‘Okul Öncesi Eğitim Zirvesi’ Konuşması

09.04.2016

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Kıymetli Katılımcılar;

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Gelecek Eğitimde Derneği’nin samimi gayretleriyle düzenlenen ‘Okul Öncesi Eğitim Zirvesi’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum. İdealist öğretmenlerimizin azmi ve gayretiyle sürdürülen bu çalışmanın, bereketli sonuçlar getirmesini temenni ediyorum.

Erken çocukluk eğitimi, son yıllarda tüm dünyada önemi daha çok fark edilen bir konu… Bir anlamda gömleğin ilk düğmesi olarak kabul ediliyor. Çünkü bu dönem doğru planlanırsa, hayatın sonraki aşamaları da doğru bir istikamet üzerinde ilerliyor.

Malum olduğu üzere, 0-6 yaş arası, büyümenin ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemdir. Zekâ gelişiminin %70’lik kısmının, 7 yaşına kadar tamamlandığını biliyoruz.

Bilimsel araştırmalar, 0-6 yaş grubunda okul öncesi eğitim alan çocukların, gelecekte akademik başarılarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. İyi planlanmış bir okul öncesi eğitim, ileride suça karışma oranını düşüren bir etkiye sahip. Kişiliğin temelleri bu dönemde atılıyor. Eğitimi bir ağaca benzetecek olursak, köklerinin okul öncesi dönem olduğu söylenebilir.

İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. Erken yaşlarda çocuklar hangi davranışları benimser, yaşam biçimi haline getirirse, bu alışkanlıklar onların kişiliği haline geliyor. Kişiliğimiz ise, kaderimize yön veriyor.

Malumunuz, keşfetme ve öğrenme konusunda çocuklar doğal bir eğilime sahip. Onların bu doğal eğilimini yönlendirecek olan ise, aile ve öğretmendir. Burada çok değerli öğretmen ve öğretmen adayları olduğunu biliyorum.

Bir öğretmenin etkisinin nerede biteceğini asla bilemeyiz. Sizler çocuklara ne verirseniz, gelecek odur. Sevgi verirseniz, gelecek sevgidir. Güven verirseniz, gelecek güvendir. Şayet sizler, çocuklara değer verip, onları güvende hissettirirseniz, çocuklar da öğrenme fırsatlarını o kadar iyi değerlendirirler. Çocuk, onun ihtiyaçlarına duyarlı, onu önemseyen bir ortamda büyüdüğü oranda potansiyelini açığa çıkarabilir.

Uzmanlar, bir insanın kendine güveninin, çocukluk yıllarında çevresine duyduğu güvenle kazanıldığını vurguluyorlar. Bu duygunun, sonradan edinilmesi gerçekten çok zor… Güven duygusunun gelişiminde elbette önce ebeveynlerin tutumu büyük önem taşıyor. Çünkü hayata yön veren temel değerler, aile ortamında kazanılıyor. Çocuğun burada öğrendiği tüm olumlu ve olumsuz davranışlar hayat boyu kalıcı izler bırakıyor.

Aile ve okulun bu anlamda çok iyi bir işbirliği içinde olması gerek ki, çocuklar ikilemde kalmasın. Aile ortamı ve okul öncesi eğitim kurumları, bir anlamda hayatın prova alanları. Çocuklar temel insani eylemleri, paylaşmayı, dayanışmayı, birlikte yaşamayı buralarda öğrenip, benimsiyorlar.

Değerli kardeşlerim;

Okul öncesi eğitim hizmetleri, 13 yıl öncesine kadar, daha çok çalışan annelerin çocuklarına yönelik bir hizmet alanı olarak algılanıyordu. Fakat son 13 yılda bu algı değişti. Artık tüm çocukların okul öncesi eğitim alması, bir ihtiyaç olarak kabul ediliyor. Devletimiz bu konuda önemli adımlar attı. Milli Eğitim Bakanlığımızın çalışmalarına baktığımızda, tüm eğitim kademeleri içinde, en büyük ilerleme, okul öncesi eğitim alanında yaşandı.

Bakanlığımız, her çocuğun, zorunlu eğitime başlamadan, en az bir yıl okul öncesi eğitim almış olmasını, kısa vadeli bir hedef olarak belirledi. Bunun sonucu olarak, 2002 yılında %11 olan okul öncesi eğitim okullaşma oranı, bugün itibarıyla 5 yaşta %70’e ulaştı. Keza bu alanda hizmet veren öğretmen sayısı, 14 binden 72 bine çıktı. Bu süreçte okul öncesi eğitimin ücretsiz olması, çocuklarımızın gelişimindeki maddi engellerin ortadan kaldırılması adına önemli bir adım oldu.

Elbette yapılacaklar henüz bitmedi. Bu çalışmaların nihai noktası, 4-5 yaşlarında %100 okullaşmış kaliteli bir okul öncesi eğitim olmalıdır.

Devletimizin çalışmaları yanında, bu alanda gayret gösteren sivil toplum kuruluşlarımızın varlığı, son derece önemli. Son 10 yıldır çeşitli vakıf ve derneklerin bu konuda yaptığı çalışmaları teşvik ve himaye etmeye çalışıyorum. ‘7 çok geç’, ‘Anasınıfsız okul kalmasın’ gibi kampanyalar, bu alandaki farkındalığı artırdı. Yüzlerce okul öncesi eğitim kurumu açıldı.

Gerçekten sivil topluma çok önemli vazifeler düşüyor. Gerek okullarımızın sayılarının, gerekse kalitelerinin artırılması noktasında yapılabileceklerin sınırı yok. Gelecek Eğitimde Derneği’ni de bu anlamda tekrar tebrik etmek istiyorum.

Her şey birkaç gayretli eğitim gönüllüsünün çabasıyla başladı. Onlar geleceğe yapılacak en karlı yatırımın, eğitim olduğuna inandılar. Teknolojik gelişmelerin çevremizi kuşattığı bir zamanda temiz bilgi kaynağı olabilecek platformlar kurdular. Bilgi kirliliğinin bu derece yaygın olduğu bir dönemde, sahih olanın esas kabul edildiği bu zemin, son derece değerlidir.

Böylesine kıymetli eğitimcilerle yüzyüze gelmişken, geleceğimizin sizlere emanet olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim. Bu toplum, sizin idealizminiz ölçüsünde güzel bir dünya inşa edebilir.

Öğretmenlik bir memuriyet değil, bir gönül işçiliğidir. Meşhur münevver, Nurettin Topçu’nun ifadesiyle, “Kaderimizin hakikatinin işleyicisi muallimlerdir. Karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu, yine onlardır. Fertler gibi, nesiller de onların eseridir. Farkında olsun olmasın; her ferdin şahsî tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da, yıkan da onlardır.”

Gerçekten, ruh yapımızın sanatkarı öğretmen değil midir?

Kıymetli Kardeşlerim;

Şayet dersleri, hakikatin araştırılması, öğrenciyi, hakikat peşinde koşan insanlar olarak konumlandırabilirsek, insan kalabiliriz. Şayet öğretmenlerimizi, talebelerini diploma avcılığından ilim yolculuğuna taşıyan kişiler olarak yetiştirebilirsek, hedeflediğimiz medeniyet seviyesine ulaşabiliriz.

Sizlerin bu gerçeğin farkında olduğunuzu biliyorum. Zira, bu nedenle buradasınız. Umuyorum ki, sizlerin heyecanı, azmi bütün eğitim camiamızı kuşatır. Sizin gibi öğretmenler sayesinde, çocuklarımız hem çocukluklarını yaşayabildikleri, hem de hepimizin yüzünü ağartacak vasıflarla donatıldıkları bir eğitim ortamına kavuşurlar.

Çocuklarımız, gelecekte iyi mesleklere sahip olabilir. Çok önemli makam ve mevkilere gelebilir. Ama onları önce ‘iyi birer yürek’ olarak yetiştirelim. Çocuklarımıza vereceğimiz en güzel şey, onlara ayırdığımız zamandır, sevgidir. Elbette bunun için sadece sevgi sözcükleri yetmez. Zira, sevgi kelimelerle karşılanmaz. İnsanı sevmek, onu en doğru şekilde inşa edebilmektir. Çocuklarımızın nasihatten çok örneğe ihtiyacı olduğunu da hiç unutmayalım. Zira,

‘Sanma ki çocuk küçük bir şeydir

Belki bir çocuk en büyük şeydir...’

Değerli katılımcılar,

Sözlerimi ‘Okul öncesi eğitim’ konusu için bizleri biraraya getiren Gelecek Eğitimde Derneği’nin yöneticilerine teşekkürle bitirmek istiyorum. Keza gün boyu sürecek olan zirve konuşmacılarına ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Eminim ki, her biri çok önemli tecrübeler paylaşacaklar. Burada kalıp, onları dinlemeyi gerçekten çok isterdim. Fakat inşallah, zirveden çıkan sonuçları merakla bekleyeceğim. Öğretmenlerimize, öğretmen adaylarımıza, öğrencilerimize, bu zirvenin sponsorlarına ve tüm paydaşlarına içten teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.