ve insanlığın refahı bizlerin gayretine bağlı… İslam dünyası, potansiyelinin farkına varmalıdır. Ayrılıkları bir tarafa bırakarak, Müslümanların izzetini korumak için işbirliği yapmalıdır. Bu buluşmanın, birlik ve beraberliğimizi artırmaya vesile olmasını diliyorum.

Sözlerimi, bu toplantının temasına uygun olarak, sağlıklı ve güçlü bir ümmet duasıyla bitirmek istiyorum. Allah’ın verdiği beden emanetine sahip çıkarak, varoluşumuzun amacına uygun yaşamayı temenni ediyorum. Bu toplantıdan çıkacak sonuçların, bizlere ve gelecek nesillere hayırlar getirmesini umuyorum. Rabbimizin, Şafi ismiyle, tüm kalp ve beden rahatsızlıklarımıza şifa vermesini diliyorum. Sizleri ülkemde misafir etmekten duyduğum memnuniyetle, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.